5. bölüm · İskelet
5
Yiğitin son mesajına görüldü attığımdan beri iki hafta geçmişti. Sürekli bahçede,kantinde,koridorda her yerde karşılaşıyorduk. Sanki tanrı beni utandırmak için onu bilerek benimle karşılaştırıyordu. Karşılaştığımız her yerde göz göze geliyorduk ve içimde birşeyler kıpır kıpır oluyordu ama anlamıyordum, bu neydi? Aşk olamaz. En azından bu kadar kısa sürede olamaz değil mi? Hoşlantı mı acaba? Ama bu her neyse beni daha önce hüsrana uğratan birşeydi. Çünkü bu duyguyu her hissettiğimde,onunla beraber içimde kırılan birşeyler de hissediyordum.
“Yiğit’e bir şans vermeli miyim?”
Kendi kendime konuştuğum sıra kafama bir şeyin dank ettiğini ve keskin bir ağrı hissettim. Kafamı kaldırdığımda sınıftaki herkes başıma toplanmış ayy uyy diyerek acıyan bakışlar atıyorlardı. Kafama tahta silgisi yemiştim. Kafamdaki şiddetli ağrıyla gözümden bir damla yaş aktı.
Tuana “Zümra kafan kanıyor!” Dedi ve beni kolumdan tutup tuvalete sürükledi. Bizim kattaki tuvalete gittik.
“Ne demek kilitli amk”dedi ve bana burda beklememi söyleyip temizlik görevlisini bulmaa gitti. Ben de hem başımın ağrısı hem de kafa karışıklığı ve içimde bastırdığım duyguların derinliğiyle merdivene çöküp ağlamaya başladım.Biraz karşımdaki pencereye kilitlendikten sonra omzumda bir elin sıcaklığını hissettim. Sanki sarılmak için benden izin ister gibi bir yandan gülümseyip bir yandan omzumu okşayan biri vardı.
Çınar.
