1. bölüm · Kalan Hiçbir Şey
1.
Öğle Arası
Kingsley Koleji'nin yemekhanesi öğle arasında her zamanki haline bürünmüştü. Birkaç yüz öğrencinin aynı anda konuştuğu, sandalyelerin sürekli yer değiştirdiği ve mutfaktan gelen tabak seslerinin konuşmaların arasına karıştığı büyük salon, okulun geri kalanından daha canlı görünüyordu.
Yemekhanenin tam ortasındaki uzun masalardan birinde ise beş kişi oturuyordu.
Ethan, Chloe, Luke, Samantha ve Ryan.
Onların masası diğerlerinden farklı değildi aslında. Aynı plastik tepsiler, aynı içecekler, aynı okul yemekleri vardı. Fakat masanın çevresindeki boşluk her şeyi anlatıyordu. Başka öğrenciler onların yanına oturmayı pek tercih etmiyordu.
Ethan, telefonunu iki eliyle tutmuş, sosyal medya hesabındaki bildirimleri aşağı doğru kaydırıyordu. Birkaç saniye sonra ekranda gördüğü bir şeye kaşlarını kaldırıp başını Chloe'ye çevirdi.
"Şuna bak. İnsanlar gerçekten boş durmuyor. Daha üç saat önce attığım videonun altında kavga çıkmış."
Chloe, telefonunun ön kamerasından saçlarını kontrol ederken gözlerini ekrandan ayırmadan konuştu.
"Senin videolarının altında kavga çıkması yeni bir şey değil. Geçen sefer iki kişi senin yüzünden birbirine girmişti."
"Benim yüzümden değil. Biri diğerine laf attı."
"Sonuç aynı. Senin paylaşımının altında oldu."
Ethan telefonunu masaya bıraktı ve sandalyesinde biraz öne eğildi. Başını yana çevirip bir de yana eğerek Chloe'ye baktı.
"Hayır, aynı değil. Ben sadece video attım. İnsanlar kendi kendine kavga etmeye karar verdiyse bu benim problemim değil."
Chloe sonunda telefonunu masaya bıraktı. Dudaklarında hafif, kendinden emin bir gülümseme vardı.
"Tabii. Sen hiçbir şeyin sorumluluğunu almazsın zaten."
Ethan ona bakıp güldü.
"Sen alıyorsun sanki. Geçen ay takipçilerinle yaptığın canlı yayında takipçilerinin yarısını birbirine düşürdün."
"Ben kimseye bir şey yaptırmadım."
"Chloe."
"Ne?"
"Yayında 'şu kişi hakkında ne düşünüyorsunuz?' diye sordun."
"Merak ettim."
"İki saat sonra kız ağlıyordu."
Chloe omuzlarını kaldırdı.
"Benim ne yapmamı bekliyorsun? İnsanların söyleyecekleri şeyleri kontrol edemem."
Luke, o zamana kadar sessizce önündeki içecekle uğraşıyordu. Bardağın kapağını açıp kapattıktan sonra Chloe'ye bakmadan konuştu.
"Kontrol etmeye çalışmadın zaten."
Chloe bakışlarını ona çevirdi.
"Sen de şimdi ahlak bekçisi kesilme. Yediğin haltları hepimiz biliyoruz."
Luka bakışlarını bir an Chloe'ye çevirdi. Sonra tekrar bardağına baktı.
"Kesilmiyorum."
"İyi."
Luke bardağından bir yudum aldı.
"Çünkü sana yakışmaz."
Chloe birkaç saniye ona baktı. Sonra başını hafifçe iki yana sallayıp Ethan'a döndü.
"Gördün mü? İnsanlarla düzgün konuşmayı bilmiyor."
Ethan kahkaha atacak gibi oldu ama kendini tuttu.
"Luke'un düzgün konuştuğu bir gün olursa okulda tören yaparız."
Luke yüzünde en ufak bir değişiklik olmadan cevap verdi.
"Gelmezsin."
"Niye?"
"Çünkü seni çağırmayız."
Chloe bu kez gerçekten güldü.
"Tamam, bunu hak ettin."
Luke ona bakmadı bile.
Samantha, konuşmalar boyunca önündeki yemeği sakince yiyordu. Bir süre sonra çatalını tabağın kenarına bırakıp masadaki üçüne baktı. Konuşmadan önce dudaklarını dikkatle sildi.
"Sabahki antrenmanda ne oldu?"
Ethan hemen ona döndü.
"Hangisinde?"
"Basketbol."
"Bir şey olmadı."
"Yüzünden öyle görünmüyor."
Ethan kaşlarını kaldırdı.
"Yüzüm ne durumda?"
Samantha omuz silkti.
"Sinirlisin."
"Sinirli değilim."
Luke araya girdi.
"Sinirlisin."
Ethan ona döndü.
"Sen niye her şeye karışıyorsun?"
"Çünkü bağırıyorsun."
"Bağırmıyorum!"
Chloe başını kaldırmadan konuştu.
"Biraz bağırıyorsun."
Ethan derin bir nefes aldı ve sandalyesine yaslandı.
"Tamam. Biraz sinirliyim. Takımdaki iki kişi antrenmana geç kaldı. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi geldiler."
"Kim?"
"Önemli değil."
"Önemli değilse anlat."
Samantha'nın sesi sakindi ama Ethan onun gerçekten cevabı beklediğini biliyordu.
"İki yeni çocuk. Daha ilk haftadan kendilerini bir şey sanmaya başladılar. Antrenmanda da bütün düzeni bozdular."
Luke başını hafifçe yana eğdi.
"Uyardın mı?"
"Üç kere."
"Sonra?"
Ethan birkaç saniye sustu.
"Sonra kendileri anladı."
Luke'un gözlerinde kısa bir anlam belirdi.
"Anladılar."
Ethan cevap vermedi. Samantha da daha fazla sormadı. Masadaki sessizlik birkaç saniye sürdü. Sonra Chloe, Ryan'a döndü.
"Bu arada senin kulüp ne durumda?"
Ryan, konuşmanın başladığını fark edince başını kaldırdı.
"İyi."
Chloe biraz daha bekledi.
"Bu kadar mı?"
Ryan ona baktı.
"Ne söylememi istiyorsun?"
"Mesela bugün prova var mı, yarışmaya hazırlanıyor musunuz, yeni biri katıldı mı... Bir şey."
"Bugün prova var."
"Yarışma?"
"İki hafta sonra."
"Ve?"
Ryan kısa bir süre sustu.
"Hazırlanıyoruz."
Chloe gözlerini kıstı.
"Seninle röportaj yapmaya çalışmak gerçekten çok zor olurdu."
Ryan'ın yüzünde herhangi bir değişiklik olmadı.
"Ama röportaj yapmıyorsun."
"Farkındayım."
"İyi."
Chloe ona birkaç saniye baktı.
"İnsanlara karşı hep böyle misin?"
Ryan çatalını eline aldı.
"Nasıl?"
"Mesafeli."
"Hayır."
"Öylesin."
"Sen öyle düşünüyorsun."
Chloe bir an cevap vermedi. Sonra Ethan'a dönüp alçak sesle konuştu.
"Bak, yine beni susturdu."
Ethan başını salladı.
"Ryan'ın özel yeteneği."
Ryan hiçbir tepki vermeden yemeğine devam etti. Samantha ise Ryan'a kısa bir bakış attıktan sonra konuşmaya katıldı.
"Bugün okuldan sonra bir yere gidiyor musun?"
Ryan başını kaldırdı.
"Hayır."
"İyi."
Ryan'ın kaşları hafifçe çatıldı.
"Neden?"
Samantha cevap vermeden önce su şişesinin kapağıyla oynadı.
"Bir şey yok. Sadece sordum."
Ryan birkaç saniye ona baktı. Sonra tekrar önüne döndü.
"Tamam."
Ethan, Samantha'nın yüzündeki ifadeyi fark etmişti.
"Bir şey planlıyorsun."
Samantha ona baktı.
"Sürekli birşey planlamam her zaman bir şey planladığım anlamına gelmiyor."
"Sen?"
Ethan kısa bir kahkaha attı.
"Tamam, bu komikti."
Samantha gözlerini devirdi.
"Ben ciddiyim."
"Ben de ciddiyim. Sen bir şey yapmadan önce yüzün değişiyor."
"Yüzüm değişmiyor."
"Değişiyor."
Chloe konuşmaya katıldı.
"Değişiyor. Ben de fark ettim."
Samantha ikisine birden baktı.
"İkiniz de fazla dikkatli bakıyorsunuz."
Luke, sandalyesinde geriye yaslanıp kendi kendine mırıldandı. Ama sesi masadaki diğerlerinin duyabileceği kadar yüksekti.
"Bu arkadaş grubunda birbirleri ile inatlaşma hobi falan mı? Siz salaklar artık inatlaşmaz mısınız?"
Luke daha sonra Samantha'ya döndü. Grup ise sessizleşmişti.
"Kim?"
Samantha gözlerini ona çevirdi.
"Ne?"
"Planladığın şey."
"Niye merak ediyorsun?"
"Merak etmiyorum."
"Az önce sordun."
Luke omuz silkti.
"Konuşacak konu olsun diye."
Samantha birkaç saniye sustu. Sonra çatalını tekrar eline aldı.
"Ava."
İsim masanın üzerinde kısa bir süre asılı kaldı. Chloe'nin yüzünde anında tanıdık bir ifade oluştu.
"Yine mi?"
Samantha sakince yemeğine devam etti.
"Canım istiyor."
Ethan hafifçe başını yana eğdi.
"Bugün ne yaptın?"
"Hiçbir şey. Şimdilik."
Samantha'nın dudaklarında çok küçük bir gülümseme belirdi.
"Şimdilik."
Luke bakışlarını Samantha'dan ayırmadan konuştu.
"Ne yapacaksın?"
"Bilmiyorum."
Chloe şaşkınlıkla ona baktı.
"Senin gibi biri için 'bilmiyorum' demek biraz korkutucu."
Samantha bu kez Chloe'ye döndü.
"Belki de sadece canımın istediğini yaparım. Henüz karar vermedim."
Ethan sandalyesine yaslandı.
"İşte bunu seviyorum."
Ryan sessizce Samantha'ya baktı. Onun yüzünde yine hiçbir ifade yoktu. Ne onay vardı ne de itiraz. Sadece kısa bir bakış. Samantha bunu fark etti.
"Sen ne düşünüyorsun?"
Ryan gözlerini ondan ayırmadı.
"Hiçbir şey."
"Yalan."
Ryan birkaç saniye sustu.
"Karışmayacağım."
Samantha başını hafifçe salladı.
"Karış demedim."
Chloe, Ryan ile Samantha arasındaki bakışmayı izlerken araya girdi.
"Ryan zaten hiçbir şeye karışmıyor. Sonra da herkes ne olduğunu öğrenince şaşırıyor."
Ryan ona döndü.
"Benimle ilgili konuşmayı bırak."
Chloe ellerini kaldırdı.
"Tamam."
Ethan gülümseyerek Chloe'ye baktı.
"İlk defa birinin seni susturduğunu görüyorum."
Chloe ona bakıp dudaklarını büzdü.
"Sen de sus."
Ethan birkaç saniye ona baktı.
"Bu kadar kolay mı?"
"Hayır."
"Ne yapacaksın?"
Chloe telefonunu eline aldı.
"Seni engellerim."
Ethan kahkahayla başını geriye attı.
"Bir milyon takipçin var diye beni tehdit etmeye başladın."
"İşe yarıyor."
"Hiç sanmıyorum."
Masada yeniden konuşmalar ve laf atmalar başladı. Samantha ise bir süre hiçbir şey söylemedi. Telefonunu çıkarıp ekrana baktı. Sonra telefonu kapattı. Ayağa kalkmadan önce masadakilere baktı.
"Benim işim var."
Chloe hemen başını kaldırdı.
"Şimdi mi?"
"Şimdi."
Ethan sandalyesinden doğruldu.
"Tek başına mı?"
Samantha çantasını aldı.
"Belki."
Luke da ayağa kalktı.
"Ben geliyorum."
Samantha ona baktı.
"Gerek yok aslında. Döveceğin birilerine gitmiyorum."
"Benim için gerek var. İzlemesi zevkli oluyor."
Chloe de çantasını omzuna attı.
"Ben de geliyorum."
Ethan başını salladı.
"Ben zaten gelecektim."
Dördünün bakışları Ryan'a çevrildi. Ryan birkaç saniye boyunca hepsine baktı. Sonra sandalyesinden kalktı.
"Tamam."
Beşli yemekhaneden ayrılırken masada kalan tabaklar ve yarım bırakılmış içecekler, onların birkaç dakika içinde geri dönmeyeceğini gösteriyordu. Kimse nereye gittiklerini sormadı. Zaten okulda bazı şeyleri bilmek, onları durdurmaya yetmiyordu.
Karakterlerin temsili fotoğraflarını buraya koyuyorum çünkü en üstte görsel yerleştirme artık sınırlanmış ve denediğim zaman karakterlerin çoğu görünmüyor. Resimler temsilidir. Daha iyi hayal edebilmeniz içindir!
