2. bölüm · KARACA
1. Bölüm
O gün Valleri malikanesinden ayrıldıktan sonra Arden ailesi Rusya'ya dönmüşlerdi.
Uzun yıllardır hiç dönmemişlerdi geri
Onlardan bir daha haber alınamamıştı.
Yekta bir daha Yeval'den haber alamamıştı.
Aradan 18 yıl geçmişti.
Yekta 28 yaşındaydı,Yeval ise 23 yaşına gelmişti.
Yekta her zaman evinin önünde otururdu kimse fark etmese bile,anlamasalarda o hala Karaca'sını bekliyordu.
Eskiden de şimdi de.
O hep Karaca'yı beklemişti.
Yaptığı o resmi evinde saklıyordu.
Yeval ise aradan geçen o uzun zamanda aklına arada sırada Yekta gelirdi.
Babası onu hiç bilmediği nedenle o evden hızlıca çıkardıktan sonra çok özlemişti Yekta'yı.
Hep ona gitmek istemişti,ağlamıştı.
Babası ona her şeyi anlatmıştı.
Yeval her şeyi öğrendikten sonra Yekta'dan nefret etmişti.
Özlese bile sesini çıkarmamaya başlamıştı.
Küçüktü anlamıyordu bazı şeyleri.
Büyüdüğünde ise hala Yekta'dan uzak durması gerektiğini düşünüyordu.
Babası hep ona anlatıyordu.
Yeval ondan uzakta kalmıştı her zaman.
Ama kaderden kaçamazdınız.
Kaderinizde varsa tekrar bir araya gelmek oluyordu bir şekilde.
Yıllar sonra sayılı ailelerin olduğu bir davet düzenlenmişti.
Valleri ve Arden aileleri de olacaktı.
Valleri'lerin haberi vardı ama Arden'lerin, Valleri'lerin orada olacağını bilmiyordu.
Kader tekrardan Yekta ve Yeval'i bir araya getirmiş ve kader ağlarını onlar için tekrardan örmeye başlamıştı.
⋆。°✩ 🦌✩°。⋆
YEVAL KARACA ARDEN
Üzerimde saçlarım ile uyumlu Koyu kırmızı bir elbise vardı askılı.
Saçlarımı her zaman olduğu gibi düzleştirmiştim.
Yüzümdeki çilleri ise kapatıcı ile kapatmıştım.
Davet alanına çoktan varmıştık.
Bizim için ayrılımış masada Annem,Babam ve kardeşim Vasil ile oturuyorduk.
Vasil ile yan yana oturuyor herkesi eleştiriyorduk.
Vasil kulağıma tekrar eğilerek "Yan masaya bak cırtlak pembe elbise giymiş sarışın, çingene falanmısınız kanka?" gülerek hafifçe yan masadaki kadına baktım.
Üzerinde gerçekten cırtlak pembe bir elbise vardı,sarı saçlarını kabartmıştı yüzünde ise ağır bir makyaj vardı.
"Azrail gelse benim aradığım kişi bu değil der geri döner." dedi Vasil.
Kendimi tutamayıp kahkaha attıktan sonra Vasil ile gülmeye başladık sessizce.
"Uçağa binse 50 ton makyajdan uçak düşer." dedim gülmemin arasında.
Bizden iki masa uzaktaki oturan adamı işaret ettim.
"Çok yakışıklıymış!" dedim.
Vasil gösterdiğim yere baktıktan sonra yüzünü buruşturdu.
"Bu ne be? kıçım daha yakışıklı." gözlerini devirdi.
"Pardon? neresini beğenmedin?"
"Sen neresini beğendin kızım?" dedi sinirle.
"Taş gibi adam nesi var?"
"Taş dediğin kaldırım taşı olabilirmi canım?"
"kıskanma aç köpek az ötede havla."
"Kaldırım taşının nesini kıskanıcam be!"
Adama bakmaya devam ederken misafirler gelmeye devam ediyordu.
Babam sanki bir gerilmişti ama aldırmadım.
Kesmem gereken yakışıklı bir adam var.
Annem ve Babam masadan kalkmıştı bize kalkmamamızı söyleyerek.
Ben adama bakmaya devam ederken Vasil hafifçe kafama vurdu "Kesip durma şu kaldırıp taşını."
"Of vasil!" gözlerimi devirdim sinirle.
Sonra masadan kalktım "Lavobaya gidicem ben."
"Annem ve babam masadan ayrılmayın dedi."
"Altıma işeyecek halim yok ya Vasil!"
Vasil gülerken hızlıca masadan ayrıldım lavaboyu aramaya başladım.
Etrafta yeni kişiler vardı.
Belliki ben adamı keserken yeni kişiler doldurmuştu etrafı.
Hiç fark etmemişim.
Lavaboya girip çantamı aynanın önüne bıraktım düzleştirdiğim saçlarım bozulmuşmu diye kontrol edip makyajımı tazeledikten sonra lavabodan ayrıldım.
Masaya doğru ilerlerken arkamdan bir ses duydum.
"Karaca!"
Ne?
Karaca mı?
Heralde bana seslenmiyorlardır diye düşünerek yürümeye devam ettim.
yürürken arkamdan bir el bileğimi tutarak beni kendine çevirdi.
"Napıyorsun be sapık!" diye bağırdım
hızlıca elimi geri çektim.
"Ne istiyorsun benden ırz düşmanı pis sapık!" diye tekrar bağırdım.
Gülmeye başladı.
"Bir şey istemiyorum nazlı Karaca.
Sadece sorumun cevabını istiyorum."
Nazlı Karaca?
Yekta?
Yüzümü buruşturdum "Ne cevabı be? soru sormadın ki? Biriyle karıştırıyorsun."
Salağa yat kıçı kurtar.
Kafasını hızlıca iki yana salladı.
"Hayır,karıştırmadım. Karaca olmasaydın anlardım." dedi kendinden emin bir tavırla.
"Sen ne anlarsın be!" diye tekrar bağırdım.
"Sen Yeval Karaca Valleri değilmisin?"
Evet o küçükken de soy ismim yerine kendi soy ismini kullanırdı.
Karaca Valleri.
Kafamı iki yana salladım.
"Hayır, ben Yeval Karaca Arden'im." diye düzelttim.
"Valleri." o da beni düzeltti.
"Ya anlamıyormusun? Ben Arden'im!"
"Valleri'sin."
Sinirle gülüp kimliğimi çıkardım sonra yüzüne doğru tuttum.
"Bak! Arden yazıyor. Valleri yazmıyor."
Gözlerini devirip sırıttı.
"Valleri olduğunu kabul etmek için yazması gerekiyorsa bizde resmileştiririz. Hiç sıkıntı yok güzelim."
"Pardon? Nerden senin güzelin oluyorum? bir de neyi resmileştiriyoruz?"
"Doğru sen benim Karaca'mdın. Bir de Valleri olduğunu resmileştiriyoruz."
"Valleri değilim!"
Gülerek gözlerini devirdi "Şimdilik." bir süre sonra devam etti "Ve hala sorumun cevabını alamadım."
Derin bir nefes alarak "Hangi sorun?"
"Ben sana gözlerimi veririm,sen bana kalbini verirmisin?" Ne hala bunun cevabınımı bekliyordu?
Ciddi olamazsın!
"Vermem." dedim.
"Neden?"
"Nedeni yok."
Yüzü düşmüştü kaşlarını çattı.
"Sana tekrar sorucam bu soruyu ve o zaman cevabın evet olacak." dedi fazla kendinden emin konuşuyordu.
Sırıttırken bir anda ciddileşti.
"Saçların?" diye sordu.
Hemen saçlarıma dokundum "Nolmuş saçlarıma?"
"Düzleştirmişsin."
"Evet?"
Yüzünü buruşturdu "Beğenmedim,düzleştirme bir daha dalgalı halini seviyorum." dedi
"Neden?"
"Nedeni yok."
saçlarımı elimle düzleştirerek bıraktım.
"Ben sevmiyorum dalgalı."
"Ben seviyorum ve hep görmek istiyorum."
kafamı aşağı yukarı salladım sadece cevap vermedim arkamı dönüp uzaklaşmaya başladım arkamda Yekta'nın gülme sesi geliyordu.
"Şimdilik görüşürüz Karaca Valleri."
Yine cevap vermeden tekrar masaya döndüğümde annem ve babam da masaya dönmüşlerdi ayakta konuşuyordular.
Babam beni gördüğünde "Nerdeydin?" diye sordu sinirli ve gergindi ama belli etmemeye çalışıyordu.
"Lavabodaydım." diye cevapladım.
"Hadi gidiyoruz." Dediğinde babam "Neden?" diye sordu Vasil.
"Sonra konuşuruz hadi."
Davet alanından çıkarken tekrar o gülüşü duydum.
Yekta'nın gülüşü.
Babam adımlarını durdurdu.
Annem ise endişeli duruyordu.
Yekta gülerek "Kaçıyorsunuz ama neyse görüşürüz Arden ailesi ve Karaca Valleri'm."
Babam kafasını çevirip Yekta'ya bir bakış atarak hızlıca yürümeye başladı.
Annem elimi tutarak babamın arkasından hızlıca arabaya bindik.
Önde babam ve annem arkada ise ben ve Vasil oturuyorduk.
Bir dakika!
Yekta babamın yanında bana 'Karaca Valleri' mi demişti?
Sıçtık!
⋆。°✩ 🦌✩°。⋆
Yol düşündüğümden daha az gergin geçmişti babam bir şey dememişti.
Şükür!
Eve geldiğimizde Vasil odama gelip "O sana ne diye Karaca diyor! Bir de 'Valler'im' diyor! şerefsiz!" bağırdı.
"Ay Vasil! kıskançlık krizini hiç çekemem!" Yataktan kalkıp onu odadan çıkardım.
Kapının ardından söylenmeye devam ediyordu.
Üstümü değişip Mavi pijama takımlarımı giyip yatağa attım kendimi.
Telefonu elime alıp bildirimlere baktım.
Yabancı bir numaradan mesaj vardı.
"582405****; Baban seni hep benden kaçırıp uzaklaştırıyor ama boşa.
Ben hep gelebilirim ki sana."
Gelen mesaj Yekta'dan olduğunu anlamıştım anlamamak için aptal olunması gerekiyordu zaten.
mesajı actığımda bir kaç mesaj olduğunu daha gördüm
"582405****;Hem sevenleri ayırmak günah."
"582405****;Düşmansak bile yanımda düşman ol,canım düşmanım,Kızıl düşman."
"582405****;Ben yarın sana gelicem.
Çok bekledim daha bekleyemem."
Mesajlara görüldü atıp telefonu yatağın kenarına fırlattım.
Uyumaya çalıştım ama Yekta yüzünden uyuyamıyordum.
Son mesaj aklımda dönüp duruyordu.
⋆。°✩ 🦌✩°。⋆
Kader çoktan hazırlanmıştı onlar için.
Yekta bunca yıl bekledikten sonra biraz daha bekleyemezdi.
Tekrar Karaca'nın gitmesine izin veremezdi.
Aralarında o gün olan neyse onu bulucaktı.
Ve ya zaten kendiliğinden ortaya çıkıcaktı.
