Bölümler 1Şu an: 1. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Te elegiria en todas mis vidas :) "
**************
Adliyede odama oturmuş dosyalara bakıyordum. Kapı çaldı. "Gir" dedim soğuk bir sesle. İçeriye uzun yıllardır görmediğim, aynı üniversiteden mezun olduğumuz arkadaşlarımdan olan, Engin girdi.
Şaşırmıştım açıkçası çünkü üniversiteden mezun olduktan sonra onunla sadece birkaç kez görüşmüştük.
Yakışıklı birisiydi 1.80 boyu,sarı saçlı yeşil gözlü bir çocuktu. Üniversitede çok kız peşinden koşmuştu ama o, derslerinde odaklanmayı seçmişti.
Okula ilk geldiğimde o yardımcı olmuştu bana. Ben, birinci sınıfken o,son sınıftı. Bana tüm öğretim yılım boyunca çok yardımcı olmuş, koruyup kollamıştı. Bu nedenle çoğu kız benden nefret ederdi. O zamanlar çekingen bir çocuktum. Bir takım sebeplerden dolayı daha da içine kapanık biri oldum. İşte o zamanlar panik atakğım olduğunu öğrendim
**************
Yurtta kalıyordum o zamanlar. Alışıktım, sonuçta kendimi bildim bileli yurtta kalıyordum. Artık mezun olduktan sonra finansal özgürlüğümü elime alıp ayrı eve çıkmıştım.
Bir gün üniversitede, kaldığım yurda gidiyordum. Gece saat 12.30'da yurdun giriş çıkışları kapanıyordu. Ancak oda arkadaşınız gelince girebiliyorduk. Müdüre de haber veriliyordu malum otobüsle gittiğim için geç kalmıştım. Normalde hiç huyum değildir geç kalmak, fakat o gün arkadaşlarımla buluştuğumuz için geç kalmıştım. Yurdun kapısına geldiğimde anahtarımı almadığımı farkettim.
O zamanlar da yeni bi güvenlik gelmişti orta yaşlarda birisiydi, tanımıyordum. Oda arkadaşımı aramak için çantamda telefonumu arıyordum ki bir ses duydum. Karanlıkta bir ses "pişt" dedi. Kafamı o yöne doğru çevirdiğimde güvenlik olduğunu gördüm. Adının Ahmet olduğunu biliyordum sadece.
tedirginlikle O yöne baktığımda Ahmet abiyi gördüm. "Ahmet abi sen miydin?" dedim. Bana doğru yaklaştığını gördüm.
"korkuttum mu" dedi.
"sıkıntı yok abi" dedim. "yurda girecektim de arkadaşımı bekliyordum. artık yanımdaydı ve geri adım atmaya hiç niyeti yok gibiydi. aramızda bir adım kaldığında geri adım attım.
"bu gün ayrı bir güzelsin Lâl" dedi
ve bir adım daha attı. tedirginlikle suratına baktım. taşlar yerine oturuyordu. hep bana bakışını yakalıyordum fakat evli ve 4 çocuğu olduğunu göz önünde bulundururlasak hiç konduramıyordum.
"Ne yapıyorsun Ahmet abi" dedim ve bir adım daha geri attım.
"artık abi demesen mi güzelim" deyip elini saçlarıma attı okşamaya çalıştı.
" bırak!" deyip elini geri itmeye çalışıtim ama olmadı. öpmeye çalışınca burnunda bir yumruk patlattım ve koşmaya başladım. Fakat bir el saçıma yapışınca afallayıp yere düştüm boğazımdan bir çığlık kaçtı ama o da kısa sürdü çünkü eliyle ağzımı sıkıca kapatıyordu.
çığlıklarım boğultuya dönüştü. birden üzerime çullanıp beni öpmeye başladı. yurdumuz tenha bir yerdeydi. arka mahallelerde bir iki apartman vardı. bu nedenle kimse duymuyordu.
gözümden bir damla yaş geldi. işte o zaman ailesizliğim yüzüme tokat gibi çarptı.
çırpınırken zor bela bir hamle yapıp erkekliğine bir tekme attım. o acıyla kıvranırken hızla çantamı kapıp koşmaya başladım.
ellerim titriyordu. koşarken çantamdan zorlukla telefonumu çıkarıp polisi aradım. sonra zaten emniyetteydim. Olayın şokuyla bayılmışım gözümü açtığımda hastanedeyim.
o adamın 4 suç kaydı varmış tacizden. dosyaları patlayınca 12 yıl hapis cezası almış.
bu nedenle panik atağım henüz başlangıç aşamasındayken iyice ilerlemişti.
******************
"aaa Engin" dedim şaşkınlıkla. "Ne işin var senin burada"
"Aşk olsun arkadaşımı görmeye gelemez miyim" dedi gevşek bir tavırla. sonra devam etti. "Çok değismişsin ve çok da güzelleşmişsin" dedi. yanıma geldiğinde sarılmaya yeltendi fakat elini sıktığımda durmak zorunda kaldı. Temas sevmiyordum. Ve çok yakınlarım haricinde kimseye temas etmeyi pek de tercih etmiyordum. Samimiyetsiz gelirdi.
"Nerdeyse 5 yıldır sadece yünü 2 defa gördüm Engin. Şaşırmam sence de normal değil mi?"
"Hâlâ aynısın Lâl. Sinirli ve huysuz" dedi gülerek.
Masamın önündeki sandalyeyi işaret ederek "oturmaz mısın?" dedim.
" Oturamam çünkü Başsavcı beni bekliyor." dedi.
" Hulusi Bey neden seninle görüşecek ki?" dedim. Çünkü çok ciddi bir şey olmadan çağırmazdı. Alanında çok iyi bir savcıydı Hulusi Bey 60'lı yaşlarında, yaşına rağmen çok dinç bir adamdı.
Engin yüzümde birkaç saniye oyalandı. "Doğru senin daha haberin yok. Ben buraya atandım. Birkaç evrak işi vardı onun için çağırıyor Savcı Bey." dedi.
Yüzümdeki şaşkınlığı gizleyememiş olucam ki
"Ama sen pek sevinmedin gibi baksana hiçbir şey söylemedin" dedi. yüzümdeki şaşkınlığı gizlemeye çalışarak.
"Yok canım niye sevinmeyeyim?. Ben sadece şaşırdım. yani beklemiyordum." Bir süre duraksamış yüzüme sahte bir gülümseme kondurmuştum. "Hayırlı olsun, yani sevindim adına." dedim. açıkçası hiç sevinmedinm Engin'ciğim çok konuşuyorsun be kardeşim.
Ben düşüncelere dalmışken Engin; " Ben gideyim artık canım malûm ilk iş gününden kötü bir izlenim bırakmak istemem" dedi gülerek. Ardından odadan çıktı. Tam derin bir nefes alıyordum ki telefonum çaldı. Arayan biricik arkadaşım Neslişah'dı.
Neslişah: Simsiyah saçlı, ela gözlü ,1.68 boylarında polis bir arkadaşım olmakla beraber en yakın arkadaşımdı. Telefonu açtım.
"Efendim Nesli." dedim.
" Sayın Savcım." dedi. Kesinlikle yanında birilerini vardı. Yoksa asla rütbeli konuşmazdı.
"Anlaşıldı yanında birileri var. Dökül bakalım."
" Bir ihbar aldık. KARAYEL'LER hakkında." dedi.
KARAYEL'LER: Uyuşturucu kaçakçılığı yapan. Lakin bir türlü kanıtlayamadığımız için tutuklayamadığımız büyük uyuşturucu kaçakçılarındandı. Kardeşi ile birlikte bu işi yönetiyorlarmış. Elinin yetişmediği yer yokmuş. Ben göreve ilk atandığım sıralarda öğrenmiştim. Ve ilk aldığım davaydı. Kanıt bulunamadığı için dosya kapanmıştı.
"Nedir?" Dedim merakla.
"Elimize, bu gün yapılacak uyuşturucu sevkiyatının yeri bildirildi. KARAYELLER' de orada olacakmış."
"Kim ihbar etmiş?."
"Bilinmiyor." dedi.
"Nerede olacak?"
" Limanda" dedi
"Saat kaçta olacakmış peki?"
"23.30 civarında. Emniyetten ekip gönderilecek. Büyük ihtimalle Bülent KARAYEL ve kardeşi Caner KARAYEL ile birlikte olacaklar. Yani 1 taşla 2 kuş." dedi.
"Anladım. Teşekkür ederim. Orada olacağım." dedim.
"Savcım sizin gelmenize gerek yok. Hem güvenliğiniz açısından tehlikeli olabilir. Zaten doğrudan yanınıza getirilirler ifade için.
"Orada olacağım." Diye vurguladım. Tabiki gitmesem merakımdan öleceğim için gidecektim.
Nesliiah'ın sıkıntılı nefesi kulağıma geldi. "Çok inatçısın." dedi ve suratıma kapattı. Anlaşılan gergin ortamdan çıkmıştı.
Adliyede işim kalmamıştı. Eve uğrayıp birşeyler atıştırıp olay yerine giderim diye düşünüyordum. saat şimdiden 21.32 olmuştu bile.
Hızlı adımlarla koridorda ilerledim. Adliyeden çıktıktan sonra vişne çürüğü Mini Cooper'ımla kavuşmuştum. Arabaya bindiğimde anında Müslüm babadan; Kısmetim Kapanmış şarkısı çalmaya başladı.
yol boyunca şarkıya eşlik etmiş, sonunda apartmanımın önüne gelmiştim. Şile'deydi evim. kalabalık yerleri sevmiyordum.
Hızla arabamdan inip asansöre bindim. Kendimi bir an önce eve atmak istiyordum.
Kapının önüne geldiğimde çantamdan anahtarı çıkarıp kapıyı açtım.
🍀
Duş almış, yemek yemiş, şimdi de kemanımın akorlarını düzeltiyordum . 17 yaşından beridir keman çalıyordum. bana iyi geliyordu. Bu kadar kafam doluyken beni sadece kemanın sesi sakinleştiriyordu. Kahvemi yudumlarken telefonum çaldı. Neslişah arıyordu. saat daha 22.17'di.
"Efendim" dedim.
"Lâl, Neredesin sen! Aklım çıktı yarım saattir arıyorum ulaşamıyorum ya!" Dedi. Sesi sitemli geliyordu. Cidden ekrana baktığımda tam 12 kere aramıştı.
"Duştaydım. Duymamışım. Ne oldu?"
Neslişah derin bir nefes verip.
" Sevkiyat erken gerçekleştirilecekmiş. Aynı kişi tekrar ihbarda bulundu. Numarası bir türlü bulunamadı. Seni almaya geliyorum haber vereyim diye aradım." dedi.
"Tamam, hemen hazırlanıyorum ben de. " deyip telefonu kapattım.
Altıma İspanyol paça bir kot pantolon, üstüme ise beli dar bir beyaz gömlek giymiştim. Daha Kasım'da olmamıza rağmen dışarıda kar yağıyordu. Zil sesini duyduğumda hemen kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda karşımda nefes nefese kalmış Neslişah'ı gördüm.
"Ayy götüm dondu soğuktan be" deyip içeriye girdi." Ardından hiç yabancılık çekmeden koltuğa kuruldu.
" Hemen çıkmayacak mıyız? Ne diye koltuğa oturuyorsun kızım!" dedim.
Gram umurunda olmadığını gösteren bir ifade belirdi suratında. " 2 dakika soluklanalım dedik içine sıçtın, Lâl." dedi sitemle.
"Aman, bir şey dedik sanki. Sen beni öyle telaşlı arayınca ne bileyim. Saat kaçta yapılacakmış operasyon"
"22.30' da" dedi nefis bir rahatlıkla. Liman benim evime yaklaşık 40 dakika uzaklıktaydı. Ve o bunu şimdi söylüyordu.
"Ne diyorsun kızım sen? Neslişah, senin saatten haberin var mı? Şimdi mi söylenir bu!" diye çıkıştım.
"Ay ne bağırıyorsun? seni düşündük herhalde. Gidersen ne olacağı hakkında hiçbir fikrin yok çünkü. O adamlar uyuşturucu kaçakçısı, mafya ve cani. Sence seni orada görseler sonradan sana bir şey yapamayacaklarını mı düşündün cidden?" dedi. Ses tonu ciddiydi.
"Şu an büyük saçmalıyorsun. Devletin savcısına kim ne yapabilir ki?" dedim.
"Sen burada kalabilirsin ama ben gidiyorum!" dedim yüksek sesle. Askıdan montumu alıp üzerime geçirdim. Yerdeki topuklu bordo botlarımı giyip evden çıktım kapıyı kapatmadım çünkü arkamdan Neslişah'ın geleceğine emindim ki evin anahtarını ayakkablığa bıraktım.
Arkadan Neslişah'ın oflama sesi geldi. Asansöre binip beklemeye başladım. Tam kapı kapanacağı sıra Pembe topuklularını kapınıın arasına koyan Neslişah'la kapı geri açııldı.
🍀
Limana benim arabamla gelmiş, uzaktan kamyonların gelmesini bekliyorduk.
15 dakika sonra
Limana 8 tane Mercedes e class geldi. En öndeki arabadan 2 koruma inip 2. arabanın kapısını açtı. Arabadan, siması çok tanıdık takım elbiseli bir adam indi. Bu, Caner KARAYEL' di.
En az 50 metre uzaklarında olduğumuz için yüzünü tam seçemiyordum. Ben diğer arabaların birinden Bülent KARAYEL iner diye beklerken, diğer arabalardan sadece korumalar indi.
Caner KARAYEL: Bülent KARAYEL' in kardeşiydi. 30 yaşında, simsiyah saçları ve esmer tenli bir adamdı.
Bir süre sonra limana 4 tane tır yaklaştı ve en öndeki tırdan bir adam indi. Adamla tokalaştı ve birşeyler konuşmaya başladılar. Fotoğraflarını çekmek için telefonumu çantamdan çıkardım.Ve ,Caner adamla konuşurken bir kere fotoğraflarını çektim. Mahkemeye delil olarak sunacaktım. Tam o sırada etrafı siren sesleri doldurdu. Aramızdaki sessizliği Neslişah bozdu.
"Gel bakalım küçük, KARAYEL" dedi mutlulukla.
"Aynen öyle" dedim.
Tam 12 tane polis Arabası vardı. Bütün ekip etrafı sardığında Yanlarına gitmek için yürümeye başladım. bütün herkes araçlardan indirilmiş, ters kelepçe takılmıştı. Caner KARAYEL olayın şokunu daha atlatamamış olacak ki, " Ne oluyor lan!" dediş bulundu. Onu da diğerleri gibi kelepçelemişlerdi.
Dıştan bakan biri duygularımı aldırdığımı düşünebilirdi ama içimde zafer kazanmışcasına uçuşan kelebekler vardı.
" Bu günlük misafirimizsiniz demek Caner Bey." dedim. Yanıma komiser olan arkadaşım Ege geldi. 32 yaşında, kumral koyu gözlüydü. "Savcım, biz emniyete geçiyoruz, İfadesi alınacak." dedi.
"Ben de geliyorum. Ben alacağım Caner Bey'in ifadesini. Bakalım ne için buradalarmış? " dedim.
Caner'i, polis arabasına bindirdikten sonra diğer adamlar da bindirildi. Ben de Neslişah'la beraber, arabama binip onları takip ettik. Adliyeye gelmiş, odamda dosyaları inceliyordum. Kapı tıklandı ve içeriye Caner'le beraber Ege girdi. Yanlarında orta yaşlarda bir adam vardı. Büyük ihtimalle avukatlarıydı. Kafamla sandalyeye oturmaları için bir haraket yaptım.
Derin bir nefes verip konuşmaya başladım. " Sevkiyat sırasında olay yerinde yakalandınız. Orada bulunma nedeninizi açıklar mısınız Caner Bey?" ses yoktu.
"Peki. Sevkiyatın organizasyonuyla bağlantınız olduğu yönünde tespitlerimiz var. Bu konuda ne söyleyeceksini?" Yine sessizlik. İyice sinirlenmiştim. Daha fazla dayanamayarak masaya sertçe vurdum. "Size soruyorum Caner Bey!" Diye bağırdım. Oradan avukatları olduğunu düşündüğüm adam konuştu
" Sayın savcım, müvekkilim susma hakkını kullanıyor. Ve bütün iddiaları reddediyoruz" dedi. yanılmamışım. Avukatıymış.
yüzüme alaydı bir tavır yerleşti."reddediyorsunuz öyle mi?" dedim ve yüzüme sahte bir gülümseme kondurdum. Ardından telefonumu açıp olay yerinde çektiğim fotoğrafı gösterdim.
"buna ne diyeceksiniz peki?" Bir süre sessizlik oldu. " Bende öyle düşünmüştüm" dedim kendimden emin bir tavırla. Ege'ye dönüp. "Mevcut delillerin değerlendirilmesi ve soruşturmanın sürdürülmesi amacıyla gözaltı işlemlerinin uygulanmasına karar veriyorum." Derin bir nefes verdim ve ayağı kalktım ve eren'in omuzuna dostça vurdum "gerisi size" diye ekledim.Ege başı ile onayladı.
🍀
Adliyeden çıkmış, eve doğru gidiyordum. bir benzinlikte Durmuş, kendime vişneli kek alıyordum. ben ödemeyi yaparken gözüm arabamın olduğu yere kaydı. Siyah bir karartı görür gibi oldum sonra çok uykusuz olduğum aklıma geldi. Uyduruyordum galiba bir an önce eve gidip güzel bir uyku çekmek istiyordum. çekim parasını ödeyip arabama doğru ilerledim. arabamı çalıştırdım ardından benzinlikten çıktım. en fazla 50 metre ileri gittiğimde araba stop etti. ne olduğunu anlamamış bir halde arabadan indim. kendimi bildim bileli arabalardan anlamazdım zaten.
"Siktir. Ben şimdi nasıl yapacağım bunu?" oflayarak arabadan telefonumu alacağım sıra bir ses duydum. Arabayı yolun kenarına çekmiştim. Yanım ormanlıktı ve arabalar çok hızlı geçiyordu. duyduğum sesle irkildim. arkamı döndüğümde Bülent KARAYEL karşımdaydı. Şaşkınlıktan gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.
Diyarbakırlılar'dı. Bozuk Türkçesiyle "Savcı Hanım" dedi yayık yayık.
" Dünya küçük, İstanbul daha da küçük. Şansa bak, kader bizi tekrar bir araya getirdi." Dedi. Hemen yanımızda siyah bir minibüs olduğunda bir şeylerin ters gittiğini anladım. Ve devam etti.
"sen benim kardeşimi gözaltına almışsın? doğru derler?"
" Ne istiyorsun" dedim sinirle.
" Ne mi istiyorum? Bir düşüneyim. Heh buldum. kardeşim oradan çıkaracaksın iddianameyi geri çekeceksin, kanıtları yok edeceksin. " dedi ciddi bir tavırla.
Güldüm. Evet ciddi ciddi güldüm. Bunu yapacağımı düşünmesi ne büyük cahillikti.
"Sen , cidden inandın mı benim bunları yapacağıma?" Dedim gülerken. Çok büyük bir yanılgı. Neden bunu yapayım ki?"
surat ifadesi gittikçe ciddileşiyordu.
" Ölmemek için." dedi ciddi bir ifadeyle.
Bu sefer ben de ciddiydim. "Sen benimle taşşak mı geçiyorsun lan!" diye bağırdım.
Güldü. Ardından bir baş hareketi ile talimat verdi.
ormanlık alandan 3 tane adam çıktı. Ne olduğunu anlamadığım bir şekilde koluma girip beni arabaya doğru sürüklemeye başladılar.
Bağırmaya başladım. " Ne yapıyorsunuz siz? Yardım edin! Yardım ed-" diyemeden ağzımı bir bez yardımıyla kapattılar. Nefes alamıyordum zihnim bulanıklaşıyor, görüş açımı iyicene kaybediyordum. gözlerim kapandı ve artık görüş açımda sadece karanlık vardı...
Eğer buraya kadar okuduyssnız çok teşekkür ederim.💖 Diğer bölüm bombaa🔥
Bölüm etkileşimi
