4. bölüm · Jintikam
4sayfa
Rivan’ın sözleri, Lexy’nin zihninde yankılanmaya devam ediyordu. “Her gücün bir bedeli vardır…” Lexy, bu basit ama derin anlam taşıyan cümleyi düşündü. İçindeki güç arttıkça, bu gücün ne kadar karanlık ve tehlikeli olabileceğini, ancak onu doğru bir şekilde kullanmanın bir zorunluluk olduğunu fark ediyordu. Ama aynı zamanda, gücün ve öfkenin onu karanlığa sürüklemesi ihtimali de vardı.
Lexy, bir süre sessizce oturdu, gözleri odanın karanlık köşelerine kayarken, geçmişini hatırladı. Annesi, bir zamanlar ona hayatın her yönünü öğretmeye çalışmıştı. “Güç sadece silah değildir, Lexy. Gerçek güç, seçim yapabilmektir,” derdi annesi. O zamanlar, bunlar basit nasihatler gibi gelmişti. Ama şimdi, her şeyin ne kadar farklı olduğunu hissediyordu.
“Rivan…” diye seslendi, kendisini toparlayarak. “Bunu kontrol edebileceğimi sanmıyorum. Bu güç, bu mana… her geçen gün daha da büyüyor. Ve her an, içimdeki karanlık biraz daha artıyor. Ne yapmalıyım?”
Rivan, duraksamadan yanına oturdu ve gözlerini Lexy’nin gözlerinden ayırmadan ona baktı. "Bu gücün seni yutmasına izin verme, Lexy. Bunu başarman için önce kendi içindeki karanlıkla yüzleşmen gerekiyor. Çünkü gücün kontrol edilmeden kullanılması, sadece daha fazla yıkıma yol açar. Bu evrende sana öğretebileceğimiz tek şey, gücün değil, onu nasıl kullanacağını bilmen. Kendine hâkim olman, hem seni hem de etrafındaki dünyayı değiştirebilir."
Lexy, Rivan’ın sözlerini sindirirken, gözlerinde bir belirti belirdi. Bu, karanlıkla yüzleşme düşüncesine dair korku değil, bir kararlılıktı. Ne kadar zor olsa da, bu gücü kontrol etmek zorundaydı. Çünkü karşısındaki düşmanlar sadece güçlü değil, aynı zamanda acımasızdı.
Dışarıda gece bastırmış, karanlık gökyüzü, Lexy’nin içindeki belirsizliği daha da derinleştiriyordu. Bir anda, kapı aralandı. Lexy, başını çevirdiğinde Baron ailesinin başı olan Lord Valen’in silüetini gördü. Adam, kısa ama anlamlı bir bakış attıktan sonra, Lexy’nin karşısına geçti. Onun bakışları sertti, ama aynı zamanda bir tür anlayış taşıyordu.
"Lexy," dedi, sesindeki derinlik bir anda odanın havasını değiştirdi. "Senin gücün sadece bu dünyada değil, her dünyada yankı yapacak bir potansiyele sahip. Fakat, bu gücün sadece bir başlangıç olduğunu unutmamalısın. Baron ailesi, mana kullanma sanatında ustalaşmış bir ırk. Ve sen, bu ailenin parçası olduğun sürece, bizim tarihimiz de senin tarihin olacak."
Lexy, duraksamadan baktı. "Bunu istemiyorum," dedi kararlılıkla. "Ben sadece annemi geri istiyorum. Onun katillerini bulmak istiyorum. Ama gücümü başkalarına zarar vermek için kullanmak… Hayır, bu doğru değil."
Lord Valen, gülümsedi. "Güç, doğru ya da yanlış diye ayrılmaz. O sadece vardır, onu nasıl kullanacağın ise senin seçimindir. Evet, içindeki öfkenin seni şekillendirmesine izin verirsen, karanlık bir yolculuğa çıkarsın. Ama unutma, Lexy, her karanlıkta bile ışığı arayanlar vardır."
Bu sözler, Lexy’nin içinde bir sarsıntı yarattı. “Işığı aramak…” diye mırıldandı kendi kendine. Evet, belki de bu yolculuk sadece intikam almakla bitmeyecekti. Belki de, gerçek sorumluluk onu bekliyordu.
Rivan, bir adım geri çekildi, ve Lexy’ye doğru eğildi. “Her gücün bir bedeli vardır, ama her seçim de seni farklı bir yola sürükler. Bu gücü sadece başkalarını yok etmek için kullanırsan, bir canavara dönüşürsün. Ama bu gücü doğru yolda kullanırsan, sana aydınlık bir yol açılır. Senin seçimlerin seni belirleyecek.”
Lexy, gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Her şeyin, her olayın ve her gücün kendi içinde bir dengesi olduğunu fark etti. İntikam almak mı? Yoksa bu gücü başka bir şey için kullanmak mı? Lexy’nin aklında bir plan şekillenmeye başlamıştı. O an fark etti: Bu yolculuk, sadece gücün değil, kendi kimliğinin bir arayışıydı.
Lord Valen, bir süre sessizce ona bakarak, sözlerini tamamladı. "Her savaşçı, savaşmadan önce kendi içindeki savaşı kazanmalıdır. Yoksa kaybeder. Senin gücün, içindeki karanlığı yenecek kadar güçlü."
Lexy, son bir kez Rivan’a ve sonra Lord Valen’e baktı. Bir anda, içindeki gücü, karanlıkla yüzleşmeye hazır bir şekilde hissetti. Onlar, sadece ona yol gösterebilirlerdi. Ama gerçek savaş, kendi içinde başlayacaktı. Bu gücü, sadece intikam ya da yıkım için değil, daha büyük bir amaç için kullanmalıydı. Ve o amaç, bir gün, onu çok daha yüksek bir noktaya taşıyacaktı.
“Hazırım,” dedi Lexy, sesindeki kararlılık, odanın her köşesine yayıldı. Bu sadece bir başlangıçtı. Kendi yolunu çizecek, karanlıkla yüzleşecek ve nihayetinde, gücünü doğru bir amaç için kullanacaktı.
Her şeyin bedeli vardı, ama Lexy, bedelini ödemeye hazırdı.
