1. bölüm · Kan Revan Aşk

0.0

Bill Kaulitzz

"Seni bir dert gibi öptüm, bıraktım..."
______

Yağmur, sanki gökyüzü benim için ağlıyormuş gibi bardaktan boşalırcasına yağıyordu. Direksiyonu sıkan parmaklarımın boğumları bembeyaz kesilmişti. Dikiz aynasına baktığım an, o uğursuz siyah farların beni yutmak üzere olduğunu anladım. Kalbim göğüs kafesimi delmek ister gibi çarpıyordu ama korkunun beni ele geçirmesine izin vermeyecektim. Ben bir savcı kızıydım; adaletin ve cesaretin içinde büyümüştüm.

Araba sert bir manevrayla önümde durduğunda lastiklerin asfaltta çıkardığı o tiz ses beynime kazındı. Kapım bir hışımla açıldı. Soğuk hava ve barut kokusu genzimi yakarken, kendimi bir anda dışarıda, çamurun içinde buldum.
"Bırak beni! Kimsin sen?!" diye bağırdım. Sesim yağmurun gürültüsünde titriyordu ama geri adım atmadım.

Karşımda duran adam... O an sanki zaman durdu. Baras Karahan. Babamın dosyalarında "dokunulmaz" diye geçen o karanlık siluet tam karşımdaydı. Boyu posu, omuzlarının genişliği ve üzerindeki o pahalı ama ölüm kokan kabanıyla tam bir cellat gibi duruyordu. Dudaklarının arasındaki sigaranın dumanı yağmura karışırken, kömür karası gözlerini gözlerime dikti.

"Ben senin kabusunum yavrum," dedi. Sesi o kadar derinden ve soğuk geliyordu ki, bir an kanımın donduğunu hissettim. Bana 'yavrum' demesi midemi bulandırmıştı. "Baban bizim mallarımıza dokunmayacaktı. Şimdi o adalet kokan ellerinin bedelini, senin o narin boynunla ödeyeceğiz."

Çenemi sıktım. Korku bir zehir gibi damarlarımda geziyordu ama öfkem ondan daha baskındı. "Siz... siz hayvansınız! Babam hepinizi o pis deliklere tıktığında göreceğim o suratını!" dedim, sesimi olabildiğince yüksek tutmaya çalışarak.

Baras, yüzünde o mide bulandırıcı, çarpık gülümsemeyle bana doğru bir adım attı. Aradaki mesafe kapandığında nefes alamadığımı hissettim. Eli bir pençe gibi çenemi kavradı. Parmakları tenime gömülürken canım yanıyordu ama gözlerimi kaçırmadım.

"Bak bana," diye fısıldadı. Nefesi yüzüme çarptığında irkildim. "Bana bak ki, seni kimin mahvettiğini unutma. O güzel ağzından çıkan her küfür, her hakaret seni benim cehennemime bir adım daha yaklaştırıyor. Şansını zorlama, yoksa o dili kökünden sökerim."

Acı çenemi uyuştururken yüzüne tükürürcesine fısıldadım: "Sök o zaman! Senin gibi bir pislikten korktuğumu mu sanıyorsun?"

Bir an için o karanlık gözlerinde bir şaşkınlık, hatta belki bir takdir parıltısı gördüm ama hemen kayboldu. Yerini vahşi bir kararlılığa bıraktı. Yanındaki o sırıtan adama döndü.
"Gediz, at şunu arabaya. Sesini çıkarırs0a ağzını bantla. Yolumuz uzun, kafamı siktirtmeyin akşam akşam."