1. bölüm / 1
İntikamGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
08.06.2027...
Kaderimizi kendimiz yazarız, tanrı diye biri var mı bilmiyorum, kaderimi onun yazdığına da inanmıyorum. Yaptığım seçimlerdi benim kaderimi yazan, kendimdim. Bunca zaman, yirmi üç yıllık hayatım boyunca bunu bir kez bile sorgulamamıştım, fakat artık emindim, kaderimi kendim yazıyorum.
Şu an yapacağım seçimse, tüm kaderimi baştan yazacaktı. Hayatımdan memnundum, değişmesini istediğim tek bir şey vardı ama bunun imkânsız olduğunu biliyordum. O yüzden zorlamak yerine var olan hayatımdan zevk almaya çalışıyordum.
Önümde iki seçenek vardı. Her iki seçenekte de kendimden ölene dek nefret edecektim, iki seçeneği de istemiyordum. Kendi ellerimle ailemi dağıtmak istemiyordum. Ne kardeşimden ne de annemle babamdan vazgeçemezdim. Ben böyle bir insan değildim.
Belki bu elime verilen ilk silah değildi, ama elime verilen ilk silahtan çok daha ağır bir yük taşıyordu. Can yakmayı da almayı da sevmezdim, her ne kadar bu karanlık dünyanın içinde büyümüş olsam da aydınlığı severdim. İçinde büyüdüğüm ama asla esiri olmadığım karanlık dünyadansa, nefret ederdim.
Bu sıcak yaz akşamını, hayatımın en soğuk gecesine çeviren karanlık, eski depoda her şeyi mahvetmek üzere elime tutuşturulan silahı taşımak, zor geliyordu.
“Seçimini yaptın mı?” diye soran Kemal Kuyucu’ya çevirdim bakışlarımı. Ağlamaktan kızarmış gözlerimle ona bakarken başımı çaresizce iki yana salladım. “Yapamam...” derken sesim beklediğimden de güçsüz çıkmıştı.
Kemal Kuyucu, sanki az önce karşıma geçip ailemden birini öldürmemi istememişçesine, gayet normal bir tavırla sigarasını yaktı. “Üçü de ölür.” sesi bıçağın metal kısmı gibiydi, soğuk ve keskin.
“Seni asla affetmem abla!” diye bağırdı Defne boğazı yırtılana dek. Ağlamaktan çatallanmış sesi, hiç duymadığım kadar acı vericiydi.
Ağlayarak yardım isteyen gözlerle babama baktım. “Beni her şeyden kurtardın, ailemizi her beladan korudun...” dedim ve ona doğru bir adım attım. İkinci adımımı atamadan Kemal Kuyucu, kolumdan tutarak beni durdurdu. Babama yaklaşmama, ona sarılmama engel olabilir ama ağzımı kapatmamıştı. “Bundan da kurtaramaz mısın?”
Babamın mavi harelerinde gördüğüm tek bir şey vardı, utanç. O güçlü adam, tek bakışıyla binlerce insanı susturan, herkesi korkutan o adam, benim kahramanımdı ve ilk kez, beni, ailesini bir şeyden koruyamamış olmanın utancını yaşıyordu.
“Özür dilerim, Civcivim...” babamın çaresizliği, daha çok ağlamama sebep oldu. Artık her şeyimi kaybetmenin acısı değildi bu, babamın çaresizliğini görmüş olmanın verdiği acıydı.
“Dileme,” dedim kendimi zorlayarak. “Senin suçun değil, sen bir şey yapmadın...”
Babam fazlasıyla şey yapmıştı, ama hiçbiri kötü değildi. Evet, diğer insanların pek çok kez canını yakmıştı ama ailesine karşı hep iyiydi. Bizi korumak için aldığı binlerce önlem, hepsi boşa gitmişti şu an. Yaptığı her şey, bizim içindi. Hep bunu bilerek yaşamıştım, babam her günahını ailesi için işlemişti.
Şu an bile sanki babamın bana sarılıp saçlarımı okşaması, her şeyi düzeltecek gibiydi ama bunu bile yapamıyordum. Kolumu koparacakmış gibi tutan adam, buna bile izin vermiyordu.
“Ateş et artık.” dedi acımasızca, sanki dünyanın en kolay şeyini istiyormuş gibi. Elime tutuşturduğu bu tabancayla ailemi dağıtmamı istiyordu benden ve bunu sanki çok kolay bir şeymiş gibi söylüyordu.
Zorlukla yutkundum. Bakışlarım elimdeki tabancaya ilişti ve şimdi, işe yarayacağına inandığım tek bir şey vardı ve bunu yapmam gerekiyordu. “Seçimimi yaptım.” boşta duran elimle gözyaşlarımı sildim, sanki akmaya devam etmiyorlarmış gibi.
Titreyen elimle tuttuğum silahı, kaldırıp göğsüme yasladım. “Ailem bensiz de yapabilir,” son kez nefes alıyormuşçasına derin bir nefes aldım. “ama ben onlardan biri bile olmadan yapamam...”
“Non!” annem haykırdı. İlk kez benim için acı çekerek haykırmıştı. “Mefiez-vous Lucienne!” paniği yüzünden Türkçeyi unutmuş gibiydi.
Annemin beni sevdiğini ilk kez hissetmiştim, yıllardır benden sakındığı o sevgiyi, beraber geçirdiğimiz son anda vermeye karar vermişti.
“Bizi seç Beste,” derken ağlamamak için kendini zor tutuyor gibiydi babam. “Kardeşin sana emanet olacak. Bize evlat acısı yaşatma...”
Peki ya ben ne olacaktım? Anne babamın acısıyla nasıl başa çıkacaktım? Daha Sinan’ın, sevgilimin acısını atlatamamıştım, şimdi bu acıyı nasıl kaldırırım? Bir yıl içinde, en sevdiğim insanlardan üçünü toprağa vermenin acısını asla kaldıramam. Yüreğimin sökülmesi bile daha az acı verirdi.
“Kendini öldürdüğün anda, seninle bağı olan herkes de ölür.” dediğinde Kemal, bakışlarımı hemen çevirdim. Uzun boyuyla başını eğmiş bana bakıyordu. “Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, hepsi ölür.”
Son sözünün anlamı barizdi. Yurt dışında yaşayan arkadaşlarımı bile öldüreceğini söylüyordu.
İşe yarayacağını düşündüğüm tek bir planım vardı, kendimi ailem için feda olursam her şeyin düzeleceğine inanmıştım. Yirmi üç yıllık hayatım boyunca ilk kez işe yarayacağına inandığım, iyi bir şey yapacağımı sandığım tek planım, tüm sevdiklerimin ölmesine sebep olacaktı.
Ciğerlerime giren her soluğum canımı yakıyordu. Nefes almak bile güç geliyordu.
“Aras, senin yaşamanı istiyor.” dedi Kemal. Aras kimdi bilmiyorum, benden ne istediğini de. Şu an bildiğim tek şey, buradan çıktıktan sonra Aras denen adamı da karşımda durmuş hayatımı dağıtmama sebep olan adamı da cehenneme yollayacağımdı.
“Sana söz veriyorum,” dedim gözümü karartarak. “Seni ve karını öldüren kişi, Aras olacak.”
“Oğlum, beni öldüremez.”
“Yapacak.” dedim net bir dille. “Oğlun seni öldürürken yanında olacağım, sen kendi kanında boğulurken seni izleyeceğim Kemal Kuyucu!” haykırırken boğazımın yırtıldığını hissettim.
Aras, anladığım kadarıyla Kemal’in oğluydu. Aras şu an bana yaşattığının çok daha acısını kendisi yaşayacaktı, belki o burada değildi ama fazla zaman geçmeden benim yerimde olacaktı.
“On saniye içinde o silahı ateşlemezsen, üçü de ölecek.”
Artık yolun sonuna gelmiştim, veda edecek vaktim bile kalmamıştı.
“Seni affetmem!” diye haykırdı Defne. “Öldür beni, yoksa asa affetmem seni! Artık ablam olmazsın, ölene kadar seni affetmem!” panikle o kadar hızlı konuşuyordu ki dediklerini anlamakta zorlanıyordum.
Defne’nin bu yalvarışlarına kayıtsız kalmak istemiyordum, ama ne ona kıyabilirdim ne de babamın sözünü çiğneyebilirdim.
“Sizi çok seviyorum...” dedim çaresizce. Sesim fısıltıdan farksızdı.
Silahı kaldırdım ve önce anneme doğrulttum. “Bunu benden başkası yapamaz mı?” diye sordum ağlayarak. Bunu yapmak istemiyordum, kendi ellerimle beni büyüten, bu dünyaya getiren insanları öldüremezdim...
“Son üç saniye!” Kemal Kuyucu’nun bağırışıyla, panikle ilk kurşunu sıktım. Kurşun annemin alnına isabet etti. Annem yere yığılırken kulaklarımı Defne’nin çığlığı doldurdu.
Ardından ikinci kurşunun sesi kulaklarımı doldurdu. Bu kez kurşunun babamın neresine geldiğini bile göremedim ama acı dolu inleyişini duyabildim.
Her şey bitmişti.
Kaybedeceğimi asla düşünmediğim babamı kaybetmiştim.
Diğer yandan her şey yeni başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
