Bölümler 1Şu an: 1.istenmeyen karşılaşma😁
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba arkadaşlar benim adım Emine ve bu benim enn ennn ennn ilk kitabım başlamadan önce sizi bağzı şeylerle bilgilendirmek istiyorum.
1.Arkadaşlar ben nadiren bölüm yazabilirim bapsı nedenlerden dolayı eğer yazamazsam sizi bilgilendiricem.
2.Arkadaşlar ben türk değilim yabancıyım ben küçüken Türkçeyi öğrendiğim gibi okula🥲 yazdırdılar ama çoğu şeyi bilmiyordum eğer arada yazım hatası yada noktalama işaretleri yanlış olursa sizden şimdiden özür dilerim:)
İleri bölümlerde aklıma birşeler gelirse bilmeniz için yazarım yine iyi okumalarrr
Zil sesiyle uyandım. Yüzde yüz ihtimal ile Erçil beni bekliyordu. Hemen kalktım ve banyoya koştum dişilerimi fırçalayıp, yüzümü yıkadım. Hemen sonra yüz bakımlarımı yaptım ve akşamdan seçtiğim siyah giysi takımımı giyindim. Tam çıkacakken resim çantamı unuttum, geri gelip onu aldım. Uçakta canım sıkılır ve iş için bir kaç tane yeni tasarım bulmam gerekiyor. İşim baya ilerlemeye başladı ve bu beni daha çok zorluyor. Ama ben işimi seviyorum hemde çok zaten bunun için Fransa'ya gelmiştim. Hemen aşağı indim ve son kez güzel binaya baktım. Erçil'in bizim için kiraladığı arabaya bindim.
"Sonunda geldin be güzelim."
"Geldim geldim. Hadi gidelim uçak biletlerinin yanmasını istemezsin herhalde."
"Tabi istemem. Ben ne kadar verdim onlara, senin haberin varmı?"
"Yok ama bilmekte istemem moral bozmak yok sür hadi."
Arabayı hızla sürmeye başladı bende telefonumu açtım. Galeriye girdim, tasarım fotoğraflarım vardı. Yana kaydirmeye devam ederken birden abimle küçüklük fotoğrafımızı gördüm ve gülümsedim. Erçil bana göz ücüyla baktığını hissede biliyordum, birden konuşmaya başladı.
"Hala o gıcık abinimi özledin üzülme yanına gidiyoruz zaten."
"Benim abim gıcık değil."
"Evet öyle dünyanın en gıcık, en şerefsiz-.."
Bana baktı ve "Pardon." dedi.
"Siz ikinizi hiç anlamıyorum, neden sevgili olmuştunuz neden ayrıldınız?"
Erçil ve abim aynı timideler ve bir ara bu ikisi gizlice birlikte olmuşlardı ama Erçil'in kıskançlığından çok kötü bir kavga sonucu ayrılmışlardı. Ayrılan kişi abimdi. Erçil o gece ağlaya ağlaya beni aradı. Erçil, abimden ayrıldıktan sonra hayatan solmuş bir çiçek gibiydi. Şimdide iyi olsa abimi gördüğünde ya gözü dolar yada içinden söverdi.
"Hiç sorma bacım, hiç."
"Aman! Sende bi boka cevap vermiyorsun, Erçil, aşk olsun."
"Olmasın aşk maşk deme bana."
"Offf."
"Oflama."
"Ay tamam"
"Trip te atma."
"Ay yuh, Erçil."
"Ayıp, Asena yuhlama."
"Allah'ım ben bu dünyada bu kadar medeni birinisi görmedim, Allah'ım bizede böyle edep ver ne olur!"
Birden aynanda gülmeye başladık. Bir yandanda birbirmizi döverken bir yandan gülüyorduk.
"Ay tamam yeter! Araba sürüyorum şurda bak Türkiye'ye gidemeden Allah'a kavuşuruz bak."
"Kız tövbe de!"
"Ay tövbe." Kulağını çekip cama vurdu, benim kulaklarımıda çekip cama vurdu.
Gülümsedim ve son kez olmasada o Eyfel kulesine baktım. Bu aşk ülkesini özler miyim? Sayılır ama ben vatanımı daha çok özledim. Orası benim yuvam, ailemin yaşadığı yer, babamın yılları oradaki hakları yoluna sokmakla, abim ise o vatanı korumakla yaşıyor. Kendisi vatan diyor, başka bir şey demiyor ama mutluyum. O kadar tatlı ve güzel bir aileye sahibim ki dünyada ki en şanslı insan gibi hissediyorum, zaten öyleydim.
Bir süre sonra hava limanına gelmiştik, bavullarımızı bagajdan aldık, Erçil arabayı sahibine verdi ve biz yürümeye başladık, güvenlikten geçtikten sonra bekleme alanında bekledik. Uçak hazır olduğunda bilet gösterme sırasına girdik, biraz beklemeden sonra biletlerimizi, pasaportumuzu göstermek için sıraya girdik ve ilerlemeye başladık. Uçağa girdiğimizde yerlerimiz bulmaya koyulduk ve oturduk, oturduktan bir kaç dakika sonra başımızı birisi dikildi, ilk kafasını kaldırıp bakan Erçil oldu.
"Komutanım!-"
Adamın sert bakışıyla Erçil'in öcü görmüş gibi açılan gözlerini geri sokmaya neden oldu erçil kafasını salladı ve sustu bende kafamı kaldırdım ve tanımadığım adama baktım maşallah deve kadar boyu vardı iki metreye yakın boyu yüzde yüz, soğuk buzul mavi gözleri vardı, sert yüz hatları ve dağınık gece gibi siyah saçları ile inanılmaz çekici ve yakışıklı görünüyordu hemen kendime geldim ve konuşmaya başladım ses tonum soğuk ve sertti.
"Il y a eu un problème?"
(Bir sorun mu var?)
"Evet bir sorun var." Adamın Türkçe konuşmasına şaşırdım. Sesi çok sertti. Sanki emir veriyordu.
"Ne vardı?" Aynı soğuk sesimle devam ettim konuşmaya.
"Kalk."
Pardon? Kime emir veriyordu bu şahıs?
"Pardon?"
Adam iç çekti.
"Kalk, dedim"
"Onu anladım. Neden kalkacakmışım?"
"Hanımefendi."
"Ne var?"
Erçil konuşmaya başladı birden.
"Asena öyle konuşmasan-"
"Sus bi dakika, Erçil."
Erçil bana gözleriyle yapma pişman olacaksın diyordu ama umursamadım adam konuşmaya başladı.
"Benim yerimde oturuyorsunuz."
"Yok. Burası benim yerim."
Adamın sabrı kalmamış gibi gözüküyordu ama ben onu gıcık etmek için sakin davranıyordum.
"Kalkar mısınız?"
"Ay pardon da sen kimsin gelmişsin burda bana kalkmamı söylüyorsun?! Hayır, insan biraz medeni olur ne olduğunu açıklar, hayvan gibi gelmiş kalk diyemesin bana! Kölen miyim ben senin evcil köpeğin miyimde gelmiş bana kalkmamı söylüyorsun!"
Erçil elleriyle yüzünü kapadı saklanmak ister gibi, adam bana öldürücü bakışlar atıyordu, bende elalarımla ateş fırlatıyordum ona.(VIŞŞ sjsjjs)
"Asena."
"Bir dakika, Erçil!"
"Hanım efendi, yerimde oturuyorsunuz?"
"İlk önce hanım efendi değil, *kadın* diyeceksin! İkinci ben kendi yerimde oturuyorum!"
"Bu böyle olmayacak." Hostes çağırmak için butona bastı.
"Bencede böyle olmayacak biraz medeni olmayı öğrenin be!"
Erçil susmam için kolumu çimdikledi.
"Ay ne var, Erçil!"
"Sus kızım sus rezil ettin bizi." Rezil dediğinde diğer insanların bizi izlediğini söylüyordu, diye zannetim ama başka bir şey varmiş gibi davranıyordu.
"Başlarım reziline!"
Adam tuşu kıracakmışçasına bastı en sonunda hostes geldi.
"Bu KADIN benim yerimde oturuyor."
"Pardon, benim yerim burası!"
"Yükseltme sesini bana!" Diye bağırdı. En sonunda hayır bağırmadı, anırdı resmen.
"Sen de bana yükseltme sesini!" Diye bağırdım onun kadar olmasada..
"Offf rezil olduk."
Erçil'e bakmadım bile.
Ela ormanlarım onun buzulların eritecekmişçesine yanıyordu.
"Tamam sakin olun ben ikinizinde biletlerini kontrol edebilir miyim?" Dedi hostes kadın telaşla...
Kadının yüzüne atarmışçasına çıkardım biletimi verdim, adamda biletini verdi, hayır adam değil, deve ayısı(öküz) resmen, bir süre sonra kadın konuşmaya başladı.
"İkinizdede aynı gösteriyor."
"Ben sana demiştim-..ne?!"
"Ne demek ikimizin de biletlerinde aynı yer yazıyor?"
"Sistemde hata olmuş aynı göstermiş olmalı bu aralar böyle oluyor, ikinizden de özür diliyorum, hemen size yer bulucam."
"İnanamıyorum ya." Alnımı ovalamaya başladım, sinirden başım ağrıdı.
"Kızım sen mal mısın?"
"Aynen malım, Erçil"
Adam bize bakıyordu.
"Ne bakıyorsun ya?"
Ofladı ve başını başka yere çevirdi.
"Allah'ım sen bana sabır ver."
"Versin banada versin." Kendi kendime konuştum.
Sonunda kadın hostes geldi ve dağ ayısını başka bir yere doğru yöneltmeye başladı. Birbirimize öldürücü bakışlar atmayı ihmal etmedik sonrada ikiside ortadan kayboldu.
"Oh be."
"Onun kim olduğunu biliyor musun sen?!"
"Bilmiyorum bilmekte istemiyorum, şimdi susarsan güzellik uykumu almam gerek, canım arkadaşım."
"Uyu uyu sen sonra görücem ben seni."
"Görürsün sonra hadi iyi uykular bana."
Erçil'in yanağını öptüm ve uyumak için gözlerimi kapattım.
Bir süre sonra uyandım Erçil'i uyuyakalmıştı. Resim çantamdan defterimi ve kalemimi çıkardım, bir model çizmeye başladım, aklımdan bir giysi çizmeye başladım. Mankenin üstünde çizdikten sonra resme baktım ama beğenmedim yine çizdim, yine beğenmedim en sonunda güzel bir elbise çizdim.
Bu elbise, Lolita ve Vintage tarzından ilham alan romantik bir tasarıma sahipti. Krem rengi ve açık mavi çiçek desenleriyle süslenmiştim. Kabartmalı fırfırlı eteği, balon kolları ve çapraz omuz şalı zarif bir görünüm sunuyordu. Fransız beresi ve fiyonk detayı kombini tamamlıyor. Nostaljik ve şık bir stil yaratıyor.
Eve gidince küçük tasarım odamda yüzde yüz dikicektim.
Erçil uyanmaya başladı, çünkü uçak sonunda inmişti, Erçil elimde ki resim defterim az önce bitridiğim elbiseye baktı.
"Asena bu inanılmaz ve garip bir şekilde çok güzel ve şirin."
"Güzel mi?"
Kafasını bana çevirip, mala bakarmış gibi baktı.
"Ben ne dedim ACABA az önce?"
"Acaba?"
Herkes kalkmaya başladı ve bizde bavullarımızı aldık. Resim defterimi çantama koyamadım, çünkü Erçil ilerlemeye başlamıştı bile bir yandan çok büyük olmayan bavulumu bir yandan resim defterimi ve resim çantamı tutmaya çalışıyordum. Uçağın merdivenlerinden inmeye başladık, uçağın merdivenlerinden indiğimizde Ankara'nın güzel masmavi gökyüzüne baktım ve derin bir iç çektim.
"Oh be vatan gibisi yok sonunda derin nefes alabildim valla Fransa aşk ülkesi değil çöp ülkesi gibiydi sokaklarının nasıl kirli olduğunu hatırlıyor musun?"
"Valla evet 2 haftalığına gittim bir daha gitmeyede tövbeliyim."
Erçilin dediğine güldüm ve ilerlemeye başladık Ankara havalimanına girdiğimizde birden resim defterim elimden düştü ve bilin bakalım kimin ayağının altına düştü? Dağ ayısına!
"Asena."
Erçil'e bakmadan defterimi almaya gittim, tam alıcakken ilk önce o kaptı ay bu adam şaka mı ya?(saqa mi? Yok saqa değil)
"Verirmisin?"
Uçakta çizdiğim elbiseyi incelemeye başladı tam almak için uzanacaken diğer tarafa çekti
"Allah'ım, sen nasıl bir öküzsün ya ver şunu!"
"Asena bağırma bidakka"
"Ay bidakka erçil! Ver şunu"
"Sakin ol, bayan huysuz."
"Pardon?! Ben bayan huysuzsam, sende bey öküzsün."
Başını iki tarafa sallayıp güldü ama çok güzel güldü kulağıma dünyanın en güzel melodisi gibi geldi bir anda yüzümün yumuşadığını fark edince hemen kendime geldim ve defterimi onun elinden sert bir şekilde kaptım ve yürümeye başladım arkamdan beni izlediği biliyordum hissediyordum erçil hem benim bavulumu hem kendi bavulunu arkasından sürüklüyordu tabi onun için kolaydı çünkü bir kadın askerdi ve onun için bir kaya taşımak çok kolay gelirdi ona..
"Adi şerefsiz ya! Bana huysuz dedi! Ben huysuz muyum ayol?"
"Evet öylesin."
"Çok teşekür ederim beni bu kadar desteklediğin için Erçil ya."
"Tabii benim gibi arkadaşı kimse bulamaz."
Gözümü devirdim ve ikimizde çıkışa doğru ilerlemeye başladık tam çıktığımızda siyah Mercedes-Benz 63 AMG'nin önünde siyah pantolon ve siyah bir gömlek giyinmişti abim gömleğinin iki düğmesi açıktı ve siyah güneş gözlüğü ile inanılmaz karizmatik görünüyordu. Abim elinde telefonuyla arabasının önünde bizi bekliyordu.
"Abi!"
Sesimi duyduğu gibi Ayberk abim kafasını bize çevirdi.
"Asena!"
Onun ağzından adımı duyunca daha çok huzurlandım. 4 sene bu koca 4 senede nasıl özledim. Abimi bana kocaman gülümsedi ve kolarını bana açtı. Hemen ona doğru koştum ve sarıldık.
"Oh be geldi güneşim."
Gülmeye başladım bir yandanda göz yaşlarım akıyordu, büyük eliyle yüzümü avuçlarının içine aldı göz kapaklarımı öptü.
"Güzel elalarını gördüm ya sonunda dünyam aydınladın, kurban olduğum."
"Çok özledim hepinizi."
"Bizde seni çok özledik, güzel gözlü kardeşim benim."
Bir kez daha sıkı sıkı sarıldı bana başımı defalarca öptü, saçlarımı kokladı.
Şimdi yuvamdaydım işte güzel vatanımda güzel ailemin yanında..
"Tamam, yavru kurtlar, bagajı açında şu bavuları koyayım."
Diyip bütün anımızın ağzına etti. Erçil'e baktım. Abimin yüzüne bakmıyordu çünkü baksa gözümün dolacağını biliyordum, hemen abime baktım.
"Hadi gidelim annemleri özledim, onlarıda görmek istiyorum."
Hemen başını salladı bir kez Erçil'e baktı ama Erçil ona bakmadı. Bakarsa ağlardı, bakmak yoktu, abim derin bir nefes aldı ve bagajı açtı ve Erçil'in elinden bavulları aldı. Gözgöze geldiklerini fark ettim. Erçil hemen başka bir yere baktı..
"Erçil, gel biz binelim arabaya."
Kafasını salladı, konuşmadı, çünkü konuşursa her an ağlar yada sesi titrerdi tanıyorum arkadaşımı ben hemde çok...
Abim bavulları koydu, arabanın sürücü koltuğuna geçti ve arabayı sürmeye başladı. Yolda camdan dışarıyı izlerken yavaş yavaş göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı ve gözüm kapandı derin ve güzel bir uykuya daldım orda..
İlerideki bölümlerde ben sizi bilgilendiricem bybybybyb
Bölüm etkileşimi
