2. bölüm / 3
İNANCIN LANETİ2. Bölüm – Küllerin Arasında
Bölümler 3Şu an: 2. Bölüm – Küllerin Arasında
- 1 Bölüm 1:İnancın Gölgesinde1.097 kelime
- 2 2. Bölüm – Küllerin Arasında390 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm 3:Yeniden Birarada639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~İnanç, bazen bir ışık değil; ardında saklandığımız bir gölgedir.~
Eve gitmeliydim. Saat oldukça geç olmuştu. Bu kasabada geceleri tuhaf bir ölüm sessizliği olur; insanlar, karanlık çökünce sokaklardan çekilir, sanki görünmez bir kural varmış gibi evlerine kapanırlardı. Ben doğduğumdan beri hep böyleydi. Çocukken bu sessizliği oyun sanırdım, büyüdükçe anladım ki, bu sessizlik aslında herkesin bildiği ama dile getirmediği bir korkunun yankısıydı.
Eve varmama on beş dakika vardı. Sokaklar boştu, ay ışığı binaların solgun yüzeyine vuruyordu. Sokak lambalarının titrek ışığında yürürken gölgeler üzerime düşüyor, adımlarım taş zeminde yankılanıyordu. Rüzgâr arada bir uğulduyor, ince bir ıslık gibi kulaklarımda çınlıyordu. Her adımda omzumun üzerinden arkamı kontrol ettim. Kimse yoktu, ama biri beni takip ediyor gibi hissettim.
Evin kapısına vardığımda anahtarı cebimden çıkardım. Metalin soğuğu parmaklarıma işledi. Anahtarı kilide sokarken ellerimin titrediğini fark ettim. Bunun rüzgârdan ya da yorgunluktan olmadığını biliyordum. Bu, içimdeki huzursuzluğun dışarıya taşmış haliydi.
Kapıyı açıp içeri girdim. Ev karanlıktı. Pencereden sızan ay ışığı mobilyaların üzerine düşüyor, odanın içinde solgun gölgeler oluşturuyordu. Montumu çıkarıp masanın üzerine bıraktım. Çantamdan kitabı çıkarıp masama koydum,gözlerim hep ona takılıyordu,sanki hareket edecek gibiydi ama oradaydı ,duruyordu.
Eski, tozlu, ağır. Gün boyu çantamda taşımıştım ama bu, sıradan bir ağırlık değildi. Onu taşırken sanki omzumda değil, ruhumun içinde bir yük varmış gibi hissettim. Şimdi ise masanın üzerinde duruyordu, sanki beni bekliyordu.
Yaklaştım. Masanın kenarına yaslandım, nefesim hızlandı. Elimi kapağına uzattım, parmaklarım neredeyse dokunacakken geri çektim. Sanki elim değerse içimdeki bütün sırlar açığa çıkacaktı. O an kafamda iki ses vardı.
Biri fısıldıyordu: “Oku… gerçekleri öğren. Cevapları bul.”
Diğeri daha karanlık, daha tehditkâr: “Açarsan geri dönüş olmayacak. Bir daha sen olmayacaksın.”
Gözlerimi kitaptan ayırmak istedim ama başaramadım. Sanki kapağın üzerine işlenmiş desenler gözlerimi kendine çekiyordu. O kadar uzun süre baktım ki, kalbimin ritmi değişti. Kitap nefes alıyormuş gibi geldi. Evet… sanki canlıydı.
Sandalye gıcırdayarak geriye kaydı. Oturdum. Elleri masanın kenarında sıkıca kenetlemiştim. Kitaba sırtımı dönsem bile onun gözlerini sırtımda hissediyordum. Evde yalnızdım, ama yalnız hissetmiyordum.
Bir an için kalkıp kaçmayı düşündüm. Ama nereye gidebilirdim ki? Bu kitap nereye gidersem peşimden gelecekti. Kaçmanın anlamı yoktu.
Nefesimi tuttum. Ellerim titreyerek kapağı açtı. Sararmış sayfalar sessizce aralandı. İlk kelime gözlerime çarptı.
[“Aethra seni bekliyor.”]
Göğsüm sıkıştı, kalbim hızla atmaya başladı. İçimdeki boşluk bir anlığına daha da derinleşti. Sanki bütün karanlık bir noktada toplanıp beni içine çekmeye çalışıyordu.
Ve o an anladım. Bu sadece eski bir kitap değildi. Bu bir çağrıydı.
Artık geri dönüş yoktu.
Bölüm etkileşimi
