3. bölüm / 3
KADINBölüm3-çığlılıklar
Bölümler 3Şu an: Bölüm3-çığlılıklar
- 1 Bölüm 1-HAK HUKUK ADALET1.051 kelime
- 2 Bölüm2-Cehennemdeki kadının savaşı1.032 kelime
- 3 Bölüm3-çığlılıklar1.016 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derken ambulans arabasından Parla çıkıp
Parla- Yıldız çok kötü bir şey oldu Koray benle evde yalnız kalınca bana herşeyi gülerek anlattı piç ya ve sonra eve biri zili calio girdi Koray da dediki işini bitince paranı alırsın dedi gelen kişiye ben kaçtım ve korayın gizlice evine girdim sonra noldu biliyor musun işte notkari bırakan bu şerefsizmiş motora not bırakırken camdan gördüm sonra ona fark ettirmeden onu öldürmem gerekiyordu aklımda bir plan vardı plan ise şu tüpü ateşi yanmadan zehirli gazını dalıp kaçıcaktım ki tam kaçarken beni fark edip kolumdan tutup garaja kilitledi sonra da zehirlenince ambulansı arayıp ben yapmamışım gibi gösterdim ama bir şey olmaz demi yani sonuçta suç işleyen onlar yani
Dedi ama ben neye ne tepki vereceğimi şaşırmıştım artık koraydan kurtuldugumuzuma mı sevineyim parlanın yaşadığına mı sevineyim yoksa parlanın suç işleyip başını belaya sokmasına mı üzüleyim ama bu gece yapmam gereken tek şey korayı hayatımdan silmek ve ona dair tüm izleri kaldırmakdı ama bu oldukça zordu çünkü tüm gece boyunca evinin etrafında polis aramaları yapılacaktı ve olamaz not da odada kalmıştı polis evi aramaya başlamadan önce notu almam lazımdı ama nasıl aklım allak bullak olmuştu sonra Parla ile göz göze geldik korkudan panikten her an bambaşka bir şey oma korkusuyla dolmuş içi bunu görebiliyordum yaşadığı şeyler çok zordu ve ona bunları ben yaşattı artık karşılaşacağım hiçbir şey beni şaşırtamazdı parlayı eve götürüp kapıyı üzerine kilitledim ve artık işim başlamıştı planım özetle şöyleydi soldaki kırık pencereden içeri girip kamera odasından hem notu alacaktım hemde kayıtları silip hafıza kartını alacaktım yavaş adımlarla pencereye doğru dikkat çekmeden yürümeye başladım hava o kadar soğuktu ki nefes alıp verirken ağzımdan çıkan soğuk hava buharı sanki kutuplardan gelmiş gibi hissettiriyordu bir an önce işimi halledip evde ısınmak istiyordum ama korayın öldüğünü duyunca ve herşeyi onun yaptığını duyduğumdan beri kafamda beynimin tamda Kulağıma en yakın kısımda hep şu cümle dönüyordu korayı sen öldürdün bunu sen yaptın parlanin başında belaya sen soktun her şey senin suçun bir kere olsun ardına bakmadın Çünkü sen katilin tekisin Yıldız artık kafam hiç bir şey almıyordu hiç iyi değildim ama içerdeki kanıtlari almam lazımdı pencerenin önüne geldim kırılan kısımdan geçtim artık içerdeydim Koray ile tüm mutlu zamanlarımızın geçtiği her zaman güvenerek güvenle girip çıktığım o evdeydim ama artık bu ev benim için tam bir kabusdu bu ev benim için bir hainin cesetinin bulunduğu evdi
Bundan sonra her adımımı dikkatlice ve anlayarak atmam lazımdı merdivenler küçükken şiddetle hakaretle psikolojik ve fiziksel şiddetle büyüdüğüm o evin merdivenleri ile aynı ses yani tonda gıcırdıyordu merdivenlerden eski korkularimla beraber çıktım Her birbasamakta nefesim hızlanıyor ve hızlandığı kadarda azalıyor daralıyordum artık kamera odasının önündeydim kapıya doğru yöneldim kapı kolu korayın ceseti kadar soğuktu pencereler açıktı ve her yer soğumuştu
Kapıyı açtığımda gözümde bu odada yaşadığım tüm anılar bir anlığına canlandı ve içindeki sessi susturmaya çalıştım salak mısın sen Yıldız o Koray denen salak seni tehdit ediyordu ve sen hala onu mu anıyorsun kamera kayıtlarını silip hafıza kartını aldım ama bir şey eksikdi not yoktu n-nasıl ya not nerde burda olması lazımdı derken polislarden biri içeri girdi ve şöyle dedi;
Polis memuru-senin burada ne işin var
Yoksa evden bir şey mi aldın
Yıldız- hayır memur bey sadece arkadaşımla burada geçirdiğimiz zamanlara üzüldüğüm için psikolojik olarak yani onu burada sandım hala yaşıyor sanıyorum benim biraz hava almam lazım
Diyerek oradan çıktım tüm anıları arkamda bırakarak oradan çıktım
Ucuz atlattım diyerek eve koştum Parla uyanmış beni bekliyordu girdiğim an sorguya çekti beni sanki sorgu meleği
Parla- neden o eve gittin yine neden bir katilin evine yine gittin ha?
Yıldız- arkamızı toplamadan mı gidelim ha sonrada hapisaneye girelim oldu mu
Parla- ben bir kere arkamı topladım not vardı onu aldım tatlım arkamı toplamadan gitmem şimdi doğruyu söyle ban neden o şerefsizin evine gittin?
Yıldız- hee, canım daha arkanı ben topluyorum kamera kayıtları neden bende o zaman yada hafıza kartı
Parla- aaa lan kamera kayıtları mı vardı ya unutmuşum
Bende yeter deyip mutfağa hızlı adımlarla yürüdüm içeri girdim ve şöyle dedim
Yıldız- 1 saattir evde yokum açım lan yemek yapmadın mı?
Parla- ben sadece tost yapmayı biliyorum ama Bora şey yapmamış mıydın sen
Bora- ben de sonra parladan adres bilgilerini tam alıp sipariş ettim 15 dakikaya burada olur
Aslında ben siparişe fazla güvenemiyordum ama uzatmadan sustum ne sipariş ettiklerini bilmiyordum ama güzel bir şey sipariş etmiş olsunlar diye dua ettim derken kapı çaldı içimden bir his kötü bir şey yaşayacağımızı söylüyordu ama kendime güvenerek hızlı adımlarla kapıya yürüdüm ve boğazımı tek bir öksürükle temizleyip ben bakarım diye parlaya seslendim, korksamda içimdeki bir korkuylada olsa kapıyı açtım karşımda polis görünce biz kesildim ve bacaklarım titremeye başladı ama belli etmemek için kendi içimde acı çekiyordum çünkü bacaklarım istemsizce titrediği anda bir korku sardı içimi ve kendime güvenerek evet memur bey niçin gelmişdiniz dedim memur meğersem korayın eşyalarını ve kıyafetlerini bir kutuda benim elime tutuşturup bunlar ölen kişinin eşyaları yakınlarına vermekle görevliydik alın iyi akşamlar diyip gitti bende iyi akşamlar diyip kapıyı kapattım ve gözlerimden yaşlar süzülerek kapıya yaslanıp oturdum ve rahatve acılı bir oh çektim ve kafamın içinde memurun sesleri dönmeye başladı yakınına vermekle yükümlüyüz dedi yakınına vermekle yakınına dedi Koray ölmüştü artık ama anıları hala ölmemiş sanki tekrardan yaşanmak için bekliyorlardı gözlerimden süzülen yaşlar sanki gerçek beni ortaya çıkaran hayattaki tek
Varlığım gibiydi sonra içerden parlanın sesi geldi kim geldi diye seslendi Parla ben ise hemen göz yaşlarımı silerek parlaya hiç kimse Zile basıp kaçan çocuklardan başka bir şey değil dedim ama gözyaşlarımı silmeme rağmen hala istemsizce gözünden yaşlar dökülmeye devam ediyordu hemen odaya gidip kutuyu kıyafet dolabını içine koydum ve içeri yavaş ve korkak adımlarla parlaların yanına gidip
Konuyu dağıtmak için yemekler ne zaman gelecek dedim
Bora- yollar karlı olduğundan kuryenin motoru yolda kalmış ben hemen gidip geliyorum zaten yakınlardaymış
Bende tamam dikkatli ol hadi git
Dedim Parla ise şöyle dedi
Parla- hızlı gel sen gelemiyorsan yemekler gelsin. Anladın mı yemek herşeyden önce gelir hadi koş
Dedi ben ise kapıya kadar boraya eşlik ettim boranın uzaklaştığından emin olunca odaya hızlıca girip kutuyu aldım ve parlaya göstererek polisler verdi bunu korayın eşyalarını ve kıyafetlerini bir kutuda toplayıp verdiler
Parlaya gösterdim kutudakileri ve kutuda bir kart buldum sonra telefonuma gelen mesajla aklım yerinden oynadı bir anda buz kesildim
Bölüm etkileşimi
