12. bölüm · Kalbin davası
Özel bölüm
Yıllar, Deniz ve Derin’in hayatından birer iyilik elçisi gibi geçmişti. Artık o ağır ceza dosyaları, gece yarısı gelen tehdit telefonları ve barut kokulu pusular çok geride kalmıştı. Şimdi ise önlerinde sadece uçsuz bucaksız bir Ege maviliği ve çocuklarının neşeli çığlıkları vardı.
Dört Kişilik Bir Dünya
Deniz kenarındaki o butik otelin bahçesinde, güneşin en tatlı hali tenlerini yakarken; Deniz, kumların üzerinde 4 yaşındaki oğlu Aras ile kaleler yapıyordu. Aras, tıpkı babası gibi kararlı ve dikkatliydi; her kuleyi bir hukukçu titizliğiyle inşa ediyordu. Birkaç metre ötede ise Derin, 2 yaşındaki dünya tatlısı kızları Masal’ı kucağına almış, denizin köpükleriyle tanıştırıyordu. Masal’ın kıvırcık saçları rüzgarda uçuşurken attığı kahkahalar, adeta tüm sahilin müziği olmuştu.
Sedef Hanım ve Emin Bey, az ilerideki şezlonglarda oturmuş, bu manzarayı hayatlarının en büyük ödülü gibi izliyorlardı. Sedef Hanım, Masal için hazırladığı minik meyve tabağını düzeltirken, Emin Bey gözlüğünün üzerinden oğluna baktı. Deniz’in omuzlarındaki o eski yük gitmiş, yerine huzurlu bir babanın sükuneti gelmişti.
Dostlar Meclisi Tatilde
Öğleden sonra sahile bir neşe dalgası daha katıldı. Melis ve Uğur, ellerinde dondurmalar ve şişme botlarla "ekibe" dahil oldular. Melis, Masal’ı görür görmez kucağına alıp "Teyzesinin gülü, bakalım bugün ne maceralar yaşayacağız?" diye bağırırken; Uğur, Aras’ın yanına çöküp kumdan kaleye "stratejik destek" vermeye başladı.
"Deniz," dedi Uğur, bir yandan Aras’ın kalesine tünel kazarken. "Hatırlıyor musun adliyenin o soğuk koridorlarını? Şimdi burada kumla oynamak... Adalet gerçekten varmış kardeşim."
Deniz gülümsedi ve elindeki kovayı bırakıp arkadaşına baktı. "Adalet, sadece suçlunun ceza alması değilmiş Uğur. Adalet, sevdiğin insanların yanında, güvende olduğunu bilmekmiş."
O Meşhur Saat ve Küçük Bir El
Güneş batarken, ailece iskelenin ucundaki masaya geçtiler. Deniz, yeleğinin cebinden o gümüş köstekli saati çıkardı. Saat artık sadece bir aksesuar değil, bu ailenin ayakta kalma simgesiydi.
Aras, babasının dizine tırmanıp, "Baba, saati açabilir miyim?" diye sordu. Deniz saati oğluna uzattı. Aras, küçük parmaklarıyla o mermi eziği olan kapağı zorlayarak açtı. İçerideki fotoğrafta annesi Derin, bembeyaz gelinliğiyle gülümsüyordu.
"Anne çok güzel," dedi Aras, fotoğrafı okşayarak.
Derin, oğlunun saçlarını öptü. "Baban o saati kalbinin üzerinde taşıdığı için biz bugün buradayız Aras. Bu saat, sevginin her şeyi durdurabileceğini anlatıyor."
Yıldızlar Altında Son Söz
Gece olup çocuklar Sedef Hanım ve Emin Bey’in gözetiminde uykuya daldığında, Deniz ve Derin kumsalda baş başa kaldılar. Ay ışığı denizi gümüşi bir renge boyarken, Deniz karısının elini sıkıca tuttu.
"Dokuz yıl önce o kurşun sesi duyulduğunda," dedi Deniz, sesi denizin hışırtısına karışırken. "Her şeyin bittiğini sanmıştım. Ama meğer her şey o an başlıyormuş. Seninle, çocuklarımızla..."
Derin, başını Deniz’in omzuna yasladı. "Zamanı durduran o saat mermiyi engelledi ama bizim için zamanı sonsuza dek başlatan şey bu aşk oldu Deniz."
Uzaklardan bir yerlerden bir baykuş sesi ve hafif bir dalga gürültüsü geldi. Deniz kenarındaki o küçük evlerinde, dört kişilik bu devasa dünya, huzurun ve zaferin en güzel tablosu olarak o geceyi de hafızalarına kazıdı.
SON
