2. bölüm · KALBİN İÇİNDEKİ ÇIĞLIKLAR:KILICIN GÖLGESİ
2 bölüm
~yaşadığımız hikaye her zaman kanlı imzamızdı~
Sevmek bir sanatmıydı yoksa sadece tuvalde olan bir resim miydi yoksa yoksa bulutlardan düşen bir damla mı ben sevgiyi tatmadım. tadamıycam hayatım boyunca çünkü kimsem yok...
Güneşin yüzüme vuruşuyla kalktım. gözüm açıldığında önce etrafı bulanık gördüm...he! Bu arada ben elena elena. very 23 yaşındayım ve okulumda kılıç dersleri alıyorum. buda benim hayatım yani en fazla ne olabilir diye düşünmeyin normal bir hayatım var.
Yataktan kalkıp hemen duşa girdim. sıcak su vücumdan akıp gitti rahatlama hissediyordum gerçekten. hemen havluya sarılıp banyodan çıktım. üstüme formamı giyip çantama kılıcımı koyup saçımı sıkı bir at kuyruğu yapıp koşarak okula gittim. geç kalırsam havel beni dövebilirdi kulaklığımı takıp müzik dinledim.
Okula vardığımda sınıfa inip ısınmaya başladım. bügun yeni biri gelicekti sara öyle demişti erkekmiş galiba bilmiyordum.
Kafeteryaya inip kendime tost alıp yemeye başladım. açlığımda ölecektim yoksa yemeğimi yiyip sınıfa doğru gittim. bu sıradada yanıma sara geldi"elena! Naber canım napıyorsun ben yeni bir saç bakım seti aldım olay." Dedi sara
biraz bakım yapmayı makyaj yapmayı seven biri. sarı saçları beline uzanıyordu gözleri buz mavisi ve gri karışımı gibiydi ve AŞIRI GÜZELDİ.
Sınıfa doğru konuşarak geldik. ben hemen ısınmalara başladım bu sırada karl geldi kendisinden nefret ediyorum... bunun nedeni var ama...
Ben tam bilmiyorum
Karl beni süzüp ilerlerdi onun o gözünü oyup böyle sıkmak var ama ben öyle biri değilim kesinlikle.
İçeriye bir çocuk girdi.
Kumral saçları dalgalı ve dağınıktı. gözleri ela rengindeydi benim boyum 1.66 ama o beni tepeden izliyordu. baya uzundu yeni gelen buydu galiba ve gamzesi vardı gülünce belli oluyordu o zaman tatlı oluyordu ama bu çocuğa hiç kanım ısınmayacaktı onu biliyordum...
Havel yeni gelen çocuğu yanına çağırdı yeni gelen çocukta hemen gitti. " çocuklar bu yeni arkadaşınız."dedi havel "tanıt kendini bakalım evlat."
Evlat...
Bu kelime bana göre çok anlamlı kelime bence. bir kelime olabilir ama içinden şefkat,merhamet hep akıyor
Yeni gelen çocuk kendini tanıtmaya başladı.
" ben lucas gray 25 yaşındayım bu okula gelmemin sebebi var. ama bu konulara gelmeyelim bence umarım yakın arkadaş oluruz." dedi lucas bu çocuğu sevmemiştim gıcık, mevrut tipsizdi kim sever bu çocuğu.
Karl dikkatle dinliyordu. gözleri arada bir bana kayıyor ama hemen geri çekiyordu. napıyordu bu şapşal galiba eski anılar yine aklını süpürüyordu.
Ben dikkatimi toplayıp çalışmaya başladım. hemde biraz ısınmış oluyordum yakında maçım olucaktı ondan hayvan gibi çalışıyordum elimden gelinceye kadar çünkü babam hep derdi "elinden geleni yap başaramazsan üzülme çünkü herleyi denedin olamdıysa tekrar çalış" derdi bu cümleye hep inandım ve hep inanıcam. çünkü çabalamayıp kazanırsan içinde bir his olmaz ama çabalayıp başarırsan herzaman içinde bir gurur olur.
Kılıç seslerı acılı inlemeler dolu sınıfta çalışmaya devam ederken bir gürültü sesi kulaklarıma doldu. başımı o tarafa çevirdiğimde lucası kolunun kanadıpını fark ettim. Kabul edeyim yara derindi ama bu kadar abartmasına gerek yoktu.
Yanına giderken aslında içimden neden gidiyorum diye düşündüm. ama ayaklarım beni öne sürdü ve ilerletti tabi .
Lucasın gözleriyle gözlerim buluştu yeşil gözleri bir ormanı anımsatıyordu. benim siyah gözlerim onun ormanına bulandı. sanki öyle güzel bir yeşilin tonuydu"niye geldin kara panter." dedi alayla lucas gözlerinden bir anlık bir ışık belirdi.
Ama hemen söndü"Aaa! Lucas daha yeni geldin beni hemen canimi sandın."dedim küçümseyerek lucas gülerek ayağa kalkınca yanında küçüldüm."sen beni ilk defa mı kılıç tuttuğumu mu sanıyorsun kara panter sadece yerim değişti istersen düello yapalım ne dersin."
Havada gerginlik hissetim. herkes sustu sadece gözler konuştu. lucasın yaptığı bu yarış iddasını tabiki kazanıcaktım ama neden okul kayıtında hiç kılıç dersi almamış yazıyordu ve neden bu kadar acemi davranıyordu.
"Tamam kabul ama dikkat et ben hep en hassas noktadan vururum." dedim ve kılıcımı alıp karşısına geçtim. lucasda karşıma geçip gözlerini kısıp beni dikkatlice süzdü sonra "başlayalım." dedim ve başladık.
Ben ilk hamleyi yaptım kılıcımı onun sağ omzuna savurdum. lucas kendini sola doğru eğdi ve kolayca kurtuldu bu hamlemden sonra kendisini sola doğru kaydırıp kılıcını boğazıma dayadı ben hemen onun kılıcını tutup ona oğru ittirdim. sonra ona doğru yürüdüm sonra onun çenesinden tutup yavaşça boğazından sırtına doğru dokundum ve flörtöz adımlarla onun arkasına geçtim o fısıldayarak."ne yapıyorsun elena."dedi bende fısıldayarak"belki sadece flört ediyorumdur."dedim ve aynı andan sırtına sert bir tekme atıp kılıcımı boğazına dayadım ve kulağına sadece onun duyabileceği şekilde fısıldadım"bana sakın güvenme bende güvendim ama arkandam bıçaklandım sana sadece tavsiye veriyorum lucas söz konusu bensem sakın bana güvenme."ona göz kırpıp üstünden kalktım. ve dışarı doğru yürüdüm lucas büyük ihtimal arkandam bakıyordu. ama umrumda değildi
Ama umrumda olmalımıydı bilemiyorum.
Ben elena very ben her zaman kazandım. ama içimdeki bütün savaşları kaybettim vuruldum ama kalktım. ama sadece bir sözle yere düştüm ve bir daha o bataklıktan çıkamadım.
Okuldan çıktıktan sonra eve doğru yürüdüm. yanımda sarada vardı sara benim yakın arkadaşlarımdan biriydi. zaten bir tek o var hayatımda."Elena kafeye gidip oturalım biraz lütfen çok yoruldum yaa."dedi sara bu kız neden erkenden yoruluyordu anlamıyorum. ben daha yorulmamıştım bile "tamam şurda kafe var oraya gidelim."dedim sara yerinde sıçrayarak oraya gitti ve hemen sandayeye oturdu bende yanındaki sandalyeye oturarak bekledim. aramızda bir sessizlik oluştu ve ilk konuşan tabiki sara oldu."elena yeni gelen çocuğu sevdin mi bence tatlı biri."dedi ben o çocuğun neresini sevicem allah aşkına çocuk ukala biri. "hayır çok ukala biri o."dedim
Böyle kafede bir saat konuştuk sonra kalkıp gittik. ben eve doğru yürüdüm ve yağmur yağmaya başladı benim kaderim ne ya böyle ıslanarak ilerledim
Sonra markete uğrayıp eve lazım olan eşyaları aldım. evde tek yaşadığım için az şeyler alıyordum ve bana yetiyordu parasını ödeyip eve yürümeye devam ettim. karanlık sokaklardan geçtim ama gene yürüdüm normalde karanlıktan çok korkarım ama bu sefer korkmadım neden bilmiyorum. eve vardığımda anahtarımı alıp kapıyı açtım eve adım atığımda yüzümdeki gülümseme soldu
Karl kanepede oturmuş korkunç bir sırıtışla bana bakıyordu."bebeğim hoşgeldin."dedi fısıldar bir sesle ve ayağa kalkıp üzerime yürüdü elinde bir kadeh ve şarap vardı ama masada bıçaklar ve silahlar vardı. "bu gece senin için çok güzel olucak sevgilim..." dedi karl .
Yaptığım şeyi değiştiriyorum ben elena very ben hep kaybettim ama içimdeki savaşları kazananıda değil kaybenide değildim. ben hep beraberlik sağlayan kişiydim. ama bazen bir kişi gelir o beraberliği dağıtır ve ortaya yeni biri çıkar ve ben ortaya çıktım. bu sefer hiç birşey ne kolay olucak nede zor...
