İLK AŞK kitap kapağı

1. bölüm / 1

İLK AŞK

İLK AŞK

Vaveyla Yazarı: Egemen Yapıcı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: İLK AŞK
  1. 1 İLK AŞK1.866 kelime · Okuduğun bölüm

Bir Türkçe dersiydi. Dersin ortalarında müdür Reşat sınıfa girdi ve şu cümleyi kurdu:
— İyi dersler gençler. Bu Pınar, okulumuza yeni geldi. Hadi bakalım Pınarcığım, boş bir yere geç.
Pınar arka sıralara doğru ilerlerken, sınıfın zorba grubu Kıvılcım, Aybüke ve Sanem, Pınar'a dik dik baktılar. Bir süre sonra teneffüs zili çaldı. Altay kantinden sınıfa dönünce Pınar'ı sınıfın köşesinde çökmüş ağlarken gördü. Yanına gitti, onu kaldırdı ve sordu:
— İyi misin? Neden ağlıyorsun?
— O kızlar beni dövdüler ve bana küfrettiler.
Altay, Pınar'ı kaldırdı. Sonra da en iyi arkadaşı Tuna'nın yanına olanları anlatmaya gitti. Tuna'ya şu cümleleri kurdu:
— Tuna kanka, şu yeni gelen Pınar var ya... Sınıfta ağlıyordu. Ben de kaldırdım, teselli ettim. Ama kalkarken içimde daha önce hiç hissetmediğim bir his belirdi.
Bunun üzerine Tuna:
— Kanka, sen aşık olmuşsun... dedi.
Altay telaşlanarak:
— Ne?! Ama nasıl? dedi.
Tuna da:
— Merak etme, dışarı sızmaz, dedi.
Sonra zil çaldı ve herkes servislere bindi. Altay düşünceli düşünceli servisin camından dışarıyı izliyordu. Sonra Altay durakta indi. İçinden "Gerçekten aşık mı oldu?" diye sorular geçirerek eve doğru yürüdü. Altay, evde yaşıt kuzeni Berk ile yaşıyordu. İkiz gibiydiler; birbirlerine sırlar verir, derin sohbetler ederlerdi. Eve varınca annesi, babası, teyzesi ve eniştesine hızlı bir selam verip direkt Berk'in odasına gitti. Berk'e olanları anlatınca, Berk de Tuna'yla aynı şeyleri söyledi.
Altay aşık olduğunu gerçekten anlamda düşünmeye başladı. Sonra düşünce tufanına ara verip odasına giderek uyudu. Sonra sabah oldu. Hazırlanıp durağa gitti, sonra servise binip okula vardı. Sınıfa doğru giderken Pınar onu tuttu ve konuşmaya başladı:
— Şey... Dün bana yardım etmiştin. Yardım için teşekkürler.
Bunun üzerine Altay:
— Ne demek. Bir daha yardıma ihtiyacın olursa ben sınıftayım, dedi.
Altay tam giderken Pınar yine durdurdu:
— Eee... Şey, ismin Altay sanırım. Altay, okuldan sonra ders çalışmak için benimle kütüphaneye gelir misin?
Altay kızarmaktan domatese dönüp, şaşırarak:
— O-olur. Gelirim, dedi ve sınıfa gitti.
Dersler, Altay'ın düşünceleri ile geçti. Son teneffüste Tuna'nın yanına gitti ve Tuna onu gördüğü gibi şu cümleyi kurdu:
— Kahrolasıca, domatese dönüşmüşsün! Tahmin edeyim; yeni gelen kızın yanındaydın. Sonra o sana en normal cümleyi kurdu, sen de nükleer santral gibi utanırken patladın. Değil mi?
— Off, şu şakaların güldürmüyor! Beni kütüphaneye ders çalışmak için çağırdı. Ne baş başa kalırsak ne yapacağız? Kütüphanede ne yapılır zeki arkadaşım? Ders çalışılır, sonra da git. Ne var bunda?
— Söylemesi kolay tabii, aşık olan sen değilsin!
Altay bu cümleleri kurup Tuna'nın yanından çaresizce ayrıldı. Kalbi çıkacakmış gibi olarak kütüphaneye doğru gitmeye başladı.
Pınar, Altay'ı kütüphane girişinde bekliyordu. Altay gelince:
— Hoş geldin Altay! Şu masayı ayarladım, hadi oturalım, dedi.
Altay yine kafasında düşünce tufani ile boğuşarak Pınar'ın ayarladığı masaya oturdu. Pınar ise sanki Altay'ın durumunu biliyormuş da onu gıcık etmeye çalışıyormuşçasına, ona çok yakın olan sandalyeye oturdu. Pınar'ın vücudu o an Altay'ın vücuduna temas ettiği an Altay yine domatese dönüşüp zıpladı. Pınar kenara çekilip şaşırarak:
— Aa, özür dilerim. İstersen başka yere oturayım, dedi.
Altay:
— Y-yok, sorun d-değil. O-oturabilirsin, deyip tekrar sandalyeye oturdu ve ders çalışıyormuşçasına düşünce tufanı ile savaşına devam etti.
Gözlerini Pınar'dan çalışma boyunca ayıramadı. İki saatin hemen geçmesi için dakika başı dua ediyordu. Uzun bir krizden sonra iki saat geçmişti. Pınar'la veda etti ve kütüphaneden çıkıp Tuna'ya parkta buluşmak için mesaj attı. Tuna, marketten iki Red Bull kapıp parka gitti. Park tenhaydı ve sessizdi. Banklara oturdular ve Tuna:
— Naber nükleer santral? Yine şalterleri indirmişsin, dedi.
Altay, Red Bull'undan bir yudum alarak:
— Sorma! Sanki beni gıcık etmeye çalışıyormuş gibi dibime oturdu. İki saati kalp krizi tehlikesiyle geçirdim. Hayatımın en gerici iki saatiydi, dedi.
Tuna ise:
— Ooo, benim nükleer santralim ilk randevusuna mı çıkmış? (kıkırdar)
— Off, ne randevusu! Daha çıkma teklifi bile etmedim.
— Bak sana yakın arkadaşın olarak bir fikir vereyim. Cesaretini toplayıp, korkusuzca teklif etmen lazım. Bu normal bir şey, utanma ya da korkma. Ve benim önerim; ilişkini gizli tut, çabuk yayılır.
— Sen aşk meşk konularında nasıl bu kadar bilgilisin?
— Fark ettin mi bilmem kanka ama okulun en güzel kızı benimle çıkıyor. Ve bunu başaran birinden tavsiye almak bence mantıklı bir seçim olur.
Sonra Altay ümitli ümitli eve gitti. Sonra Berk'le dertleşti:
— Kuzen, galiba karar verdim. Hazırlanıp içimi ona dökeceğim.
— E, çok iyi kuzen! Ne zaman teklif edeceksin?
— Aslında daha tam olarak hazır değilim. Cesaret bulmam lazım. Ve nasıl gizleyeceğimi bulmam lazım.
Berk, Altay'ı anlayışla karşıladı ve ardından Altay, Berk'in odasından çıkıp kendi odasına gitti. Rahat bir şeyler giyip yatağına girdi ve uyudu.
Ertesi gün bir karar aldı. Alttan alttan Pınar'la söylemeye çalışacaktı. Okula gidip yine Tuna'nın yanına gitti:
— Kanka, ona söyleme kararı aldım.
— Hımm, iyi karar. Ama nasıl söyleyeceksin?
— Bilmiyorum ama deneyeceğim, dedi ve sınıfa gitti.
Pınar'ın yanına gidip kantine davet etti. Masaya oturdular. Altay iki tost, iki çay söyledi. Pınar, tostu o kadar kibar yiyordu ki Altay, Pınar'ın yiyişine büyülenmişti. Sonra tüm cesaretini topladı:
— P-Pınar... Sana bir şey söylemem lazım. B-ben senden, s-senden... eee, sınav çalışma kağıdını isteyecektim, dedi ve yine bir kez daha domates oldu.
Pınar:
— Tabii, çalışma kağıdı yanımdaydı zaten. Al, dedi.
Altay kağıdı alıp teşekkür etti ve sınıfa kağıdı bıraktı. Yine kalbi çıkacakmış gibi titreyerek sınıftan çıktı. Sonra tuvalette Tuna ile konuşmaya gitti:
— Ooo, tahmin edeyim; söyleyecekken patladın ve söyleyemedin.
— Aynen öyle oldu. Tam söyleyecektim, bir anda içimdeki hisler beni durduruyormuş gibi oldu. Boğazım düğümlendi.
Tuna:
— Bu iyiye işaret. Gerçekten söyleyemiyorsan, gerçekten onu seviyorsun demektir, diye cevapladı.
Altay şaşkınca:
— Ne alaka ya! Asıl sevsem söyleyebilirdim, dedi.
İç çeker. *Aşk budur Altay, istesen de istemesen de...*
Altay yine çaresiz kalmıştı. Umutsuzca derse girdi. Sınıf öğretmenleri içeri girip:
— Günaydın gençler. Bugün yer değişimi yapacağız, dedi.
Öğretmen birkaç kişinin yerini değiştirdi. Altay, Tuna ile oturuyordu. Sonra öğretmen:
— Tuna, Pınar'ın yerine geç, dedi.
Altay o anda adeta kalp krizi geçirdi. Tuna çantasını toplayıp giderken döndü, Altay'a "iyi şanslar" anlamında bir işaret yaptı ve uzaklaştı. Pınar, o Altay'ın gözlerini alamadığı ihtişamıyla Altay'ın yanına oturdu. O ince ve kibar sesi ile "Merhaba" deyip eşyalarını dizdi. O anda Altay'ın içinden yüzlerce duygu ve kalp kasılması geçti. Öğretmen ders ortalarında not yazmayı bitirip onları serbest bıraktı. Sonra Pınar:
— Şey, eee... Notları yazamadım da senden alabilir miyim?
Altay:
— A-al tabii, dedi.
Sonra Pınar, Altay'a biraz sokulup notları geçirdi. Tabii ki de yine Altay domates oldu. Gözleri fal taşı gibi büyürken kendine çekildi. Sonunda Pınar notları yazınca:
— Teşekkürler! dedi ve Altay bu dersi böyle atlatmıştı. Ama bir ders daha böyle dursaydı, kalp krizinden gidecekti.
Altay’ın kalbi göğüs kafesini delip çıkacak gibi atıyordu. Pınar’ın yanına oturduğu o dersi nasıl atlattığına hâlâ inanamıyordu. Kararını vermişti, bu işi daha fazla uzatmayacaktı. Teneffüs zili çalar çalmaz Tuna’yı kolundan tutup kantinin en tenha köşesine çekti.
— Tuna, kanka, tamam. Söyleyeceğim. Bu sefer kesin kararlıyım.
Tuna, Altay'ın heyecandan titreyen ellerine bakıp gülümsedi:
— Ooo, hayırlı olsun nükleer santral! Şalterleri indirmeye hazır mısın?
Altay heyecanını gizlemeye çalışarak sınıfa yöneldi. Planı basitti: Pınar’ı okulun alt katındaki eski, tozlu depoya çağırıp orada içini dökecekti. Sınıfa koştu, Pınar’ı arkadaşlarının arasından ayırıp yanına çağırdı. Kekelemeden, tüm cesaretini toplayarak sordu:
— Pınar, b-bana biraz vakit ayırır mısın? Alt katta, d-depoda konuşmamız lazım.
Pınar şaşkınca başını salladı ve Altay'ı takip etti. Depoya vardıklarında içerisi karanlık ve tozluydu. Altay derin bir nefes aldı. Kalbinin atışları depodaki sessizliği bozuyordu.
— P-Pınar... B-ben... b-ben... s-senden h-hoşlanıyorum... dedi.
Kıpkırmızı oldu. Pınar ise ağzını hafifçe açtı, gözleri büyüdü. İkisi de ne diyeceğini bilemedi. Uzun bir sessizlikten sonra Pınar’ın yüzüne sıcacık bir tebessüm yayıldı:
— K-kabul ediyorum! İlk geldiğim gün bir tek sen bana sahip çıktın. S-senin yerin zaten bende farklıydı, dedi.
Altay'ın içi kıpır kıpırdı. Derse heyecanla girdi. Pınar onu sıra sırasında bekliyordu. Pınar'la gülümseyip yanına geçti. Gün böyle geçti. Birbirlerine silgi, kalem verdiler. Okulun son gününü heyecan ve mutlulukla bitirdiler.
Cuma günüydü. Okul çıkışında Altay’ın içi içine sığmıyordu. Teklifini kabul eden Pınar ile geçireceği hafta sonunu hayal ediyordu. Tuna ile parka gitmek için sözleşmişlerdi. Parkın tenha bir köşesindeki banka oturduklarında Altay, Tuna'ya döndü:
— Bugün bana "arkadaş olalım" dedi. Çıkarken de "Görüşürüz kanka" dedi. Çok düşünüyorum bu arkadaşlık işini.
Bunun üzerine Tuna:
— Hımm... Kankam, kıza sınıfta o kadar yardım ettin. Sınıfta iyi anlaştığı tek kişisin. Sana yakınlaşması çok normal, dedi.
Altay iç çekti. O sırada Tuna’nın karnı guruldamaya başlamıştı.
— Kanka ben bayağı acıktım. Bir döner mi gömsek? diye sordu.
— Off, ben sana ne anlatıyorum, sen ne diyorsun ya?! dedi Altay.
Sonra Tuna'yı kıramayıp döner yemeye gitti. Altay çeyrek ekmek karışık döner söyledi, Tuna dürüm söyledi. Yanında da Red Bull söyleyince Altay şaşırıp:
— Sen midesiz misin ya? Dönerin yanında Red Bull ne? dedi. Tuna ise sessiz kalıp iştahla yemeğini yedi. Doyduklarında hesabı ödediler, sonra vedalaşıp evlerine dağıldılar. Altay'da direk yattı.
Ufak bir otobüs yolculuğunun ardından havuza vardı. Pınar, Tuna ve sevgilisi onu kapıda bekliyordu. Soyunma odasında üstlerini değiştirip havuza geçtiler. Tuna her zamanki gibi bağırarak suya bombalama atlarken, Altay’ın gözleri havuz kenarında duran Pınar’a kilitlenmişti. Pınar ona dönüp:
— Hadi, gelsene suya! dedi.
Altay hemen suya atladı. Hatta bir ara suyun altına dalıp suyun altından bile Pınar’ı izledi. Sudan çıktığında kalbi yine deli gibi atıyordu. Havuzda yüzme seansı bittikten sonra herkes dışarı çıkmaya başladı. Pınar havuzun kenarından yukarı doğru tırmanırken kazara ayağı kaydı ve geriye doğru düşecek gibi oldu. Altay müthiş bir refleksle ileri atılıp Pınar'ı belinden yakaladı. O an birbirlerine o kadar yakındılar ki, ikisi de donup kaldı. Resmen birbirlerinin nefes alışverişlerini ve göğüslerinin hızıyla çarpan kalp atışlarını duyuyorlardı. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Pınar kekeleyerek:
— T-teşekkür ederim Altay... dedi.
Altay’ın ellerinin içi heyecandan terlemişti:
— Rica e-ederim, dedi.
Bir süre sonra toparlanıp ayrıldılar. Partinin bitmesine bir saat kalmıştı ve bu süre sakin geçti. Herkes kıyafetlerini giyip ayrılmak üzere toparlanırken Pınar, Altay'ın yanına yaklaştı ve utangaç bir sesle o daveti yaptı:
— Şey... Yarın gece çok güzel bir gökyüzü tutulması olacakmış. Gece şehrin yukarısındaki o yamaca gidip birlikte izleyelim mi?
Altay heyecanla kabul etti. Ancak o yamacın hayatını tamamen değiştireceğinden henüz habersizdi.Şehrin tüm ışıklarını ayaklar altına alan o sessiz tepeye gitme vakti gelmişti. Havuz partisi bittiğinde herkes yorulmuştu ama bir o kadar da eğlenmişti. Tuna sevgilisinin elini tutup, "Altay biz kaçar!" diyerek göz kırptı ve uzaklaştı. Pınar da Altay'a şirin bir gülücük atıp el sallayarak evine doğru yola koyuldu. Altay o geceyi ve ertesi gün buluşacakları anı düşünerek eve gitti. Ertesi gün vakit geçmek bilmedi. Berk ile dışarıda biraz turlasalar da Altay'ın aklı sürekli gece yarısındaydı. Pınar, "Gece tam 01.00'de yamaçta buluşalım" demişti. Altay evde odasında ter içinde saatin gelmesini beklerken telefona bir bildirim düştü. Pınar'dan mesaj vardı: *"Ben evden çıktım."*
Altay’ın eli ayağı titredi. Hemen üzerini düzeltip evden fırladı. Koşarak yamaca vardı. Ondan yaklaşık iki buçuk dakika sonra Pınar da geldi. Şehrin ışıklarına bakan o tepede derin, sessiz ve büyüleyici bir atmosfer vardı. Tıpkı kapak resminde o bankın üzerinde duran kolye gibi parıldayan yıldızlar gökyüzünü kaplamıştı. Altay içindeki o yoğun heyecanı ve utancı gizlemek, ortamdaki sessizliği dağıtmak için bir şeyler konuşmaya karar verdi. Aklına gelen bir bilgiyi paylaşarak söze girdi:
— Biliyor muydun Pınar? Her gece gökyüzünde yaklaşık 4000 tane yıldız çıplak gözle görülebiliyormuş. Ve bunun asıl sebeb-
Altay cümlesini tamamlayamadı. Pınar bir adım atıp ona iyice yaklaştı, parmak uçlarında yükselerek eliyle Altay'ı hafifçe susturdu. Ardından dudaklarını Altay’ın dudaklarına bastırarak onu öptü. Altay o an hayatında hiç olmadığı kadar kızarmış, kalbi duracak gibi olmuş ve gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Şehrin ışıkları altında, gökyüzündeki binlerce yıldızın şahitliğinde, Altay ilk aşkının kolları arasındaydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18