3. bölüm · Karanlığın İçindeki Sen

Karanlığın içindeki sen

Ecrin Yağmur

BÖLÜM 3 — KARŞILAŞMA

Sabah olduğunda neredeyse hiç uyumamıştım.

Telefonumu elimden bırakamıyordum. Gece gelen mesajları defalarca okumuştum.

“Anneni bulmak istiyorsan, Karan'dan uzak dur.”

Kimdi bu insan?

Ve nereden biliyordu annemi araştırdığımı?

En kötüsü de Karan Veyran'ın adını nereden biliyordu?

Yataktan kalkıp aynanın karşısına geçtim. Gözlerimin altındaki morluklara baktım.

“Harika,” diye mırıldandım. “Tam bir zombi gibiyim.”

Telefonumu çantama koyup evden çıktım.

Gün boyunca hiçbir şeye doğru düzgün odaklanamadım. Dersler, konuşmalar, telefonumun bildirimleri... Hepsi sanki uzaktan geliyormuş gibiydi.

Aklımda tek bir isim vardı.

Karan Veyran.

Akşamüstü okuldan çıktığımda hava kapalıydı. Çantamı omzuma geçirip kaldırımdan yürümeye başladım.

Tam o sırada önümde siyah bir araba durdu.

Adımlarımı yavaşlattım.

Arabanın camları o kadar koyuydu ki içeride kimin olduğunu göremiyordum.

Bir süre öylece bekledim.

Sonra arka kapı açıldı.

İçeriden bir adam indi.

İlk dikkatimi çeken boyu oldu.

Oldukça uzundu.

Siyah saçları hafifçe dağılmış, açık teniyle keskin yüz hatları daha da belirgin görünüyordu. Üzerinde siyah bir takım elbise vardı.

Ama beni asıl durduran gözleriydi.

Bana bakıyordu.

Sanki beni ilk kez görmüyordu.

Sanki...

beni zaten tanıyordu.

Adam ağır adımlarla bana doğru yürümeye başladı.

İçimde kötü bir his oluştu ama geri çekilmedim.

Yanıma geldiğinde birkaç saniye hiçbir şey söylemeden yüzüme baktı.

Ben ise dayanamayıp sordum.

“Karan Veyran?”

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Demek sonunda adımı buldun.”

Kaşlarımı çattım.

“Beni tanıyor musun?”

“Tanıyorum.”

“Ben seni tanımıyorum.”

“Biliyorum.”

Sesindeki sakinlik sinirimi bozmuştu.

“Benimle ne işin var?”

Karan'ın bakışları bir anlığına yüzümden ayrıldı. Ardından tekrar gözlerime baktı.

“Annen hakkında konuşmaya geldim.”

Kalbim bir anda hızlandı.

“Annem mi?”

Başını hafifçe salladı.

“Evet.”

Bir adım ona yaklaştım.

“Annem hakkında ne biliyorsun?”

Karan cevap vermedi.

“Konuşsana!”

Yüzündeki ifade değişmedi.

“Burada konuşamayız.”

“Neden?”

“Çünkü seni izleyen tek kişi ben değilim.”

İçimdeki bütün cesaret bir anda kayboldu.

“Ne demek bu?”

Karan etrafa kısa bir bakış attı.

Sonra tekrar bana döndü.

“Dün gece sana gelen mesajı ben göndermedim.”

Donup kaldım.

“Ne?”

“Mesajı ben göndermedim.”

“Bunu nereden biliyorsun?”

Karan birkaç saniye sustu.

Sonra cebinden telefonunu çıkardı ve ekranı bana doğru çevirdi.

Ekranda benim numaram vardı.

Altında ise tek bir cümle yazıyordu:

“Derin Demir artık gerçeğe çok yakın.”

Nefesim kesildi.

“Bu... ne?”

Karan telefonunu geri cebine koydu.

“Bunun ne olduğunu öğrenmek istiyorsan benimle gel.”

Başımı iki yana salladım.

“Sana neden güveneyim?”

Karan'ın bakışları sertleşti.

“Güvenme.”

Bir an durdu.

“Zaten sana güvenmeni söylemedim.”

Ardından arabaya doğru döndü.

Ben olduğum yerde kalmıştım.

Karan birkaç adım attıktan sonra durdu.

Arkasını dönmeden konuştu.

“Gelmezsen annen hakkında gerçeği asla öğrenemezsin.”

O an kalbimle mantığım arasında kaldım
Mantığım bana onun tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Ama içimdeki başka bir ses...

Annem hakkında gerçeği öğrenmek istiyordu.