10. bölüm · KALBİMİN SESİ (Askeri aşk )

10. BÖLÜM

Beyza 💛

BÖLÜM 10 — TANIMA

Yeni evimde geçirdiğim ilk gecenin sabahında gözlerimi açtığımda birkaç saniye nerede olduğumu anlamadım.

Sonra tavana baktım.

Beyaz duvarlar.

Henüz tam olarak yerleşmemiş eşyalar.

Pencerenin kenarındaki çalışma masam.

Ve birkaç gün önce boş olan odanın artık bana ait olması.

Gülümsedim.

Gerçekten kendi evimdeydim.

Yataktan kalkıp mutfağa geçtim. Kahvaltı hazırlamak için dolabı açtığımda karşıma çıkan manzara beni güldürdü.

Üç tabak.

İki bardak.

Bir tava.

Ve ne olduğunu bile bilmediğim birkaç mutfak eşyası.

"Harika bir başlangıç."

Kendi kendime söylenip yumurta yapmaya karar verdim.

Tam kahvaltımı hazırlarken telefonum çaldı.

Annem.

Görüntülü aramayı açtım.

"Uyandın mı?"

"Uyandım anne."

"Evin nasıl?"

"İyi."

"Gece korkmadın değil mi?"

Güldüm.

"Anne, çocuk değilim."

Ali'nin sesi arkadan geldi.

"Kapıyı kilitledin mi?"

Gözlerimi devirdim.

"Abi, daha sabah."

"Ben soruyorum."

"Evet."

"Camları?"

"Evet."

"Doğalgazı?"

"Abi!"

Annem gülmeye başladı.

"Tamam, tamam. Bırak kızı."

Ali hâlâ ciddi görünüyordu.

"Bir şeye ihtiyacın olursa ara."

"Ararım."

"Gerçekten."

"Gerçekten."

Annem gülümsedi.

"İşe geç kalma."

"Kalmazsın merak etme."

Telefonu kapattığımda mutfakta tek başıma kaldım.

Bir an etrafıma baktım.

Yalnızdım.

Ama bu kez yalnızlık kötü hissettirmiyordu.

Tam tersine...

Özgür hissettiriyordu.

---

Hastaneye vardığımda Beril beni koridorun başında yakaladı.

"Doktor hanım!"

"Efendim?"

"Dün eve geçtin mi?"

"Evet."

"Nasıl?"

"Çok güzel."

Beril koluma girdi.

"Bir de bana evini göstereceksin."

"Tabii."

Sonra yüzü değişti.

"Bu arada..."

"Ne?"

"Dün Efe evine gelmiş."

Olduğum yerde durdum.

"Sen bunu nereden biliyorsun?"

"Gül söyledi."

"Tabii ki."

Beril sırıttı.

"Niye gelmiş?"

"Bir şey getirdi."

"Ne?"

"Annemin gönderdiği bir kutu."

Beril gözlerini kıstı.

"Sadece kutu?"

"Evet."

"Hı."

"Beril."

"Ne?"

"Öyle bakma."

"Ben hiçbir şey yapmıyorum."

"Yüzün her şeyi anlatıyor."

Beril kahkaha attı.

"Tamam, tamam."

Birlikte yürümeye devam ettik.

---

Öğle saatlerinde işler biraz sakinleşti.

Beril'le otururken telefonuma mesaj geldi.

Milan.

Mesajı açtım.

I'm coming tomorrow.

Yarın geliyorum.

Gözlerim büyüdü.

"Ne oldu?" diye sordu Beril.

"Milan."

"Ne olmuş?"

"Yarın Türkiye'ye geliyor."

Beril'in yüzü aydınlandı.

"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Sonunda!"

Gülümsememi engelleyemedim.

Uzun zamandır görmediğim birini yeniden görecek olmak içimde çocukça bir heyecan yaratmıştı.

Hemen arkadaş grubumuza yazdım.

Arin:

"Finally!"

Sonunda!

Atlas:

"Tell him I'm expecting Turkish food."

Ona Türk yemekleri beklediğimi söyle.

Onur:

"Don't let him steal you from us."

Bizi bırakıp seni çalmasına izin verme.

Milan:

"Too late."

Çok geç.

Gülmeye başladım.

Beril ekrana baktı.

"Gerçekten çok yakınsınız."

"Evet."

"Sevgilin mi?"

"Hayır."

Beril şaşırdı.

"Ben öyle sandım."

"Çocukluktan beri arkadaşım."

"Anladım."

Ama yüzündeki ifade, hâlâ tam olarak inanmadığını söylüyordu.

---

Ertesi gün Milan'ın geleceği düşüncesiyle sabahtan beri yerimde duramıyordum.

Hastaneden çıkar çıkmaz doğruca havaalanına gittim.

Kalabalığın arasında onu gördüğüm anda yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.

Milan beni görünce çantasını bıraktı.

"Baby!"

Bana sarıldı.

"Finally!"

"You're here!"

Uzun zamandır ilk kez bu kadar içten gülüyordum.

Birbirimizden ayrıldığımızda Milan yüzüme baktı.

"You look different."

Farklı görünüyorsun.

"How?"

Nasıl?

"More grown-up."

Daha büyümüş.

Güldüm.

"You too."

Sen de.

Arabaya doğru yürürken Türkiye hakkında konuşmaya başladık.

Milan sürekli sorular soruyordu.

Sonunda onu yeni evime götürmeye karar verdim.

Apartmanın önüne geldiğimizde arabadan indik.

Tam o sırada karşıdan gelen bir arabayı gördüm.

Efe.

Araba durdu.

Efe indi.

Beni gördü.

Sonra yanımdaki Milan'a baktı.

Ben birkaç saniye ne yapacağımı bilemedim.

"Efe?"

"Merhaba."

"Merhaba."

Milan bana baktı.

"Is that him?"

Bu o mu?

Başımı salladım.

"Yes."

Evet.

Milan Efe'ye döndü.

Elini uzattı.

“I'm Milan. Nice to meet you.”
“Ben Milan. Tanıştığımıza memnun oldum.”

Efe elini sıktı.

“Efe.”
“Efe.”

Milan hafifçe gülümsedi.

“I've heard a lot about you.”
“Senin hakkında çok şey duydum.”

Efe'nin kaşları hafifçe kalktı.

“Really?”
“Gerçekten mi?”

Milan başını salladı.

“Of course. Naz talked about you.”
“Tabii ki. Naz senden bahsetti.”

Efe birkaç saniye sustu.

“She did?”
“Öyle mi?”

Milan gülümsedi.

“Yeah. You're an old friend, right?”
“Evet. Eski bir arkadaşsın, değil mi?”

Efe'nin bakışları kısa bir an bana kaydı.

“Something like that.”
“Öyle bir şey.”

Milan hafifçe güldü.

“Well, it's nice to finally meet you.”
“Sonunda seninle tanışmak güzel.”

Efe başını salladı.

“You too.”
“Benim için de.”

İkisinin arasındaki konuşmayı izlerken garip bir şey fark ettim.

İkisi de birbirini tartıyor gibiydi.

Ama nedenini anlamıyordum.

"Eve çıkalım mı?"

Milan bana döndü.

"Sure."

Tabii.

Efe ise başını salladı.

"Ben de geçeyim."

"Tamam."

Üçümüz apartmana doğru yürümeye başladık.

Milan benim yanımda, Efe birkaç adım gerimizdeydi.

Ve nedense...

Sessizlik, olması gerekenden daha ağır geliyordu.

---

Akşam Gül de bize katıldı.

Milan'ı görünce sarıldı.

"Demek meşhur Milan sensin."

Milan güldü.

"I hope that's a good thing."

Umarım bu iyi bir şeydir.

Gül bana baktı.

"Senin hakkında çok şey anlattı."

Milan kaşını kaldırdı.

"Good things, I hope."

Umarım güzel şeylerdir.

"Çoğunlukla."

Hepimiz güldük.

Bir süre sonra Gül yanıma eğildi.

"Yakışıklıymış."

"Gül."

"Ne?"

"Arkadaşım."

"Ben bir şey demedim."

Sonra göz ucuyla bana baktı.

"Abim kıskanır."

Kaşlarımı çattım.

"Efe neden kıskansın?"

Gül sırıttı.

"Bilmem."

"Sen bir şey biliyorsun."

"Hayır."

"Kesin biliyorsun."

Gül cevap vermeden Milan'ın yanına gitti.

Ben ise arkasından bakakaldım.

O sırada kapının önünde duran Efe'yi fark ettim.

Bize bakıyordu.

Ama yüzünden ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi.

Milan yanıma gelip omzuma hafifçe dokundu.

"Are you okay?"

İyi misin?

"Yes."

Evet.

Gülümsedim.

Ama gözüm istemsizce bir kez daha Efe'ye kaydı.

O da tam o sırada bana bakıyordu.

Ve ikimiz de aynı anda gözlerimizi kaçırdık.

Bölümü en kısa zamanda atacağımm