Kanlı Hazine kitap kapağı

2. bölüm / 2

Kanlı Hazine

ZEHİRLİ HANÇER

Vaveyla Yazarı: Fidan K

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: ZEHİRLİ HANÇER

Her insan, bir şeyleri kaybetmeden onun değerini anlayamaz; fakat bu fark edişin bedeli her defasında ağır olur. Biz, uzun yıllar boyunca bu kasabada dilenci gibi yaşadık. Ben, kadınların bana verdikleri birkaç temizlik ve yemek işi sayesinde üç beş kuruş kazanıyordum. Alex ise tekne ve gemi temizliği yapıyordu. İkimiz de bu hayattan usanmıştık. Kalbime yıllar önce kazınan intikam duygusu, her gece zihnimde yeniden canlanıyordu. Elime aldığım küçük hançere uzun uzun baktım. Babam ona “biricik kardeşim” demişti.
Derin bir nefes alıp hançeri önümdeki yemek masasına öyle sert sapladım ki, yarısı masanın içine gömüldü. Hava kararmak üzereydi. Erkek kılığına bürünmüştüm; fakat bu kasabada tek kızıl saçlı olan bendim. Saçlarımı gizlemek kolay değildi. Bu yüzden uzun, siyah bir pelerin giyinmiş, şapkasını da başıma çekmiştim. Karanlıkta görünmez olmayı umuyordum. Masada birkaç hançerden başka hiçbir şey yoktu.
Kapı açıldığında gözlerim Alex’e döndü. Alex küçüklükten beri konuşmazdı kasabaya geldiğimizde bize işaret dili öğretmişlerdi. Elinde yeşil bir elma vardı. Yanıma gelip bana uzattı. Gülümseyerek aldım ve koca bir ısırık aldım.“Eee, anlat Alex… Plan ne?” Alex gülümsedi. Simsiyah kıyafetlerinin üzerine o da bir pelerin geçirmişti. “Güneşin doğmasına yakın harekete geçecekler. Gemiye gönüllü katılmayı denedim ama almadılar. Bu yüzden işimiz biraz daha zorlaştı. Hava zifiri karardığında gemiye binip erzak odasında saklanacağız. Bir arkadaşım sayesinde oraya iki koca bira fıçısı koydurdum. İçine gizleniriz, gece olunca çıkarız. ”Sözleri hoşuma gitmişti, kaşlarım çatılmış olsa da içimde bir kıvılcım yanmıştı. Kasabadaki herkes onu severdi; garezleri yalnızca bana yönelmişti. Uzun boylu, yakışıklı, sarışındı… Özellikle de kızların ilgisini fazlasıyla çekiyordu. “Sevdim bu planı,” dedim. O ise gülümseyerek ellerini kaldırdı. “O hançeri birlikte saplayabiliriz. Bu yolda tek değilsin,” dedi ve masaya sapladığım hançeri tek hamlede çekip çıkardı. Ben de gülümseyip masadaki hançerlerden birkaçını aldım, kalanlarını o topladı. Belimdeki kemere hepsini yerleştirdim. “Bekleyelim o zaman,” dedim ve odadan çıktım. Bu eve veda etme vakti gelmişti.
En son yattığım sedirin üstündeki çiçekli tokamı alıp bileğime taktım ve kapıya doğru ilerledim. Alex kapıda beni bekliyordu. Hava iyice kararmıştı; birbirimizi zor gördüğümüz için Alex’in yaptığı işaretleri net seçebiliyordum. Elime aldığım küçük kibrit kutusundan bir kibrit çıkarıp yaktım. Ortalık hafifçe aydınlandığında Alex ellerini kaldırıp,
“Benim peşimden ayrılma. Gemiye bindikten sonra üstteki küçük kapaktan aşağı ineceğiz,” dedi.

Ben de kafamla onayladım. Elimde neredeyse tükenmek üzere olan kibriti söndürüp kapıyı açtım. Alex önden çıkıp eğilerek yürümeye başladı. Ben de kapıyı kapatıp onun gibi eğilerek ilerledim. Evimiz iskeleye yakındı; birkaç evi geçtikten sonra geminin önüne varacaktık. Yavaş adımlarla ilerlerken, kafamdaki şapka rüzgârın esintisiyle düşmesin diye sıkıca tutuyordum.

Bir evin önüne geldiğimizde kapı aniden açıldı. Çitlerin önüne iyice eğilip beklemeye başladık. İçeriden bir ses yükseldi:
“Ahh, mavi gözleri beni çok etkiliyor.”

Kafamı hafifçe çitlerin arasından çıkardım. Bu sabah bana çarpan kızdı: Anna. Onu çok iyi tanıyordum; annesinin yanına defalarca temizliğe gitmiştim. Alex de babasının teknelerini defalarca temizlemişti. Zengin bir aileye sahiptiler; ihtişamlı elbiseler giyer, kasaba halkının aksine kraliyet ailesi gibi bolluk içinde yaşarlardı.

Yanındaki kız, “Bence o da senden gözünü alamıyor tatlım,” dediğinde Anna kıkırdadı. Derin bir nefes alıp bakışlarını gökyüzüne dikti:
“Ah, aşkım benim…”

Sonra bir anda ciddileşip, “O kızıl ucube yanında olmasa her şey daha güzel olurdu,” diye ekledi. Kimden bahsettiğini anlamıştım. Demek bu aptal Alex’e âşıktı ve bana ucube diyordu!

O an ayağa kalkarken Alex de benim gibi anlamış olacak ki hızla kolumdan tutup çekti. İkimiz de dengemizi kaybedip çalılıklara düştük. Çalıların hışırtısı ses çıkarmıştı. Anna, “O ses neydi?” diyerek bulunduğumuz tarafa ilerlemeye başladı. Alex korkudan derin nefes alırken, ben hızlıca ağzını kapattım. Tam miyavlayarak dikkat dağıtmayı düşünürken, Anna’nın babasının gür sesi duyuldu:
“Anna, içeri girin! Bu saatte ne yapıyorsunuz kızım?”

Anna yanındaki kızı da alıp içeri girdi. Biz ise derin bir nefes alarak rahatladık.
Yavaşça düştüğümüz yerden kalkıp limana ilerlemeye devam ettik. Neredeyse tüm evlerin ışıkları sönmüştü. Geminin önüne geldiğimizde içinde iki kişi fark ettik. Daha çok yaklaştığımızda seslerini net duyduk.

“Nöbetçi olarak beni seçtiklerine inanamıyorum. Eve gidip seferden önce karımla vakit geçirmeliydim.” dedi biri.

Diğeri ise hamakta uzanmış, doğrulmadan konuştu:
“Karın varsa seferde ne işin var senin?” diyerek şapkasını yüzüne indirdi.

“Para lazım ve bu seferde bolca bulacağım. Ayrıca ne yapıyorsun sen?” dediğinde, hamakta yatanın yanına gitti.

“Uyuyorum.” cevabını alınca diğeri gülümsedi:
“Peki madem, sen uyu. Ben birazdan geliyorum.” diyerek güverteye doğru ilerledi.

O an Alex ile panikleyip bir ağacın arkasına saklandık. Adam sırıtarak gemiden indi ve evine doğru yürümeye başladı. Sanırım karısının yanına gidiyordu. Adam uzaklaşınca saklandığımız yerden çıkıp gemiye ilerledik. Zor da olsa gemiye bindik. Hamakta olan adamın horlamaları ayak sesimizi bastırıyordu.

Alex yerde duran kapağı yavaşça açtı. İlk başta sakince oturdum, bacaklarımı aşağı uzatıp merdiveni bulduğumda sessizce indim. Alex de aynı şekilde merdivenlere basarak yavaşça aşağı indi ve kapağı kapattı. İçerisi karanlıktı. Cebimden çıkardığım kibritten birini yaktığımda Alex bir gaz lambasını bana uzattı. Elimdeki bitmek üzere olan ateşle lambayı yaktım. Artık birbirimizi rahatça görebiliyorduk.

Geniş bir yerdi; kasalar ve fıçılarla doluydu. Alex elini kaldırıp, “Şu iki fıçıya sabaha karşı gireriz.” dedi. Fıçılara baktım, oldukça büyüktüler ama onlardan bir sürü vardı.

“Alex, peki sonra ne olacak?” diye sordum.

Alex önce yüzüme uzun uzun baktı, sonra “Bilmiyorum.” dedi ve yere oturdu. Ben de yanına bağdaş kurarak oturdum. Cebimden minik bir şişe çıkardım.

“Birkaç gün içinde tüm mürettebat ölecek ve gemi bize kalacak.” dediğimde Alex elimdeki şişeye uzun uzun baktı. Sonra hızla dönüp, “Nereden buldun bunu?” diyerek elimden almaya çalıştı. Fakat elimi hızla çektiğim için şişeyi tutamamıştı.

Onun içinde hep bir merhamet, bir vicdan vardı. Bende mi? Hayır. Ben acımazdım. Herkesi zehirleyip bu geminin sahibi olacaktım.

“Nereden bulduğumun önemi yok. Bu gemi bizim olacak. Hem babamı öldüren o adi herifi hem de hazineyi bulacağım.” dediğimde Alex derin bir nefes aldı.

Kendimiz için boş bir fıçıya erzak ayırmıştık. Daha sonra tüm erzakların üstüne azar azar zehir damlatmaya başladım. Bira fıçılarından birine de bolca döktükten sonra boş şişeyi bir örtünün altına sıkıştırdım.

Sabah olmasına az kalmıştı. İkimiz de en arkadaki fıçılara girmek için ilerledik. Yuvarlak bir camın tam yanındaydım. Güneş doğuyordu ve kalabalık sesleri geliyordu. Alex benim gireceğim fıçının kapağını açtığında yavaşça içine girdim. Açtığı birkaç delik sayesinde rahatça nefes alabiliyordum. Hatta tam karşımdaki delikten buraya gelenleri de izleyebiliyordum.

Yavaşça yana döndüm ve kenardaki delikten cama baktım. Evet, şenlik başlamıştı. Herkes çocukları veya eşleriyle vedalaşıyor, onları uğurluyordu. İçimde garip bir his vardı; acıma değildi bu his. Tam tersi, beni babamdan ayırana karşı içimde tekrar bir kin yeşeriyordu. Şimdi bazı çocukları babasız bırakacaktım ama umurumda değildi. Bazen bencil olmazsan kaybedersin; özellikle de benim hayatımda bencil olmazsan ölürsün.

Bir süre sonra herkes gemiye binmişti. Gemi hareket ettiğinde, küçük bir delikten karadaki insanların el salladığını görüyordum. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Biraz dinlenmek bana iyi gelecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 1beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18