1. bölüm / 1
KARA KUYUBÖLÜM 1
Bölümler 1Şu an: BÖLÜM 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
- Yüzüme büyük gelen gözlüklerim artık iyice can sıkmaya başladı. Onları seviyorum, ama sanırım onlardan kurtulmam gerek. Hava henüz kararmadan önce yurda gitmeliyim. Çünkü bayan Edith' in cezaları ile uğraşamam. Onu sevdiğimi ve onun da beni sevdiğini söyleyemem. Burada olduğumdan beri (19 yıl) onunla yıldızımız bir türlü barışmadı. O yüzden de onunla karşı karşıya gelmemek için ondan kaçarım. Çıkışın kapısında arkamdan yaşlı ve kısık bir ses:
- ( Gülerek) Yine bütün kütüphaneyi almışsın Elena.
- Sizi gördüğüme sevindim Bayan Jasmin. Bilirsiniz kitaplar yurtta akıl sağlığımı koruyan tek kaynağım.
- Bilmez miyim ( tebessüm ederek) . Ben de seni bekliyordum.
- Beni mi bekliyordunuz ? Niçin ?
- Sana uzun zamandır vermek istediğim bir kitap vardı, beni takip et Elena. İstersen o kitapları bırak.
- Tabi . Gözlüklerim yüzümde durmuyor sürekli düşüyor beni olur olmadık yerde uğraştırıyordu.
- Bir ara gözlüklerini değiştirelim Elena.
- İyi olur, ama şu an param yok.
Bayan Jasmin bana bakarak güldü. O sevdiğim nadide inslardan biriydi. Bir annem yok ama annelik nasihatleri hep ondan alırdım. Yüzü bir den ciddileşerek , masanın altından tozlu, kalın bir kitap çıkarttı. Eski bir kitaptı, yada masanın altında eskimişti. Farketmezdi gerçi. Üfleyerek onu temizledi. Gözlüklerini düzelterek, ciddileşen yüzünü iyice buruşturarak gözlerimin içine baktı. Kısık sesiyle otur Elena dedi. Şimdi beni iyi dinlemeni istiyorum;
Elimde gördüğün bu kitap tam elli yıldır bu masanın altında. Kulağa saçma ya da ilginç gelebilir. Elli yıldır sahibini bekliyor. Kitap 1960'da yaşlı bir profesör tarafından burada unutuldu. O zamanlar ben yeni burada müdavimlik yapıyordum. Sahibini bekledim ama bir türlü gelmedi. Ben de bunu kütüphanenin en üst rafına koydum. Kimsenin haberdar olmadığı bu kitabı zamanla ben de unuttum. Ansızın aklıma geldi ve onu raftan alıp çekmeceme koydum. Uzun zamandır sana vermek için bekliyordum. Bunu al ve oku. Şimdi daha fazla geç olmadan yurda git, yoksa Edith' ten kaçamazsın.
Bu-
Soru sormanın vakti değil. Daha sonra merak ettiklerini sorar, ben de cevaplarım.
Peki, sonra görüşmek üzere diyip hızlıca ordan uzaklaştım. Yurt çok da uzakta değildi en azından bisikletle.
Akşam yemeğinden sonra odama çıkıp kitabı incelemeye başladım. Adı " Black Well "
Adı tuhaf ve ilgi çekiciydi , ta ki sayfalarını açana dek. Kitap boştu , sayfalarına tek bir mürekkep değmemişti. Acaba Bayan Jasmin yanlış kitabı mı verdi ? Sonuçta yaşlı bir kadındı. Kitabın kapağında karanlık bir delik vardı, tıpkı Kara delik gibi. Siyah sayfalarında bir kaç beyaz leke vardı. Kirlenmiş gibi. Ne de olsa elli yıllık kitap , ilk günkü gibi olmasını bekleyemezdim. Kitabı masaya bırakıp bahçeye çıktım. Yaz artık gelmişti. Bazen ailemle birlikte olup bu güzel yazları değerlendirmek isterdim. Ama ben burdayım. On dokuz yıldır neden burda olduğumu bile bilmediğim bu yaşlı yurttayım. Okulumu da bitirdim ama halan burdan kurtulamadım. Çünkü burası evim. Ve evet ailemi aramayı bıraktım. Burdaysam , yalnızsam iki sebebi var. Ya ailem öldü ya da istenilmeyen bir bebektim. Umarım ikinci ihtimaldir. Yahut babam olacak kişi annemi evlilik dışı bir ilişkiden ötürü beni buraya bıraktırmış olabilir. Gördüğünüz gibi bir çok sebeb var. Ama tek bir gerçek varsa oda istenilmediğim. Hayatım boyunca , hayatımda çok az insan oldu. Zamanla içime kapanık biri oldum. Halk arasında bilinen kelimeyle "Asosyalleştim." Ama yalnız olmayı seviyorum. Sanırım bana iyi gelen iki şey var biri kitaplar biri de yalnız olmak. On yıl önce benimle birlikte yurtta kalan bir arkadaşım vardı. Ama onu bir aile evlatlık olarak aldı. Nerede ve nasıl bir halde olduğunu bilmiyorum. Tek ve son arkadaşımdı da diyebilirim. Onu özlüyorum hiç görmediğim ailem kadar hem de. Okulumu bitirdikten sonra elime geçen parayla yurttan ayrılmayı düşünüyordum. Okulum bitti Ama elimde henüz o kadar param yok. O yüzden de hala bayan Edith' le ve onun bitmek bilmeyen cezalarıyla yaşıyorum. Yurtta çok kişi kalmıyoruz. Sadece otuz kişiyiz. Ve hepimiz de kimsesiziz. Bazılarımız küçüklükten evlatlık olarak başka ailelerin çocukları oldu. Kalanlarımız da hayalleri için yaşıyor. Ve ben, beni de zamanla tanırsınız.
Sabah kahvaltıdan sonra kütüphaneye doğru yol aldım. Bugün cumartesiydi ,yani kütüphane öğleye kadar açıktı. Bayan Jasmin' i aradım. her gün bu saatlerde burada olması gerekirdi. Çünkü kütüphaneyi o açardı. Ama bugün yoktu. Öğlene kadar bekleyecektim. Bu sırada yeni gelen kitaplar dikkatimi çekti. Ama henüz açılmamıştı.
Yarım saat sonra Bayan Jasmin geldi. Meraklı ve heyecanlı bir şekilde onun yanına gittim. Sanırım beni görmeyi bekliyordu. Bana ;
Burada olduğunu tahmin etmiştim Elen'a beni takip et.
Meraklı bakışlarımı Bayan Jasmin ' e yönelterek; yanlış anlamazsanız bana neden boş bir kitap verdiniz. Daha doğrusu neden boş bir kitabı bana vermek için uzun bir müddet beklediniz.
- onun boş olduğu gerçeğine nasıl vardın ?
- Çünkü kitap tertemiz , tek bir mürekkep damlası bile yok bazı sayfalarda beyaz lekeler hariç.
- Kitabın görünmeyen bir kirliliği var Elen'a .
- Nasıl yani ? Görünmez yazı ile mi yazıldığını söylüyorsunuz ?
Başını sallayarak onay verdi. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra, ikimizin de gözleri kitaba değdi. Elena dedi ,ses tonu biraz ciddileşerek.
Sen benim düşündüğümden daha zeki ve hırslı bir kızsın. Bunu sana verirken hiç tereddüt etmedim, o da etmedi. Git ve bir şekilde o yazıları oku. Nasıl diye sorma , soracak olsan dahi bunu cevap bende yok cevabı sende ,şimdi git.
Herhalde diğer basit kitaplara nazaran farklı şeyler öğrenmemi istiyor. Tıpkı görünmeyen bir yazıyı ortaya çıkarmak gibi.. Ama" O " dediği kişi tam olarak kulesi ve neden" O" sıfatını kullanmayı tercih etti?
Oysa ki benden bir kitap yazmamı isteseydi bu bile daha kolay olurdu.
Yurtta araştırmalarıma başladım. Videolar izleyip denemeye başladım. Ama hiçbir şekilde yazı ortaya çıkmıyordu. Ütüyle bile denedim, hatta limon suyu.. Ama hiçbiri yazıyı ortaya çıkartmadı. Yavaşça ümidimi kesmeye başladım. Belki de gerçekten kitapta bir yazı yoktu" görünmeyen bir yazı bile", Bayan Jasmin öyle sansa bile. Ben hengamevi bir şekilde yazıları ortaya çıkartmaya çalışırken akşam olmuştu bile. Kitabı alıp bahçeye çıktım. Bahçede biraz zaman geçirdikten sonra odama çıkıp uyudum.
Aradan bir hafta geçmişti. Kütüphaneye gitmedim. Bayan Jasmin'in karşısına eli boş bir şeklide çıkmak istemedim. Hemde benim hakkımda güzel şeyler söyledikten sonra. Ama kitabta ki yazıyı ortaya çıkartamadım. Kahvaltıdan sonra kütüphaneye gittim. Yolda düşünceli bir şeklide bir yerde eksik bir şey mi yaptım diye düşünüyorken arkamdan tanıdık bir ses ismimi seslenip duruyordu. Gözlüklüydü.
- Kütüphaneye mi ?
- Evet.
- Bende oraya gidiyorum. Birlikte yürümeye ne dersin ?
- Pekâlâ, gidelim.
- Kaç gündür ortada yoksun. Bir ara sağlığından şüphe ettim. Malum kızlar yurdunda olduğundan ötürü haber de alamadım.
İkimizde güldük. Komik değildi ama birinin beni düşünüyor olması beni mutlu etti.
- Düşüncen için teşekkür ederim. ( Tebessüm edip, her zaman dedi.) Geçen hafta kütüphaneden bu kitabı ( ona doğru uzatarak ) aldım.
- Gözlüklü kitabı incelerken bir an şüpheli bir şeklide bana baktı. Ne düşündüğünü biliyorum gözlüklü, muhtemelen kitaplara olan bu ilgimin artık beni delirtiğini falan zannediyorsun ama gerçek şu ki -
- Hayır hayır Elena. Emin ol öyle bir şey düşünmüyorum. Bu kitabın ne olduğunu biliyorum. Sadece bir an şaşırdım. Çünkü -
- Biliyor musun ? İyide bu kit-
- Elena sen bu yazıları ortaya çıkartmak için mi bir kaç gündür ortada yoksun ?
- Evet. Zeki biri olduğunu her zamanki gibi gösterdin gözlüklü. Bir çok şey denedim, ama hiç biri işe yaramadı.
- Elena( yüzü çok ciddileşerek) bu o mu yoksa ?
- Neyden bahsettiğini anlamıyorum. Ben-
- Karanlık bir yerde ay ışığının altında denedin mi hiç? Bu yazılar basit yazılar değil, bu -
- Bu kitabın ne olduğunu biliyor musun ?
- Evet 1954' de bir profesör tarafından yazıldı. Söylenenlere göre de içerisinde başka evrenlere geçit açan bilgiler var. Adı bilim dünyasında hızlıca duyuldu. 1955 ' de peşine düşen bir kaç" kötü niyetli kişilerin " kitabı çalmaması için "yedek bir parçasını yazdı, ama görünmeyen yazılarla. Sonra kitabı hiç kimsenin tahmin edemediği bir yere bıraktı ve ortadan kayboldu. Kimileri başka bir evrene gittiğini düşünüyor, kimileri de öldüğünü yahut öldürüldüğünü söylüyor. Ama gerçeği kimse bilmiyor. Elen'a eğer bu kitap o kitabsa elimizde altın bir bilgi var demektir. İnanamıyorum, mükemmel bir şaka gibi.
- Butün bunları nereden biliyorsun? Bu basit bir kitab da olabilir .
- Geçen sene gittiğimiz müzeyi hatırlıyormusun , Edith' in atla birlikte kaçtığını ?
- Ah! Evet . Tam bir rezillikti.
İkimizde güldük. Gözlüklü ciddileşerek ;
- Müzede bir kaç bilim insanının portresi vardı. İçlerinden tek dikkatimi çeken de "Profesör Robert Anderson ' du". Altında bu bilgiler yazıyordu , ve hâlâ dün gibi aklımda. Bak, kitabın kapağında bile Karanlık deliğe benzer bir cisim var. Tıpkı, tıpkı -
- Kara delik gibi mi ?
Evet, tıpkı kara delik gibi.Bütün bunlar onun eserine çok benziyor. Söylesene nereden buldun?
- Bayan Jasmin verdi. Bana bu kitabi vermek için uzun bir müddet beklediğinden bahsetti.
- Anlamsız, yani sana vermek için neden uzun bir müddet bekledi ki , biraz saçma geliyor.
- Belki o değildir gözlüklü.
Bütün bunlarn gerçek olduğunu kanıtlamamız için gece ayın görünür bir zamanını bekleyelim. Herkes uyurken yurdun bahçesinde bulunalım.
- Hey. Bir dakika, bu ya oysa ne olacak?
- Muhtemelen yazılar ortaya çıkacaktır.
- Gözlüklü, sen bütün bunları bilmek için biraz bu konudan uzak değil misin? Yani bu kitabı bütün bu bilgileri bilmen -
- Elena korkmana gerek yok, her zaman bunlara olan ilgimi biliyorsun. Sadece bana güvenmeni istiyorum.
- Tamam ben aaa, o zaman gece buluşuruz.
- Harika, kaç gibi ?
- Bire ne dersin?
- Korkutucu derim.
İkimiz hem güldük hem de korktuk , ama pek de başka çare yok gibiydi. Çünkü herkesten gizli olmalıydı.
- AA , dinle gözlüklü şimdi eve git , ben de yurda. Elinde toplayabileceğin kadar bilgi toplamaya çalış. Gece tekrardan bir araya geliriz.
- Tamam, hoşçakal.
- Güle güle.
⏩
Bölüm etkileşimi
