1. bölüm / 1
İZLERİN ARDINDAGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu kitap kimsesizliğine rağmen çabalayan, karanlıkta kendine aydınlık yaratmak için çalışan herkese
Küçükken bile bebekler yerine tebeşirlerle, kalemlerle oynardım, beni öğretmenliğe heveslendiren kişi ise hep annemdi. Giydiği kalem etekler, ciddi duruşu, disiplini, çocukları anlayışı, her çocuğun isteyeceği bir anneydi benim annem.
Babam ise...
Vatan aşkıyla yanıp tutuşan bir Yüzbaşıydı. Babam der ki, 'Bir milleti millet yapan şey birlik olmaktır. Sonra bayrağa duyulan sevgi, bir diğeri ise dilimize olan saygıdır.'
Babam görevlerden döndüğünde önce annemle ilgilenir. Güzel sözler söyler, saçlarından öper sonrasında benimle ilgilenirdi. Babama göre aşk iki kelimeydi,
Alya ve Elara.
Babamın tek zaafı bizdik. Annem ve ben.
Yine bir okul günüydü, annem farklı okulda Tarih öğretmenliği yapıyordu. Ben daha beşinci sınıf öğrencisiydim. Okulda çok yorulduğum için servisten iner inmez eve koştum. Ayakkabılarımı çıkarıp, kapıyı deli gibi çaldım. Evimizin çalışanı Hatice abla yoktu belliki, kapıyı açan olmadı. Evimiz müstakil bize aitti, minik bahçesi çitlerle çevrili, bir salıncak ve annemin ektiği rengarenk çiçekler vardı.
"Hatice abla! Ben geldim!" Ön cama yakın bağırdım ama yine kimse duymadı. Son çarem salıncağa oturup beklemekti öylede yaptım. Salıncakta oturup neşeyle şarkılar söyledim.
"Güne açan çiçekler gibiyiz. Yalan! Yalan!" Çiçeklere bakarak devam ettim. "Öyle saf ki sevgimiz, yalan, yalan!" Şarkımı bozan şey ise evden bir çığlık sesinin kopmasıydı. Bu ses anneme aitti.
Evimizde yabancı birimi vardı? Olsa bile annem bu saatte evde olmazdı ki. Kapıya koşup vurmaya başladım. "Açın kapıyı anne!" Yan komşu Neslihan abla sesimi duymuş olmalı ki dışarı çıktı.
"Eloş noldu kızım?" Diye sordu telaşla.
"Neslihan teyze kapıyı kimse açmıyor annem içerde ama duymuyor, çığlık attı." Tek nefeste konuşuyordum korkudan Neslihan teyze kapıya vurdu ama yine ses seda yoktu.
Son çare Neslihan teyze arka bahçeden bir demir alıp getirdi ve kapıya sertçe darbeyi indirdi. Kapı açılmadı Neslihan teyze bir daha vurdu. Kapı sonunda açıldı, ikimizde içeriye koştuk ama manzara pekde iyi değildi.
Yerler kan gölü annemin kafası bedenine zor tutunuyordu. Neslihan teyze çığlık attığında irkilmedim bile. Anneme bakıyordum sadece herşey bulanıklaşmıştı. O yaşta ne tepki verebilirdim? Ne yapabilirdim?
Neslihan teyze beni kolumdan tutup dışarı sürüklediğinde ağlamaya başlamıştım. Komşular susturmaya çalışıyor bilmediğim insanlar evimize giriyor bazıları dedikodu yapıyor, ambulans ve polisler o hengamenin içinden çıkmaya çalışıyordu.
Sedyede ise sarkan bir el bana doğru bakıyordu. Annemin kanlı eli. O el bir süre aklımdan çıkmayacaktı hatta ömür boyu. Anneannem sedyede ölü bedene sarılıyor ağıtlar yakıyordu. Ambulans ekipleri ise anneannemi geri çekip siyah bir poşete annemi koymaya çalışıyordu.
Annemin sesi kulaklarımda yankılandı. O an tüm sesler sustu. Annem ve ben vardık sadece.
"Elara giy şu hırkanı hasta oluyorsun sonra."
"Giymeyeceğim!"
Bir başka ses ise,
"Elara en sevdiğin çorba var bugün koş hadi gel aşağı."
Peki babam neredeydi?
Aralarında konuşan teyzelere değdi bakışlarım, "babasıda şehit düşmüş hem yetim hem öksüz kaldı yavrucak." diyordu bir ses. "Annesinin boğazını kesmiş, babasını kalbinden vurmuşlar diyorlar." bir başka ses. Hepsini susturmak kovmak, avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum. "Gidin evimizden! Ölmedi benim annem babam!" Diye bağırdım konuşan teyzelere. Anneannem perişan halde yanıma geldi, önüme diz çöktü.
"Sana ömrüm yettiğince bakacağım sahip çıkacağım." Dedi yemin edercesine. "Anneanne annemle babam gelecek dimi yalan söylüyorlar."
"Onlar artık güneş ve ay oldu yıldız ise sensin."
"Gelsinler ama." Masumca söylüyordum anneannem saçlarımı sıvazladı. Elleri yanaklarımda durdu çaresizce baktı gözlerime. Oda ağlamamak için çığlık atmamak için zor duruyor gibiydi.
🤍🤍🤍
Babam ve annem iki ayrı tabuttaydı, simsiyah giyinmiş insanlar vardı. Kimisi ağlıyor kimisi fısır fısır konuşuyordu. Tüm çevremiz akrabalar buradadaydı. Yan yana açılmış iki çukur vardı. Hoca dualar okuyor babamla annemi o çukura koyup üzerine toprak atıyorlardı. Ben ise ikisinin ortasında o aradaydım.
"Durun! Gömmeyin annemi babamı! Toprak kirletir onları!" Bağırıp ağlamaya başladım susturan tutan kimse olmadı. Elimde annemin önlüğü, kafamda babamın bordo beresi vardı. Toprak yavaş yavaş tabutların üzerini örterken sesim kısılmış, gözyaşlarım dinmişti.
O an anladım ki toprağın kirlettiği hiçbir şey yoktu; aksine, sevdiklerimizi emanet ettiği bir yuvaydı. Annemin önlüğünü göğsüme bastırıp babamın beresini düzelttim. Gökyüzüne baktım ve içimden sessizce fısıldadım:
“Sizi toprak almadı… Bir yanımda annem, bir yanımda babam olarak yaşamaya devam edeceksiniz. Çünkü insan, sevdiklerini mezarlarda değil, kalbinde taşır.”
O gün iki mezarın arasında tek başıma kalmıştım belki, ama onların bana bıraktığı sevgi, hayatım boyunca tutacağım en güçlü el olmuştu.
Bölüm etkileşimi
