1

Vaveyla Yazarı: Hande Kosava

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 1

Bazen düşüncelerim beni bilinmeyen hayallere götürmüştü. 🖋️

Kütüphane danışmanında oturmuş, telefonumda yayınevinden gelen bir mail olup olmadığını kontrol ediyordum. Yanıma geçen öğrenci grubunu son anda fark ettim. Güler yüzle karşılayıp, üyelik veya internet şifresi istediklerinde onlara yardımcı oldum.

"Hemen hallediyorum arkadaşlar," dedim. Bir iki saniye sonra gerekli bilgileri onlardan alıp istedikleri üyelik ve şifreyi küçük bir kağıda yazıp uzattım.

"Yine dalıp gitmişsin telefona, mail mi bekliyorsun yayınevinden?" dedi Güliz.

"Biliyorum Güliz, daha dün yolladım, hemen onay almam imkansız ama merak işte, duramıyorum bakmaktan."

"Peki ama birlikte gidelim imza günlerinde, senin yanında eşlikçin olayım şehirlerde, ülkelerde."

"Olur tabii ki, seve seve kabul ederim."

"Vay be, bir kütüphanede çalışan kız ve ünlü bir yazarımız olacak. Ne mutlu bir gün." Güldük ve gelenlere yardımcı olmaya devam ettik.

Aslında bana onay alıp almadığım konusunda iki ay süre verdiler ama emin değildim. Hem iş, hem yeni kurgum olan ablamın öyküsünü anlattığım için zaman su gibi akıp gidecek. Şu kitabım bir çıksın, bu süreci alışayım, ondan sonra diğer kitabımı işlemeye başlarım. Farklı şehirlerde imza günleri olursa, arabam var. Araba yolculuğu beni uyutuyor ve trafik yoğunluğundan dolayı en hızlı ulaşım olan uçağı tercih ederim. Ama önce onay alayım, ondan sonra bu işi hızlandırayım. Şu an işler çok yavaş ilerliyor.

"Güliz, aklıma şu takıldı. Eğer ben ve sen şu kitabım çıkarsa imza günlerine gidersek nasıl olur bilmiyorum ama bizim yerimize kim bakacak?" diye sordum.

Arkamda Selma yanımıza gelip, "Ben idare ederim Ayla ile birlikte ama sizden istediğim bir şey olacak. Bana imzalı kitabını hediye ederseniz herhalde," dedi. Selma, Ayla ve Güliz, kütüphanede çalıştığım ilk günlerden beri yardım eden arkadaşlarımdı. Onlara ithafen arkadaşlık konulu bir kitap yazmış ve yayınevine yollamıştım. Haber bekliyordum ve herhalde bir iki ay bekleyişim olacaktı. Zaman su gibi akıp geçse de, elime o kitabı alıp bir reels çekip sevincimi okurlarımla paylaşsam diye hayal ediyordum.

"Valla elime almaya nasip et Allahım!" dedim ve ablamın sadık arkadaşı olan Mayıs abla, kütüphaneye ders çalışmaya geldi. Beni mi yoksa ablamı mı görmeye geldi, bilmiyorum.

"Selam sevgili yazarım, bana da çıktığında imzalı kitabını verir misin?" dedi. Ama kim için gelmiş olursa olsun, ben Mayıs ablamı ikinci ablam gibi görüyorum ve seviyorum.

Güliz, "İz, arkadaşım, biraz temiz hava almalısın. Sen gelene kadar yerini ben tutarım," dedi. Tek ben anlamamıştım olay neydi, çalışma arkadaşım Güliz anlamıştı.

"Tamam, çıkıp hava alalım Mayıs abla. Durum neydi, anlamadım ama birazdan anlarım herhalde," dedim. Hala durumun ne olduğunu anlamamıştım ama Mayıs ablayla kütüphanenin dışına çıktım. Güvenlikte çalışan abiye selam verdikten sonra dışarıya çıkıp bir bankta oturduk ve konuşmasını bekledim. Durumun ne olduğunu hala anlamaya çalışıyordum…

Mayıs abla ellerimi tuttu. "İz, sen benim kardeşim gibisin ama bir dostumla konuşmak istiyorum. Ayrıca ablanın hayranları onu görmek istiyor. Bir zaman ayır ki hem ablanla takılayım hem de hayranları ile sohbet etsin. Senin kitabının haricinde bu olay yaşansın."

Ablamı görmeni anlarım ama sanki ben ablamı kitabımı tanıtması için zorluyorum. Kendi ricasıyla istedi tanıtmak ve ben de hayır diyemedim tabii, üzmek veya kırmak istemediğim için ama özlemişse elden bir şey gelmez bana göre. Derin bir nefes alıp verdim. Ne kadar zaman geçti ablamı çağırmak neyse, kimse yoktu ama bence o gün birlikte takılıp kameraya çıksanız olmaz mıydı?

"Mayıs abla, ne yapalım biliyor musun? Özlediğini biliyorum, canlı da görmek istiyorsun, onu da anlıyorum. Yarın öğleden sonra izin alacağım, küçük bir işim çıktığını Güliz’e söylediğimde anlar. Biliyor artık, mecburi hem canlı yayına çıkar hem yanında olursun, öğleden sonra nasıl olur?"

Mayıs abla bana gülümseyip sarıldı. "Şimdi sen bir yazar olacaksın ve imza günlerine gideceksin. Bu imza günlerinde ablanın yerine imzala bence."

"O imza işi diğer kitabım için yapacağım."

"Ablanı konu aldığın o kitap için mi? Bence bu daha anlamı derin olan bir durum."

Ablam iç dünyamda bana gülümsemişti. Aslında o kitaba yavaş yavaş başlasam iyi olurdu. Ama nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Ayrıca hala yayınevinin onayını bekliyordum.

Mayıs abla ile kısa bir sohbetten sonra yerime döndüm. Güliz’e yarın öğleden sonra olmayacağımı, Mayıs ablamın özel isteği üzeri hem arkadaşının görmesini hem de hayranları tarafından karşılanma gereği olduğunu söyledim.

"Onun hayranların senin okurların oluyor."

"Daha değil be Güliz, bir çıksın elimde o kitabı göreyim bakalım ne kadar okurum var. Belki tam tersi olur. Çünkü birçok yayınevi kitabın konusuna veya gidişatına bakmıyor, direk ne kadar kitlen olup olmadığına bakıyor."

"Şimdi bir düşünelim İz hanım. Senin hesabın yok diyelim, onu nasıl bakacaklar, hiç düşündün mü?"

Doğru bir noktaya bastı. Eğer bir hesabım olmasa bu kitle işi yatardı. Benim sadece kendi kişisel hesabım vardı ve beni ailemden başka tanımadığım ama okurlarım olduğu bir kitle oluştu. Onu da geçtim, tik işareti geldi, direk hesabıma resmen tanınan biriyim. Ablam sağolsun. Kendi hesabında beni tanıttı ama bunun dışında ablamın konuşacağı konu ne olabilir ki?

"Of Güliz, ablam hep benim kitaplarım hakkında konuştu ama şimdi yarın öğlen Mayıs abla ile canlı yayında ne konuşacaklar bilmiyorum."

Ablam içimde "Hallederiz güzel yazar kardeşim, hiç kafana takma. Hem hayranların sorularını yanıtlayacağız sen haber verdin mi takipçilere ?" dedi.

Abla, iyi ki hatırlattın bu haber verme duyuru atma işini. Telefonumu açıp ikinci sosyal hesabımı açtım. Sosyal medya işini çift hesapla çözmüştük. Telefon işini de çift hatla çözüme kavuşturduk. İlk defa böyle bir deneyim yaşıyorum.

Ablamın hesabına girdim. Hikayede bir geri sayım ayarlayıp gününü ve saatini kurdum. Başlığı olarak "Takipçilerle soru ve cevap canlı yayını olarak" yazıp herkese paylaşım yaptım. Duyurumu gören takipçiler ablama mesaj yağmurunu tutmuştu. Kütüphanede olduğum için sessize almıştım, ne olur ne olmaz diye.

"Amma seni görmek isteyen takipçilerin var. Abla, bundan sonra sana iş yüklemeyeceğim ama ikinci kitap senin hakkında yazacağım için onu da çıktığında duyuru yaparsın, konuşursun. Senin de özel hayatın var," dedim. Bunu emin söylemiştim, ablam içten öksürdü ve içten kıkırdadım.

🖋️

Öğrenciler ve öğretmenler gelip geçti. Bir ben bakıyordum bir de Güliz. Sırayla bazen de yoğun olursa ikimiz yardımcı oluyorduk onlara. Bazıları yer sordular, bazıları otomattan sorun olduğunu söyleyince, otomatlarla ilgilenen ustaları çağırmıştım. Ama genelde kayıt işlemleri yapıp, şifreyi kağıda yazıp onlara teslim ediyordum.

Telefonumun titreşimi cebimde oynayınca elime almak zorunda kaldım. Babam aramıştı. Acaba ablamın hesabında yaptığım paylaşımı, duyuruyu gördü de o yüzden mi aramıştı, bilmiyorum. Elimde sıcak çikolata ile telefon molası verdiğimi söyleyip temiz havaya çıktım. Babamı bu sefer ben aramıştım.

Bir yudum sıcak çikolata içip babamın açmasını bekledim. Babamın telaşlı sesi ile bana, "İyi misin?" diye sorular sormaya başladı.

"Baba ben iyiyim, merak etme, endişe etme."

"Ablanın hesabında paylaşımı görünce acaba işyerinde senin yerine mi aldı diye içime kurt düştü."

Ablam, babamın bu dediğine gücendi. ‘Ne kadar küçük kızına düşkün bir baba, büyük kızına güveni yok.’

Ablamın dediğini sesli gülmüştüm. "Kızım, dediğim komik bir şey değil!" diye sert çıktı.

Bir yudum alıp, "Baba, biliyorum ama sana gülmedim, ablam içimde çok sitem etti. Beni düşünüp ona güvenmediğin için ayrıca o paylaşımı ben yaptım. Mayıs abla yanıma gelip özlediğini söyleyince hem takipçilerini merak ettiğini anlattı, bende kıramadım. Yarın öğleden sonra ablamı çağıracağım canlı yayına o yüzden."

"He, tamam kızım. Bende bir şey oldu sandım. İyi peki. Ablan duyuyordur beni herhalde. Sana güvenim tam kızım. Aniden mesaj gelince telaş yaptım."

Ablam, babamın onu sevdiğini ve güvendiğini çok iyi bildiği için dalgasını geçtiğini söylememi istedi ve söyledim.

"Akşam görüşürüz babacım. Şimdi hala iş başındayım."

"Tamam kızım, sana kolay gelsin," dedi ve aynı anda kapattık.

Sıcak çikolatam bitmişti ve ben içeriye geçtim. Ankara'nın havası insanı hasta edebilir. Bir sıcak, bir soğuk, küresel ısınma resmen, mevsimlerin bile kafası karışık bunu fark ettim.

İçeri girdikten sonra masama oturup işime devam ettim. Güliz, öğrencilerle ilgileniyordu ve ben de onlara yardımcı oldum. Biraz yoğun bir gündü, ama işimizi severek yaptığımız için yorgunluk pek hissetmiyorduk.

Keşke bugün gibi bir iki ay çabuk geçse de şu onayı alsam, diye düşünüyorum. Akşam vakti ne ala olmuştu. Aslında babamla konuşurken hava karardığını fark ettim ama bu kadar çabuk eve gideceğimi düşünmezdim. Eve gitmek için çantamı ve montumu alıp, Güliz, Ayla ve Selma ile vedalaşıp çantanın içinden arabanın anahtarını alarak kapıları açıp bindim. Sürücü koltuğuna. Anahtarı takmama gerek yoktu çünkü otomatik vitesliydi. Ama ne olur ne olmaz diye hem manuel sürebiliyorum hem otomatik yani alışığım.

Arabayı park yerinden çıkarıp yola çıktım.

Annem ve babam rahat gidebileyim diye bana araba almıştı. Ondan önce hazırlık yapmamı söyleyip kursa yazdırdılar ve ehliyet almamı sağladılar. Bu araba sayesinde en azından gidip gelmem kolaylaştı. Arada kırmızı ışıkta durduğum oldu. Çok uykulu ve yorgundum. Bir duş alıp yatağıma girip kitap okumak istiyorum. Kitapçılar da kapalıdır zaten, şimdi gidip alasım bile gelmiyor. Yarın öğlen eve geldiğimde kitapçıdan kitap alsam nasıl olur? Ya da internetten sipariş versem mi?

Yok ya, sanki hayal etmem yasak. Gizli gizli kitaplarıma imza atıp okurlarıma sürpriz yapmak ve onun videosunu çekmek istiyorum.

Hep hayaller. Esnedim. Yeşil ışık yanınca hafif gaza basıp sürmeye devam etmiştim. Ev yolu boyunca esneyip durmuştum.

Bir bisikletim vardı. Onu genelde boş vaktimde bir yere giderken sürerdim. Eskiden uzun yolu o bisikletle sürürdüm misal ankara içinde çalıştığım kütüphaneye.

Işıklardan sağa dönüş yapıp ev yoluna girmiştim. Yeşil ışıklardan bir dönüş yaparak siteleri gördüm.

Ben ne çok zengindim ne de bir villada oturan bir kız değildim. Hem annemin hem babamın hem benim bile az katkıda bulunduğum bu arabayı almıştım birde ablamın kazandığı paranın birazı ile geçinip durduk ve elhamdülillah bize yetmişti.

Sitenin garajına açan anahtarı alıp kapıya doğru tutup bastım. Yavaş yavaş açılan iç kapıyı beklerken anahtarı torpidoya koydum ve açık olan kapı kapanmadan yavaş yavaş yokuş aşağıya doğru sürerek garaja girmiş ve park yeri bulmayı çalıştım.

Bir boş yeri fark ettim. Esneyip durdum hep.

Arka arkaya park etmek çıkması kolay diye sürekli bu yöntemi kullansamda bazen stres yapıyor. Arabayı park etmek için boşluğu bulduğumda, derin bir nefes aldım. Park etmek istediğim boşluğun yanına yanaştım ve önümde duran aracın arka tamponuyla hizaya geldim. Direksiyonu tam sağa kırarak yavaşça geri gitmeye başladım.

Sağ yan aynadan boşluğu kontrol ediyordum. Aracın arka kısmı park alanına girmeye başlarken, direksiyonu tam sola kırdım. Bu aşamada, aracımın arka tamponu park etmek istediğim aracın arka tamponunu geçmişti. Geri gitmeye devam ettim ve aracın ön kısmının park etmek istediğim boşluğa doğru gelmesini sağladım.

Aracın arka kısmı tamamen park alanına girince, direksiyonu düzelttim ve yavaşça geri gitmeye devam ettim. Aracın hem arka hem de ön kısmının park alanının sınırları içinde olduğundan emin oldum. Fren yaparak durdum ve aracı park konumuna aldım. El frenini çekip vitesi park konumuna getirdim.

Son olarak, aracın etrafını kontrol ettim. Park ettiğimden emin olduktan sonra, derin bir nefes daha aldım. Park etme işi her seferinde biraz stresli oluyordu ama başarılı bir şekilde tamamladığımda rahatladım biraz.

Arabanın kapısını açarak montumu, çantamı ve anahtarımı aldım. Daracık alanda çıkmayı denerken az kalsın düşüyordum, ama sonunda çıkmayı başardım. Kapıyı dikkatlice kapatıp anahtarla arabanın kapısını kitledim. Asansöre doğru yürüdüm ve asansörü çağırdım. Kaç kat çıktığını bilmiyorum, ama sonunda eksi bire indiğinde nefesimi dışarı bıraktım. Asansöre binip metal kasaya başımı yaslayarak biraz kestirmek istedim. İkinci kata çıkana kadar gözümü kapattım, çünkü daha çok kat gideceğini düşündüm. Ancak, asansör durarak ve kat numarasını söyleyerek uyumama izin vermedi.

Uyuklaya uyuklaya evin kapısına yürüdüm ve zile bastım. Biraz kafamı duvara koyduğumda, kapıyı annemin neşeli sesiyle açtım. Gülümseyerek ayakkabılarımı çıkardım ve içeri geçtim.

"Hoşbulduk anne. Yemek hazır mı? Değilse bir duş alıp gelsem," dedim.

"Yemek hazır kızım, elini yıka ve üstünü değiştirmeden gel, sonra duş alırsın. Temiz temiz yatarsın," dedi annem.

"Tamam anne," diye cevap verdim.

Çantamı odama fırlatıp lavaboya doğru ağır adımlarla yürüdüm, annem çabuk olmamı söyledi. Bir kütüphanede çalışmak bu kadar yorucu olabilir mi? Herhalde kütüphanede ödev veya grup ders toplantıları, hatta diğer mesleklerden eğitim yoğunluğu olunca böyle oluyor. Bugün çok yoğun bir gündü.

Ellerimi sabunla yıkayıp duruladıktan sonra yüzüme su çarptım ve havluyla kurulandım. Ama ne yapsam da uykulu bir insan açılmaz. Mutfağa doğru biraz hızlandım, ama sadece birazcık. Babam bana kaplumbağa benzetmesi yaptı. Kütüphanede çalıştığımı söyleyince, onların işinden daha zahmetli olmadığını düşündü. Annem babamın benimle dalga geçmesine kızdı. "Kızıma öyle şeyler diyemezsin. İşten yeni geldi ve yorgun, bizim gibi," dedi.

Anneme sarılmak istedim, ama yemek koyuyordu, bu yüzden vazgeçtim.

Çorbamı içerken, "Anne ve babacım, büyük kızınızı özlediniz mi? Keşke ben ablama yük olmayıp, iki ayrı bedenimiz olsaydı," dedim.

Annem donup kaldı, babamın yüzü düştü.

"Öyle deme kızım. Ablan için sen bir yük değilsin. Öyle olsa, ablanı dediğimiz tercihi geri çevirmez ve sen olmazdın," dedi. Bu nasıl bir moral verme çabası, neyse anne, şu an kafam uykulu bu konu hakkında tartışmak istemiyorum şimdi onlarla.

"Ablamla yarın birlikte vakit geçireceksiniz, bunu demek istedim." Beni ablamdan farklı kılan şey, değişim yaptığımızda göz rengimiz ve ses tonumuzun değişmesiydi. Ablam durumu gizlemek için bakım yaptığını söyleyip genç görünüm yalanını söylerdi. Ama bir nevi yalan değildi, bakım yapıyordu güzel görünmek için. Bir de odalarımızın tercihleri; ben daha çok kitaplık ve yazar atmosferini severken, ablam daha renkli tonlarla arka planı önemserdi.

"Ancak kızım, bir konuda katılıyorum. İkinizle de vakit geçirmek isterdik, aynı masada iki kardeş," dedi babam. Ona kocaman sarılıp öptüm. Karnımı doyurdum, enerjim geri geldi ama bir duş alıp kitap okuyarak hayallere dalmak istedim. Masadan kalkarken, "Yemekler enfes olmuş anne," dedim.

"Afiyet olsun," diye cevap verdi annem.

Gülümseyip lavaboda küçük işleri hallettikten sonra, odama geçmeden önce üstümü başımı sepete atıp duşakabinin içine girdim. Sadece bedenimi yıkayacaktım, daha yeni yıkanmıştım. Temizdim ama yorgunluğumu ve terimi almak için duş başlığını elime alıp bedenimde dolaştırdım, ardından sabunla yıkayıp durulandım. Üstüme havlu sarıp duştan çıktım. Su değdirmek iyi geldi, en azından rahatladım.

Banyonun kapısını aralayıp babam var mı diye bakındım. Babam salonda oturmuş televizyon izliyordu. Koşarak odama geçtim ve rahat bir nefes alarak temiz pijamalarımı ve çamaşırlarımı çıkarıp giyindim. Havluyu sandalyenin üstüne atıp yatağa uzandım. Yorganın içine girip Mayıs ablaya mesaj attım. O, sanatçı ve takı mücevherlerini kendi yapıyordu. Acaba dostluk kitabıma özel veya serisi olacaksa, Pandoranın serisi gibi kitaba özel charm yapabilir mi diye düşündüm. Güzel hayaller kuruyorum ama ne olacağını bilmiyorum.

Elime bitmek üzere kitabımı alarak bitimini hızlandırırken uyku esir almıştı yastığa başımı koyduğum an derin uykuya daldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18