4. bölüm · KANLİ AŞK
.
Bölüm 4 – Planlar ve Mesajlar
Babamın gölgesi hâlâ üzerimdeydi. Her adımımda, her nefesimde onun kontrol isteği ve öfkesi hissediliyordu. Ama Hazal… Hazal’ı kaybetmeye asla izin veremezdim. İçimde iki yönlü bir savaş vardı: babamdan kurtulmak ve onu korumak.
O gece, karanlıkta otururken kafamda planlar kurmaya başladım. Her şey dikkatlice hesaplanmalıydı. Eğer Hazal’ı güvende tutmak istiyorsam, onu kendi kontrolüm altında tutmalıydım. Ama bunu yaparken, kimseye zarar vermemeliydim… özellikle de ona.
Telefonumu elime aldım ve parmaklarım hafif titredi. Ekrana baktım, Hazal’ın adı beliriyor. Bir mesaj yazmaya başladım:
"Müsait misin?"
Gönderdiğim an kalbim hızla çarpmaya başladı. Birkaç saniye geçti ve telefon titredi. Mesajdı:
"Kimsin?"
Doğru hazal numaramı bilmiyor, çünkü biz daha önce konuşmamıştık, lazım olur diye babası bana vermişti.
Cevap verdim:
"Teoman ben"
Aramızda kısa bir sessizlik oldu, ama sonra geldi:
"Numaramı nerden buldun?"
"Ya nereden bulduğum önemli değil, sen nasılsın ıyımısın? "
"İyiyim teoman merak etme, noldu niye soruyorsun? "
"Seninle konuşmam gereken bir konu var, diyorum ki buluşalımmı sahilin önünde? "
"Tamam olur nezaman"
"Şimdi"
"Tamam konum at geliyorum"
Konum verdim. Sakin, ama bir o kadar da gergin bir şekilde planımı kuruyordum. Onu yakından takip edecektim, ama fark etmeyecek şekilde. Amacım tehlikeleri önceden fark etmek ve kendi gölgemde tutmak.
Buluşma zamanı geldiğinde, kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Arabamın içinde otururken, her köşeyi dikkatle gözlemledim. Hazal’ın hayatını korumak için her şeyi yapabilirdim; ama bu süreçte kendimi de kaybetmemeliydim.
Telefonuma tekrar baktım. Mesaj atmalıydım:
"Bekliyorum seni."
Hazal kısa bir mesajla yanıtladı:
"Tamam geliyorum."
Onu gördüğümde… gözlerimde o tanıdık boşluk ve acı karışımı vardı. Ama aynı zamanda içimde tuhaf bir huzur belirdi. Yanına yaklaştım, ama hâlâ mesafeyi korudum. Onu izlemek, onunla konuşmak… içimde hem koruma hem de korku duygusunu bir araya getirdi.
“Selam,” dedim, sesim mümkün olduğunca sakin.
Hazal bana baktı ve hafif bir gülümseme belirdi. “Selam, Teoman. Her şey yolunda mı?”
“İyi sayılır… ama seninle konuşmam gerekiyor,” dedim, gözlerim kararlı. “Kısa bir yürüyüş yapalım mı?”
Hazal başını salladı. “Tamam.”
Yürürken, kafamda planlar dönüyordu. Babamın gölgesi hâlâ üzerimdeydi, ama Hazal’ı yanımda tutmak için her şeyi göze alabilirdim. Ona bir şey olursa… kendime asla affetmezdim.
Her adımda, hem koruma hem de bir adım ileriye gitme planımı düşündüm. Hazal’ı kendi alanımda, güvenli bir şekilde tutmalıydım. Ama bunu yaparken, onun özgürlüğünü elinden almadan… sadece tehlikelerden uzak tutmalıydım.
Bu yürüyüş, sadece bir buluşma değildi; aynı zamanda Hazal’la aramızdaki bağın güçlendiği, benim karanlık planlarımı ilk kez gerçeğe dönüştürdüğüm bir prova niteliğindeydi.
Ve o an, içimde bir ses fısıldadı:
"Bunu başaracaksın, Teoman. Ama dikkat et… kaybetmek istemediğin biri, aynı zamanda seni de kaybetmekten korkuyor."
Hazal’a baktım; onun gözlerinde hâlâ korku vardı ama aynı zamanda bana karşı bir güven ışığı. Bu güveni kaybetmeyecektim. Planımı uygulayacak, babamın gölgesinden sıyrılacak ve onu koruyacaktım… ne olursa olsun.
O gece, sessizlik ve karanlıkta yürürken, içimde hem tehlike hem de umut vardı. Ve ben biliyordum ki, bu yürüyüş sadece bir başlangıçtı. Planım, Hazal’ı korumak ve babamın dünyasına karşı durmak üzerine kuruluydu.
