13. bölüm · Karanlığa hapsolmuş

-16-

Vaveyla Kullanıcısı

Neyseki çıkarken kapıyı kapatmıştı da tırnaklarıma kadar

kızardığımı görmemişti. Kendime inanamıyorum az önce beni

öpmesine izin verdim. Neden verdimki! Hayır hayır neden öptü

ki! Ah tanrım ilk kez biriyle öpüşüyorum ve o kişinin jered

olması utancımın üç hatta dört katına çıkmasına sebep oluyor.

Sabah uyanıp da koltuğun üstündeki kutuları görmem dahası

bana hediye almış olmasına karşı hissettiğim duygu karmaşasını

kelimelerle anlatamayacağım biliyorum ama mutluluk en ağır

basanıydı galiba. İçimden ona sarılmak gelmişti hem de sıkı sıkı

ama öpüşeceğimizi tahmin etmemiştim. Dudaklarının

yumuşaklığı ve bedenimdeki ellerinin verdiği his işte onları

kıyaslayabileceğim başka bir tecrübem yok. Ayrılmak istemedim

daha çok öpsün bırakmasın istedim. Bir anda ne oldu bana böyle ,

daha dün annemin ölümünün sorumlusu olmadığını öğrenmem

bugün kendimi kollarına atmama mı sebep sebep olmuştu, nasıl

değişti ruh halim bir gecede, dahası jered nasıl değişti ? Bir gecede

kahvaltı hazırlayacak kadar kibarlaşması biraz garip açıkçası.

Numara yapıyor olabileceğinin düşüncesi zihnimi kurcalasada

öpüşünde samimiyet ve sahiplenilicilik vardı , işte o numara

olamazdı. Off zihnimi daha bu düşüncelerle ne kadar meşgul

edeceğim sanki, kısa bir süre sonra on sekizime gireceğim ve

benimle işi bitecek bir daha birbirimizi görmeyeceğiz nasıl olsa.

Bir kaç gün önce hayatımdan çıkacak olmasıyla havalara uçacak

olsamda şimdi bu düşünce adeta içimi eziyor gibi acıtıyor.

Bıraktığı kıyafetleri elime aldım mavi bir kot pantolon beyaz

tişört ve mavi kot bir ceket... bir önceki kıyafetlerden ne kadar da

farklılar en azından bunlar benim giyim tarzıma daha uygunlar.

Ceketi kaldırmamla arasından düşen iç çamaşırları bir kez daha

tepeden tırnağa kızarmama neden oldu. Lanet olsun onu

reonların arasında elinde iç çamaşırlarıyla düşünemedim hemde

benim için. Kıyafetler ve hediyeler için teşekkür ederken iç

çamaşırlarının konusunu açmamaya karar vererek banyoda

üzerimi değiştirdim ve mutfağa indim . Vay be cidden baya güzel

bir kahvaltı hazırlamış , etkilenmedim desem yalan söylemiş

olurum. Zaten masada oturan jered'la aramda bir sandalye

kalacak şekilde yanına oturdum. Ne yakınında oturmaya nede

karşısında yemeye cesaretim olduğunu sanmıyorum. Ben sessizlik

içinde sofrayı izlerken bir bardak kahveyi önüme koyarak kendisi

yemeye başladı. Refleks olarak bende tabağıma biraz peynir ,

domates ve biraz da jambon alarak kahvaltıya başladım.

Tabağımın yarısını yedikten sonra çatalımı masaya bırakarak boğazımı temizledim .

-şey.. jered kıyafetler için teşekkür ederim, dünkü kıyafetlerimi de giyebilirdim sana zahmet olmuş ama yinede sağ ol.

-sorun değil , zaten sana çok yakışmışlar tahmin ettiğim gibi. Biliyorsun bir yerden bir yere gitmek benim için sorun değil.

-a evet o hızlı hareket etme şeyi doğru.

-Aslında hızlı hareket etmiyoruz bir yerden başka bir yere bedenleniyoruz. Kendi iblis formumuza dönüp sonra tekrar insan bedenine dönüyoruz

-anladım, güzel bir özellikmiş , pratik yani.
-evet öyle her nekadar insanların içinde pek kullanma şansımız olmasada.

-neden ki?

-çünkü karşında aniden birinin moleküllerine ayrılarak yok

olduğunu görsen aklını kaçırırdın. Sana söyledim ya herkes ait

olduğu kalmalı , bu yaptıklarımızla dünyanın sıradan yapısının bozulmasına neden oluyoruz.

-boşversene dünya siz iblisler olmasanızda yeterince bozuk bir durumda olurdu zaten . Biz insanlar istediğimizde sizi parmağımızda oynatabiliriz.

-işte bu konuda haklısın, sana katılıyorum.
Kahvaltımızı bitirince sofrayı toplamak istesemde izin vermedi.

-Evi toparlayıp temizlemek için birkaç kişi gelecek onlar halleder. Leila eve geçmiştir daha fazla dikkat çekmeyelim seni eve bırakayım istersen.

-evet haklısın eve gideyim ben . Çantamı ve telefonumu bulduğumda gidebiliriz...

Daha sözümü bitirmeden ortadan kayboldu birkaç saniye sonra tekrar belirdiginde elinde çantam ve telefonum vardı uzattığı Çantamı aldığımda

-gerçekten haklısın herkes böyle bir durumda aklını kaçırabilir.

-tabikide haklıyım , ben hep haklıyımdır . Kıyafetlerini yıkattırıp hediyelerinle beraber getiririm.

-sorun değil ben yıkatırım.

-hayır hallederim hadi gel.
Bahçeye çıkıp dün geldiğimiz arabaya binerken gülümsedi.

-Bu kez baştan uyarayım tüm o kesici delici aletlerini kendine sakla çünkü iyileşiyor olması acımadığı anlamına gelmiyor.

Suçluluk ve utanmışlıkla başımı kucağımdaki ellerime indirdim huzursuz hissettiğimi fark etmiş olacak ki omzuma dokundu

-sadece şaka yapıyordum , o zaman benden korktuğunu ve seni öldüreceğimi düşündüğünü biliyorum ama artık aramızda böyle bir yanlış anlaşılma kalmadığına göre birbirimizin üzerine atlamamıza da gerek kalmadı.

Gülümsemeye çalışarak bende ona baktım çünkü o konuşurken

sürekli göz teması kuruyordu.

-evet ,kalmadı ve merak etme bu kez "kesici ve delici" aletlerim yanımda yok .

O da cevabıma yarım bir tebessümle karşılık vererek sürücü

koltuğuna oturdu ve evime doğru yola çıktık. Evime yaklaştığımız

her saniye şehirde sebep olduğum yıkıma daha yakından bakma

şansım oldu ve kendimden utandım umarım kimseye zarar

vermemişimdir. Yolda sohbet etmedik sadece radyodan çalan

şarkıyı dinledik . "Walk in the clouds" güzel şarkıydı gercektende.

Camdan dışarıyı izliyordum ve caddedeki evler artık tanıdık

gelmeye başlayınca geldiğimizi anladım. Beni bıraktığı için jered'a

teşekkür ederek eve doğru yürümeye başladığım sırada yan evin

köşesinden beni izleyen bir kadın gördüm dönüp etrafa uzun

uzun bakınca hala gitmemiş olan jered kornaya basınca kendime

geldim ve girdiğim trans halinden çıkarak ona döndüm

gülümseyerek birsey yok manasında elimi kolumu sallamaya

başladım.ardından arabasını çalıştırıp uzaklaştı bende öylece

baktım bir süre arkasından. Daha birkaç gün önce beni buraya

bıraktığında boğazını kesmiştim şuansa uzaklaştıkça üzerimi bir

hüzün kalıyormuş gibi hissediyorum, acaba büyü falan yaptırmış

olma olasılığı yüzde kaç? Hayır yani yapmış olma potansiyelide

yok değil. Sanki aradan yıllar geçmiş gibi geliyor. Eve girdiğimde

vestiyerde ceketini ve ayakkabılarını göremeyince leilanın hala

gelmediğini anladım . Odama çıkıp Çantamı bıraktım ardından

dün barda luciferle olan karşılaşmamız aklıma gelince sinirlerim

tepeme çıktı. Nasılda cana yakın davranmıştı beni samimiyetle

kandırmaya çalışmıştı tanımamışlıktan gelmişti oysa kim

olduğumu zaten biliyormuş! Bir de bana jered'ın dedikodusunu

yaptı pislik herif adı şeytan! Oysa ona ısınmıştım halbuki oda

diğerleri gibi çıkarları için kullanmaya kalkmıştı beni.. ama ben

bu pisliğini onun yanına bırakmam illaki söyleyecek bir kaç

kelimem var . Telefonumu elime alarak arama motorunda lucifer

morningstar ismini arattım. Tabikide önce teolojideki şeytan

satanistler falan gibi beklenen şeyler çıktı ama sayfayı biraz

kurcalayınca işte orada.. büyük milyarder lucifer Johnson. Heh

johnsonmuş morningstar yazdıramamış tabi. İnternetin güzel

yanıda bu işte aradığın herseye ulaşma imkanın var. Luciferin ev

ve iş yeri adresini alarak evden çıktım . River arabamı getirmediği

için taksi çağırdım önce evine gitmeye karar verdim. Adamın

seattle'nin göbeğinde gökdeleni varmış internetten aramasam

bulurmuşum zaten. Taksiciye ödemesini yaparak binaya girdim

ve cidden burada resepsiyon var , ne biçim zengin bu adam.

Resepsiyonda ki kadına yaklaşıp selam verdim.

-merhaba ben bay lucifer johnsonla görüşmeye gelmiştim daire numarasını öğrenebilirmiyim acaba?

-hoşgeldiniz hanımefendi, bay lucifer bugün evdeler isterseniz arayıp müsait olup olmadığını sorabilirim. İsminizi öğrenebilirmiyim?

-evet iyi olur , ben Sarah... Sarah even.

-pekala bayan even bir kaç dakika bekleteceğim sizi.
-sorun değil

-alo bay lucifer rahatsız ettiğim için üzgünüm ama bir hanımefendi sizinle görüşmek istiyor.. hayır efendim öncekilerden biri değil..bayan Sarah even.. evet..evet tamam bay lucifer dairenize gönderiyorum iyi günler efendim.
Sizi bekliyor daire numarası 666 enüst kat iyi günler.

-teşekkürler

Vay be işte zengin olmak böyle bir şey. Asansöre binerek en üst

katın düğmesine bastım ammada çok düğme var ama kesin ironi

olsun diye daire numarasını öyle seçmiştir yoksa o kadar daire

olduğunu sanmıyorum. Sırf en üst kata çıkmam neredeyse

on-onbeş dakikamı aldı tabi asansör her katta durup salak salak

açılıp kapanarak vaktimi çalmasaydı daha öncede çıkabilirdim.

Ona ne söyleyeceğimi bilmiyorum ama beni salak yerine

koyamayacağını anlamasını sağlayacağım. Kapılar kayarak

açıldığında bu kattaki tek daireye doğru ilerledim. Kapıda

bekleyen kadın gülümseyerek beni içeri aldı.

-Hoşgeldiniz bayan evan , ceketinizi alabilir iyim?

-hayır teşekkürler çok uzun kalmayacağım.

-Peki efendim buyurun bay lucifer sizi içeride bekliyor.

İşaret ettiği taraftan geçince müthiş ötesi güzel bir oturma odası

ve manzarasıyla karşılaştım. Hani jeredin evine güzel demiştim

ya burası onun bin katı falan olabilir. Oranın tek sıkıntısı fazla

siyah beyaz olmasıyken burasıda fazla parlak ve gösterişli

olmasıydı. İçeri girdiğimde lucifer elinde alkol bardağıyla camın

önünde durmuş dışarıyı izliyordu. Üzerinde kumaş rahat bir

pantolon ve içine koyduğu tişörtle dünkü halinden o kadar farklı

görünüyordu ki , daha samimi ve daha cool. Odaya girdiğimi fark

edince bana döndü ve bardağını kenardaki kadına vererek yaklaştı. Masumane bir şekilde gülümseyerek elini uzattı.

-hoş geldin Sarah aslında gelmene çok şaşırdım, beklemiyordum.

-Bende gelmek istemiyordum ama dün geceden sonra...

-aaa evet dün gece benimde aklımdan hiç çıkmadı.

-jered herşeyi anlattı bana .

Yüzü aniden düştü, dediğimi sindirmeye çalışır gibi bir hali vardı.

-nasıl herşeyi anlattı, mesela ne kadarını?

-hepsini. Annemden , anlaşmadan ve ne olduğumdan başlayarak
herseyi. Nasıl yaptın! Utanmadın mı dün beni kandırmaya?

-oturmak istemezmisin? Sakince konuşalım.

-hayır oturmak istemiyorum sadece... bugüne kadar hayatıma giren herkes beni bir şekilde kandırmayı başardı ve ben yinede her seferinde güvenmeyi seçtim. İnsanlardan nefret ediyor olabilirsin ve haklısında , ne kadar kötü olduklarının farkındayım ama ben sana hiçbir şey yapmadım. Dahası sana ısınmaya başlamıştım istisna olduğunu farklı olduğunu düşünmüştüm ama biliyormusun sen nefret ettiğin insanlardan daha kötüsün. Belki bilmek istersin artık jereddan nefret etmiyorum ama senide bir daha hayatımda görmek istemiyorum, ben salak değilim ve sen bana böyle davranamazsın! Benden uzak dur ben senin çıkarların için kullanabileceğiniz bir oyuncak değilim!

-hey hey Sarah gitme dur, yanlış anlamışsın , evet sarahı biliyordum ama greetchenin kızı olan sarahi biliyordum seni barda gördüğümde o kız olduğunu anlamadım sadece jeredın arkadaşı olman ilgimi çekti sonra adını öğrenince... bak kötü bir başlangıç yaptık ama düzeltebiliriz, aramızın kötü olmasına gerek yok.

-hayır seninle artık bir ilgim olsun istemiyorum. İyi günler dilerim sana sonuçta bir daha birbirimizi görmeyecegiz nasılsa.

Başka birşey söylemesine fırsat bırakmadan arkamı dönerek

çıktım. asansöre ilerlerken adım seslerinden arkamdan geldiğini

anladım ama yinede birsey söylemedi. Asansöre bindiğimde

kapının girişinde durmuş ellerini sarı ipek saçlarının arasından

geçirerek baktığını gördüm ama hayır pişmanlık duymayacağım çünkü bana haksızlık yapan onlar.