6. bölüm · Kanın çağrısı

Bölüm 5;"ejderhammı var?"

Ecrin Caos

Lysera

Ormanın derinliklerinde ilerliyorduk kristel kıralliğa yakşlaşmak için bu sefer karadan gidiyorduk.

Bu krallığa kristal krallık denmesinin sebebi; geçmiş zamanlarda bazi ejderhaların özel güçlerin yapı taşlarinı korumalarıydı basit bir hikaye olduğunun bende farkındayım ancak bu ejderhaların hükümleri o kadar ihtişamlı ve özel ki o dönemlerde bu krallığa girilmesi imkansizmış tamamen ejderhalara ait bu krallık hala içerisinde bu canlıları barındırıyor ancak eskisi kadar büyük olanları değil. Soyları tükenen korumacı(bekçi) ejderhalar, sadece 3 büyük krallığın geçmişten bu yana yaşatmaya çaliştığı canlılardır. İnsanlarla araları iyi olmayan ve bu sebeple krallık kalelerini korumaya ve de sadece kralın ailesine hizmet etmeye proglamlanmis bu ejderhalar,

Aurelion Veyrtas lumoira

Krallıklarını koruyorlardı. Ancak 4. Ejderha kayıptı bir yerlerde hâlâ birini aradığı onu beklediği söyleniyor. Anlatılanlara göre kara taş mağarası içerisinde sahibini bekleyen o ejderhayı uyutuyormuş ve bu mağarayla aramızda sadece bir kaç km var.

"Ağ ayaklarım agrıdı varmadıkmı hâlâ"
"Nyrrath yürümüyorsun bile!"
"Olsun,pegasusumun ayakları ağrıdı baksanıza şuna"
"O bir maraton pegasusu 3 4 km yolda asla yorulmaz, kaldı ki yarım saat öncesine kadar uçuyorduk"
"Aman"
Bağdaştırmış kollarını ve memnuniyetsiz yüzünü hissedebiliyordum bile.
"Sakin olun millet şimdi köy meydanına ineceğiz ve biraz yemek yiyeceğiz"
"Umarım geçenki gibi aç kalmayız"
"Tavşan etine alerjisi varda" elinin içini Nyrrath'a doğrultmuş çenesini kapatıyordu.
"Oh anladım anladım,"

Içmde değişik bir his vardı sanki izleniyormusuz gibi tedirgindim ama belli etmedim.
Adam bana doğru baktı "iyimisin?"
Gozlerimi kapatıp derin nefes aldım.
"izleniyoruz"
Iizleniyorduk evet, o derin nefeste ormanın fotoğtafıni kendi içimde canlandırdım ama nasıl?
Ilk defa böyle bir şey oluyordu bir koku yön çizemezdi kaldiki sadece ağaç kokuları.
"Ne?"
15-20 metre ileride oklu bi adam ortaya çıktı.
"Saldırrrrrınnn!"
Chryalis"ten atlarken kılıcımids elime aldım ağaçların arasında zikzak çizerken adama doğru kosuyordum farketmedi beni, ama nasıl?
"Ağggg" elindeki yaya tekme atıp kılıcımı paralel şeklinde göğsüne dayadım
"Kimsin sen" asker filandır.
"Bu,bu ses!"
"Ecelin olucak"
Kılıcı çekip adamı ileri ittim.
"Siz"
Yuzümde ayi kafatası şeklinde bir maske vardı çıkartıp adama baktım
"Prenses"
"Evet prenses!"yanımdaki adam sertti
"Si-iz" elie beni işaret etti
"Burda olduğunuzdan kimin haberi var"
"Henüz senin"
"Buradan hemen gitmeliyiz!" Bileğimi tutup ilerlemeye çalistı.
"O elini indir!"
"Sakin ol"
"Eger şimdi benimle gelmezseniz, ölüme hep birlikte gideriz!"
Yanımdakilere şans verelim şeklinde kafamı salladım 10-15 dk kadar yurüdükten sonra tahta bir eve vardik yüksek bir tepedeydi etrafta başka bir ev yok gibiydi.
"Hemen eve girelim"
"Ben kapida nöbet tutarim"
Sırayla içerideki koltuklara ve sandalyelere oturduk.
Khaleyra omzunu kapı eşiğine yaslamiştı. Içeri giren güneş ışıkları ve sıyah şaçlarıyla inanılmaz derecede guzel ve çekişi gözüküyordu.
Adam az izleride konuşmaya başladı
"Sizi çok uzun zamandır bekliyoruz"
Yerdeki tahtalarin arasından bir kutu çıkartmaya çalisıyordu "heh" hafif toplalalyarak elindeki kutuyu elime verdi ve geriye çekildi
Kaşlarımı hafif çatarak kutuyu incelemeye başladım.
"Inanin geleceğinize olan ümidimi yitirmiştim"
Adama doğru baktım, hepimiz bakiyorduk
"Açmayacakmısınız?"
"Dikkat et"
Kutunun üzerindeki kurt,işlemeleri inanılmaz dikkat çekiyordu kutuyu yavaşça açtım.
Içeridinden eski bir kitap ve inanılmaz şekilde hala kezkin gozüken bir hançer çıktı. Hançeri elime aldım inçelerken uzerindeki yüzü gözükmeyen kıliçlı bir kadın duruyordu
"Yoksa bu..." kapidaki khaleyra'ya baktım.
"O sizin karllık hançeriniz prenses"
Ozaman kitapta buyu kitabıydı, krallık ile ne ilgisi var bu adam beni nerden tanıyor ve bu eşyalari kim ne hizmetle biraktı?
Kitabin üstündeki tozlari elimin tersiyle temizlediğimde,ejderha motivleri ortaya çıktı
Kitap kristal kralliğa ait gibi duruyordu.
"O kitap size en çok lazım olacak şey, bir pegasus yahut bir kiliçtan çok daha değerli-"
"Pegasus bir savaşçının hançeridir!"
Kitabın sayfalsrını ksriştırırken benim ana dilimde olmayan bir akfabe kullanılmıştı, ama sozleri anlayabiliyordum, bu alfabeyi bu dili biliyor okuyabiliyordum ama ayni zamndada ilk defa görüyordum!?
Hayır,ilk defa görmüyordum ormanın derinliklerinde kurt sürülerinin göbeğinde ki eski gizemli bir yapının kapısının üstündede benzer bir yazı yazıyordu bilinmiyordu,çözülemiyordu ama ben anlayabiliyordum o yaziya bakınca aklımda canlana biliyordu.

~ilk ulumadan son kana kadar biz burdayız; gölgen ayla birleştiğinde,kurtların arasinda olacaksın!~

Ne demekti ki bu şimdi?
"Biri geliyor!" ayağa kalkerken elim kılica gitti
Adam elini elimin ustüne koyarak"ben bakarım"
Kapiya doğru ilerlerken adamın elimdeki kitaba şaşkınlıkla baktiğıni farkettim.
"Ne bu şimdi?"
"Yakında öğrenirsin" konuşması sanki bir şey biliyormuş gibiydi
"Çocuklar arka patikadan ormanın derinliklerineinin karsınıza bir mağara çıkacak önun önunde beni bekleyin,hadi çabuk çabuk."
Arka kapidan çıkar çıkmaz patikayi gördüm

"Şimdi ne olacak"
"Bilmiyorum khaleyra ama bilmek istiyorum"
"Belkide bizi mağaraya kapaticaktır, aman Alahım ölmek istemiyorum ben daha yavrularımım yumurtadan çıkmasını bile izleyemedimm"
"Sana hiç bir şey olmaz Nyratth"
"Ne malum?"
"Lysera"
Yuzune baktım, bu macerada bile beni bırakmamıştı hiç bir yerdede bırakmayacak gibiydi kardeşim di bır kılıcın bıçak ve gövdesi gibiydik.
"Bak gerçekten çok ilerledik buraya kadar gelmemiz büyük bir şanş ve,kenimizi onarı bulmaya çok hazırladık ama ya onları, ahh
Onları bulamazsak?" Bunu soylerken yuzünde sakin bir tedirginlik ifadesi vardı.
Bulamassak? Bunu düşünmemiştim nasıl bulamassak kendimi o boşluğa hazırlayamıyordum nasil hazırlayabilirdim ?
Boynumu eğdim.
"Lysera"
Soğuk ellerimde o sıcak tenini hissettim
"Ben her zaman yanindayim ve olacağım"
Gülümsedim. Başka bir şey yapamazdım.

"Prenses, prenses,ahh mağaraya girmedinizmi?"
"Hayir,neden gireyim?"
"Ah onunla-"
Yerin sallandiğına yemin edebilrdim. Magaranın içinden yüksek hirlama sesleri gelmeye başladı. Hepimiz şaşkin ve kormuş şekilde mağaraya bakıyorduk "yoksa..."
Yoksa,yoksa ne?
"(Ejderha kükremesi)"
Mağaranın içerisinde büyük kanatlarını açmış devasa bir ejderha kükreyerek geliyordu.
İşık hızında tam önüme gelerek devasa ağzını açmis yüzüme derin bır kükreme bırakıyordu
Kuru nefesinden saçlarım arkaya uçuyor yerimde durmakta zorlanıyordum. Kükremeyi bırakıp burnuyla yüzüme deli bir şekilde üfledi kükremesinin bitmesiyle çenem titredi.
Elimdeki hançeri görünce yüzüme üflemeyi biraktı. Gözleri büyümüştü yavaşça hançere eğildi ve koklamaya başladı.
Korkuyormuydum? Bilmiyordum korkuyormuyum
Şaşkındım, elim ayağım buz kesilmişti.
Hançeri bırakınca yüzüme yaklaştı ve kafasını hafifçe yüzüme sürttü. Onu ilk gördüğümdeki gibi dar gözleri gitmiş, kocaman siyah gözler tenime değmeye çalısıyordu
"Drakaryath, tanişmıyacakmısın"
""Saldırgan tavrımı mazur görün laydm"
Kafasinı yavaşça eğip kaldırdı
"K-konuşuyorsun"
""Evet efendim sahiplerimle konuşabiliyorum"
"Sahiplerin?" Kafamı yana yatırdım.
"O artık senin ejderhan,tıpkı bir zamanlar annenin ki gibi"
"Annemin bir ejderhasımı vardı?"
""Diğer ejderhalara göre insanlara boyun eğmedim, ama Kraliçeyle tanıştım hayatımı kurtardı,devasa kulelerin etrafından uçmaktansa, annenizi koruyordum""
"Ad-ın?"
""Drakaryath efendim""
"Şimdi sen a-annemin ejderhasımısın"
""Artık sizin ejderhanızım efendim""
Khaleyra'ya baktım o da şaşkındı.
""Arkadaşlarınızmı"" sırayla koklamay abaşladı.
""Panter,yılan,anka ovv,kocanızmı laydm""
Ortam kahkahlara boğuldu
"Hayır, Drakaryath"
""Özür dilerim laydm""
"Bence yoal çıkalım laydm"
"Herkezinde laydısisiniz"
"Sanırım"