2. Bölüm- Yalancılar ve Yancılar

Vaveyla Yazarı: Nidanur Arı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2. Bölüm- Yalancılar ve Yancılar

Lütfen bölümü beğenip yorum yapar mısınız? Benim eksiklerim varsa bunları görmem için lütfen yazmaktan çekinmeyin.☺️

“Üzenlerin üzüldüğü vakit de gelir…”
~Yunus emre

~~~~~~~~~~~~~~~

Hızlı bir biçimde fotoğrafı havaya kaldırıp gösterdim “ Buradaki çocuk kim?” Dedim sakin tutmaya çalıştığım ama hiçte sakin olmayan sesimle. Herkes fotoğrafa bakıyordu ben ise ne tepki vereceklerini görmek için hepsine tek tek bakmaya çalışıyordum. Benden saklanan gerçekler neydi?

Babaannem fotoğrafa baktığında şaşırmıştı amcalarım yüz ifadelerini ne kadar sabit tutmaya çalışsalarda başarılı olamamışlardı, halamların gözlerinde hüzün, kuzenlerim ise bir şeyleri anlamaya çalışıyor gibilerdi.

Annem… annem ise yıkılmıştı neden peki.

Benden birşey saklıyorlardı ve ben bunu er yada geç öğrenirdim.

“Buradaki çocuk kim?” diye tekrarladım sorumu daha yüksek sesle.
“Bu fotoğrafı nereden buldun sen?” Dedi annem.
“Benim soruma cevap alamadım.” Dedim annemin gözlerinin içine bakarak o ise sadece fotoğrafa bakıyordu.

“Aaa Baran ile çekindiğiniz fotoğraf o gün bu fotoğrafın konusu geçmişti ama bulamamıştık.”dedi Mehmet amcam, onun ardından sesler çoğalmaya başladı hep bir ağızdan bir şeyler söylüyorlardı;
“Evet doğru bu o fotoğraf.”
“Ay ne güzel çıkmışsınız.”
“Ver bir yakında bakayım.”
“Olayı büyütmeye gerek var mıydı buradaki Baran abi işte.”
“Torunlarım nede güzel çıkmışlar.” ve daha bir çok şey peki hangisi daha iyi rol yapmıştı.

Bu hayatta bir yalancılar vardır birde yancılar;
Yalancılar, iyi rol yapar ve herkesi kaldırırlar, yancılar ise bu rollerde figüranlık yaparak rollarine ve kandırdıkları insanlara ortak olarak oyunu devam ettirirler.

Peki ben hangisiydim? Yalancı mı? Yoksa Yancı mı?

"Sen her ikisisin." Dedi içimdeki ses ve devam ettin "Senin rol yapıp devam ettirmen lazım çünkü teksin. Eğer oyunu kuran da devam ettirip sonlandıran da sen olmassan kukladan farkın kalmaz.”diyerek sonlandırdı.

Tekrardan herkese bakmaya başladım gözlerim en sonunda çikolata kahvesi gözlerde durdum, Baran abiye bakmaya başladım -sende bana karşı oynamamış ol abi- dedim içimden ve içten bir biçimde güldüm, gülmeme şaşırdı ama karışılık verdi.

Rol yapıyorlardı ama karşılarındaki kadının onların rollerini de yazdığını ve oyunu devam ettirecek kişi olduğunu bilmiyorlardı.

“Haklısınız ben yanlış anladım ve fazla büyüttüm.”diyerek konuşmaya başladım. Fotoğrafa tekrar baktım ve”Doğru buradaki gerçekten de Baran abim ben yanılmışım.” Dedim.

“Nerede buldun fotoğrafı?” dedi annem sert bir sesle.
“Babamın çalışma odasında bir kitabın arasındaydı.”dedim onun aksine sakin bir sesle.
“Fotoğrafı bana ver!”
“Hayır baksana ne güzel çıkmışız bunu hep saklayacağım.” Dedim fotoğrafı anneme göstererek. Sinirleniyordu bana ama sakin kalmaya çalışıyordu da biz birbirimize bakarken babaannem konuştu.
“Yeter bu kadar gürültü gelin otur yerine, torunum sende otur yerine bugün oğlumun ölüm yıl dönümü siz burada bir resim için bağırıyorsunuz!” sona doğru kendi de bağırarak konuştu.

“Oğlunun öldüğü şimdi mi aklına gelmişti ya kalpleri acımıyor muydu?” dedim kendi kendime
"Kalbi olmayanın kalbi de acımaz." Dedi iç sesim.

Kimseye birşey demeden Beyza'nın yanına oturdum elini belime koydu
“İyi misin neler oluyor?” Dedi endişe ile
“İyiyim, herşeyi anlatacağım.”dedim

“Asena nasılsın iyi misin?” diye sordu Akın.
“İyiyim teşekkür ederim sen nasılsın seninle de ilgilenemedim kusura bakma ameliyatın nasıl geçti?” diye sordum
“Genel olarak iyiydi ama adam değişik bir tipti yanında korumalarıyla gelmişti ve yanındaki adama beni neden bu hastaneye getirdin diye kızıp duruyordu.” Diyince kaşlarım çatıldı.
“Adam neden hastaneye gelmişti?”
“Silahla yaralanma karın boşluğunda vurulmuştu ve çok kan kaybetmişti.” Anladım dercesine başımı salladım.

Adam kimdi merak etmiştim ama daha fazla soru sormadım yarın kayıtlardan bakacaktım. Neden bizim hastaneye gelmek istememişti?
“Adam kim?” Dedi annem.
“Arhan Karahanlı tanır mısınız?” Akın’ın ismi söylemesi ile annemin yüzündeki değişime şahit oldum gözlerinde nefret vardı, diğerlerine baktığımda onlarında gözlerinde nefret vardı ama anneminkine kıyasla daha azdı.

Adamın adını duymuştum hatta silahlarını sınıra ben yollamıştım ama o beni tanımıyordu. Peki onunla ne gibi bir sorunumuz vardıda herkes ondan bu kadar nefret duyuyordu?

Akın da bunu fark etmiş olmalı ki “Tanıyor musunuz adamı?” Dedi ama bir süre kimseden ses çıkmadı sonra annem konuştu “Evet tanıyoruz kendisi bizim düşmanımız olur uzun zamandır ne ismini duydum nede kendini görmüştüm bizim hastaneye gelmesine şaşırdım.” Dedi olaya toplayama çalışarak.

“Neden düşmanımız?” diyerek konuya dahil oldum.
Annem bu sefer bana baktı hala aynı nefret vardı gözlerinde “Baban ile babası arasında olan bir konu seni ilgilendirmiyor.”
“Babam ile babası arasında ise beni ilgilendirmediği gibi onuda ilgilendirmez neden bu kadar nefret dolusunuz?”
“Bana o adamı mı savunacaksın? babası neyse oğluda odur!!” Dedi sona doğru bağırarak.
“Sana o adamı savunduğum falan yok neden düşman olduğunuzu sordum.”
“Sadece bizim değil seninde düşmanın.”dedi annem bana sinirle bakarak.

Konuyu uzatmak istemiyordum zaten herşeyi öğrenecektim bu adam hakkında biraz daha araştırma yapmalıydım sadece role devam edecektim.

“Haklısın anne ben onu öylesine söyledim sizin düşmanınız benim düşmanım, benim düşmanım sizin düşmanınız.” Dedim gülerek ve sona doğru kelimeleri bastırarak.

🌺

O konuşmadan sonra aradan saatler geçmişti Akın ve Beyza bir saat daha oturup gitmişti, Beyza ne kadar gitmek istemesede yarın herşeyi anlatacağımı söyleyince gitmişti. Diğerleri ise odalarına çekilmiştiler.

Şuan çalışma masasında önümde Arhan Karahanlı ya ait dosyalar duruyordu hepsini tek tek inceliyordum bunlar; yurtiçi yurtdışı silah ticareti, ünlü iş adamları ile yaptığı işler, kimlerle anlaşma yaptığı, şirketi hakkında bilgiler, gazinosunda giren çıkan ve daha birçok şey.

Arhan Karahanlı gazinolarını gizli bir biçimde yürütüyordu, magazinlerde ünlü ve temiz bir iş adamı olarak anılıyordu ama bunun arka yüzü karanlık bir adam olmasıydı.

Güldüm bende öyleydim yaptığım silah ticaretlerinde kendi adımı kullanmazdım. Orada adım Alev olarak geçerdi.
Bu ismi bana babam ölmeden önce orada olan ve şu anda benimle birlikte işleri yürüten bunun yanı sıra kimsenin bulamadığı bilgileri bana tahsil eden Serdar abi vermişti.
İlk oraya gittiğimde 21 yaşındaydım babamdan bir yıl sonra yanıma gelmişti ve bana işleri yürütmem gerektiğini söylemişti kabul etmemiştim, kabul etmeyince de bana bunları söylemişti “Sen babanın Alev kızısın babanın ölümünden dolayı için yanıyor, sen dışıda yanan içide yanan bir alev topusun. Eğer gelirsen sana babanın katilini bulurum.” Dedi bende kabul etmiştim, o günden sonra adım Alev olmuştu.

Ama babamın katilini o bile bulamamıştı, kimse çok iyi gizlediğini ve saklandığını söylemişti.

Şuan ise elime bir fırsat geçmişti babamın ölümü ile Karahanlıların bir bağı vardı, herkesin verdiği tepki bunu gösteriyordu yada yanılıyordum. başka bişeyler daha vardı o da fotoğraf ile ilgiliydi, bunuda onunla konuşarak ve zamanla öğrenecektim.

İş ile ilgili olan dosyaları kenarı ittim ailesi hakkında olan dosyayı önüme aldım;
Babasının adı soyadı: Selim karahanlı
Annesinin adı soyadı: Demet Karahanlı
Kardeşinin adı soyadı: Asel Karahanlı

Birde yakın arkadaşı olan ve onlarla büyüyen biri vardı; Göktuğ Koral, tüm işleri birlikte yürütüyorlardı Arhan ile kardeş gibi oldukları yazıyordu.

Demet karahanlı 17 yıl önce öldürüldü ama kim tarafından öldürüldüğü bilinmemekte Arhan Karahanlı o zaman 10 yaşındaydı, kız kardeşi ise 3 yaşındaydı. Dosyayı biraz daha inceledikten sonra kapattım gerisini yarın halledecektim.

Çok yorulmuştum ve uykulamıştım, ben uykuyu çok seven ama fırsatı olmayan biriydim o yüzden çalışma odasından çıkıp odama geçip uyuyacaktım.
Odama geçmeden önce Attila’nın odasına doğru yürüdüm kapıyı açtım ve yanına doğru gittim uyuyordu, alnına düşen saçlarını geriye ittim ve alnına bir öpücük kondurdum ardından üzerindeki pike yana düşmüştü onu düzeltip “İyi geceler minik kardeşim.” Dedim ve odama geçtim.

Üzerimi değiştirip yatağa yattım yarın çok uzun bir gün olacaktı buna adım kadar emindim bu yüzden dinlenmek adına gözlerimi kapattım…

🌺

Sabah birinin beni uyandırmaya çalışması ile gözlerimi açtım beni uyandıran kişi Atillaydı.
Yataktan doğrulup baktım “Ne oldu minik kardeşim?” Dedim
“Abla minik birine mi benziyorum gerçekten?” Dedi hayıflanarak ardından ekledi “Ve kahvaltı hazır aşağıya gel.”
“Tamam üstümü değiştirip geliyorum ablacım.”bunu demem ile yanağımdan öperek odadan çıktı.

Yataktan kalktım banyodaki işlerimi halledip giyinme odasına geçtim; koyu lacivert yüksek bel geniş paça jean pantolonumu giyindim üstünede pantolon ile aynı renk olan straplez vücudu saran düğmeli bir büstiyer giydim. Ayakkabı olarakta sivri burunlu, ince topuklu kahverengi slingback topuklularımı giyindim ardından makyaj masama oturdum hafif ama güzel bir makyaj yaptıktan sonra sarı saçlarımı şekillendirmek için yanlardan iki tutam aldım arkada tel toka ile tutturdum perçemlerimi ise serbest bıraktım. Sırada takılarım vardı damla şeklinde altın küpelerimi taktım bir kaç altın yüzük taktıktan sonra altın saatimi de koluma taktıktan sonra aynanın karşısına geçip parfümümü sıktım, kendime baktım hazırdım. Kahverengi kadife kol çantamı aldım ve odadan çıktım.

Aşağıya doğru indim masaya yaklaşınca bir ıslık sesi geldi.ardından “Bu ne güzellik Asena abla.” Dedi bunu diyen ve ıslık çalan en büyük amcam olan, Mehmet amcamın oğlu Muhammed’ti 23 yaşında uzun boylu, sarışın, yeşil gözlü, enerjik, umursamaz, deli dolu bir çocuktu.

Bunu diyince hafifçe güldüm “Teşekkür ederim Muhammedcim.” Dedim
“Ne demek görevimiz.” Dedi yine her zamanki neşeli sesiyle.

Masada Atilla ile Baran abinin arasına oturdum, Baran abi Kafasını bana çevirip;
“Günaydın bal kız” dedi
“Günaydın abi.” diyerek tabağıma kahvaltılık koydum.

“Nere gideceksin hazırlandın böyle?” Dedi annem yine başlıyorduk hadi bismillah.
“Hastaneye gideceğim ben çalışıyorum ya.”
“Sakın olaki o adamın yanına gittiğini duymayayım.”
“Kimin yanına?” Dedim anlamamazlığa vurarak
“Anlamamış gibi davranma Arhan Karahanlı dan bahsediyorum yanına gideyim deme sakın.”
Ağzıma bir zeytin atarak “Ne işim olur elin adamıyla anne.” Dedim
“Sen dediğimi yap yeter.” Diyerek kahvaltısına döndü
“Hıhım” dedim umursamayarak.

Atilla “Abla arabanı bu günlük alabilirmiyim?” Dedi yüz ifadesini tatlı tutmaya çalışarak.
“Nereye gideceksin?”
“Arkadaşlarım ile yemek yemeye, kahve içmeye falan gideceğiz.”
“Tamam al dikkatli git dikkatli gel, nereye gidersende bana haber ver.”
“Tamam ablaların en güzeliii” dedi sondaki “i” harfini uzatarak ve yanağımdan öptü sonrada “O zaman ben kaçar afiyet olsun Bozkurt ailesi.” Dedi ve gitti.

🌺

Atilla dan sonra bende evden çıktım bir koruma ile. Hastanenin kapısının oraya arabayı park etti, ben de arabadan inerek içeriye doğru yürüdüm.

Dışarıda beş on koruma vardı gözlerimi devirdim ve odama doğru yürüdüm. Kapıyı açtım ve ardımdan kapattım çantamı asıp önlüğümü giyindim.
Masanın başına oturdum Arhan'ın hasta kayıt bilgilerini açtım bakmaya başladım Akın’ın dedikleri doğruydu ama incelemeye devam ettim sonra gözüme birşey çarptı, kan bizim hastaneden benim verdiğim kan ile temin edilmişti, güldüm yani artık damarlarında Bozkurt kanı taşıyordu. Düşman olduğu ailenin hastanesi ve onların kanı acaba bunu biliyor muydu? Bilmiyorsa bile artık öğrenecekti…

Dosya ile çok fazla oyalandığımı fark edince bilgisayarı kapatıp ayağa kalktım herkes evdeyken kimse hastaneye gelmeden bu fırsatı değerlendirip Onunla konuşmalıydım.

Acilin oraya doğru yürüdüm etrafa baktım bir sürü hasta vardı ve tabikide Beyefendimizin korumaları!
“Asena Asena!!” Diye bana bağırarak adımı seslenen kişiye baktım.
“Efendim Akın ne oldu neden tedirginsin?”
“Arhan Karahanlı, ameliyat da ona verdiğimiz kanın Bozkurt ailesinden birinin olduğunu öğrenmiş bağırıp çağırıyor buda hastaların korkmasına ve tedirgin olmasına neden oluyor.” diyince dudağımın bir kenarı kıvrıldı daha çok eğlenecektik
“kaçıncın katta?” diye sordum
“üçüncü katta o katta da odaların hepsi dolu ve hepsi şikayetçi” diyince
“Tamam ben hallederim.” Dedim ve üçüncü kata çıkmak için asansörü çağırdım, Akın da benimle geliyordu bişey demedim.

Asansör durunca çıktım koridora bakmaya başladım koridorda adam doluydu ve bir adamın birine bağırma sesleri geliyordu büyük ihtimalle bağıran Arhandı, odadakiler ise çıkmış onları dinliyordu.

“Ne oluyor burada?” diye yüksek sesle bağırdım “Farkında mısınız burası hastane önüne gelen elini kolunu sallayarak giremez!”dedim aynı ses tonu ile, benim bağırmam ile O bağıran kişiden de ses gelmiyordu.
Hastalara ve yakınlarına bakarak “Herkesten özür diliyorum, bir daha böyle birşey yaşanmayacak. Sorunlu bir hastamız kalıyor odada bide biraz psikolojisi bozuk biri anlayış gösterelim lütfen.” Dediğimde
Birkaç kişi sorun olmadığını sadece çok fazla sesin olduğunu, bir kaç kişi ise onun burada kalmaması gerektiğini söyledi.

Hepsini onaylayarak adımlarımı Onun odasına doğru yönlendirdim, kapıyı iki kez tıkladım ve içeri girdim.

İçerde dört kişilerdi ikisi korumaydı diğerleri ise biri Arhan Karahanlı diğeri hem sağ kolu hemde arkadaşı olan Göktuğ Koral dı.
Arhan camın yanındaki tekli kanepelerden birine oturmuş karşısındaki bana bakıyordu Göktuğ ise Onun yanındaki sandalyeye oturmuş oda bana bakıyordu.

Buğday tenli, uzun-oval ve kemikli belirgin yüz hatlarına sahip. Hafif açık köyü geçişli yeşil gözleri vardı, hacimli ve dalgalı saçları; gür, hafif kavisli kaşları ve koyu kahverengi badem gözleri vardı. Burnu kemikli ve belirgindi, dudakları orta kalınlıktaydı alt dudağı üst dudağından biraz daha dolgundu, çene hattı ise keskindi. Yüzünde hafif kirli sakalları çıkmıştı. 1.88 boylarında yakışıklı bir adamdı.

Beyaz tenli siyah saçlıydı. Burnu düz ve ince, dudakları orta dolgunlukta ve yüzüyle orantılıydı. Elmacık kemikleri hafif belirgin, çene hattı belirgin, çene ucu ise sivriydi. Gözleri fazla koyuydu siyah değildi kahverengiydi. 1.86 boylarında bir adamdı.

“Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Neden bu kadar gürültü var?” dedim hafif bir sinirle.
“Kusura bakmayın sorunlu bir hastayım birde psikolojim bozuk.” Dedi alaya alarak ve az önce söylediğim şeyleri kastederek.
“Evet doğru ama bunu bir Bozkurt kanı taşıyarak yarıya indiriyorsun.” dedim onu sinir etmek istercesine. Bunu diyince gözleri yaka kartıma gitti ve sırıttı.
“Asena Bozkurt.”dedi ezberlemek ister gibi,
“Kan hangi bozuk Bozkurt’undu.” Güldüm, oda beni sinir etmek istiyordu.
“Benim kanımdı ama bozuk olduğunu pek sanmıyorum karakteri sağlam olan nadir insanlardanım yani anlayacağın seni azda olsa karakter sahibi yaptım.” bu sefer sırıtan taraf bendim.
“Siz bu Bozkurtların özgüveni nereden geliyor?”
“Kanımızda var ne yapalım.” Dedim ve tekrar konuştum;

“Konumuz bu değil hastalarımız sizden şikayetçi ki bu normal adamların her yeri sarmış, hastalardan biri dışarı çıkmak isterse korkarak çıkıyor. Hadi onu geçtim neden bağırıyorsun? Eğer böyle devam edecekseniz hastanemden çıkın.” Dedim sakin ama soğuk bir ses ile.

“Birincisi hastalarınız umrumda bile değil, ikincisi adamlarım hiçbir yere gitmiyor ve üçüncüsü evet burada kalmayıp gidecektim ama bu tavrınız ve tutumunuz yüzünden hiçbir yere gitmiyorum.” dedi benim gibi.

Ben birşey demeden Akın konuştu “Beyefendi Asena'nın tavrı ve tutumu düzgündü ve kusura bakmayın hastalarımıza öncelik tanıyoruz, yani adamlarınız buradan gitmeli.” Diyince bir adam Akın’ ın üstüne gelmeye başladı bende bir adım attım ve Akın’ın yanına geçtim adam bu hareketimden sonra durdu.

“Aaa kalbimi kırıyorsunuz ben hastanız değilmiyim.” Dedi yalancı bir kırgınlıkla.

“Adamlarını bu koridordan ya çıkartırsın yada ben çıkartırım.” dedim net bir sesle
“Çıkartmıyorum.”dedi benim gibi
“Peki.”dedim ve telefonumu çıkardım.”Alo abi üçüncü kata gelin adamları toplayarak.”
“Nereye götürelim adamları?”
“Nereye istersen oraya götür abi yada hepsini paket yapıp Karahanlıların kapısının önüne koy.” Arhan bunu duyunca gülmeye başladı, telefon hala kulağımdayken “Bak buraya olay çıkartmaya gelmedim bazı şeyleri konuşarak anlaşabiliriz.” dedim biraz durdu düşündü ve
“Tamam adamlarımı ben yollarım.” Dedi odadaki adamlardan birine baktı
“Cemil kapının önünde iki kişi kalsın onun dışında herkesi yolla.” Dedi sert bir şekilde adam dışarı çıkınca;
“Abi tamam bir şey yapmanıza gerek kalmadı.” Dedim ve telefonu kapatıp cebime koydum ardından Akına döndüm.
“Sen gidebilirsin ben gerisini hallederim.” dedim
“Burada işimiz kalmadı birlikte gidebiliriz.” Dedi birlikteyi bastırarak
“Konuşmam bitmedi demekki burada kalıyorum.” Sesimi sert tutarak ve “Çıkarmısın beş dakika konuşup geleceğim.”diyince odadan çıktı. Arhan odada kalan diğer adamınıda yolladı odada üçümüz kaldık.

Yatağın yanındaki sandalyeyi Arhan‘ ın tam karşısına koydum ve bacak bacak üstüne oturarak konuşmaya başladım.

“Seninle bir anlaşma yapmaya geldim.”
“Bozkurtlardan biriyle anlaşma yapacağımı düşündüren ne sana?” Dedi koltuktan öne eğilerek.
“Konu annenle ilgiliyse.” Dedim kararlı bir şekilde, gözlerimin içine baktı birşeyleri kendi kafasında tartmaya çalışıyordu.
“Dinliyorum.” Dedi sinirlenmişti konu annesi olduğundan dolayı

“Babam öleli 6 yıl oldu ve katili hala bilinmiyor.”derin nefes aldım ve devam ettim “Senin annenin ölümüne ise 17 yıl oldu ama kimin öldürdüğünü bilmiyor…” cümlemi tamamlamadan araya girdi.

“Annemi kimin öldürdüğünü biliyorum ama bu seni ilgilendirmi…” bende
aynı şekilde onun sözünü kestim konuştum
“Sözümün kesilmesinden asla haz etmem o yüzden konuşmam bitene kadar beni dinle.”

“Anneni kimin öldürdüğünü bilmiyorsun bende babamı kim öldürdü bilmiyorum. Senle ortak olalım bana yardım et bende sana yardım edeyim sen annenin katilini bul bende babamın.” Dedim kararlı bir şekilde.
Arhan ve Göktuğ bakıştılar ve Arhan konuşmaya başladı.

“Bozkurtlar demek ki yüzsüz de oluyormuş.” Dedi tahammülsüz bir şekilde
“Anlamadım.”diye karşılık verdim sinirlerimi bozmaya başlıyordu.
“Diyorum ki annemi hem öldürüp hemde ortaklık teklif etmek tam size yakışır demi.”
“Öncelikle bir daha bana laf etmeye kalkma seninle düzgünce konuşmaya çalışıyorum ve anneni bizim öldürdüğümüzü mü düşünüyorsun?”
“Düşünmüyorum, biliyorum.” Diyince durdum bu sefer ben düşündüm onun annesini bizimkiler öldürdüyse babamıda bunlar öldürdü ki düşmanız ve bana bu konu hakkında bir şey söylemiyorlar.

“O zaman benim babamıda siz öldürdünüz?”
“Kana kan olabilir adil bir ölüm olmuş.” Diyince ellerim yumruk oldu ben bu salak ile konuşup anlaşırım sanmıştım ama yok.
“Senin bir parmağın varmı babamın ölümünden.”
“Hayır kimin öldürdüğünüde bilmiyorum ama hak edene ettiğini vermişler.” Dedi sinir bozucu bir şekilde

“Bana bak seni karşıma aldım adam akıllı konuşuyorum babam hakkında biraz daha ileri geri konuşmaya devam edersen konuşacak bir ağzın kalmaz.” Ve ardından ekledim.

“Anneni kim öldürdü yani bizim ailede kim öldürdü?”
“Bilmiyorum.”
“Kim olduğunu bilmeden mi bizden birinin öldürdüğünü düşünüyorsun bu nasıl bir kafa ya.” Dedim ve sandalyeden ayağa kalktım. Elimi çenemin üstüne koydum düşünüyordum ne yapmalıydım sakladıkları şeyleri öğrenmem lazım dı tekrar konuştum.

“Peki sen anneni bizden kim öldürdü bilmiyorsun ben babamı sizden kim öldürdü bilmiyorum, birlikte bulacağız bizim ailede anneni kim öldürdüyse bulduktan sonra sana kendi ellerimle getireceğim bunu yapan annem bile olsa getireceğim, ama sende babamın katilini bulacaksın bu kişi baban bile olsa bana getireceksin.” Dedim biraz durdu düşündü

“Yalan söylemeyeceğini nereden bileyim bu Bozkurtlarda olan birşey sonuçta.”
“Bu zamana kadar söz verip de tutmadığım olmadı sana Asena Bozkurt sözü veriyorum kim olursa olsun getireceğim ama ben sana nasıl inanacağım Karahanlılarda yalan ağızlarına yuva yapmış nede olsa.” Dedim sabahtan beri bize söyledi sözlere ithafen.

Durdu durdu ve konuştu
“ O zaman ben de sana bir anlaşma sunuyorum. Aslında bu iki tarafıda bağlayacak ve birbirimize inanmamızı sağlayacak bir anlanlaşma.” Diyince dikkatimi çekmeyi başardığı için sandalyeye geri oturdum.

“Dinliyorum.”
"Sevgilim ol." Dedi. Bunu demesi beklemiyordum şaşkınlık ile Arhan’a bakıyordum, yanlış duymuştum büyük ihtimalle çünkü aynı şaşkın ifade ile Göktuğ da bakıyordu.
“Anlamadım.”dedim
“Ne diyorsun Arhan.” Dedi geldiğimden beri ilk defa konuşan Göktuğ
“Duydun işte sevgilim ol.” üzerimdeki şaşkınlığı atarak cevap verdim.
“Ne saçmalıyorsun sen be, bu mu iki tarafı bağlayacak ve birbirimize inanmamızı sağlayacak anlaşma.”dedim bağırarak ayağa kalktım tekrardan “Senle konuşmaya gelmem hataydı böyle bir konuşma olmadı unut gitsin.” Dedim ve kapıya doğru yürüdüm. İki adım atmıştım ki konuşması ile yerimde durmak zorunda kaldım.

“Devamını dinlemedin ama devamı da var anlaşmanın babanın katilini bulmak istiyordun bu kadar çabuk mu vazgeçtin?” Dedi gözlerimi kapattım babam için dayanabilirdim. Tekrar döndüm sandalyeye geri oturmadım devam etmesini bekledim oda bunu anladı ve konuştu.

“Sahte sevgili rolü yapacağız bu şekilde birbirimizden birşey saklamayacağız, ailelerimize git gel yapacağız bu sayede sen babanın katilini bende annemin katilini hemen bulacağız ve birbirimiz ile olan işimiz bitecek.”dedi

"Kabul et!" Dedi içimdeki ses peki ben ne yapacaktım.

Ailemin benden sakladıkları, babamın katilini bulamamam, fotoğraftaki çocuk, annemin bana olan tavırları belkide hepside bunu onaylamam için bir işaret di, belkide hepsinin cevabını bu şekilde öğrenecektim…

Arhan'ın gözlerinin içine bakarak “Kabul ediyorum ama bana karşı bir yanlışını görmeyeceğim yoksa anlaşma umrumda bile olmaz.”

“Sana karşı bir yanlışım olsa bana ne yapabilirsin ki?” Dedi beni fazla küçümsüyordu.
“Yanlış yaparsan o zaman görürsün onu ama yapmamanı tavsiye ederim.” Diye karşılık verdim aynı şekilde.

“Tamam bu anlaşmada bazı şartlar olacak bunu bir sözleşme gibi düşün sana yollayacağım.”
“Bu sözleşmede benimde isteklerim olacak.” dedim kararlı bir ses ile.
“Sana yolladığımda isteklerini ekle.”

“Tamam o zaman anlaştığımıza göre...” Diyerek elimi uzattım elime baktı ve yavaşça ayağa kalktı elimi tuttu, elim sanki bir ateşe değmiş gibi ürperdim ama bunu ona belli etmedim. Birden bana yaklaşmaya başladı aramızda bir adımlık mesafe bırakacak şekilde durdu, burnuma kokusu geldi baharatlı, odunsu bir kokusu vardı sert bir kokuydu ama bir o kadarda sıcak bir kokuydu. Fazla güzel kokuyordu. -Saçmalama istersen Asena- dedim kendi kendime.
Kısa değildim ama O çok uzundu ve gözlerine bakabilmek için kafamı kaldırdım.

(Bu sahneyi gözünüzde böyle canlandırabilirsiniz.)

"Anlaştık sahte sevgilim." dedi kısık bir sesle
Aramızdaki mesafeyi kapatmak için bir adım daha attım bende onun gibi kısık sesle "Anlaştık sahte sevgilim." Dedim ve uzaklaştım bu saçma çekimden.
“Geçmiş olsun size yaranızı fazla zorlamayın yatıp dinlenin.” Diyerek odadan çıktım, odama geçtim yaptığım normal değildi ama ailemin benden sakladıklarını öğrenmeliydim.

Bir oyun oynuyorlardı oyunu kendilerinin yazdığını, kuralları kendilerinin kurduğunu sanıyorlardı ama ben bunu değiştirecektim oyunu baştan yazıp kuralları baştan inşa edecektim…

BÖLÜM SONU...
________________________________________

Bu bölümde en çok sevdiğiniz yer neresiydi?

Arhan hakkında ne düşünüyorsunuz?

Göktuğ hakkında ne düşünüyorsunuz?

Asena'nın ailesi sizce nasıl biri ve neler saklıyorlar?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18