2. bölüm / 2
Kanın son nefsi2. Bölüm
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben Rojda ,kendi hayatı ve geleceği bir kan davasına bakan, Bir kere bile babası tarafından başı okşanmayan.şided,hided ve piskolojik baskının alâsını gören rojda.şu an işe çocukların oradan oraya koşturdukları kocaman kazanlarda yemek pişirdikleri,insanların ortada halay çektigi bir düğünde bir nikâh masasına oturdum ve bu düğün kendi düğünumdu.....
Yanımda it Baran oturuyordu. Onun yanında abisi Yaman ve eltim Alya vardı eltim, tamam kabullenmek biraz zaman aldı ama Alya ,tatlı, kumral saçlı ve çok slay bir insandı.hatta bana eltoş demeye bili başlamıstı.Benden 2 yaş büyüktü barandanda 3 yaş küçük.Ama az önce duyduğuma göre Baran ona abla diye sesleniyordu.Birkaç dakika sonra Baran bir anda sinir ile soluyup kalktığında Yaman abide arkasından gitti
Yazarların anlatımı ile
Baran nikâh masasından kalktıktan sonra hızla soylu konağının önüne park ettikleri upuzun,masereti, Ferrari,BMW yığınının içinden siyah,gece olmasına rağmen parlayan carevellanın birine atladı.Tam anahtarı takıp arabayı çalıstıracaktı'ki abisi anahtarı tek hamlede elinden kaptı.Tamam Baran ne kadar güçlü ve heybetli olsada Yaman onun bir tık daha güçlü haliydi.yaman "napıyon oğlum sen, düğünün başlıcak şimdi, evlencen ya hani" diyince baranda sinir ile soluyup "tenim dilân"dedi bu kürtçe bir küfürdü.yaman ise" kes lan, biraz daha fazla burada durarsak annem oğlumu kaçırdılar diye kıyameti kopartır" diyince Baran kafasını direksiyona yasladı "of" diyerek kafasını direksiyona vurdu bidaha ofladı ve bidaha vurdu
Bidaha
Bidaha
Bidaha
En son ise "Ben aklımın taa...." Diye devam etti. Yaman kardeşinin iyi olmadığını anlamış olucak ki "lenn sen ne çabuk büyüdün daha dün el kadar bebeydin" diyince arabadan inmeye yeltenen abisine ters ters baktı. Sonra ise uzatmayip oda indi carravelladan.
💍
Şu an takı töreninde Baran iti ile bana para takılıyodu hatta para demek ayıp olurdu çünkü resmen direk kuyumcuyu takıyorlardı. Bizim konağın bahçesinin taa en başından konağın çıkışındaki arabaların oraya kadar upuzun bir takı takma sırası vardı ama daha takı takmaya başlamamışlardı çünkü önce yüzükler falan takılacakmış. maşallah nişanı kınayı düğünü sözü her şey aynı güne sığdırdılar. Babam ve yanında bir hizmetçi gelirken hizmetçi elinde tuttuğu nişan tepsisindeki yüzük şunu babama doğru uzattı babamı aldığında önce baran'a sonra ise bana doğru eğilip yüzükleri takmaya başladı. ben seni hiçbir şekilde gülmüyordum ama babam sahte de olsa en azından bir gülücük takmıştı yüzüne. Baran'a yüzünü taktıktan sonra sıra bana gelmişti bana doğru yüzüğü taktığında daha doğrusu takmaya çalıştığında yüzüğü acımasızca parmağımin en dibine ittirmişti ben hafif bir inleme ile"ah"deyince çaktırmadan daha çok yüzü parmağıma ittirdi. Gözlerimi kapattım ve bu anın geçmesini bekledim açtığımda baran'ın gözlerin hafiften parmağımda ve üzerimde hissetmiştim.babam ise bunu bana inat olsun diye yapıyordu.ama benim uluşan konağına gittikten sonra yüzüğü fırlatıp bir daha takmama gibi planlarım vardı. İnşallah yüzük çıkardı ama, yüzük çıkmazsa parmağım çıkana kadar yüzüğü çıkartmaya çalışırdım. parmağımın acısını çok fazla hissetmemek için kendimi sıktığım için gözümden istemsizce de olsa bir yaş aktı. Kimse görmeden sildim veya sildiğimi düşünüyordum.....
4 saat sonra
Büyük bir kovboy ile sonunda hiç istemediğim uluşan konağına gelebilmiştik. Arabada gelirken arka koltuğa oturup hiç konuşmamıştık it ile. şimdi ise konağın merdivenlerden çıkıp odaların olduğu kısma gelmiştik, ben ise
"Benim odam nerede"diye sordum o da karşımızdaki odayı gösterdi. Başımı yukarı dikip kıvırta kıvırta yürüyordum ki o da bana üstten üstten küçümser bir şekilde bakıyordu. Elimdeki küçük bavulu odanın ortasına fırlattığımda o da arkamdan odaya girmişti onu gördüğünde gözlerim fal taşı gibi açılmıştı
"sapık,ne arıyon sen benim odamda" diye bağırmıştım,
"Senin odansa benim kayınçommu
Benimde odam"demişti
Ona cevap vermeyip odanın içindeki lavaboya girdim üstümü değiştirdikten sonra hızlı yüzüğü çıkartmaya çalıştım ama çıkmıyordu. kendi kendime ofladıktan sonra, dayanamayıp parmağımdaki yüzüğü parmağımla beraber banyodaki el yıkama yerinin mermerine vurdum, vurdum vurdum ve daha çok vurdum ama çıkmıyordu"çık artık Allah'ın cezası"diye yükselmiştim bu yükselişimle beraber lavaboya baran'ın dalmasıyla ters bakışlarımı ona çevirdim."kapıyı çalsana it"
"Ne oldu eline"
"Ya bak oğlum, sana ne ya sana ne sen kim oluyorsun beni merak ediyorsun"beni umursamayıp elimi elinin içine aldı. Tam yüzümün olduğu kısma dokunacakken elimi bir anda geri çektim"ya bıraksana"demiştim ama o benim söylediklerimden bağımsız olarak"kangren olabilirsin"olabilirsin demişti çatallı bir sesle
"Sana ne ya sana ne ne olursam olayım"."ayrıca şunu unutma ki bizim evliliğimiz gerçek bir evlilik değil, aşk ya da mantık üzerine kurulmuş bir evlilik de değil. Sadece bir kan davası için. Eğer bir daha bana dokunmaya kalkarsan bu kan davası bir daha başlar"sözlerime karşılık öyle mi der gibi kaşlarını kaldırıp bakış attıktan sonra odadan dışarı çıktı
🩸🚬
Baran rojda'nın parmağındaki çıkmayan yüzü gördükten sonra, kendine konaktaki bir arabaya atmıştı.
Hızla abisine aramıştı normalde aynı konakta hatta yan yana odalarda kalıyorlardı ama saat gece 1 suları olduğu için rahatsız etmek istememişti. O yüzden telefonla aramak en iyisiydi
Uykulu bir ses ile"ne var lan bu saatte"diye açmıştı telefon abisi
"Abi bir sorun var"demişti baran'da. Normalde Baran abisine bir sorun olduğunu söylemese bile Yaman kardeşinin sesinin gerginliğinden anlardı bir sorun olduğunu.
Yaman ise bu gerginliğe karşılık
"Kapat geliyorum" demişti bir anda ciddileşerek.
Baran ilk başı sıkıştığında hep hatta herkesten önce direkt abisine söylerdi,sadece abisine söylerdi. Çünkü biliyordu ki abisi baran'ın bulaştığı beladan Baran çıkartıp kendisi o belaya bulaşırdı. Küçükken de hep böyleydi, şu anda böyle ve hep böyle kalacak. Mesela küçükken yaman'la Baran ilkokula giderken üst sınıflar baran'a bulaştı diye kendisi o çocukları dövüp üstüne bir de babasından önce azar işitmişti. Ama Yaman bu durumdan şikayetçi ve pişman değil yine olsa yine yapardı. Yamanın da baran'ında hiç en yakın arkadaş olmamıştı mesela.çünkü en yakın arkadaştan ziyade hatta sadece arkadaş değil dost değil anne ve babaları olmuştulardi birbirlerinin
Yani baran'ın abime söylersem kızar değil de, abime söylersem halleder diyebileceği bir abisi vardı yamanın da aynı şekilde böyle bir kardeşi.
Birbirlerine gerçekten çok bağlılardır. En fazla 4 sene ayrı kalabilmişlerdi o da zorla. Çünkü ilkokulda ve ortaokulda sürekli kavga ettikleri için Kazım Ağa yani onların babası Yaman'a şehir dışında bir liseye yazdırmıştı daha doğrusu yazdırtmıştı çünkü kendisi o lise bile bir kere gelmedi. Evet babaları yumuşak bir adamla ama bu düşüncesiz olduğu anlamına gelmiyordu.....
Birkaç dakika sonra, Yaman'ın arabaya binip
"Ne yaptın lan"demesiyle bütün bu duygusallık bozuldu.
"Demiri kaçıracağız"demişti çok rahat bir şekilde.
"Ne ne ne, demiri mi kaçıracağız"demişti abisi de
"Evet, sakın bana o Şam şeytanı kılıklı sümsükten korktuğunu söyleme abi"
"Ya gece gece ne adam kaçırması lan. Kız kaçırmamı bu. Sanki her gün adam kaçırıyoz"
"Kaçırmıyor muyuz??"demişti Baran da ama halâ rahattı
Yaman ise uyarıcı bir tonda"abim, kendi adına konuş istersen, ben ben Allah'ına, peygamberine, kitabına ve karısına bağlı olan bir adamın"
"Ayy, hanımcı seni"demişti Baran kınayıcı bir şekilde
"Len sus da niye kaçıracağımızı anlat"dediğinde iş goygoydan çıkıp ciddileşmeye başlamıştı.
"Bugün yüzük takarken rojda'ya biraz farklı taktı, yani parmağını acıtmış ve yüzüğü kesmek zorundayız çünkü çıkmıyor çıkmazsa da kangren olur"
Demişti Baran
Yaman ise işi tekrar goygoya vurup"bakıyorum da tek hanımcı ben değilim"
"Abi saçmalama istersen bizim evleligimiz gerçek değil hiç bir zamanda gerçek olmayacak"
"Orası öyle ama"
"Ama ne abi ama ne, tabii ki de hiçbir zaman gerçek olmayacak, sadece son bir haftadır görüyorum ben o kızı yani neredeyse daha önce hiç görmedim bir kız"
Yaman ise "yoo 5 yaşında gördün"demişti ardından da hayvanca bir kahkaha atmıştı
Arada Bir ciddileşerek arada Bir şakalaşarak konağın önüne varmışlardı bile.
Bu Demir köpeğinin konağa geç saatlerde geldiğini bildikleri için çok fazla kaçırmakta yorulmayacaklar gibiydi. Zaten birkaç dakika sonra Demir tek başına siyah bir arabayla konağın önüne geldi. Arabadan inince birkaç saniye boyunca, Baran ve Yaman'ın olduğu arabaya baktı sorar gibi. Zaten sonra baran'la Yaman aynı anda kapılarını açıp aynı anda yere ayaklarını bastığında
"Hayırdır gece gece,ne beklersiniz konağımın önünde"
"Seni özledik çakma ağa"dedi Baran hala çok rahattı üstelik
"Gelin misafirim olun"dedi Demir de hala olayı anlamamıştı
Yaman ise konuya girip"yok, biz senin misafirin olmayalım çünkü sen bu gece bizim bayağı bir misafirimiz olacaksın"
"Nasıl"dedi Demir
"Atla arabaya"dedi Baran elleri cebindeyken tek kaşı ise havadayken.
"Ben bir şey yapmamısam"
"Biz bir şey yaptin demedik zaten"diyen ise Yaman oldu.
"Daha fazla oyalama bizi de yürü"
Demir ise titreyen bacaklarıyla kafasını ne oluyor der gibi etrafına çevire çevire arabaya bindi. Bir insanı kaçırmak bu kadar kolay olamazdı, adam kendi ayaklarıyla korkudan kendini teslim ediyordu. Tabii olayın ne olduğunu bilmiyordu.
Bir yarım saat sonra, Yaman elindeki silahı Demir bir salaklık yapmasın diye demir'in kafasında tuta tuta yolu tamamlayıp eski tozlu ama bir o kadar geniş hatta içine barsalar sesini yankılanacağı,
Bir depoya gelmişlerdi çok sessizdi ve büyük ihtimalle Mardin sınırındaydılar.
Baran gelirken ne olur ne olmaz diye konaktan 2 araba adam çağırmıştı onlar da hızlarına yetişmiş olmalıydılar ki şu an yanlarındaydılar.
Baran ve yamanın gençliğinden beri onlarla birlikte olan bir korumaları da vardı evet aslında ikisini de arkadaşlarının veya dostunun olmadığı doğruydu ama onlar sadece iki kardeş sayılmazlardı çünkü onların korumaları bir korumadan daha öteydi Baran bir şey olsa ilk abisine söylerdi belki ama abisi bir şey olursa da ilk korumaları memeye söylerlerdi yani namı değer Memo. komik adamdı vesselam
O da arkadan gelen 2 arabanın içindeydi
"Ee ne yapacağız biz bu Çin malını abi"demiştim Memo
"Keşke Çin olsa maalesef yerli malı ülkemizi kirletenler bunun gibiler işte"demişti Yaman ise
"Ne yaptığını anlayana kadar eli kolu bağlı kalsın" sözü de baran'dan çıkmıştı
2 saat sonra
Demir soylu,şu an hayatının en kıritik anında olabilirdi.çünkü karşısında 10-15 tane kaslı ve büyük cüsseli adamlar vardı.ve kendisi çaresizce bağlandıgı sandalyede ne halt yediğini düşünmek ile meşguldü.tâbi bunu halâ anlamamıstı,tâki Baran parmağındaki yüzüğü demire gösterene kadar.o zaman anlamıstı kızı Rojdanın parmağına zarar verdiğini.normalde çok büyütülecek bir olay değildi ama konu barandı işte,yani konu ne kadar güçlü ise olay o kadar büyük olurdu.
Baran konuya girip"aklına geldi ha" demişti.
Demir baranın üstten küçümser bakışları altında yutkunmak ile yetindi.
" B-ben sadece düğünde yüzüğü taktım"demişti nihayet titrek çıkan sesiyle Demir.
Baran ise kısık sesi ve seğiren gözleriyle demire bakıp"nası taktın" demişti
Ses yoktu
Demir sessiz kalmayı seçmişti
Ama bu sessizliği bozan baranın gür sesiyle kükremesi oldu "Nası taktın lann"!!!
Yaman duruma hemen el atıp ,kaş göz işaretleri ile yanındaki adamlara demiri çözmelerini söylediğinde adamlar demiri cözmeye basladı.
Demir şaşkın gözlerle"salıcakmısınız beni ha Yaman"demişti
Yaman'da adamlara yardım ederken kulağına yavaşça "salıcaz salıcazda,şimdi değil daha almamız gereken bir intikam var "dediğinde demiri cözmüşlerdi bile. Gözlerinden acizlik ve çaresizlik fışkıran demirin arkasına Yaman geçti. Yanlarındaki adamlar birazcık kenara çekilmişti Baran demir'in tam karşısına geçmiş abisinden bir işaret bekliyordu. Yaman demir'in kolunu kaldırıp parmağını sıkıca havaya kaldırdı demirin. Baran ise o sürede silahını çıkartmıştı demir'in tam parmağın hizasına tuttuğunda bir gözü kapanmıştı baran'ın. Kısa bir an sessizlik hakim oldu ortama, bu sessizliği Bozan şey ise yamanın baran'a "vur abim"demesi idi. Sonrası ise güçlü bir silah sesi ve demirin çaresiz bağırışıydı. Evet Baran karısının parmağı acıtıldı diye, acıtan kişinin parmağını almıştı daha doğrusu parmak uçmuştu o silah ile. Yaman ellerini birbirine silkerek geri çekildiğinde işlerinin bittiğini gösteriyordu.
Elinle birlikte yavaşça yere doğrulttuğu silah ile demire ilerledi Baran. Halâ çaresizce bağıran Demirin kulağına yaklaşıp"bir daha benim olanı el sürersen,üçünckez süremezsin"demişti Baran"sürecek bir elin kalmaz"diye de tamamlamıştı. Demir ise bir parmağına Bir de baran'a bakarak yutkunmuştu sadece...
🫀
Kangren olmak üzere olan parmağım ile zorla kaldığım odada, oradan oraya dönüp duruyorum yüzüğü çıkartamıyorum ve kafayı yemek üzereydim. Şimdi ne yapacaktım ki doktora gitmem lazımdı normalde ama dışarı bile çıkamıyorum nasıl doktora gidecegim ki diye düşünüyordum. Derken bir anda kapı açıldı gelen Baran itiydi tek gelmemişti, yanında hizmetlilerden biri olduğunu düşündüğüm bir kadın ile gelmişti kadın kafasını eğerek elinde bir tepsi ile içeri girdi.
"Noluyo"dediğimde etrafa ters bakışlar saçıyordum.
"Sana pansuman yapacaklar"demişti odundan farklı olmayan sesiyle Baran.
"İstemiyorum ben pansuman falan iyiyim ben böyle"diyerek öne atılmıstım
"İyi bizde isteyene kadar bekleriz o zaman"diye cevaplamıstı tok sesi
Bende "iyi" diyip kollarımı birbirine bağlayıp ona göz devirdim bir yandan pansuman yaptırmak istiyordum çünkü parmağımdaki baskı giderek artıyordu,ama kendine saygısı ve gurura sahip biri olarak birazda inatçı biri olarak pansuman yaptırmıyordum. Saatte epey geç olmuştu esnemeye başlamıştım derken her yer karanlık oldu sanırım yavaş yavaş uykuya dalıyordum
Ertesi gün
Sabah kalktığımda parmağımdaki yüzük yoktu biraz kızarıktı parmağım ama artık acımıyordu off kesin ben uyuduktan sonra pansuman yapılmıştı iyi de bu kadın hizmetçi mi yoksa doktor mu hizmetçi olsan nereden bilecek yüzük çıkarmay yanıma baktığımda it Baran yoktu yani zaten benim yanımda, yattığım yatakta niye olsun ki dimi???
Birden kapının açılması ile irkildim üstelik uyku sersemiydim
" Günaydın Rojda hanım, hanım ağam sizi kahvaltıya bekliyorda"
Bende "günaydın, tamam geliyormuş diyebilirsin"
Dedim. Zaten bunun dediğimde çoktan çıkmıştı hizmetçi.
Mevsim yazdı ve doğal olarak çok sıcaktı havada kavurucu bir sıcak vardı. Gidip elimi yüzümü yıkayarak üstümü giyindim.
Altıma siyah düz bir pantolon giymiştim üstüne de beyaz, ince, askılı hafif cropumsu bir badi.
Sacımı yukarıdan sımsıkı toplayarak kapıya doğru yürüdüm elimin kapının kulpuna atıp açmaya çalıştım ama açılmıyordu. Hayır bu kilit değildi
Kapının diğer tarafından birisi de kapıyı açmaya çalışıyordu. Sanırım benimde kapıyı açmaya çalıştımı fark edince kapının kulpunu bıraktı. Hızlı bir şekilde kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm koca bir barandı" ne var geliyoruz dedik ya"
"Sigaramı alacağım seni çağırmak için gelmedim yani"dedi ve arkasından"parmağın nasıl oldu"dedi
"Sanane"diye cırladım ve kapıyı yüzüne kapatarak kahvaltıya doğru yürüdüm. Arkamdan kapı açılma sesi duydum ve bakışlarımı arkama çevirdim gelen alyaymış,bana o sevecen sesi ile "naber eltoşum"dediğinde benim de yüzümde bir gülücük oluştu"iyiyim senden"diye karşılık verdim
Bölüm etkileşimi
