1. bölüm · Kan ve Kod

GİRİŞ

TONY STARK (Elif)

Kafamı uçağın camına dayamış ve 4 yıldır yaşadığım anıları birer birer gözümün önüne getiriyordum . Tam dört yıldır ailemden , evimden ,hayatımdan uzaktaydım neden mi ;okumak için evet okumak için ben dört yıldır yıldız teknik üniversitesinde yüzde yüz burslu olarak okuyordum , bölümünü de birincilikle bitirmeyi başarmış ve her şeyin başladığı Mardin'e evime dönüyordum.

4 yıl önce ;

Bugün her şey başlayacaktı üniversitesiteye ilk adımımı atacaktım ve çocukluktan beri hayalim olan bilgisayar mühendisliğini okuyacaktım , kazanmam için başta abim olmak üzere annem ve kardeşlerim destek çıkmıştı babam ise 'kız kısmısı okur mu?' diyip karşı çıkmıştı ama abim onu asla dinlememiş ve 'benim kardeşim okuyacak vatanına ve milletine hizmet edecek o mühendisi olacak ' diyip beni kucağına çekip saçlarımdan öpmüştü . Abimin desteği her daim üzerimdeydi onun varlığını her an hissediyordum o benim yıkılmayacak tek dağımdı ona o kadar bağlanmıştım ki bana 'öl ' derse nedenini sormadan ölüme bile giderdim o benim tek dayanağımdı . Annem beni abimin kollarından alıp yanaklarımdan sulu sulu öptü "ohhh! Benim güzeller güzeli kızım sakın beni habersiz bırakma uçaktan inince direk bizi ara " diyince annemin gözlerindeki yaşları silip gözlerinden sonrada ellerinden öptüm "merak etme anneciğim zaten aramasam abim peşime ta İstanbul'a kadar gelir " diyince abim gülüp saçlarımı karıştırdı "tabiki de gelicem baş belası"diyip burnunu hafif sıktı. Ellerini burnumdan uzaklaştırıp küçük bir çocuk gibi "yaa abiii" diye bağırdım tam o sırada kız kardeşim de evden çıkıp üzerime doğru koştu ve boynuma atladı "ablamm beni aramayı unutma tamam mı ?" Biz üç kardeştik yani en azından babamın annemden olan çocukları üç kişiydi babam Mirşah aşiretinin ağasıydı ve bu yüzden iki eşi vardı annemle aşk evliliği yapmıştı ama sonradan dedem babamın nesli devam etsin diye başka bir gelin daha almıştı o kadından da iki çocuğu olmuştu Elif ve Miran , biz ise üç kardestik abim , Kuzey ben Turna ve kız kardeşim Gülşah . Beni düşüncelerinden uzaklaştıran üvey annemin sesi oldu "demek okumaya gidersin ha ? oku bakalım ne olcak "diyip beni küçük düşürürcesine sırıttı abim hemen lafa girdi "Mukaddes ana bak büyüğümsün ama kardeşime laf getirmem bilesin " diyince bu sefer sırıtarak bakan ben oldum , tam o sırada konaktan dışarı babam çıka geldi karşımda durup elini öne doğru uzattı , uzattığı elini öptüm ve alnıma koydum "mirzan ağa sana söz veriyorum yüzünü kara çıkarmıyacağım "diyp başımı hafif salladım babam aramızdaki mesafeyi koruyarak "inşallah Turna inşallah "dedi . Abim elini omzuna atarak "hadi abicim uçağı kaçıracağız "diyip beni ordaki herkesten ve her şeyden uzaklaştırdı . Hava limanına gelince içimde tuttuğum her şeyi göz yaşlarıyla dışarı bıraktım abim beni kucağına çekip saçlarımdan sayısız kez öptü ve beni uçağa bindirdi .

Günümüz ;

Beni İstanbul'a giderken her seferinde hava limanına abim bırakır ve dönerken de kendisi gelip alırdı ama bu sefer onu hiçbir yerde göremeyince elim küçük kol çantama gitti ve içinden telefonumu çıkartıp abimi aradim üçüncü çalıştan sonra abim "abim ben gelmeyeceğim Gökhan'ı gönderdim birazdan orada olur "dedi ve bir şey demeye fırsat kalmadan telefonu kapattı . Ne oluyordu şimdi ? Beş dakika sonra Gökhan görüş alanıma girdi hiç vakit kaybetmeden arabaya doğru yürüdüm , Gökhan "hoş geldin kardeşim " diyip beni kucağına çekip sarıldı ben de sarılmasına karşılık verdim . Gökhan elimdeki valizi aldı ben de ona cevap olarak başımı salladım . Gökhan çocukluktan beri bizleydi ve hem abimin hem de benim en yakın arkadaşımdı . Arabaya bindik ve Mirşah aşiretinin konağına doğru yola çıktık . Yola yeni çıkmıştık ki arkamızdan siyah pasat arabaların geldiğini fark edip Gökhan'a döndüm "biri takip ediyor " Gökhan dikiz aynasından gelenin kim olduğuna bakarken ben hemen çantamın içindeki küçük tabancamı çıkarttım birden Gökhan'ın gözleri fal taşı gibi açıldı "o ne lan sen onu nasıl geçirdin güvenlikten "diyince hafif tebessüm ederek "ruhsatım var da ondan abim sağolsun" diyince Gökhan da güldü "sağ olsun olmasına da gerek yok kuzeninin arabasi o " diyince silahımı usulca çantama geri koydum "öyleyse sıkıntı yok " diyince Gökhan yine güldü ve yola devam ettik .

###

Neredeyse yarım saat sonra konağın kapısına gelmiştik , konağın kapısı yavaşça açıldı ve Gökhan arabayı içeri doğru sürdü bizim geldiğimizi gören annem holden arabaya doğru koştu annemin koşusunu balkondan gören Gülşah da merdivenleri iki adımda indi ve arabanın önünde durdu . Üvey annem ise odasının penceresinden bizi izliyordu . Vakit kaybetmeden arabadan indim ve önce anneme sonra da kardeşim Gülşah 'a sım sıkı sarıldım ve ikisinin de kokusunu içime çektim dakikalar sonra üvey kardeşim de geldi Elif daha on dokuz yaşındaydı ve o da ağır adımlarla gelip karşımda durdu ve kollarını açarak bana sarıldı ne kadar üvey de olsak kardeştik sonuçta Gülşahla aralarında bir yıl vardı ve abisi Miranla benim aramda da bir yaş vardı yani Miran şu an 21 yaşındaydı ama ne Miran'ı ne babamı ne de abimi hiçbir yerde göremiyordum anneme bakarak "bu evin erkekleri nerde "dememle Miran ve babam kapıdan içeri girdiler Miran beni görünce gözleri parladı ve koşarak gelip bana sarıldı ve beni etrafımda bir tur döndürdükten sonra yere bıraktı "hoş geldin Turna " başımı 'hoş bulduk 'anlamında salladım ve babamın yanına gittim babam yine 4 yıl önce olduğu gibi elini öpmem için uzattı hiç beklemeden bana uzattığı elini öpüp anlıma koydum . Babam bir tebessüm dahi etmeden anneme "Funda banyo yapıcam söyle hazırlasınlar "diyip yanımdan geçti o an içinde bir şeyler koptu ama ben yüzümdeki gülümsemeyi hiç silmeden bir kolumu Miran'ın beline diğer kolu mu da Gülşah 'ın omzuna attım "eee abim nerde " dedim Miran "onun küçük bir işi var gelir birazdan " diyince beni bile unutturacak önemli işini merak ettim . Tam konaktan içeri girecektim ki konağın kapısı açıldı , kapıya dönünce gelenin abim olduğunu gördüm büyük iri yarı bedeniyle karşımda durmuş kucağını bana açmış bekliyordu "biri abisini hiç izlememiş galiba " diyince Gülşah'la Miran 'ı bırakıp abime doğru koştum ve boynuna atladım abim Miran'ın yaptığı gibi beni kendi etrafında döndürüp yere indirdi ve saçlarımdan sayısız kez öptü . Abimin kollarındayken sanki kıyamet kopsa hissetmeyecekmişim gibiydi o benim yıkılmaz kar uğramaz dağımdı . Kafamı kaldırarak abimin yüzüne baktım abim o kadar uzun du ki yüzünü görmek için başımı kaldırmak zorundaydım aslında benim boyunda uzundu 1,65 santimdim ama abim 1,95 kadardı ve bu yüzden yüzüne bakarken yoruluyordum . Abime içten bir şekilde tekrar sarıldım "seni çok özledim abicim " dedim abim de "ben de seni özledim baş belası "diyip beni iyice kucağına çekti . Miran "her neyse acıktım Sultan abla senin gelişinin şerefine güzel yemeklar yapmış hadi gidelim " deyince biz de onu takip ettik tam merdivemlere gelmiştik ki kapıda daha önce hiç görmediğim bir adam belirdi adam ; yaklaşık iki metreydi ,siyah saçlı yapılı bir vücudu vardı ve gözleri de kahve renginin en kapalı tonuna sahipti, üzerinde dar bir siyah tişört ve üstünde deri bir ceket altında da da bol bir pantolaon vardı bu görüntüsüyle nefes kesiciydi . Adam bize doğru geldi ve tam abimin önünde durdu "Kuzey Mirşah hakkınızda şikayet var " diyince o an taş kesildim ve konuşamadım abim ise sadece güldü "kimiş bizi şikayet eden ?" Adam abime aynı şekilde sırıttı "kuzeniniz Azat Mirşah " ne oluyordu , abimin yüzünden gülümseme eksilmedi ve ellerini öne doğru uzattı adam hiç beklemeden eline kelepçeyi taktı tam o anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü ve öne atladım "siz kimsiniz ? Abim bir şey yapmadı . Onu nereye götürüyorsunuz ?" dedim abim bir adım önüme geçti kelepçeli ellerini yüzüme dokundurdu ve yüzümü her iki ellerinin arasina aldı "ştt, abim sakin ol gidip ifade verip geleceğim bu kadar sakin ol " diyip gözlerimdeki yaşı sildi o silene kadar ağladığını bile anlamamıştım abim ellerini çekti ve arkasına döndü o dönünce arkasından sırtına sarıldım " ben de geleceğim " abim o kadar derin bir iç çekti ki tüm Mardin'in duyduğuna eminim " tamam abim Gökhan 'a söyle getirsin seni " asker olduğunu anladığım adam "hadi çok oyalandık karakolda görüşürüz hanımefendi " dedi öyle diyince abimin kasıldığını hissetim ve başımı tamam anlamında salladım . Askerler çıktıktan sonra Miran 'a döndüm " bu adam kim " Miran "yüzbaşı Berzan Altıner " dedi , demek yüz başıydı ,iyi güzel . Vakit kaybetmeden Gökhan 'in yanına gittim " karakola gidiyoruz " diyip arabanın kapısını kapattım ve karakola doğru yola çıktık.