KAN VE YAS kitap kapağı

3. bölüm / 7

2. Bölüm : Barut

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm : Barut

"Hayat bir su gibi. Çabuk akan, sessiz.". - Herhangi Biri

Cadılar Bayramı... En sevdiğim Bayram. İnsanların kostümlerle kapı çalması, maskeler, şekerler,şakalar...
Hepsi çok güzel. Ama nedense biraz fazla korkunç. Bazı insanlar o kadar korkunç giyiniyorki! Ama bu bayram gereği. Ben de bugün güzel bir cadı olmalıyım.

Akşama kadar sadece kitap okudum, kahve içtim ve bahçede bulunan kedimi sevdim. Sokakta bulmuştum. İsmini bilmiyorum. Evden kaçmış bir kedi olmalı. O yüzden ismini hala bulamadım. Düşünüyorum ama bulamıyorum. Telefonuma gelem mesaj sesi ile irkildim. Carl'ı neden engellemedim ki! Onun boş yazmalarına tahammül edemem. Hemen engelledim. Telefonu komidine koydum. Onu hala unutamadım. Unutmak istiyorum, ama unutamıyorum. Ben artık yaşamak istemiyorum. Benim yaşamamın anlamı yok. Ben çok yalnızım. Yalnız kalmak isteyen kişilerden biri olsaydım keşke. Böylece yalnız olunca üzülmezdim. Çocukluğumdan beri dışlanıyorum. Nedenini bende bilmiyorum. İnsanlar zaten masumları hedef alırlar. Masum kişilerin savunması daha gelişmediği için. Onları koruyacak kimse olmadığı için. Hassas oldukları için. Güçsüz oldukları için. Elimi şakağıma götürdüm.

Susmuyorlar! İçimdekiler susmuyor.
Biri yardım etsin, olmuyor.
Güçlü olamıyorum.
Biri yardım etsin
Ben mutlu olmaya çalışsamda olmuyor.
Ağlamaya başladım. İçimde o kadar biriktirmiştim ki artık en ufak birşeyde ağlamaya başladım. Hıçkırıklarım artarken omzum titriyordu. Yere başımı gömdüm. Olmuyor. Lütfen artık Tanrım diye geçiriyordum iç.imden. Olmuyor. Olmuyor. Ben güçlü değilim. Yeşillerim kızarmıştı. Boy aynasına yürüdüm. Kendime baktım. Gözyaşlarımı sildim. Mutfağa doğru yürürken topallıyordum. Nefeslerim titrek titrekti. Hemen bir bardağa su doldurdum. Kafama diktim sonra tezgaha koydum. Odama çıkarken ne kadar da iç çekmiştim. Yere düşen ve ağlayan bir çocuk gibi. Neden ağladığımı ben de bilmiyorum. Sanırım içimde biriktirdiğim şeyleri dışa vurmadığım için. Tabletime mesaj gelmiş olmalıydı ki bildirim sesiyle ayağa kalktım. Mesaj Onurdan gelmişti. Türkiye'ye bir festivale gittiğimde karşılaşmıştık. Kendisi polisti. Arkadaş olmuştuk. Gitme vaktim geldiğinde ona numaramı verdim. Böylece onunla konuşabilirdik. Ama şu an onunla ilgilenecek zamanım yok. Olamaz! Regl oldum. Arkamdan gelen ıslaklık hissiyle derin nefes aldım. Hem sinirliydim hem de mutlu. Çünkü regl olunca ergence tripler atabiliyorum. Ama çoktandır olmadığım için ve günü geciktiği için olmamla mutlu da olmuştum.
Mesaja görüldü attım. Yazdığı o kadar saçmaydı ki! Bana ne bir katil haberinden! Ama görüldü atınca içim rahat etmedi.

Haberler
!
Fransa'nın tüm şehirlerinde tek tek gezen bir katil var! Güvenlik önemleri alınacak ama katil henüz bulunamadı.
Komik. Umrumda bile değildi. Pis pis sırıtarak hiçbirşey yazmadım. Ama en azından attığı şeyi okumuştum. Yatağıma zıpladım. Elime tarağı aldım. Şarkıyı yüksek sesle dinlerken kapı çaldı. Sorun yok görmezden gelebiliriz! Ve tekrar. Tekrar. Tekrar.

Geldim! Diye bağırarak elinde tarakla merdivenlerden üçer beşer indim. Kapıyı açtım. Adren. Alt kattaki sapık bar adamı! Ne için gelmişti bu piç! Üzerinde sadece havlu gördüm. Kolunu kapıya yaslamış beni izliyordu.
" Selam sürtük güzel, nasılım?" Sinirden dişlerimi sıktım.
"Bana bak piç çocuk!" Adren korkuyla geri çekilirken elimdeki tarakla kafasına kafasına vurdum onu kendi ayakkablığına ittiğimde ağzından Orospu! Kelimesi çıkacakken kapıyı yüzüne çarptım. Tarağı tekrar elime alıp mutfak masasına çıktım. Şarkıyı nefes nefese söylerken dans ediyordum . Akşam 8 olmuştu. Hazırlanma vakti. Evet, bunu yapabilirim. Bu kıyafetlerle inslara kapı açacak değilim. Adren'in karısından balkabaklı elbiseyi ve topukluları alabilirim. Telefonumu aldım. Hala şarkı mırıldanıyordum. Adren'in karısı Valeria kesinlikle çok sıcak bir kızdı. Tek sevmediğim yönü, Adren'i yaptıklarına rağmen sevmesi...
Demiştim ya, bırakmak çok zor. Bırakmak yemin ederim çok zor. Tanrım aşkı çok zor kılmış. Ama bildiği var ya Tanrı'nın. O zor düğümleri açtığında karşına iyi şeyler çıkacak. Pencereyi açtım. Tamam açmamalıydım. Tek gördüğüm pencereden gözüken ve sex yapan çift. Benim de canım fena çekmişti. İzleyecektim ki yaptığımın rezil birşey olduğu aklıma düştü. Hemen pencereyi kapattım ve perdeleri çektim. Telefon sonunda açıldı boğazımı temizledim. Sanki mülakattasın Noa.

- Selam Noa. Sesi oldukça sakindi.
- Selam Valeria. Şey ben senin o balkabaklı elbisini ve topuklularını 1 günlük ödünç alabilir miyim?
- Tamam Noa, sakin ol sesin titriyor.
Haklıydı. Hemen telefonu kapattım. Ben cidden aptal balığım. 2 kere 2 kaç eder deseniz eee şeyy sanırım dö-dört. Derim. Kapı çalınca neşeyle açtım. Valeria gülümseyerek verdi ve koşarak kendi evinin kapısına koştu. Bende kapıyı kapatıp odama geçtim. Bildiğim kadarıyla Adren, Valeria'yı üst kattaki yaşlı amcanın kızıyla aldatmış. Bana da nereden geldi derseniz. Komşuca Valeria ile konuşurken aniden ağlamamak için bir odaya girdi. Ben de dinlemek istedim, evet yaptığım kötü birşeydi.
Ama pişman değilim. Hayatımda pişman olacak sebep ararsam zaten bok gibi olan hayatımı kaybederim. Tamamen. Üstümü giyinirken yine şarkı mırıldanıyordum.
Şarkıda diyordu Müslüm Gürses
Seni yazdım kalbime...
Onur'dan duymuştum şarkıyı. Elbiseyi inceledim. Askılı, kısa ve turuncuydu. Balkabağı deseni oldukça güzel görünüyordu. Giydikten sonra boy aynasına geçtim. Gayet güzel olmuştu. Saçımı hafif maşaladım ve turuncu topukluları giydim. Boyum az da olsa uzamıştı. Gri renkli çantamın içinden şeftali tonu var sürdüm . Çillerime hafif sim döktüm. Aşşagı neşeyle indim. Hemen radyoyu açtım. Korkunç sesli bir şarkı. Cidden çok korkunçtu. Ama Cadılar Bayramı büyüsünü bozamazdım. Bu Bayramı çok seviyorum. Oldukça renkli. Kendi etrafımda dönerken ben de korkunç şarkıyı mırıldanmaya başladım. Carl'ın yaptığım süslemeleri zıplayarak devirdim. Onun yaptığı hiçbirşeye artık ihtiyacım yok. Sonra benim koyduğum bal kabaklarından birinden ısırık aldım. İğrenç!
Topuklu ayakkabılar kullanabileceğim şeyler değil. Ya şu an devrilirsem!

Mutfağa doğru yürüdüm. Votkayı kafama dikerken tweerk atmaya başladım. Şeker kasesinden aldığım şekeri ağzıma attım. Votka etrafa sıçrarken ritim ile dans ettim. Her ne kadar mal olsam da kendimi seviyorum! Topuklu ayakkabılarıma baktım. Zengin marka olması benim için de iyiydi. Telefonumu alıp fotoğrafını çektim. Yüzsüzlük deyince de ben. Sarhoşluk iyice başıma vururken pencereyi açıp dansımı hızlandırdım. Hayatımın en eğlenceli dönemi olmasa da hayatımın en kötü dönemi de diyemem. En sevdiğim dönem lise dönemimdi. Kendime sevgililer yapıp okulun zorbasını dövmüştüm. Okulun popüler kızı olmayı tatmak mükemmeldi. Hayatıma giren kişiler benim ne kadar eğlenceli ve neşeli olduğumu bilir. En azından dışa öyle vururum. İçimde biriken acılarımı dışa vurmayı sevmiyorum. Ya da vuramıyorum. Zayıflık çünkü. İnsanlara göre. Korkunç şarkı en korkunç yerindeydi.
Ding,Dong!
Bu ses yükselirken korkuyla şarkıyı kapattım. Onun yerine neşeli bir şarkı açtım. Ped takmıştım zaten. O yüzden arkama işlemezdi. Dansın ritmi ile bağıyordum
Eski sevgilinle işin bittiyse diğerine geç.......

İstediğim tek ex para!

Bence para iyileştirir. Param olsun, her istediğim bir şey olur. Mesela azgınlarla dolu bu apartmandan lüks bir villaya taşınabilirim.
Tekrar votka içtim. Votkatı mutfağa doğru fırlattım . Dilime akan votkayı yaladım. Fazla sarhoştum. Kendime gelmeliydim. Birazdan gelenlere aptal bir azgın gibi görünmek istemem. Biraz daha şarkı melodisi sakinleştiğinde koltuğa kendimi attım. Gözlerimi kapattım. Burnuma gelen lavanta kokusuyla koltuktan kalkıp lavanta kokusunu devirdim. Cam kırılırken geçmişimi de kırmıştım. Banyoya gittim elimi yüzümü yıkadım. Gelen çocuklar bana abla sen korkunçsun demesini istemediğim için ayılmalıydım.

30 dakika sonra...
Kendime gelmiştim. Kapı çalınca derin bir nefes aldım ve gülümsedim. Elime bir şeker kasesi aldım. Kapıyı açınca zombi kostümlü sanırsam 10 -14 yaşındaki çocuklar vardı. Diğerlerinden daha büyük olan gülümsedi
Bende gülümsedim.
"Şeker miii şaka mı? Sesim oldukça nazik çıkmıştı.
Hep bir ağızdan ŞAKA diye bağırdılar ancak bakışları bir yere kaydı ve hızlıca koşarak uzaklaştılar.
"Ne oldu çocuklar!?" Dedim. Sesim endişeliydi. Ama çoktam gitmişlerdi. İçeir girip gülümsedim. Büyük ihtimalle başka bir ev gördüler. Pencereden gözüken bıçaga bakıp dona kaldım. Sanırım Cadılar Bayramı için bir şakaydı. Çok geçmeden kapı çaldı. Neşe ile kapıyı açtım. Karşımda sanırsam 1.95-190 boylarında siyah kabanlı bir adam vardı. Yüzünde porselen bir maske vardı. Gülümsedim
"Şeker mi şaka mı?" Adam hiç hareket etmedi. Boğuk bir sesle fısıldadı.
"Hiçbiri, sadece kan."

Ne oluyordu bilmiyordum ama bunun masum bir şaka olmadığını da biliyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

139okunma 8beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…