1. bölüm / 1
Kandan Çare1` Kan örgütü
Bölümler 1Şu an: 1` Kan örgütü
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Anne? Yetim ne demek?" Gözlerimi ona dikmiş ona bakıyordum. O ise ağlıyordu.
"Yetim... Babası sonsuz bir uykuya gitmiş çocuklara denir..." Dediğinde şaşırmıştım.
"Yani babamla... bir daha oyun oynamayacak mıyım, bir daha masal dinleyemeyecek miyim?" Dediklerimle annem daha fazla ağlamaya başladı.
"Sen abinin yanına git... ben gelicem annecim." Dediğinde istemeyerek de olsa abimin yanına gittim.
Bilmiyordum ki babamın öldüğünü, hayır yanlış, kan kırmızısı bayraktan bir parça olduğunu...
***
Babamın ölümünden, hayır yanlış, şehit olduktan sonra da ölümler peşimi bırakmamıştı.
Abim 6 yıl önce ölmüştü, hayır yanlış, öldürülmüştü.
Bunun bir cinayet olduğu savcılıkta kanıtlanmıştı. Fakat katili bulamıyorlardı. Tam 6 yıldır. Herkes katilin kim olduğunu düşünürken benim aklımda tek bir soru vardı.
Abimi niye öldürdüler?
Dosya bugün zaten arka raflarda olmasına rağmen daha da fazla ertelenmişti. Çünkü katil kimse çok iyi saklanıyordu.
Günümüz her zaman ki gibi geçiyordu. İnci oynadığı role çalışıyor, Murat bilgisiyarda yaptığı programı inceliyor, Talha adliyeden yeni gelmiş yorgun bir şekilde oturuyordu.
Kendimi tanıtmadım değil mi? Ben Şafak, Şafak Akpınar. Oyuncuyum. Aslında kendim hakkında denicek pek birşey yoktu çünkü fazla klasik biriydim. Kitap okumayı ve müzik dinlemeyi seven biriydim. Fakat klasik dediğim hayatımda 2 yıl boyunca yasal olmayan yerlerde kafes dövüşü yapmıştım. Yakın dövüşlere olan ilgilimi 19 yaşındayken fark etmiştim.
Restoranttan çıktığımızda saat 23.45'di. Ben bugün sessizdim niye bilmiyoum fakat konuşmak içimdem gelmemişti. Oysaki konuşkan biriydim.
"Bugün her zaman ki gibi çok sıradan geçti ya keşke daha değişik şeyler olsa." Dediğimde bizimkiler dik dik bana bakmaya başladı.
Kıkırtılarının ardından, "Ne istiyorsun kaçırılmak falan mı?" Dedi İnci. Yani kaçırılmak mı fena olmazdı.
"Evet?" Dediğimde hepsi bir kahkahalarla güldüler benim son derece ciddi olduğumu görünce gülüşleri soldu.
O sırada Murat bir anda yere yığıldı, daha doğrusu yere yığılmadı biri onu tuttu. Arkamda bir nefes hissedince bize bayıltıcı iğne yaptıklarını fark edince hemen eğildim ve iğneden kurtuldum. Şerefsizler birde ayıymışız gibi ensemizden vuruyorlar.
Eğildiğim yerde adam veya kadın mı olduğunu bilmediğim kişinin dizine bir tekme attım. Sarsıldı ama düşmedi veya iki büklüm olmadı. Oysa tekmelerim normal insanları iki büklüm yapardı. Böylece önümdeki kişinin eğitimli olduğunu anladım.
O sırada önümdeki kişinin maskesinde damla şeklinde bir simge olduğunu fark ettim ama bu normal bir damla değildi bu bir kan damlasıydı. Ensemden gelen bir uyuşuklukla yerimde sendeledim. Kahretsin bende o iğneyi yemiştim. Kalan son gücümle arkamdaki kişiye tekme attığımda arkamdaki kişi sarsılmadım fakat sağlam bir tekme attığımı biliyordum en azından bu halimle.
***
Uyandığımda bir sandalyeye bağlanmıştım ve gözlerim kapalıydı.
"Şom ağızına tüküreyim Şafak." Dedi Talha. Görmiyceğini bile bile gözlerimi devirdim.
"Benim suçum ne ya, demek ki bizim kaçıran insanlar iyilik meleği falan da insanların bütün isteklerini yapıyorlar." Dediğimde hepsi bir gülmeye başladılar.
"Eğer her isteğimizi yapsalardı şu ana kadar istediğimiz her şeyi getirmezler veya bizi buradan çıkarmazlar mıydı?" Dediler hep bir ağızdan.
"Ya of tamam ben ne bilebilirim, siz korkmayın diye demiştim ben." Dediğimde gine güldüler, fakat bu sefer İnci gülmedi.
"Sence korkmuş gibi mi görünüyorum." Dediler Talha ve Murat aynı anda.
Biz de "Görünmüyorsunuz aptallar." Dedik İnci ile. O sırada bir gülüş sesi duyuldu.
"Şu an aşırı komik görünüyorsunuz." Bu kız sesi de kime aitti? Benimki de soru tabiki kaçıranlardan birisi.
"Kesinlikle, özellikle sen Şafak." Dedi bir erkek sesi. Gözlerimi devirdim.
"Ordan konuşmak güzel tabii, gözümüzü açsanız da neden burda olduğumuzu söylerseniz diyorum. Ha birde bizi çözseniz." Dediğimde tamam anlamında başını salladı. Yani ben öyle hissettim.
"Tamam anlamında başını mı salladı o?" Diye sordum kıza. Kızın bana hafif şaşkın baktığını hissettim. Evet anlamında başını salladı.
"Başınızı sallamayı bırakın artık sizi görmüyoruz, buarada hislerimi arttırmak için yaptığım antrenmanlar işe yaramış İnci, sende yap bence." Dediğimde Başka bir erkek güldü.
"Dediği gibi hisleri kuvvetli, onu bayıltmaya çalışırken anında ne olduğunu kavradı. Dizimdeki ağrı hayla var güzel kız." Dedi. Demek ki beni kaçırmaya çalışan kişi oydu.
"Cidden abi, iki kişi kızı anca bayılttık." Dediğinde güldüm ve gözlerimi devirdim.
"Arkamdaki varlığını hissettim ahmak, sadece arkadaşlarım bayılmışken öylece kaçıp gidemez veya size direnemezdim." Gözlerimi birisi açtığında ışığa alışmam bir kaç saniye sürdü.
"Niye sadece tekme attın ki?" Diye sordu kahverengi saçlı bir kız. "Aslında yurmuk da atıcaktım, fakat dediğim gibi ilk başta sizi etkisiz hale getirip en azından arkadaşlarımı ayıltıp kaçardım. Fakat sonra çok fazla kişi olduğunuzu fark ettim. 5-6 kişiyle tek başıma dövüşemezdim." Dediğimde arkadaşlarımın iyi olup olmadığına bakıyordum. dudaklarımı hareket ettirerek iyi misiniz diye sorduğumda kafalarını salladılar. "Ayrıca sizin için bordo ojemi yıpratamazdım." Dediğimde bana ters ters baktılar.
"Neden burada olduğunuzu merak ediyorsunuz değil mi? Aslında konu tamamen senle alakalı Şafak. Abin yakın bir zaman da öldü. Ve şimdi duyacaklarına hazır ol çünkü şok olucaksın. Biz bir örgütüz, Kan örgütü. Abin bu örgütün kurucusu ve eski lideri. Abinin karilini bulmak için yaptığın şeyleri biliyoruz ve sana bir teklifimiz var. Örgütümüzden biri ol ve abini birlikte arayalım. Örgütümüzde asla masumlara zarar vermiyoruz, sadece bazı şerefsizlere zarar veriyoruz. Eğer dersen ki ben yapamam, birilerini öldüremem sana örgütün arka planında bir iş veririz." "Ayrıca sizi neden kaçırıldığımızı sorgulamayım bu bizim tarzımız." Sırasıyla duran kişileri gösterdi.
"Bu Mirza onun bir soyadı yok o yetimhanede büyümüş." Daha sonrasında yan yana duran iki kişiyi gösterdi. "Bunlar Barut Şahin ve Bilge Şahin. Kardeşler." Sırasıyla göstermeye devam etti. "Bu Atlas, Bu Kayra ve Elvin Elzem, kişilik bozukluğu yaşıyor Elvin kişiliği renkli, Elzem kişiliği karanlıktır." Gözüyle kendini gösterdi. "Ve ben Ateş Çakırca. Örgütün son altı yıldır yeni lideri." Sonrasında bizlere baktı. "Bize kendini tanıt Şafak." Dediğinde Murat atladı. "Bende kendimi tanıtacağım çünkü Şafak varsa bende varım onu bu örgütte tek bırakmayacağız." Dediğinde Talha ve İnci de destekledi.
"Evet kardeşimizi bırakmayacağız." Dedi Talha. "Yani ben yapabileceğimi düşünmüyorum ama bende elime bir silah alsam bir şey olmaz." Dedi İnci. Onlardan böyle şeyler beklemediğim için şaşırdım. Yutkundum ve konuşmaya başladım.
"İsmim Şafak Akpınar, 24 yaşındayım. Oyuncuyum, babam şehit düştü yani yetimim.
Abimi biliyorsunuz zaten. Bi de şey..." Son sözümü tamamlamadım çünkü bizimkilerin tepkilerindsn korkuyordum. Bizimkileri işaret ettiğim de "onalardan bir sır mı saklıyorsun." Dediğinde "Hayır, yani evet söyleyemeyeceğim bir şey değil de tepkileri biraz abartı olucak." Ofladım. "2 yıl boyuncu yasal olmayan bir yerde kafes dövüşü yaptım." Dedim bir çırpıda.
"Ne!" Diye bağırdı bizimkiler aynı anda. Kulaklarımı kapattım ve Bilge'ye sordum "kulak tıkacın var mı?" Dediğimde güldü. "Maalesef yok."
"Bide kulak tıkacı diyor ya, kızım Ahmet amca yaşasaydı sana ne derdi ya. Kızım sen şehit kızısın ne demek illegal bir yerde kafes dövüşü yaptım. Her şeyi geç ölebilirdin."
Dediğinde piskopat gibi güldüm.
"Ama ölmedim." Gözlerimi devirdim ve ekledim. "İnci Allah aşkına 2 dakika önce bir örgüte katılmaya karar verdik. Bak verdim değil verdik. Şimdi bana yasal değil deme illegal deme Allah aşkına." Dediğimde güldü.
"Ama orda ölebilirdin." Boğazımı temizledim. "Ama ölmedim ve şu anda da ölebilirim farkındaysan örgütten biri oluyoruz." Dediğimde haklı olduğumu anladı. O sırada Murat bana hafif ürkmüş bir şekilde bakıyordu.
"Bir daha sana yavşarsam namerdim abla." Kahkaha attım. "Şimdi abla olduk daha 2 gün önce 'Ay ışığı' diyen sen değil miydin? Bide bu kelimenin çok romantik olduğunu söylüyor herkez. Aslında bir kitaptan görmüş kendisi bu kelimeyi, tabii benimde o kitapı okuduğumu bilmiyor." Dediğimde çoğu kişi gülmeye başlamıştı.
"Acıların hükümdarı Wisteria 2, dikkat et bu kelimeyi söyleyen kişi, söylediği kişiye ihanet ediyordu. Sende ihanet etme sakın, yoksa seni yumuruklamak zorunda kalabilirim" Dedim yarı alaylı yarı ciddi.
"Merak etme o iş bende" diyip göz kırptı. Sonrada ekledi "Ay ışığı..." İki parmağımı ağzımın önüne getirip öğürüyormuş gibi yaptım. "Fazla romantiksin ve iğrençsin." Dediğimde sanki ona küfretmişim gibi bana bakamaya başladı.
"Ne?" Gözlerini devirdi. "Ben mi iğrençmişim ilk önce kendine bak sen." Tam bir şey söylecektim ki didişmemizden sıkılan Talha konuşmaya başladı.
"Talha Kılıç, Avukatım, 4 gün sonra 25 yaşında olucam. Ailem hakkında konuşmayı sevmem ama ginede söyleyeyim annem ve babam boşandı. Tek çocuğum."
"İnci Naz Açar, Oyuncuyum. 23 yaşındayım. Bir ablam var, ismi İpek. Bir kedim var, ismi Pamuk."
"Murat Uygar, Bilgisiyar mühendisiyim. 24 yaşındayım. Babam ve Annem bir trafik kazasında vefat etti. Bir kardeşim var, 18 yaşında ismi Mert."
"Şimdi size bir anlaşma imzalatıcaz, her maddesini dikkatlice okuyun."
Önümüze kağıtları ittiler.
Madde 1- Eğer örgüt bilgileri dışarı aktarılırsa veya sızarsa kişi ölür.
Madde 2- Eğer örgüt liderine veya kurucuya bir şey olursa kişi ne olduğunu ve kimin yaptığını bulmakla hükümlüdür.
Madde 3- Eğer kişi örgüt bilgileri için veya örgüt için ölürse her hangi bir şey yapılmaz.
(...)
Madde 10- Eğer arkamızdan bir iş çevirirse kişi ölür.
İmzamı attığımda bizimkiler bana ters ters bakıyordu. "Ne? İmzalayın gitsin işte. İhanet etmiyeceğimize göre korkulacak bir şey yok değil mi? Yoksa ihanet etmeyi falan mı düşünüyorsunuz?" Dediğimde önlerine döndüler.
Ve artık Kan örgütü'nün bir üyesiydik.
Bölüm etkileşimi
