8. bölüm · İnsanlığın Ayak Sesi

Bölüm 8 - Barış Meselesi

Buse Nur

"Günaydın, ne yapıyorsun?" Ellerimi havluya silip babamı yanağından öptüm. "Daniel ile biraz atıştıkta gönlünü almam lazım. Ona kek yapıyorum."

"Limonlu?" Başımı salladım. "Limonlu." Gülümsedi. "Umarım bu hünerlerini bir gün bizde görebiliriz."

"Aşk olsun baba. Yapmıyor muyum?"

"Yapmıyorsun."

"Ayıp ediyorsun ve ben gidiyorum." Babamı mutfakta bırakıp üzerimi değiştirmek için odama gittim. Havalar yeni yeni düzelmeye başlamıştı ve bu yüzden üzerime hırka almayı eksik etmedim. Limonlu kekimi de alarak evden çıktım. Daniel'in hala evde olduğunu ümit ediyordum.

Daniel'in evine vardığımda içeriye girip kapıyı çaldım. Kapı açıldığında karşımda Daniel vardı. "Selam." İçeriye girip limonlu keki masaya bıraktım ve arkamı döndüm. "Daniel ben özür dilerim. Sana sinirlenmiştim ve istemeden seni kırdım. Çok özür dilerim." Yanıma gelip beni kolları arasına aldı.

Birbirimize sıkıca sarılırken benden ayrıldı ve ellerini yanaklarıma koyup yüzümün her bir yanını öpmeye başladı. "Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim Nora, çok özür dilerim. Seni hiç kırmak istememiştim. Aptalın tekiyim, çok özür dilerim."

Gözlerim doldu. Nasıl bir aptaldım ki onu kırmıştım gerçekten bilmiyorum. "İyi miyiz?" Güldü. ama öyle güzel güldü ki anlatamam. "Biz hep iyiyiz." Gülümsedim. İşte şimdi moralim yerine gelmişti.

Mutfaktan ses geldiğinde oraya döndüm. "Evde biri mi var?" Kral Pars'ı gördüğümde cevabımı o vermeden almıştım. "Hoş geldin kızım." Elindeki kahvaltı tabaklarını masaya koyduğunda kahvaltıya yetiştiğimi anladım. "Hoş buldum."

"Gelin hadi soğumadan." Masaya oturduğumuzda tabaklarımızı doldurmaya başladık. "İşleriniz bu aralar azalmışa benziyor."

"Azaldı azaldı. Bu aralar pek bir şey yok."

"Belli." Daniel yanlış bir şey dememem için beni dürterken omuz silktim. "Sizin aranızda ne oldu? benim yüzümden değil dimi? Eğer benim yüzümdense çok mahcup olurum."

"Hayır baba. Neden senin yüzünden olsun ki?" Şaşırarak bana baktı anlatmadın mı dercesine. "Nora ile aramızda bir yanlış anlaşılma geçti de o yüzden. Sana anlatmadı mı?" Daniel başını iki yana salladı. İkinci bir kavgaya hazır değildim. "Nasıl bir yanlış anlaşılma?" Bana döndü. "Neden anlatmadın?"

Omuz silktim. "Kavga ediyorduk o sırada." Elindeki çatalı bırakıp bana döndü. "Peki şimdi anlat."

"Daniel gerçekten önemsiz bir şeydi. Özür diledim zaten."

"Bilmek istiyorum Nora. Anlat bana." Derin bir nefes aldım ama bana yetmedi. "Daniel gerçekten önemli değildi. Tekrardan tartışmak istemiyorum."

"Kesinlikle bilmek istiyorum." Omuzlarım düştü. Aldığım nefesi de geri bıraktım. "Pekala. Bildiğin üzere babam vurulmuştu ve işten alındığını öğrendik. Bunu da Kral Pars'ın emrettiğini öğrendim ve ona bunu sormak için yanına gittim."

"Sakince mi konuştunuz?"

"Pek sakince değildi." Kral Pars'a döndü. "Baba. Nasıl konuştunuz?"

"Biraz gürültülüydü ama sorun değil. Biz kızımla aramızdaki yanlış anlaşılmayı çözdük ve sen aramıza girmemelisin." Daniel kafasını kırıldığını belli edercesine iki yana sallayıp sofradan kalktı ve balkona çıktı.

"Kızım özür dilerim, ben anlattığını sanıyordum." Elimi boş verin dercesine salladım. "Hak ettim. İzninizle ben Daniel'e bakayım."

"Tabii git." Balkona çıktığımda sigara içtiğini gördüm. "Daniel özür dilerim."

"Nora git lütfen."

"Daniel gerçekten özür dilerim. Küçük bir yanlış anlaşılmaydı ve düzelttik." Sinirle bir iki adım atarak dibimde bitti. "Ben seni uyarmaktan bıktım ama sen uyarılmaktan bıkmadın Nora. Her seferinde babama karşı saygılı olman için uyardım seni, yanlış bir şey dememen için ama sen beni hiçbir zaman takmadın bile. O adam seni kızı gibi görüyor, kızı gibi seviyor Nora. Ne istiyorsun?"

"Haklısın özür dilerim. Abarttım. Elimden özür dilemekten başka bir şey gelmiyor Daniel. Özür dilerim. Seni temin ederim bir daha olmayacak." Bir adım atıp iyice alttan alttan ona baktım. "Özür dilerim Daniel. Lütfen." Derin bir nefes verip dudaklarını saçlarıma bastırdı. Kollarımı ona sıkıca doladım.

"Baş belasısın Nora." Güldüm. "Biliyorum."

"İyi miyiz?"

"İyiyiz." Alttan alttan göz göze gelmek için baktım. "Ne kadar iyiyiz?"

"Çok iyiyiz Nora."

"Ne kadar iyiyiz?"

"Kaşınma." Güldüm ve başımı göğsüne geri yasladım. Ne olursa olsun Daniel iyi ki vardı. "İçeri geçelim mi?"

"Geçelim, hem bana anlatmadığın ne varsa onları anlat." Dudaklarımı büktüm. Çok şey vardı, hangi birinden başlayacaktım ki? Salona geçtiğimizde Kral Pars'ın kabanını giydiğini gördüm. "Baba nereye?"

"Gideyim artık oğlum, hem belli ki sizin konuşacak çok şeyiniz var. Rahat rahat oturun." Kral Pars, yanından hiç ayırmadığı bilgisayarını alıp ilk önce Daniel'in, daha sonra ise benim anlımı öptü.

Bir dakika.

Laptop

İşte bu! Bir şekilde ona sahip olmalıydım.

"Görüşürüz baba."

"Görüşürüz Kral Pars." Kapı kapandığında sırıtarak Daniel'e baktım. "E napıyoruz küçük prens?"

"Napalım çürük?" Kolunu omuzuma attı. "İstersen bana anlatmadıklarını anlatarak başlayabiliriz." Kendimi koltuğa bırakarak güldüm. "Bence hiç oralara girmeyelim ve film izleyelim." Yanıma oturup bana yaklaştı. "Çürük."

"Prens?"

"Abartma bence." Omuzlarımı indirip ofladım. "Pekala nereden başlamamı istersin?"

"En baştan?"

"Ezra ile Derek'in evine gittik. İlk başta Derek'ten şüphelenmiştik ama askermiş. Senle kavga ettikten sonra Derek beni yolda bulup evine götürmüş. Orada kendime gelebilmek için duş falan alıp eve gittim zaten. Asker olduğunu orada öğrendim."

"Bir dakika bir dakika, sen tanımadığın birinin evinde duş mu aldın? Nora sen delirdin mi!?" Göz devirdim. Evet haklıydı, hatta bende daha sonrasından idrak edebilmiştim ne yaptığımı ama bende çok sağlıklı değildim o an.

"Seninle kavga ettikten sonra çok akıl sağlığım yerinde değildi kusura bakma." Gözlerine bir şefkat yerleşti. Pişman olduğunu biliyordum, bende pişmandım.

"Özür dilerim."

"Özür dile diye söylemedim. Her neyse. Aynı şekilde Diana'dan da şüphelendik ama zaten onun asker olma ihtimali yok."

"Nora."

"Efendim."

"Ben sana onları söylediğimde ne hissettin?" Yutkundum. Bunu sormasa olmaz mıydı? Hiç hoş şeyler hissetmemiştim. Olanları tekrar yaşamıştım sanki. Çok korkunçtu. Daniel beni uyardığında sinir olurdum ama haklıydı. Tekrar başıma böyle bir şey gelse asla atlatamazdım. Atlatmayı bırak kaçamazdım da. Bunu düşünmek bile titrememe neden oluyordu.

"Nora." Kendime gelip Daniel'e baktığımda elini yüzüme uzatıp baş parmağıyla göz yaşlarımı sildi. "Seni çok üzdüm." Omuz silkip güldüm. "Bende seni üzdüm. Ödeştik."

Güldü. Acı bir gülüştü ama bu. "Ödeşilecek bir şey değil bu Nora. Ben seni çok kırdım. Sen onları yaşarken ben yanındaydım çünkü bunu bir silah olarak kullanmayacağımı biliyordun ama ben ne yaptım? Senin güvenini paramparça ettim."

"Kendime değil, sana güvenirim ben Daniel. Sen benim güvenimi öyle kolay kolay yıkamazsın." Dudaklarını ilk önce anlımda sonra yanaklarımda, sonra ise burnumun ucunda hissettim. Gözlerim kendiliğinden kapanmıştı.

"Seni çok seviyorum Nora. Anlatamayacağım kadar çok."

"Bende seni seviyorum çürük." Güldü ve beni tekrardan kolları arasına aldı.

Huzur evde hissettiğin yerdi.

Huzur Daniel'dı.

Daha uzun yazmak isterdim ama bu bölüm burada bitmeliydi.

Nora için huzur Daniel'in yanı başı.

Siz ne düşünüyorsunuz? Birbirlerini çok kırdılar ve bu hızlıca toparlanamaz büyük ihtimalle ama bakıcaz artık.

Nasıl buldunuz bölümü?

Vote ve yorum atmayı unutmayııınn