7. bölüm · Kanın Kanatları
Bölüm beş: Gölgeler Ve Kan
Gecenin sonuna kadar rüzgâr dinmişti.
Ama Nyra’nın içindeki fırtına yeni başlıyordu.
Artık kalp atışı yoktu,ama ruhu yanıyordu.
Ellerine baktı — solgundu.
Ama o solgunlukta güç gizliydi.
Raven onun karşısında sessizce oturuyordu.
Gözleri kırmızı parlıyordu ama yüzünde bir sakinlik vardı, bir öğretmen gibi.
‘’Artık insan değilsin,Nyra.’’
Nyra başını eğdi.
‘’Peki ne oldum?’’
‘’Vampir.Ama sıradan biri değil.
Benim kanımla yeniden doğdun.Bu seni diğerlerinden farklı kılıyor.’’
Nyra sessiz kaldı.
İçinde korku vardı,ama garip bir sıcaklık da hissediyordu.
‘’Peki ya şimdi? Ne olucak bana?’’
Raven derin bir nefes aldı.
Karanlığa baktı, sonra gözlerini ona çevirdi.
‘’ilk kural… kan.
Beslenmezsen ölürsün.
Ama nasıl beslendiğin,kim olacağını belirler.’’
‘’Yani?’’
Raven ayağa kalktı,adım adım yaklaştı.
‘’İki yol var,’’ dedi alçak bir sesle.
‘’Biri karanlığın yolu — avlanmak,insan kanı içmek,ruhunu kaybetmek.’’
‘’Diğeri… kontrol.
Yanlızca razıyla alınan kan.
Sadece gerektiğinde.
Yani yaşamla ölüm arasında bir denge.’’
Nyra başını kaldırdı.
‘’Sen hangisisin,Raven?’’
O an Raven sustu.
Bir anlığına gözleri uzaklara daldı.
Ve sahne bir anda değişti — geçmişin sisine kaydı.
Raven’in Geçmişi (Yüzyıllar Önce)
Gökyüzü kan kırmızısıydı.
Taş duvarlı bir kalenin içinde genç Raven,dizlerinin üzerinde oturuyordu.
Önünde yere yığılmış bir kadın — Seraphine.
Gözleri donuk, dudaklarında kan vardı.
Bir adım yukarıdan bakıyordu.
Uzun pelerinli,gümüş gözlü bir vampir lordu.
‘’İnsan sevgisiyle karışan kan,lanet doğurur.’’
Raven öfkeyle başını kaldırdı.
‘’Bana bu gücü sen verdin! Ben onu kurtarmak istedim!’’
‘’Hayır,’’ dedi lord sakin bir sesle.
‘’Sen onu ölümsüz kıldığını sandın ama ruhunu öldürdün.’’
Raven kılıcı yere vurdu.
‘’Eğer bu güç lanetse… o zaman laneti taşıyacağım!’’
Lord gülümsedi.
‘’O hâlde taşı.Ama bedelini sonsuz yanlızlıkla ödeyeceksin.’’
Raven’in gözleri ilk kez o gün kırmızıya döndü.
Ve o andan sonra yüz yıllar boyunca yanlız kaldı.
Şimdiye Dönüş.
Raven sessiz kaldı.
Nyra,onun gözlerindeki geçmişi gördü.
‘’Sen… çok şey yaşadın,’’ dedi yumuşak bir sesle.
‘’Ben sadece öldüm,Nyra.
Defalarca.Her hatamda,her kayıpta…’’
Nyra yaklaştı,elini Raven’in eline koydu.
Tenleri aynı soğukluktaydı ama aralarında sıcak bir bağ vardı.
‘’O zaman neden beni kurtardın?’’
‘’Çünkü sen…
Beni hatırlattın.
Seraphine gibi korkmadın.’’
Raven başını eğdi,sesini alçattı.
‘’Ama bu kez farklı.
Senden ayrılmam mümkün değil.
Benim kanım senin içinde,seninki bende.
Eğer birbirimizden uzak kalırsak…
İkimiz de ölürüz.’’
Nyra bir an sessiz kaldı.
Sonra fısıldadı:
‘’Yani kaderinle zincirlenmişiz.’’
Raven başını salladı.
‘’Evet.Ama bu kez kaderi ben yönlendiriceğim.’’
Nyra ayağa kalktı,pencereye yürüdü.
Dışarıda gece yeni başlıyordu.
Ay,sisin ardından solgun bir gümüş gibi parlıyordu.
‘’Peki Dante? Bizi bulursa?’’
Raven’in sesi kararlıydı.
‘’Onu bulmadan o beni bulamaz.’’
Bir anda pencerenin camına Raven’in yansıması vurdu —
ama yansıma onun geçmişteki haliydi.
Kırmızı peşerinli,gümüş zırhlı,elinde siyah bir kılıç.
Nyra döndü,şaşkındı.
‘’Bu… sen misin?’’
‘’Bir zamanlar.’’
‘’Ve şimdi?’’
‘’Şimdi… senin koruyucun.”
Raven Nyra’ya yaklaştı.
Aralarındaki mesafe bir nefes kadardı.
Gözleri,birbirine karşan karanlık ve ışık gibiydi.
‘’Artık seni yanlız bırakamam,Nyra.’’
‘’Neden?”
‘’çünkü sensiz ben de yok olurum.”
Dışarda rüzgâr uğuldadı,şehir karardı.
Uzaktan bir çan çaldı.
Ve Raven fısıldadı:
“Bu geceyi iyi hatırla.
Bu,ölümsüzlüğün ilk gecesi.”
Nyra gözlerini kapadı.
Kalbinin yerinde yankılanan tek şey Raven’in sesi oldu:
‘’Yaşamak,ölmekten daha zor olacak.Ama birlikte olursak… belki kurtuluş mümkün.”
Gökyüzü bir kez daha kızardı.
Raven ve Nyra,gecenin kalbine doğru yürüdüler — artık biri kan,biri ışık,ama aynı kaderin iki yarısıydı.
