Bölümler 3Şu an: Kopyacı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 1: Kopyacı
Sevgisiz güzellik neye yarar ki? Kalbin hissetmediği güzellik neye yarardı?
"Hadi güzelim, kahvaltını yap" diyen anneme baktım. Ben sadece annemin güzeliydim. "Peki, anne" dedim bıkkın sesimle.
"Ama az yiyeceğim yoksa, okula geç kalırım" Az yememin sebebi okula geç gitmem değildi.
Kahrolası vücudumun çabuk kilo almasıydı. Kahvaltımı hızlıca yapıp, anneme sarıldım.
"Seni çok seviyorum" diye fısıldadım.
Hayatımda ki en büyük şansım annemdi. Ayakkabılarımı ayağıma geçirip evden çıktım.
Kulaklığımı kulağıma taktıktan sonra dünya ile iletişimimi kestim.
Son ses şarkı dinlemek bu hayatta yapmayı sevdiğim en zevkli aktiviteydi.
Kaldırımın yanında ki siyah kedi gözlerini bana dikip beni izliyordu.
"Çok tatlısın kedicik" diyerek parmağımı kediye uzatacaktım ki, tırnaklarını parmaklarıma geçirdi. "Siktir" diye ağzımda mırıldandım.
"Seni sevmek bile suç pis kedi" Az önce çok tatlı dediğim kedi parmaklarımı kanlar içinde bırakmıştı.
Aklıma annemin lazım olur dediği fakat benim koymak istemediğim yüzünden almadığım peçete gelmişti.
"Nasıl bu kadar öngörülü olabiliyorsun anne" Okuldaki tuvalette yıkarım diye düşündüm.
Okula adımımı bastığım anda arkamdan bir ses yükseldi. "Oo nolmuş bizim çirkinimize" Sadece bir adım atmıştım be, bir gün bu kadar mı kötü başlayabilirdi.
Arkamda kendini İngiltere prensesi sanan Selin duruyordu. "N'olmuş İngiliz prensesi? " diye sormamla beraber erkek arkadaşı karşımda durdu.
"Aşkım sen bu Külkedisinin söylediğine sakın bakma" dedi, bana iğrenerek bakarken. "Senin güzelliğini kıskanıyor işte"
Daha fazla bu muhabbete devam etmemek için hızla okulun içine girdim.
Elimi sabunla yıkarken aynada ki kendimi izledim. "Sen annesinin güzelisin Deren" Kimsenin duyamayacağım bir sesle söylemiştim bunu. Çantamı tekrar sırtıma alıp, tuvaletten çıktım.
Bu okuldan bıkmıştım. Sadece dış görünüme önem veren ucubelerle dolu bir okuldu.
Sınıfıma girdiğimde.
Bütün gözleri üzerimde hissettim. Özellikle de Selin'in nam-ı diğer İngiliz prensesinin. En arkadan kendime bir yer seçtim.
Tek arkadaşım, tek sırdaşım, okula gelme sebebim bu okuldan gitmişti.
O günden sonra okul benim için bir işkenceden farksızdı. Kapıdan giren hocayı gören herkes ayağı kalktı.
"Kağıtları çıkarın" dedi yeni gelen adını bilmediğim hoca. "Kopya çekeni yakarım" diye de ekledi. Çantamdan bir kağıt birde kalem çıkardım. Hoca söyledi biz yazdık, hoca söyledi biz yazdık.
"Benim müdürden bir kağıt almam lazım" diyerek çıktı öğretmen.
Son soruyu yazdığımda, önümdeki Selin'in bana doğru döndüğünü farkettim.
"3.sorunun cevabını söyle Çirkin" Tüm okul Selin yüzünden bana çirkin diyordu.
Sarı saçlarını arkaya itti. "Söylemeyeceğim" dedim. "Hayatını karartırım" dedi. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirip "Öyle mi yaparsın? " diye sordum.
Bir hışımla önüne döndü. Tüm soruları cevapladıktan sonra arkama yaslandım.
Çöpümü atmak için ayağı kalktım. Koşarak çöp kutusuna atıp yerime geri döndüm.
İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Selin'e baktığımda,
kendini kağıdına gömmüş bir şekilde gördüm.
"Kendimi tanıtayım" dedi yeni hoca.
"Ben Yeliz Yılkan. Bu sene Edebiyat dersinize ben gireceğim" diyerek masasına oturdu.
Selin'in sırasından kalkıp Yeliz Öğretmen'in masasına doğru
ilerledi. "Öğretmenim" dedi sessizce. "Ne var kızım?" diyerek cevapladı Yeliz Hoca. Yeliz Hoca'nın kulağına doğru birşeyler fısıldadı.
"Kimmiş o kopya çeken?" diye bağırdı Yeliz Hoca. Sesi fazla yükselmişti. Ve tüm sınıfta yankılanmıştı.
Selin'in parmağı beni bulduğunda yüz kaslarımın verildiğini hissetmiştim.
"Gel buraya" Kızgın sesi tüylerimin diken diken olmasına sebep olmuştu. Şu zamana kadar en ufak bir kopya bile çekmemiştim.
Selin ve tüm sınıf beni gülerek izliyordu.
"Şimdi müdürün odasına gidiyorsun ve ben kopya çektim diyorsun" diyen sesi koridorda
yankılanıyordu.
"Ben kopya çekmem" dedim
titreyen sesimle. "Ama çantası öyle demiyor" dedi Selin ve koşarak benim sırama gitti.
Çantamın fermuarını açıp bir süre karıştırdı.
En sonunda ciğer görmüş kedi gibi gülümsedi. Elinde minik bir kağıt tutuyordu.
"Hocam burada" Dedi neşeli sesiyle. Tüm sınıf beni izliyordu. "Söylesenize" dedim.
"Benim kopya çekmeyeceğimi hepiniz biliyorsunuz" Kalp kırıklığıyla hocaya baktım. Beni sevmeyen bir sınıfve hayal kırıklığı.
"Peki, hocam" deyip kapıya doğru ilerlediğimde tekrar bir ses yükseldi.
"Hocam Aylin kopya çekmedi." Kapıyı açmıştım ki, Yeliz Hoca'nın "Gel, buraya kızım" dediğini duydum. "Ama hocam." dedi Selin.
"İtiraz yok" dedi tok bir sesle. "Gel çocuğum, ne gördüğünü anlat." "Hocam, Aylin kopya çekmedi" dedi.
Bu çocuk kimdi bilmiyordum. Sınıfa yeni gelmiş olabilirdi.
Hiç dikkat etmemiştim. "Çantasına o kağıdı Selin koydu" dedi tek nefeste. Selin'in suratı bir anda soldu.
"Sen benimle gel Selin" "Siz ikinizde sıranıza oturun" deyip Selin'le beraber sınıftan çıktı. Sırama oturduğumda oldukça şaşkındım.
Teneffüs zili çaldığında sınıftan çıktı, ve tüm parmaklar yine benim üzerimdeydi.
"Bu tiple Merih ona niye baksın ki?"
Sadece beş dakika içinde tüm dedikoduların yayılacağını biliyordum. Selin kızarmış yüzüyle bana bakıyordu.
Adını öğrendiğim gibi defterime adını yazdım.
-Merih
Kafamı sıraya koyup gözlerimi kapattım. "Neden böyleyim?" Çantamı sırtıma alıp sınıftan çıktım. Evet, ilk günden okuldan kaçacaktım.
Ve hayır, eve dönmeyecektim. En azından kafamı dinleyene kadar..
Bölüm etkileşimi
