2. bölüm / 3
İlk ve Son(BL)◦•●◉✿GERÇEK✿◉●•◦
Bölümler 3Şu an: ◦•●◉✿GERÇEK✿◉●•◦
- 1 ◦•●◉✿İLK VE SON✿◉●•◦1.344 kelime
- 2 ◦•●◉✿GERÇEK✿◉●•◦1.067 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 ◦•●◉✿KORKU✿◉●•◦1.166 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kai daha ne olduğunu anlayamadan çoktan tekrar o rehberlik ajansına gitmişlerdi. Thorne karşılarındaki ajansın başkanına Yae hakkında sorular soruyordu. Başkanda sakince yanıtlıyordu. Sonunda Kai konuştu.
"Şey... Bu Yae denen kişi sadece üç yıldır rehberlik yapıyor, değil mi?.. Bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar fazla esper değiştirmesinin nedeni ne? " Diye soruyor ve bekliyor. Sesi sabitti, alttaki merak akımını çok iyi saklıyordu. Genelde esperler bir rehber buldukları zaman yıllarca rehberlerinden ayrılmazlardı. Hatta ölene kadar rehberini değiştirmeyenler bile vardı.
Başkan düşünceli şekilde sakalını sıvazlıyor. "Ah... Yae biraz zor bir kişilik... ve çoğu esperle iyi anlaşamadı. Çoğu Yae'nin çok kısıtlayıcı veya öfkeli olduğunu söyleyip hemen onu değişmişlerdi," diyor adam boğuk ve kalın sesiyle, ardından masasındaki isimliği yavaşça düzeltiyor. "Yae'nin ailesi, herhalde altı yaşındayken onu terk etmişlerdi. Yae bu konu hakkında pek konuşmaz... Muhtemelen bu olaydan dolayı her şeyi kontrol altında tutmak istiyor. İşte bu takıntısı gururlu esperleri rahatsız ediyor," adam zaten belli olan gıdosunu daha da belli eden şekilde çenesini boynuna gömüyor. "Üstelik Yae bu ajanstaki en güçlü rehber. Bazıları sadece enerji imzasını ona düzenlettirip gidiyor. Yae bundan şikayetçi değil ama yine de bunu isteyerek yaptığı söylenemez. "
Thorne boğazını temizleyip araya giriyor. "Ben rehberler arasında bir esperle bağlı olmayanların genelde diğer rehberler tarafından sevilmediğini duymuştum. Bu doğru mu-? "
"Ah, evet, evet. Bu doğru, " diyor adam Thorne'nun sözünü keserek. "Ve üstelik Yae temas ederek enerji imzasını vücuduna depolayıp etkisiz hale getirebilen nadir rehberlerden biri. Bu duruma 'topraklama' diyebilirsiniz. Rehberler onun gibi bir rehberin bir esperle bağlı olmamasına küçümsemeyle bakıyorlar. " diyor ve sabırsızca saate bakıyor.
Kai hızla elini masaya koyuyor. "Ben Yae'yle bağ kurmak istiyorum! " Dediği an bunu tek nefeste, hızla ve aniden söylediği için hemen pişman oluyor.
Adam bir anlığına şaşırsada hemen toparlanıyor. "Ah, anladım... Bunu Bay Yae'ye iletirim... "
•••BİRKAÇ SAAT SONRA
Kai önündeki masanın bezine odaklanmıştı ama her an içeriye girebilecek olan beyaz saçlı figürü bekliyordu.
Burası ajansın buluşma salanoydu. Burada rehber ve esperler tanışır ardından enerji imzası testi için diğer o hastane kokulu odaya giderlerdi... Kai'nin bayıldığı o harika oda...
Kai on dakika boyunca orada oturduktan sonra çoktan sıkılmaya başlamıştı. O beklemeye alışkın birisi değildi.
Tam o kalkıp gidecekken aniden içinde uğuldayan enerjinin solmasıyla anında arkasını dönüyor. Yae ondan birkaç adım uzakta dikiliyordu. "Senin cidden durumun vahim. Kaç yıldır rehberin yok? " diyor umursamazca ve sandalyeye otururken telefonunu açıyor.
Kai bu ilgisiz tavır karşısında darılsa bile belli etmeden sadece kollarını göğsünün altında kavuşturup baskın duruşunu koruyor. "Benim hiç rehberim olmadı. " Sesi boğuk ama gurur doluydu.
Yae bir kaşını kaldırarak ona bakıyor. "Bu iyi veya gurur duyulacak bir şey değil. "
Kai tepki veremeden önce Yae, Kai'nin göğsünün altında kavuşturulmuş olan bir kolunu tutup çekiyor. Ardından iki küçük eliyle onun büyük elini sarıyor.
Kai'nin tüm bedeni aniden titriyor. Enerji akıçı o küçük temas noktasına akın ediyor. Kai'nin tüm kasları ona kaçması için çığlık atarken Kai yanağının içini ısırarak kendini gerçekliğe bağlıyor ve tüm iradesini kullanarak o sandalyeye yapışıyor.
"Ah... Kahretsin... " Gözlerini bir an için sımsıkı kapatıyor. Bu hem rahatlatıcı hemde alışık olmadığı bir histi. Demekki diğer esperler hep buna maruz kalıyordu. Garip.
Yae yavaşça başını kaldırıp o delici mavi gözlerini Kai'nin koyu kahve -neredeyse siyah- olan gözlerine dikiyor. "Senin rehberin olmamı istiyor musun? "
"Evet."
"Tamam, o zaman sadece benimle bağ kurman lazım."
Yae elini bırakınca Kai afallıyor. "Ama daha enerji imzamı kontrol edip edemediğini bilmiyoruz ki. "
"Az önce baktım. Kontrol edebiliyorum. "
Bunu duymak Kai'nin beynine kısa devre yaptırmıştı. Az önce bu adam onun enerji imzasını Kai'nin izni olmadan kendine doğru yönlendirmişti. Bu rehber hiç hayra alamet değildi.
"O zaman... Bu bağlanma şeysi nasıl yapılıyor... "
"Çok basit. "
•••YARIM SAAT SONRA
Kai omurgası boyunca vızıldayan ve kesik kesik gelen ağrının bir an önce sona ermesini diliyordu. 'Bağlanma ritüeli' olayının bu kadar fazla enerji kaybettireceğini bilseydi bu ritüel yerine herhangi bir kağıda imza atmayı tercih ederdi. Elini beline koymuş halde rehber ajancısının yanındaki bir parkta oturmuştu. Her yeri ağrıyordu. Ama oradan çıkarken ki Yae'nin o parlayan mavi gözlerindeki takdir parıltsını aklından çıkaramıyordu.
Kai ağrılar içinde kıvranırken Yae sanki hiçbir şey olmamış gibi Kai'yi, Thorne'na teslim edip gitmişti.
O kadar profesyonel ve harikaydı ki Kai'nin ağzı açık kalmıştı.
Thorne, Kai bu durumu hallettiği için ona en sevdiği şeyden almıştı. Karamelli, sıcacık ve tatlı bir latte. Ama Kai şu an latteyi umursayamayacak haldeydi. Hayatında ilk defa özgürlüğünü ve prensiplerini bir kenara atıp biriyle bağ kurmuştu. Bu onun için çok yeni ve geri dönüşü olmayan bir adımdı. Korkmuyordu ama gergin hissetmekten de kendini alamıyordu. Yae gibi güçlü ve dediğim dedik bir rehberle çalışmanın zorluklarını şimdiden zihninde hesaplamaya başlamıştı.
Hem düşünüyor hemde lattesinden yavaş, durgun yudumlar alıyordu. Lattenin o tatlı sıcaklığı boğazından akıp içini ısıtırken karamelin yoğun tadının ağzında dağıldığını hissedebiliyordu.
Bir süre parkta oturduktan sonra sonunda Thorne'nla birlikte arabaya binip gitmişlerdi ama Kai hala daha aklını kurcalayan düşünceler tarafından boğuluyordu.
Bir rehberi olduğuna göre artık tek başına görevlere gitmeyecek miydi?
Rehberi mi onun için raporları yazacaktı?
Rehberiyle göreve gittiği zaman rehberini de korumak zorunda kalacak mıydı?
Rehberi özel hayatına en fazla ne kadar müdahale edecekti?
Her düşünce zihnini kemiren ufak, telaşlı kemirgenler gibi içten içe onu yiyip bitiriyordu.
Sonraki günün sabahı Kai zar zor uyanıp duşa girmişti. O sırada dün bağlanma ritüelinde Yae'nin tam boğazının yanına, o lanet enerjiyi yönlendirerek kondurduğu kar tanesini gördü. Zarif işlemeli ve basit yapılı ufak bir şeydi ama Kai'yi damgalanmış gibi hissettiriyordu.
Boynunun sağ tarafında, köprücük kemiğine daha yakın bir alanda bulunuyordu. Aynısından Yae'de de olduğunu bilmesi onu pek iyi hissettirmeye yaramıyordu.
Bu damga daha doğrusu 'rehber imzası' esperin alındığını ve enerji imzasının stabilize edildiğinin kanıtıydı. Aynı zamanda bu imza sayesinde Yae Kai'nin enerji imzasını her an hissedebiliyordu. Bu hem iyi hemde darlayıcıydı.
Sürekli olarak izlenme fikri Kai'nin sinir tellerine dokunuyordu.
Duşunu sarsak ve hafif öfkeli homurtularla aldıktan sonra beline bir havlu sarıp duştan çıktığı sırada onu gördü. Kai'nin yatağında oturmuş, beyaz saçlı narin bir figür.
Kai kapıda donakalmış halde figüre bakıyor. O ise hiç umursamadan yataktaki kedinin yumuşak kürkünü okşuyordu. Kedi nazikçe kafasını Yae'nin eline sürtüp daha fazla temas ararken mırlıyordu.
Yae, Kai'yi görünce bir an duraksayıp onu süzüyor. Alnına yapışmış siyah saçlarına ve suyun sıcağından kızarmış yanaklarını inceliyor. Ardından omuz silkiyor.
"Görev dosyanı getirdim. Birazdan çıkacağız. Hazır ol. " Demişti sakin ve sabit bir sesle.
Kai onun o birkaç saniyelik incelemesi altında kendini açıkta hissetmişti ama sıkılan çenesi ve daha da kızaran yanaklarını saklamak için hızla giyinme odasına yönelmişti.
'Yae odamda...' diye düşünürken bir mantra gibi bu kelime kafasında tekrar tekrar çalmıştı. İnanılmazdı. Cidden oradaydı.
Bölüm etkileşimi
