Alfa 3 - İlk Görev

Vaveyla Yazarı: Esila ♡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Alfa 3 - İlk Görev
  1. 1 Alfa 3 - İlk Görev1.633 kelime · Okuduğun bölüm

Kulaklığıma daha sıkı bastırdım, ses içimde titreşiyordu; ritmi kalbimin ritmiyle yarışıyordu. Meraklı bir ses duyuldu: “Alfa 3, iyi misin?”
“Yani… baş aşağı durup hedefi izlemem dışında mı? Hayır. Ama manzarayı beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim.” Sesimdeki soğukluk, pratikle örülmüştü, duyguyu kalbimin dışında bırakmayı öğretmişlerdi.

Hedef bir CEO’ydu; burnu havada, pahalı takım elbisesi, elinde deri çantasıyla binaya giriyordu. Yanında altı takım elbiseli koruma vardı, hepsi özel olarak tutulmuşa benziyordu. Görünüşe bakılırsa kimse CEO'nun elinde bulundurduğu eşyayı çaldırmak istemiyordu. Ama benim için bu bir çocuk oyuncağından farksız bir işti. İlk suikastimdi ve kusursuz olmalıydı.

Çatının kenarında, demir ızgaraya baş aşağı asılıydım. Rüzgâr saçlarımı itip çekiyordu; şehir ışıkları altımda bir deniz gibi yayılıyordu. Asansör en alt kata indi, kapısı açıldı. Hedef, 6 korumasıyla kendinden emin bir şekilde asansöre bindi. Nefesimi tutmuştum. Her şey Alfa 1'in planına göre ilerliyordu. Her hareket, her işleyiş beynimde ezbereydi.

“Hedef asansöre bindi.” diye fısıldarken baş aşağı durduğum yerden çevik bir şekilde doğruldum. Aşağısı dipsiz bir uçurum kadar bulunduğum konumdan uzaktı. 17. Katta olmam bunu doğruluyordu. Kulaklıktan, Nate’in sakin sesi geldi: “Hedefi izliyoruz.” Addy hafifçe kıkırdadı ama bu sadece 1 saniye sürdü.

Yaklaşık 10 saniye sonra Alfa 1'in sesini işittim. "Alfa 3 operasyon başlasın!" Bunu duyar duymaz çatının sınırından bir sıçrayışla hızımı koruyup gizli bir çıkıntıya atladım ve içerideki havalandırmanın süratle dönen pervanelerini görür görmez:"Alfa 2 şimdi!" Diye komut verdim. Hızlıca duran havalandırmadan aşağıya doğru süzüldüm. Az ilerideki havalandırmanın metal kapağını tırnaklarımın ucuyla çevirdim ve en sonunda içeriye tam anlamıyla sızdım.

Hava dar, karanlık ve metindi. Sürünerek ilerledim; evde defalarca yer yön olarak prova ettiğim koridorlardan yetersiz oksijen ve pislikler eşliğinde geçtim. Her adımda bir planın parçasının tamamlanması ve bu tarz şeylere dayanıklı olmamsa cabasıydı. Nihayet hedefin ofisinin üstündeki havalandırmanın ızgarasına geldim. İçerisi çok az görünüyordu: CEO ve yanındaki adam, doğrudan benim aradığım depo bilgisini elinde tutan kişi, karşılıklı konuşuyorlardı.

“Gizli aletleri depoya sakladın mı?” diyen CEO’nun sesi kulağa oldukça kibirli geliyordu.
“Evet efendim. İçiniz rahat olsun.” Adam tedirginlikle cevap verdi.

Tam o anda CEO'nun telefon çaldı. CEO konuşurken kaşları kalktı: “Alo?… ne!?… ne demek ölüce—” Kelime yarıda kaldı. Kulaklığımdan bir cızırtı sesi geldi. O an bir şeylerin ters gittiğini anladım. Planımızın dışında bir değişken söz konusuydu. Telefonun ucundaki ses, bizim planımızı bozmuştu; birileri işi önceden öğrenmişlerdi.

Kapağı tekte sertçe tekmeledim.

Çelik ızgara kopup yere çakıldı; gölgelerin içerisinden bir sıçrayışla içeri daldım ve masa tarafına atıldım. Hızım, ağırlığımın boşluğuydu, duraklamaya yer yoktu. CEO'nun karşısındaki adamı daha yerinden kımıldayamadan tek darbeyle etkisiz hale getirdim. Net, duygusuz ve soğuk; evet işte bu 3 kelime o an bendim. Bir el darbesiyle CEO'nun telefonunu tek bir hançer darbesiyle ortadan ikiye yardım. Karşıdaki kişinin hat sesi kesildi. Hançeri boğazına doğrultup keskin bir sesle:
“Depo nerede?” diye sordum, sesimdeki tehditçi soğukluk bir bıçak gibi keskindi. Adam titriyordu; dilini yutmuş gibiydi. “Eğer söylemezsen seni %80 engelli bırakırım, bu dünyada cehennemi yaşatırım” dedim, hiçbir tebessüm yoktu. Kekeledi: “Bi- binanın bodrum katı… katında…”

Tam o anda bir ses işittim. Adamın dizleri boşaldı, korkudan işedi. İğrenç bir sesti bu. Burnumun kemerini sıktım."Ahh cidden mi!" dedim ve hançeri boğazına dayadım; soğuk metal tenine değdi. Bir nefes aldı. Sonra hiç nefes almadı. Etraf kırmızıya boyanmıştı. Şah damarından akan kan yüzüme sıçradığında bir saniyeliğine gözüm karardı.
“Tam bir gerizekalı. Her halükarda ölecektin zaten." diye fısıldadım. Ama işim hâlâ bitmemişti.

Ofisin kapıları bir anda açıldı. İçeriye korumalar doluşmaya başladı. Nate ve Addy beni kulaklıkta koordine ediyorlardı: “Alfa 3, duruma müdahale et.” “Kapıları kitliyorum, işi halledip ekiple çatıya çık.” Ama her hamle için bir karşı hamle hazırdı. Benim için bu, hesaplanmış bir satranç hamlesiydi. Ellerimde, ayaklarımda, gövdemde bir ritim vardı, nefesimi kontrol ederek hareket ettim. Bir korumanın kolunu kırdım, diğerinin dengesini bozup onu masanın üzerinden soldaki kitaplığa doğru fırlattım. Addy hafif bir sesle güldü kulaklıkta. Nate'in sesi duyuldu: "İyi iş çıkarıyorsun Alfa 3." Hızımla, zekamla birer birer engelleri aştım.

Son hançer darbemi de yaptıktan sonra yüzüm kandan görünmez bir hâl almıştı. Görev tamamlandıktan sonra kulaklığa doğru haber ettim. 5 saniye sonra Alfa temizlik ve örtme timi içeri girdi. Hizmetçi kılığında olan 4 kişilik ekip, cesetleri çamaşır arabasına yükledi; mor ışıklarla her ayrıntıyı sildiler. Parmak izleri, kan izleri, kamera kayıtları; hiçbir şey bırakmadık. Her ayrıntı birer matematik problemiydi. Dikkatlice çözülmeliydi.

Alfa temizlik timi işini 5 dakika içerisinde bitirdikten sonra onlarla beraber hiçbir şey olmamış gibi binanın asansörüne yöneldik. Çatı katına çıktığımızda bize doğru gelen iki helikopter belirdi. Manzara çok güzeldi. Güneş batmakta hava ise soğuk bir esinti ile yüzüme üflemekteydi. Helikopter ışıkları iyicene yaklaştıktan sonra tahliye gerçekleşti.

Helikopterden merdiven uzatıldı, sağ elimi son gücümle sıkıca kavrayıp yukarıya doğru hızla tırmandım. İçeri girmem için elini uzatan Nate, koltuğa oturduğumda omzumdan vurdu: “Aferin Alfa 3. Çok iyiydin. İlk görevimizi mükemmel bir şekilde gerçekleştirdik. Üç gün keskinkez tatilimiz var çok iyi.” Addy alaycı bir gülüşle söylendi:"Gören de der ki tüm o korumaları kendi öldürmüş. Tek yaptığın kamera kayıtlarını silip bir kaç bir şey yapman.” Nate küçük bir çocuk gibi çıkıştı:"Ne diyorsun senğ! O kayıtlara erişmek ne kadar zordu haberin var mığ?" Hep beraber gülüştük ama benim içimde bir çukur belirmişti; ilk kan tadı, beklemediğim kadar doluydu. Ve bu çukurdaki kan her geçen gün döktüğüm diğer kanlarla artmaya devam edecekti.

Cehennem kuralları vardı: Bir suikasttan sonraki ilk üç gün zorunlu ara. Hafta sonları her cumartesi bir görev. Ritim buydu. Karda, uykuda, yolda farketmeksizin eğer suikast görevi varsa katılmak zorundaydın. Ölecek dahi olsan göreve zamanında gelmeliydin. Eğer gelmezsen...

20 dakikalık uçuştan sonra Addy'nin beni dürtmesiyle gerçekliğe geri döndüm. Helikopter, Suikast şirketinin çatısına iniş yapmıştı. Hep beraber helikopterden inerek asansöre bindik. Kapalı alan olduğu için ilk defa kan kokusu burnumu eşeledi. Asansör 9. Katta durunca Addy, Nate ve ben asansörden inerek koridorun soluna yöneldik. Hepimiz yorgunduk. Ben suikastı gerçekleştirirken onlarda kattaki güvenlik görevlilerini indirip uçakta işimi bitirmemi beklemişlerdi.

Ofise döndüğümüzde Addy sağdaki odaya, Nate soldaki odaya, ben de hemen karşıdaki kapıya yönelerek odama girdim. İlk işim hızlı bir duş oldu. Kıyafetlerimi değiştirdim, yüzümdeki toz ve kan kurumadan akıp gitti. Duştan çıkmadan aynaya baktım son kez, koyu kahve saçlarım babamdan, bu nadir kırmızı gözler ise annemden bana geçmişti. Beni gören çocuklar korkup annelerine koşuyordu. Bu yüzden gündelik hayatımda hep kahverengi lens takıyordum. Duşa kabinden odama geçtim. Altıma siyah kargo pantolon, üzerime de kapüşonlu sweatimi giyip maskemi ve kapüşonumu taktım. Tek görünen kırmızı gözlerim ve kaşlarımdı. Ofistekilerin hepsi beni gerçek gözlerimle tanıyordu. Dışarıda ise kahverengi gözlüydüm. Bu ofisteki tek bir kişi benim bu durumumu biliyordu. Boss; Bana bu cehennemde hayatta kalmayı öğretip beni suikastçı yapan adam...

Odamdan çıktığımda ortadaki masadaki yiyeceklerle karşılaştım. Nate solumdan bir anda pastırma gibi masaya koşup oturup afiyetle tıkanarak yemek yemeye başladı; Addy ise sağımdan gelip söylendi: "Ayı cidden. Yavaş ye!" Nate ağzındaki yemeklerle konuştu: "Ağç ağı oğnamas biğ keğe." Sırıtarak masaya oturdum. "Alfa 3" dedi Addy.
"Efendim Addy?"
"Neden bizim yanımızda da yüzünü ve adını saklıyorsun ki. 3 yıldır beraberiz sonuçta. Bu eğitimleri hep beraber gördük." Dedi, bunu 83. Soruşuydu.
"Biliyorum. Size bu durum tuhaf geliyor olabilir, üzgünüm çocuklar ama bunu yapamam. Kişisel sebeplerim var."
"Salsana kızı Addy. Bu kaçıncı soruşun. Çirkin ya da yaşlı demek ki o yüzden yüzünü göstermek istemiyor belki."
Addy bir anda Nate'in ensesine bir şaplak attı. Hep beraber gülüşmeye başladık.

Biz üçümüz, Alfa takımıydık:
Addy Benson:
Kod adı: Alfa 1. 17 yaşında, 12. Sınıfa giden bir liseli. Kıvırcık ve uzun olan turuncu saçları onun en belirgin özelliğiydi. 1.50 olması suikastlara etki etmiyordu çünkü o bu grubun beyniydi. Tüm planlamaları o yapar ve tüm gece düşünüp gün içinde uyuyakalırdı.

Nate Scott:
Kod adı: Alfa 2. 18 yaşında, 12. Sınıfa giden bir liseli.
Uzun boyu ve yeşil gözleri onun en belirgin özelliğiydi. Genellikle grubun hem hackerı hem de neşe kaynağıydı. Güzel adam dövmesi de cabasıydı. Suikastime kimsenin engel olmaması onun görevlerinden biriydi.

Ve ben Alfa 3. Gerçek adım Amelia Blair . 17 yaşında, 12. Sınıfa giden bir liseli. Onlara göre benim duygularım ya da belirli bir özelliğim yoktu. Tek bildikleri kırmızı gözlere sahip olmam. Grubun en sessizi ve asosyali bendim. Ama bu sessizliğimin çığlıklarla dolu bir geçmişi olduğundan bunun sebebini kimse bilmiyordu.

Aslında biz bir ailenin parçasıydık ama bu ailenin sevgisi değil, kanlı bir disipliniydi, en azından benim için.

Saat 8'i gösterdiğinde eve gitme saati gelmişti. "Görüşürüz." Diye Addy ve Nate'e selam verdikten sonra yan kafedeki tuvalete girip lenslerimden giyimime kadar gerçek hayata geri döndüm. Her zamanki gibi taksiyle eve vardığımda babam kapıda her zamanki endişesiyle beni karşıladı. Her gün benim gelmemi bekler, geldiğimdeyse bana sıkıca sarılır ve yemeğin hazır olduğunu söylerdi. Bu günde bana sarıldıktan sonra endişeyle seslendi. “Kızım, yine mi zorbalık gördün?” dedi, içinin parçalandığı sesle. Yüzüme dokundum. Kahretsin yine suratımda bir çizik oluşmuştu. Havalandırmadan atlarken olmuş olmalıydı.
“H- hayır baba. Sadece düştüm,” diye yalan söyledim, gözlerimi kaçırdım. Bu üç yıllık periyotta düşme bahanesi ürettiğim yirmi üçüncü defa olabilir miydi? Babamın elleri titriyordu; beni korumaya çalışıyordu. “Senin için endişeleniyorum, bu yüzden seni biriyle tanıştırmak istiyorum” dedi.

Beni misafir odasına yönlendirdi. Odaya girdiğimizde onunla göz göze geldik. Siyah saçları, belirgin elmacık kemikleri ve mavi gözüyle çok dikkat çekiciydi. Bizi görünce hemen ayağa kalktı. Boyu kaçtı bunun? Bu kadar uzun olması normal miydi? Neredeyse tavana değecekti.
"Kızım yeni koruman Evan'la tanış." Bir anda gözlerimi pörtleterek babama baktım. "Yeni koruma mı?"

Evan bana doğru yaklaştı ve elini uzattı. "Merhaba ben Evan Hawke, tanıştığımıza memnun oldum. Yarından itibaren korumanız ve şoförünüz olarak işe başlayacağım umarım iyi anlaşırız." Şaşkınlık ve çaresizlikle tokalaşmak zorunda kaldım.

Babama karın ağrısı çektiğimi söyleyerek hemen üst kattaki odama çıktım. Odanın kapısını kapattım. Yatakta kıvrılıp gözlerimi kapattım. Babam nasıl bana sormadan böyle bir delilik yapabilirdi? Onu da anlıyordum geçen 3 yılda suikast eğitimi alırken yaralanıp duruyordum sürekli endişeleniyordu ama bu kadarı fazlaydı. "Neyse en azından haftasonları kursa gidiyorum yalanıyla beni iş yerime götürmez." diye düşünerek gözlerimi yumdum. Uykunun ilk anlarında, kulaklarımda hâlâ hava motorlarının uğultusu, Nate ve Addy’nin uzak kahkahaları vardı.

Ama rüya sessizliği içinde bir şey eksikti. Göğsümde, betonun altındaki karanlık bir çağrı yankılanıyordu. Bir hafta sonra yeniden sahnede olacaktım. Bu sefer daha zor bir hedef, daha kalın duvarlar, daha ölümcül riskler bekliyordu.

Ve ben, Alfa 3, hazırdım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18