3. bölüm / 3
İMKANSIZIN ANATOMİSİRenklerin sesi
Bölümler 3Şu an: Renklerin sesi
- 1 GİRİŞ118 kelime
- 2 1. BÖLÜM-----BEYAZIN İÇİNDEKİ SAKLI RENKLER991 kelime
- 3 Renklerin sesi670 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2. BÖLÜM: RENKLERİN SESİ
Sabah, Nil gözlerini açtığında odanın içine süzülen solgun ışık her zamankinden farklı geliyordu. Tavandaki o ince çatlağa baktı; her gün ona bir şey hatırlatan o çizgi bugün sanki bir yol gibiydi. İnce, kırılgan ama devam eden bir yol… Tıpkı onun içindeki kararsızlık gibi.
Yavaşça doğruldu. Masasına baktı. Kitaplar hâlâ oradaydı; kalın, ciddi ve sessiz. Ama onların yanında duran o resim… dün gece yaptığı o kalp… sanki odadaki tek canlı şeydi. Renkleri hâlâ tazeydi. Kırmızı, mavi, sarı… Hepsi birbirine karışıyor ama kaybolmuyordu.
Nil ayağa kalktı ve resme biraz daha yaklaştı. Parmaklarını uzatıp boyaya dokunmadı ama dokunmak istedi. İçinden bir ses, “İşte bu sensin,” dedi.
Alt kattan annesinin sesi geldi. Gün başlamıştı.
---
Kahvaltı masasında her şey her zamanki gibiydi ama Nil için hiçbir şey aynı değildi. Annesi çay doldururken ona kısa bir bakış attı. O bakışta dün geceden kalan bir şey vardı; ne tam bir onay ne de tam bir kızgınlık… daha çok bir düşünce, bir sorgu.
Nil sessizce oturdu. Bardaktaki çayın buharı yüzüne vururken aklı sürekli odasındaydı. Sanki yukarıda, masanın üzerinde duran o resim onu çağırıyordu.
“Bugün erken çık,” dedi annesi. “Deneme sınavın var.”
Nil başını salladı. “Tamam anne.”
Ama içinden başka bir şey geçiyordu: Bugün sadece sınav günü değil.
---
Okula vardığında bahçedeki kalabalık her zamanki gibiydi. Öğrenciler gruplar hâlinde, ellerinde kitaplarla dolaşıyor, herkes aynı şeyden bahsediyordu: netler, puanlar, sıralamalar…
Selin onu görür görmez yanına koştu.
“Nil! Dün düşündün mü?” dedi nefes nefese.
Nil bir an durdu. Kalbi hızlandı. Kaçmak istedi ama kaçmadı.
“Düşündüm,” dedi sonunda.
Selin gözlerini açtı. “Ve?”
Nil derin bir nefes aldı. “Katılmak istiyorum.”
Selin’in yüzü bir anda aydınlandı. “Biliyordum!” dedi. “Sen yaparsın Nil. Hem de çok iyi yaparsın.”
Nil hafifçe gülümsedi ama içinde hâlâ bir korku vardı. Bu karar sadece bir yarışmaya katılmak değildi. Bu, kendi hayatına dokunmak demekti.
---
Ders başladığında öğretmenin sesi sınıfta yankılanıyordu ama Nil’in dikkati başka yerdeydi. Defterini açtı. Kalemini eline aldı. Bir süre boş sayfaya baktı.
Sonra çizgiler kendiliğinden gelmeye başladı.
Bir kalp çizdi.
Ama bu kez daha farklıydı. Daha büyük, daha derin… damarlar sadece çizgi değildi, sanki uzayan yollar gibiydi. Kalbin içinden çıkan ışıklar çizdi; o ışıklar bir yerlere gidiyordu. İnsanlara… hayata…
Yanına küçük notlar ekledi ama bu bir ders notu gibi görünmüyordu. Daha çok bir hikâyeydi.
Selin yan sıradan eğilip baktı.
“Sen ders çalışmıyorsun,” dedi gülerek, “sen resim yapıyorsun.”
Nil başını salladı. “İkisi aynı şey olabilir.”
---
Gün yavaş geçti ama Nil için zaman farklı akıyordu. Her an aklında aynı görüntü vardı: hastanenin yanındaki o büyük duvar.
Akşam eve geldiğinde odasına kapandı. Bu sefer saklanmak için değil… başlamak için.
Masasına oturdu. Temiz bir kâğıt çıkardı. Fırçasını eline aldı. Boyaları tek tek açtı. Her renk sanki bir duygu gibiydi.
Bir süre hiçbir şey yapmadan bekledi.
Sonra gözlerini kapattı.
Bir hastane gördü. Beyaz duvarlar. Sessiz koridorlar. Yorgun insanlar…
Ve o duvarda bir resim.
Kendi resmi.
Gözlerini açtı.
“Başlıyorum,” dedi fısıldayarak.
---
Fırça ilk kez kâğıda değdiğinde içindeki o gerginlik dağıldı. Kırmızı bir çizgi attı. Sonra mavi. Sonra sarı…
Kalp yavaş yavaş ortaya çıktı ama bu sadece bir organ değildi. İçinde hayat vardı. İçinde umut vardı.
Kalbin etrafına insanlar çizdi. Bir çocuk… bir doktor… bir anne… Hepsi o kalbe bakıyordu. Ve hepsinin yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
Nil çizdikçe zaman kayboldu. Sanki dünya durdu, sadece o ve resim kaldı.
---
Kapı yavaşça açıldı.
Annesi içeri girdi.
Nil irkildi ama fırçayı bırakmadı.
Annesi bu kez hiçbir şey söylemeden resme baktı. Uzun uzun… dikkatlice…
“Bu yarışma için mi?” diye sordu sonunda.
Nil başını salladı. “Evet.”
Annesi biraz daha yaklaştı. Gözleri resmin üzerinde dolaştı.
“Bu insanlar neden gülümsüyor?” diye sordu.
Nil bir an düşündü. Sonra yavaşça konuştu:
“Çünkü umut görüyorlar.”
Oda sessizleşti.
Annesi derin bir nefes aldı. “Nil… ben sadece senin iyi bir geleceğin olsun istiyorum.”
Nil gözlerini annesine çevirdi. “Ben de istiyorum. Ama bu da benim bir parçam.”
Annesi cevap vermedi. Ama bu sefer odadan çıkarken kapıyı yavaşça kapattı.
---
Gece, Nil yatağına uzandığında yorgundu ama huzurluydu. Tavana baktı. O çatlak hâlâ oradaydı.
Ama artık bir kırık gibi görünmüyordu.
Bir yol gibi görünüyordu.
Ve Nil o yolda yürümeye başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
