1. bölüm / 3
İki Ayrı Yol Tek Kader1. Bölüm
Bölümler 3Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elimde ondan kalan tek hatıra ve beynimde onunla olan silik anılar…Kolyeye baktıkça bana verdiği söz geliyordu aklıma.” Seni asla bırakmayacağım. Ne olursa olsun bu eller hep birbirine sıkıca kenetlenmiş olacak ve kimse ayıramayacak.”Yalancı herif!Ona güvenmek başından beri bir hataydı.O kolyeyi gördükçe yalanı aklıma geliyordu ve bu sinirlerimi çok fena bozuyordu.Benim için her şeydi ama galiba ben onun için bir anlam ifade etmiyormuşum.Elimdeki kolyeyi öfkeyle yere attım ve sadece baktım.
Bu kolye onu hatırlatıyordu ve onu hatırlamak sadece acı veriyordu.Parçalamak istiyordum ama yapamadım.Sanki ona zarar verirsem tüm anılar uçacakmış gibi geldi bir an. Yerden kaldırıp boynuma geri taktım.Belki bir gün yine karşılaşırdık ve ben ona hesap sorardım.Asla affetmezdim çünkü bir kez yalan söyleyen bir daha söylerdi. Erkeklere güven olmazdı zaten. Babamın beni yetimhaneye bırakmasından bunu anlamalıydım.Bir çocuğa geri geleceğim diyip onu umut içinde bırakmak gerçekten çok aşağılıkça bir durumdu.Çocukluk denen şey geride kalmaz mıydı? Benim kalmamıştı. Kahretsin!Onun yüzünden tüm hayatım sadece onu düşünmekle geçmişti. Ajanlık için o şehre geri dönmek zaten anılarımı coşturmuştu.Gerçekten düşünceler beni boğuyordu.İnsan kaderini kabullenir ama ben kabullenemiyordum . Allahım nedir benim ondan çektiğim? Sinirlerim iyice hoplamıştı.Harika, bir de başımın ağırması eksik kalmasın. Hoşgeldiniz , Aynı anda gelin zaten. Başımı ovuşturdum ve ellerimi saçlarımın arasından kafama yerleştirdim. Biri bana yardım etmeliydi yoksa delirecektim. Onun aldığı kolyeye kıyamamış ve takmış, onunla anılarımın geçtiği şehre gitmiş ve delirmek üzere olan beni kocaman alkışlıyorum.Boğuluyorum yardım edin. Başım daha şiddetli ağrımaya başladı. Bir bu eksikti. Harika ,başka ne istersiniz?”Ay ne oluyor Afra?Şu haline bak.” dedi Asena huysuzca. Yanıma geldi ve gözü boynumdaki kolyeye takıldı. Elimle saklamaya çalıştım ama elimi sertçe çekti ve bana öfkeyle baktı. “ O aptalın aldığı kolyeyi hala takıyor musun? Gerçekten mi?” dedi.Kolyemi tutup koparmaya çalıştı.” Yapma, o benim için değerli!”dedim ve bende çekmeye başladım.Kolyeyenin kopması her an olabilirdi.O sırada içeri Bade girdi.” Bade, canım kurtar beni şu canavardan!Kolyemi koparacak.”dedim çocuk gibi çekmeye devam ederek.Bade hemen aramıza girip Asena’dan kolyemi kurtardı.” Çocuk musunuz siz?Alt tarafı bir kolye.” dedi yanıma oturdu .Kolyemi avcuna alıp baktı.”Kız bu o salağın verdiği kolye değil mi? Hala saklıyor musun cidden? “dedi “ Ay evet saklıyorum çünkü çünkü kolye güzel.Onla bir alakası yok tamam mı!” dedim ayağa kalktım.İkisi de bana aynı tepkiyle bakıyordu.” Gel de külahımıza anlat Afra.” dediler anlaşmış gibi.Göz devirip mutfağa yöneldim.Dolaptan bir bardak alıp su doldurdum.İçerken o aklıma geldi. Yine aklıma gelmişti o herif!Ona herif desem bile en son o on yaşındayken görmüştüm.Ama artık kocaman bir herif olmalıydı.Suyumdan bir yudum aldım ve Badeye baktım.” Bade bana bir ağrı kesici versene ya. Başım ağrıyor.” Bade ilaç kutusunu alıp içinden parolu aramaya başladı.Sonunda bulunca kutusundan çıkarıp bir hap çıkardı.” Al iç canım. Ama bu baş ağrının nedeni hoşuma gitmedi .Onu on beş yıldır görmedin ve seni terk etti. Seni çok ağlattı ve seni terk etti.Belki bazı şeyleri unutma zamanı gelmiştir.” dedi sırtımı sıvazladı.Haklıydı.Ona baktığımda bana hap uzatıyordu. Elinden hapı alıp suyla içtim.Asena’ya baktığımda daha sakindi.İkisi de benim için endişeleniyorlardı ve bana değer veriyorlardı. Kızmasına fazlasıyla hak veriyordum.Çünkü haklıydı ama bazen haklı olmak bir işe yaramıyordu.Ağrı kesici iyi gelmişti.Biraz daha rahatlamıştım ama hala kafam çok karışıktı.” Kızlar ne düşüneceğimi bilmiyorum ne yapacağımı da bilmiyorum.Düşünceler beni karadelik gibi çekiyor ve gerçekten-“Bade anında sözümü bölmüştü.” Sus kız bunları biraz aklında tut. Kalkın kola çekirdek yapmaya sahile gidiyoruz. En iyi orada dertleşiriz.” Güldüm ve kafamı olumlu anlamda salladım.”Asena senin beyaz kısa kollunu ödünç alıyorum . Haberin olsun.”diye bağırdım ve tişörtü hızlıca alıp odama kaçtım.Kısa kolluyu giyip mavi İspanyol paçamı giydim.Üstüme mavi kot ceketimi giyip mavi kot çantamı aldım. O sırada Asena geldi” Ya kızım senin kendi tişörtün yok mu ? Git kendininkileri giy!” dedi ama sonra bu savaştan vazgeçmiş gibi odadan çıktı. Güneş gözlüğümü taktım ve gold takılarımı taktım. Aynada kendime baktım ve odadan çıkıp salona oturdum.” Bade , Asena gelin artık ya.” dedim. Önce Asena geldi.İçinde beyaz tişört , onun üstünde beyaz gömleği vardı.Bol paça mavi kot giymişti ve siyah güneş gözlüğü takmıştı.Yanıma oturdu ve bana sarıldı.Onun sıcaklığı hiç bir yerde yoktu.” Ooo,bana sarılmayı unuttunuz mu?” dedi ve küskünce kollarını birbirine kavuşturup alt dudağını büzdü.Ayağa kalkıp sarıldım. Asena ve Badeye de sarıldım. Sonra ayrıldık. Bade siyah bir tişört ve altına siyah kot giymişti.Siyah güneş gözlüğü ve altın saati insanın gözünü boyuyordu.” Siz mavi giymişsiniz bana niye demediniz ya. Beni dışlıyorsunuz di mi ?” dedi arkasını döndü.” Seni asla dışlamayız denk gelmiş birtanem. Hadi gidelim.” dedim gülerek . Arabama bindik. Bade öne Asena arkaya bindi.Aynamı düzelttim ve kendime baktım. “ Hazırız gidelim kızlar.” dedim ve arabayı sakince sürmeye başladım.İlerlerken bir anda bir araba önüme geçmeye çalışırken çaptık.” Kahretsin. Bekleyin.” dedim öfkeyle arabayı durdurdum. Aşağı indim ve arabaya baktım Araba sürtmüştü. Ön arabadan biri indi. Kahverengi dağınık saçlı sert bakışlı ve kahverengi gözlüydü.Üzerine tam oturan bir siyah tişört giymiş ve fazlasıyla kaslı ve damarlı kolları vardı. İncelemeyi bırakıp yanına hızlıca gittim.”Sen ne yapıyorsun küçük kız!” dedi öfkeyle ve bana yaklaştı.”Asıl sen ne yapıyorsun aptal! Araba sürerken aniden öne geçmek ne demek ? Ve sen beni mi suçluyorsun?” dedim öfkeyle ona bir adım attım. “ Bilerek olmadı. Sen de çok yavaş sürüyordun ve aptal mı?” dedi kollarını kavuşturdu.” Bana bak eğer arabamın bu masrafını karşılamazsan buraya polisi yığarım ve seni de mahvederim! Duydun mu?” dedim ve sertçe ona vurdum.” Gerçekten mi? Bu boyla? Ama her neyse hallederiz küçük hanım ve size bir şey oldu mu?” dedi sesi daha sakin çıkmıştı. “ Sana ne?Al telefon numaram ve sonra araba için ara , ücreti karşıla ve sonra engelle çünkü engellemezsen ben engellerim.” dedim ve arabama binmek için kapıyı açtım.” Kalbimi çok kırıyorsunuz küçük hanım.” dedi alayla.” Seni boğarım ve bana bir daha küçük hanım dersen …” dedim ve sertçe baktım.” Tamam kızmayın . Küçük hanım.”derken küçük hanımı vurguladı.Göz devirdim ve arabaya bindim. Hızlıca önünden geçip gittim.” Ne olmuş?” dedi Bade.” O kıt beyinli ne dedi?” dedi Asena sert bir sesle.Direksiyona tırnaklarımla art Arda vurup kırmızı ışık yerine yeşil ışığın yanmasını bekledim. Yanımıza bir araç yaklaştı.Camı açıldı.” Yine mi sen? Ne istiyorsun ?” dedim öfkeyle.” Arabayla işim bitince yazarım ve ismim Baybars. Senin ? “ dedi. “ Sen ciddi misin ? Gerçekten yüzsüzsün.” dedim öfkeyle ve camımı kapattım. Yeşil ışık yanınca iki kez kornaya basıp önüme geçti.”Ya sabır ya selamet. Allah’ım sen beni bunla mı sınıyorsun? “ dedim ve daha hızlı sürdüm.” Kızım adam ayaküstü senle tanışmaya çalıştı.”Ciddi misin Asena ? Allah Allah hiç fark etmedim.” dedim öfkeyle ve gidene kadar tek kelime etmedim. Gelince park yerine girdim.Arabayı park edecekken oraya başka bir araba girdi.” Allah beni bugün sınıyor olmalı.” dedim ve yanına park ettim.Arabadan inip arabayı kilitledim kızların yanına gidecekken arabadan inenlere baktım.”Lan yine mi sen?Beni takip mi ediyorsun bu iki arkadaşınla?” dedim öfkeyle yakasından tuttum.” Yenge bırak abimizi ya.” dedi biri. Ona baktım, mavi gözlü sarı saçlı bir çocuktu:”
Ne yengesi lan? Seni de boğarım.”
derken kızlar yanıma geldi. “ Kuzum neler oluyor. Bunlar kim ? Lan o şerefsiz sen misin?”dedi Asena ve öne atıldı.Bade araya girdi” Sakin olun geri gelin. Geri gelin dedim .” dedi ve önümüze geçti. Diğerlerinin önüne kumral saçlı yeşil gözlü bir çocuk geçti.” Kusura bakmayın. Bizimkiler biraz salak.Bu arada güzel hanfendi sizi rahatsız ettiysek bizi affedin. Ben Kıraç Efe.Memnun oldum.”
dedi ve Badeye elini uzattı. “ Ben Bade ve bende tanıştığımıza memnun oldum. “ dedi ve elini sıktı. Bir süre öyle kaldılar” Gözleriniz…” Aralarına girdim. “ Bırak lan arkadaşımı. Şimdi yürüyün gidin!”
dedim öfkeyle ve Badeyle Asena’yı yanıma aldım. Yürümeye başladım.” Lan Bade neden çocukla flört ediyorsun?” dedim öfkeyle “
Ama çok tatlıydı bir de yakışıklı. Aynı hayallerimdeki erkek.” dedi hayallere dalmış bir şekilde.” Yalnız konuşmadım konuşmadım ama Afra haklı. Senin hayallerine sıçarım Bade.”dedi. “Tamam bu kadar yeter. Kolayla çekirdek sizde di mi?Tamam gelin oturalım şuraya”dedim sabit bir ses tonuyla.Oturduğumuz yer denizin tam karşısıydı. Kuşların sesleri ile denizin sesi duyuluyordu. Bir de konuşan insanların sesi…Deniz masmaviydi Aynı bir örtü gibi dümdüzdü.Gökyüzünde sabah olsa bile dolunay vardı.Denizin kokusu genzimi doldurmuştu. Bade bardaklara kolayı doldururken bende çekirdeği önümüze serpiştirdim.Avcuma bir kaç çekirdek alıp çitlemeye başladım. Hiç konuşmadık. Aramızdan sadece çıt çıt diye ses geliyordu.”
Eee bir bir şey anlatsın. İlk sen anlat Afra.” dedi Bade. “ Nasılsın?” dedi Asena yüzümü inceleyip. Nasıldım? Bu sorunun cevabını ben de bilmiyordum.İstediğim mesleğe yarın başlayacaktım ama içimde bir boşluk vardı. Sanki doldurulamayacak bir boşluk.” Bilmiyorum.Yorgunum,, kırgınım ve aynı zamanda güçsüzüm.” dedim. Boğazıma bir yumru oturmuştu.Konuşursam her şey düzelecek miydi? Hayır, düzelmeyecekti. Bunu bile bile anlatmak istiyordum. Ama yapamıyordum.”Siz varsınız ama içimde hala kocaman bir boşluk var. Hala kanmaya devama eden bir yaram var. Hangisini anlatmalıyım bilmiyorum .”
dedim güçlükle yutkundum.” Önce baban ve annenden başla canım. “ dedi Bade yumuşakça ve saçlarımı okşadı.”Annemi zorlukla hatırlıyorum. Silik silik anılarım var. Oyun oynardık,eğlendirdik. O benim hem annem hem babamdı. Çünkü babam bana hiç bir zaman babalık yapamadı.” dedim . Sesim zayıf çıkmıştı Yorgundum ve acılarla doluydum.” Annemi zaten en son beş yaşımda görmüştüm. Babam annemle bir gün bir konu konuşuyordu. Onu bırakmazsan seni boşarım ve çocuğu kendim oraya bırakırım demişti.Boşanmak ne demek bilmezdim. O gün babam beni parka götürdü,gezdirdi ve bana sevgi gösterdi. Dedim ki beni gerçekten seviyor.”dedim. Gözlerim dolmuş ve boğazımdaki yumru büyümüştü.” Ah canım anlatmak istemezsen anlatma. Biz senin üzülmeni istemeyiz.” dedi ve elimi sıkıca tuttu.” Ben zaten üzülceğim kadar üzülmüşüm. Daha ne kadar üzülebilirim?” dedim ve onlara baktım “Sonra beni o yetimhaneye götürdü. Sen bekle geri döneceğim dedi. Ben de saf gibi bekledim. Her gün camdan bakıp onun yolunu gözledim.Ama gelmedi.” dedim bir damla yaş aktı. Elimin tersiyle sildim. Kolamdan bir yudum aldım.”Sonra o çıktı karşıma. Benim her şeyim oldu. İlk kez bir erkeğe güvendim. Babamdan sonra ilk kez ona güvendim. Ama o da gitti . Hiç bir şey demeden gitti ve bir daha geri gelmedi.Ama anıları hep kaldı. Kanayan yaram oluk oluk kanadı. Ama sarmayı öğrendim. Kendimi avutmayı öğrendim. Ama bu öğrenme onu unutmama engel olmadı. Nerede ne yapıyor bilemiyorum. Belki evlenmiştir. Belki çocukları olmuştur ve mutlu bir evliliği vardır. Ve ben onun sayesinde aşka inancımı kaybettim.” dedim ve kolayı kafama diktim. Gözlerimi sildim. “Tamam sıra sizde. Biraz neşelendirin bizi .”dedim yalancı bir gülüşle.Elime çekirdeği aldım ve teker teker çitlemeye başladım . “Bunun kadar stres attıran bir aktivite bilmiyorum valla” dedim gülerek kızlara baktım.”
Ben de bilmiyorum. Çok zevkli de Bade kızım sen kimle bakışıyorsun canım.” dedi Asena tek kaşını kaldırarak baktı.Karşıya baktığımda o çocukça arkadaş ekibi vardı.” Kızım aşık ol ol da düzgün birine ol. Benim bunları gözüm tutmadı.” dedim karşıya baktım. Karşıdan Baybarsta bana bakıyordu.Ne bakıyorsun dercesine kafamı salladım. O da kafasını çevirdi. “ Kızlar ben bu çocuğu döverim lan.” dedim kalkmaya çalıştım ama Asena beni tuttu.” Birdiniz başıma iki olmayın. Baksın dursun.” dedi. İstemeden olsa da kafamı tamam anlamında salladım.” Bade sende bakma şu çocuğa!” dedi ve Bade’ nin kafasını çevirdi.” Kızlar her neyse de arabam sürtülünce benim canım acıdı ya. Ya parayı ödemezse?” dedim şüpheli bir şekilde. “Ödemezse polise şikayet ederiz şekerim.” dedi ve kolasını kafasına dikti. Yanımıza Baybars geldi ve bana baktı.” Gidiyoruz küçük hanım.” dedi ve kolumdan çekmeye başladı. “ Bırak bırak dedim sana.” dedim öfkeyle ama o çekmeye devam etti.”Kızlar ben uyardım di mi? Siz şahitsiniz.” dedim ve hızlıca onun boşluk anında ittim ve Tokat attım.” Bak canım ben öyle mıymıy bir kız değilim veya güçsüz de değilim. Bir kadına istediğin gibi dokunamazsın. “ dedim ve yakasını tuttum. Bade’ nin elini omzumda hissedince sertçe yakasından ittim.” İyi . Ne istiyorsun?” dedim öfkeyle baktım. Bana bir adım attı.” Bak bir daha bana vurmaya kalkma Yoksa başın derde girer güzelim.Amacım sadece sen de varken arabayı tamir ettirmekti. Anladın mı?” dedi sakince ve bana baktı.” Güzelim mi ? Oha .” dedi Asena. Ona sertçe baktım.” Lafın gelişi güzel falan değil tabi ki.” dedi.” Ah kalbim çok kırıldı. Çok üzüldüm şu an .” dedim alayla ve sırıttım.Sertçe baktı ve ona baktım. “Sen bana parayı gönder yeter. Seninle hiç bir yere gelmem. Ha bu arada süren bir hafta “ dedim ve kızlara döndüm.” Gidelim. Bazıları yüzünden buranın havası bozuldu.” dedim ve kızların koluna girdim. Beraber yürümeye başladık. Arabaya gelince kapıyı açtım ve kızları bindirdim. “Buyrun güzeller güzeli hanfendiler.” dedim gülerek.” Valla sevgilimiz olsa bu kadar iltifat etmez.” dedi Asena. Bade de güldü.Kemerimi taktım ve arabayı çalıştırdım. Direksiyonu tutup aynalardan kontrol edip park yerinden çıktım. İlerlemeye başladım. Telefonum çaldı.”Asena açıp hopörlöre alsana aşkım.”
dedim .Hopörlere aldı.” Alo merhabalar Afra hanım. Milli istihbarat teşkilatımız sizle çalışacağı için çok mutlu. Sizlere yarın için işe başlamanız gerektiğini ve saat sabah beşte gelmeniz gerektiğini söylemek istedim.” dedi karşıdaki kişi.” Sizle çalışmak benim için de çok büyük mutluluk ve tabi ki gelirim.” dedim ciddi bir ses tonuyla.” Yarın ilk göreviniz gerçekleşecek ve detaylarını yarın öğreneceksiniz. İyi günler dilerim.” dedi ve kapattı.Yarın ilk görevim olacaktı. Hayalim gerçek oluyordu. Tüm çalışmalarım sonuç gösteriyor ve bu sonuç insanı sevindiriyordu. Keşke annem de görseydi ya da babam. Ama yetimhaneye bıraktıkları için bu hayalimden bile haberleri yoktu. Eve yaklaşınca sinyal verdim.Sola döndüm ve arabayı park ettim. “ İnelim hadi. “dedim gülerek ve düşüncelerimden sıyrıldım.Eve girip odama geçtim. Pijamalarım ve tavşanlı terliklerimi giydim.Saçıma dağınık topuz yapıp mutfağa geçtim makarnayı pişirdim ve kenarda salçayı hazırladım.Salçayı ekleyip salçalı makarnayı pişirmeye bıraktım.Kesme tahtasını aldım ve salatalığı doğramaya başladım. Ajan oluyordum ve çocukluk hayalim gerçekleşiyordu. Peki o ne olmak istiyordu? Hiç bahsetmemişti. Ama insanlar için bir şey yapacağım demişti.Kolyeyi o gün hediye etmişti. O günü unutabilir miydim? İmkansızdı.” Sana bir hediyem var prenses. Bak kolye. Bu senin uğrun olsun. Ben yokken bile varmışım gibi hisset ve asla yalnız olmadığını hatırla çünkü ben hep seni yanındayım.” demişti.Yalancı, yalancı!”
Ah .”acıyla elime baktım. Bunları düşünürken sertçe doğramıştım ve elimi kesmiştim. Peçeteyi bastırdım.” Yalancı yalancı!” dedim acıyla. Hem parmağım hem de sardığını sandığım yaram kanıyordu. Kendimi tutamadım ve ağlamaya başladım. Ağlarken yavaşça yere oturdum ve bacağımı kendime çektim.Kollarımı doladım ve parmağıma baktım.Göz yaşlarımı tutamıyordum. Aynı zamanda boğazım düğümlenmişti.Dışarıdan Teoman’ın ve Şebnem Ferah’ın şarkısı duyuldu. İki yabancı çalıyordu.
###### Yazdan kalma bir günden
###### Ya da çölde çay filminden
###### Bir sahne var aklımda
###### Oyuncular sanki biziz
###### Mutsuzuz ikimiziz
###### Kimi aşklar hiç bitmezmiş
###### Bizimkisi bitenlerden
###### Sevmeye yeteneksiziz
###### İki yabancı, iki yabancı
###### Birlikte ama yalnız
###### İki yabancıyız
Hıçkırmaya başlamıştım. Dayanamıyordum.
Gözlerim şişmişti ve peçete tamamen kan olmuştu. Parmağımı silip yara bandını taktım.
“ Bak Afra yaranı yine kendin sarıyorsun .” dedim göz yaşlarımı silerek. Bade yanıma geldi.” Ne oldu bu peçete kan içinde. Parmağına ne oldu?”dedi endişeyle.” Sakin ol Bade. Ben iyiyim.Size makarna yaptım, ekmek dolapta salatayı sen halledersin . İyi geceler.” dedim ve odama yöneldim.” Aşkım neden yemiyorsun?””Bade lütfen soru sorma yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
dedim ve odama girip kapıyı kilitleyip yatağıma yattım.Bir tane yıldız gözüküyordu ve dolunay. Harikaydı ve parlak.Sanki her şeyi boş vermiş ve sadece hayatın tadını çıkaran bir parça gibiydi.Ben geriye takılı kalmıştım. Şu söz çok doğruydu:Geriye takılan , hayatın geriye kalanında asla ileri bakamazdı.
♾♾♾♾♾♾
Arabayı çiçekçinin önüne park etti.Arabadan inip kapıyı arkasından sertçe kapadı.Çiçekçi-
nin içine girdi. Farklı farklı çiçekler vardı.Laleler,papatyalar,orkideler…Ama onun gözü sadece bir çiçeği aradı. “ Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim. Her çeşit her renk çiçeğimiz vardır.” dedi çiçekçi kadın gülerek.Orta boylu kırklı yaşlarında bir kadındı. Gülünce yanakları daha çok belli oluyordu.” Etrafa baktı ve kadına döndü.” Ben beyaz Gül istiyorum. En güzelinden. “ Kadın beyaz güllerin olduğu yere gitti.En güzel gözükenleri aldı ve buketi yapmaya koyuldu.” Yakışıklı adamsın maşallah oğlum. Sevgiline mi yaptırıyorsun? Notta yazayım mı? “ Ne diyeceğini bilemedi. Yutkundu ve sadece kadının hazırladığı bukete baktı.” Hazır mı teyze?” Kadın evet anlamında başını sallayınca parayı uzattı.” İyi günler oğlum.” Arkasına bakıp tebessümle baktı sonra arabaya bindi. Bukete zarar gelmesin diye yavaşça yan koltuğa bıraktı ve arabayı çalıştırdı.Kadının dediklerini düşündü. Sevgiline mi? Notta yazayım mı?Bunları düşünmeyi bırakmak istedi. Boynunu sağa ve sola doğru kıtlattı ve kornaya bastı.” Hadi da! Yolu kapamayın.” dedi ve bir kaç kez daha kornaya bastı.Sonunda yol açılmıştı.Giderken telefonu çaldı. Hemen hoparlöre alıp yola baktı.” Efendim .” dedi araba geliyor mu diye kontrol ederken.” Patron seni bekliyor. Baya sinirliydi. Gelmezsen patlayacak mazallah.”
“ Patlamaz patlamaz. Ona söyle bir işim var , yarım saate gelirim.” “ Ama …” dediği anda telefonu kapattı. Şu anki işi her şeyden önemliydi. Arabayı park edip buketi eline aldı. Sesini öksürerek temizledi ve bir çocuk sevinciyle mezarlığın başına gitti.” Ben geldim prensesim . Bak en sevdiğin çiçekten aldım bu sefer.” dedi ve buketi toprağa verircesine uzatıp bıraktı.” Kendini çok özlettin be kadın ! Çok özledim...” dedi ve toprağı okşayıp mezar taşına baktı.Eliyle mezar taşındaki tozları temizledi ve mezar taşına daha da yaklaştı.”Biliyor musun sen gideli on beş yıl geçti ama hala öldüğünü kabullenemiyorum .Bir de gelip elimi tutacaksın gibi geliyor.Hani biz saklambaç oynarken sen karanlığa saklanırdın. Ama sonra karanlıktan korkup beni arardın.Bende seni ebeler ve sonra senle sohbet ederdik.Sana bilmece sorardım, resim çizerdik.Ama artık ben o masum çocuk değilim. Ben şirketin tarafına geçtim.Karanlık taraf ama bana kardeşimi verme sözü verdiler. Bende kabul ettim sonuç olarak. Zaten hayatta bir tek kardeşim kalmış .Adı da Sude. Senle çok iyi anlaşırdı belki. Belki beni beraber kovalardınız.Ama artık bu imkansız…”Gözleri dolmuştu ama ağlamamaya yemin etmiş gibi gözlerini gökyüzüne dikip göz yaşlarının akmasına engel oldu.Mezar taşını okşayıp baktı.”Benim gitmem lazım. Patron beni arıyor. Gitmezsem bir ton laf edecek. Ama yine geleceğim. “ Son kez mezara bakıp arabasına bindi. Telefonun sesini açıp aramalara baktı. Patronu beş kez aramıştı. Arasın durdun. Bir yere kaçmıyordu ya.Evinin önüne geldi. Aslında villa denebilirdi . Ee çok kişi yaşarsan sığamazsın ki.Yüzü ifadesiz bir hal aldı kaşlarını çattı ve sertçe kapıyı tıkladı.Kapıyı hizmetli kadın açınca sakin olmaya çalıştı ve içeri girdi.” Lan oğlum sen neredesin patron burnundan soluyordu . Hızlı ol yoksa … “ kapıyı itip içeri geçti patronun odasının önüne gidip İlkere baktı.” Bak ben içeri giricem büyük ihtimalle bana büyük bir azar çekicek sen kurtar beni .”dedi ve kapıyı tıklatıp içeri girdi , öksürerek sesini ayarladı ve kıpkırmızı , çatık kaşlı patronunu görünce duraksadı ve bir kaç adım sonra durdu.
“ Buyrun Sinan bey .” dedi tok bir sesle ve suçlu bir çocuğun babasının azarını yerken yaptığı gibi yere baktı.” Lan zemin böyle miydi niye hiç dikkat etmedim ?” diye fısıldadı .
“ Lan oğlum ben seni arıyorum ulaşamıyorum sen benden habersiz neden böyle yapıyorsun? Lan sen akıllanmaz mısın sen geri zekalı falan mısın ? Çocuğum bak böyle olmaz biz senle her işini eksiksiz yapma koşulunla anlaştık .” dedi öfkeyle ve ayağa kalkıp volta atmaya başladı. Tam bitmeyen azarına devam edecekken içeri elinde çay tepsisiyle ve baklavayla İlker girdi .” İlker senin yapacağın planın …” dedi göz devirdi ve sadece baktı. İlker çayları bırakıp baklava kutusunu açtı ve baklavadan bir dilim eline aldı .” Valla patron bir adam Gaziantepten baklava getirtmiş bayılırsın . Öyle güzel öyle güzel ama yerken ters çeviriden hıh bak şöyle damağınıza yapıştırıp yiyeceksin bak bak bak şerbet akıyor .” dedi ve patronun ağzına sokmaya çalıştı . “
Oğlum evladım ne yapıyorsun yapma lan o-“ derken ağzına tıkılan baklavayı öksürerek yutmaya çalıştı . Baybars hemen arkasına vurup İlkere baktı .” Allah belanı versin İlker kurtar dedik de öldür demedik aptal.”
dedi .” Öhm öhm . Oğlum sen de yavaş kurtarıcam derken öldüreceksin. Bırakın şunu . Baybars ben sana ne diyordum of neyse Baybars git Kıracı da al gel gelişmeler var her zamanki yerde toplantımız var.” dedi ve uzaklaşmaya başladı. İlker bana kollarını kavuşturup en tripli bakışlarıyla baktı.”
Yani ayıp Baybars hem kurtarıyoruz hem laf yiyoruz mis gibi plan. Ne isterdin ?” dedi . Baybars sertçe bakıp tek kaşını kaldırdı.” Lan mis gibi plan mı ? Oğlum kurtar dedik adamın ecelini yaklaştır demedik lan mal .Bana laf ettirme git Kıracı çağır hakikatten o mal ne yapıyor?” dedi etrafa baktı . O sırada suratı unlu üstünde unlu mutfak önlüğü olan Kıraç belirdi. Elinde karıştırdığı bir kap vardı.” Biri benden mi bahsetti kuşağım çınladı valla . Ne oldu ne diye mal mal bakıyorsunuz?”dedi gözlerini kırpıştırıp hayalete benzeyen unlu yüzüyle baktı. İlker dizlerine vurarak kahkaha atmaya başladı.” Oğlum ne oldu hayalet Casper mı oldun lan !”
dedi gülerek dengesini kuramadı yere düştü:”
Oh oldu valla bak Allah görüyor seni çarptı.Oh içimin yağları eridi hem benim halimde ne varmış canım. İlk kez mutfağa girdim canım arkadaşlarıma kek yapayım dedim “ dedi kabı bırakıp kollarını beline koyup baktı.” Oğlum ne yaptın lan daha yeni İlker’in elinden zor kurtardık lan ! Oğlum anlayın lan siz mutfakta beceriksizsiniz hem de beceriksizlikte tam not alırsınız . Geri zekalılar siz harbi salaksınız şimdi Kıraç git temizlen Sinan bey bizi çağırıyor yürüyün lan! Siz neden burdasınız sizi neden verdiler lan bana ! Allah beni daha iyi bir şeyle sınayamadı mı ?” ya sabır çekip odasına çıkmaya başladı . Kapıyı kilitleyip gömleğinin düğmelerini açmaya başladı , gitmeden bir banyo yapıp rahatlamalıydı . Mezarlığı süreli düşünüyordu. Aklında bir isim vardı, Afra…Bir insan kardeşi gibi gördüğü bir kızı neden unutamazdı? Gerçekten kardeşi gibi miydi yoksa …Saçmalıyordu Afra onun kız kardeşi gibiydi . Ama hayatına kimseyi sokmamıştı. Bunları düşünmek sinirlerine dokunuyordu. Kol damarları iyice belli oluyordu . Düğmelerini hızlıca açıp kenara attı . Çünkü dertleri gibi her şeyden bunun kadar kolay kurtulmak istiyordu. Gömleği çıkınca kaslı ve damarlı kolları ortaya çıktı. Karın kaslarına aynada bakıp kendi kendine yarım bir şekilde güldü. “Oğlum benim aklım yerinde mi acaba,kendime düşüyorum lan !” dedi ve kemerini çıkardı . Her şeyden kurtulup duşa girdi. Soğuk suyu açıp yıkanmaya başladı. Saçlarından sular çekici esmer suratına süzülüyordu. Şampuan alıp saçlarını ovalamaya başladı. Tim öfkesini tüm derdini saçlarından çıkardı. Bir süre sonra durdu, kendine baktı .Artık büyümüştü. Esmer tenli kehribar gözlü bir genç olmuştu .”Oha yirmi dokuz yaşındayım lan .” dedi şaşkınca suyu kapayıp bornozla çıktı . Kendine aynada bakmaya başladı . Geçen kavgada dudağının kenarını patlatmıştı. Dudağının kenarında küçücük bir yara , keskin bakışlı ve çatık kaşlıydı. Eğitimde acımasız çalışmalarla acıyı dışarı vurmanın ne kadar zayıf bir duygu olduğunu düşündü . Öyleydi, bu hayatta gösterdiğin bir zayıflık insanların seni küçük görüp ezmesi için bir anahtardı aslında .Babasının bir sözü vardı. O da bebekken yetimhaneye verirken üstüne bıraktığı notta yazıyordu : Zayıf olan insan ayakta duramaz , yardım isteyen kendi adını duyuramaz . Eğer kendin başarmak istersen açıma çünkü hayat acımaz … Haklıydı hem de çok haklıydı .Hayatta acırsan düşersin ve kalkamazsın. Hızla üzerine bir beyaz gömlek altına bir mavi kot pantolon giydi. Gömleğinde üç düğmesini açık bırakıp bornozla saçının ıslaklığını aldı. Islak saçlarla ve çekici suratı ve açık düğmeleriyle gözüken birkaç karın kasıyla çok çekici görünse de kendini övmedi hatta ezikleyen bir bakışla kendini süzdü. “Hafif kilo almışım ve tıraş olmam lazım .” yüzünü ovalayıp telefonu ile odadan çıktı . Kıraç ve İlker içeride oturup bekliyorlardı. “ Kalkın gidiyoruz .” anahtar kabından Toyota’nın anahtarını alıp arabanın şoför koltuğuna oturdu kırılmak üzere olan aynayı yavaş olmaya çalışarak - biraz hızlı da olmuş olabilir- düzeltirken elinde kaldı “ Lan bu araba dökülüyor da bizim mi haberimiz yok lan ! İşte ikinci el araba alırsanız böyle olur .” hırsla kemerini takıp aynayı önceden sabitledikleri bantla sabitledi . “Oğlum yine mi elinde kaldı lan! “ “
Yoo, sadece şey yani evet lan elimde kaldı sorun mu var .” İlker gülmeye başladı “ Valla koskoca jipe bakamadınız lan mis gibi Toyota kırmızı ama yani siz de haklısınız değer veremiyorsunuz .” sırıtarak baktı. Kaşlarını çatıp arabayı çalıştırdı.Her zamanki dağ evine gidiyorlardı. Yemekler yenilecek şaraplar içilecek ve toplantı yapılacaktı. Arabayla ilerlerken radyonun kesik sinyalleri geldi.
###### Ankara’da zincir kaz bızt meyda bızt gel bızt . Altı araba art Arda birbi bızt
diyip sinyal kesildi. Yine bir kaza olmuştu. Buralarda olması şaşırtmamıştı çünkü artık trafikten bu olay normal olarak gelmeye başlamıştı.Dağ evine vardıklarında çapraz bir şekilde jipi park edip arabadan indi .Gergince etrafı kontrol edip kapıya ilerledi.” Gelin İlker, Kıraç lan ben kime diyorum gelsenize .” sertçe baktı. Kapıyı tıkladı . Açılmayınca sert ve kararlı bir şekilde üç kere vurdu. Tak tak tak. Kapıyı Nil Su açmıştı. “ Ay Baybars sen mi geldin hayatım. Hoş geldin bebeğim .” dedi ve boynuna sarılıp yanağını okşamak için hamle yaptı ama Baybars buna izin vermedi.” Nil ben buraya toplantı için geldim senin saçma sapan hareketlerini izlemeye gelmedim.”içeri geçip sofraya yöneldi. Arkadan iki koruması gibi İlker ve Kıraç geldi. Sinan bey ayağa kalktı yanımıza geldi.” Hoş geldiniz telefonumu açmayan , beni boğan ve diğer koruma . Oturun toplantı önemli ama önce yemekleri yiyelim.” dedi ve kadehleri masaya koyup doldurmaya başladı. Yanına Nil oturdu ve sürekli huysuzca Baybarsa baktı. Çatal ve bıçağını alıp etini yavaşça yemeye başladı setti ve hala çiğdi. Yutup bir kadeh şarabı tek hamlede içti ve baktı.” Yedik sırada konumuz var. Bu kadar önemli olan nedir?”
“ Ajan hem de kimliğini bilmediğimiz bir ajan.” Bu cümleyi durunca ortam buz kesti . Bir ajan vardı ve kimliği bilinmiyoru . Bu şirket için imkansızdı . Bilmeden nasıl bulup yakalarlardı.” Nereden bulacağız nasıl ?” dedi soğukça çatalını bırakıp sadece Sinan beyin gözlerine gözlerini dikti” Tek bildiğimiz yeni biri olacak ama sandığımızın aksine çok zeki ve tehlikeli. Her yerde her an olabilir ve sen onu bulacaksın.”sakince ağzını silip sanki hep yaptıkları kadar kolaymış gibi rahat bir tavırla oturdu.Baybars gözlerinden alev atıyordu. Çenesi kasıldı, gümrüğünü şıktı ve kol damarları patlayacakmış gibi belli oldu . Yumruğunu masaya vurdu.” Siz dalga mı geçiyorsunuz? Siz bana bilgi verirsiniz ben bulurum ben nasıl bulayım lan ? Ben insanların suratına bakıp zihin mi okuyorum zihin okuyucusu gibi mi duruyorum oradan bakınca . Eğer görevi yerine getirmemi istiyorsanız kendi görevinizi yapıcaksınız afiyet olsun.” dedi ve sandalyeden sertçe kalkıp kapıyı çarparak çıktı.” Bahçeye çıkınca derin bir nefes aldı . Ne saçmalıktı? Kendi görevini yapmayıp üstüne atan bir adamla mı çalışacaktı? Elini cebine attı . Bir çakmak ve sigara paketini çıkardı. Sigara paketinden bir sigara alıp paketi cebine koydu çakmakla yakıp içine çekti.Sonrasında içindeki her şeyi boşaltmak ister gibi dumanı dışarı üfledi .Arkadan bir el bileğine dokundu .”Nil ne işin var burada içeri geç .” dedi sertçe arkasını bile dönmedi.” Hayır Baybars gitmiyorum hayatım . Ben senin yanındayım. Sevgililer ne için vardır .” diyip yavaşça arkadan sarılmaya çalıştı . Baybars hemen geri çekildi sigarasını yere atıp ayağıyla çiğnedi . “ Nil seni kırmak istemiyorum ama sen sınırları aşıyorsun. Kızım ben sana umut vermedim ben sana aşk bile hissettirmedim ama sen hayatım falan diyorsun. Bak ben senin hayatında özel biri olarak kalbinde yokum sen de benim kalbimin sınırından bile geçemezsin . Anla artık kızım be istemiyorum seni.” dedi kaşlarını çatıp baktı .” Afra yüzünden değil mi ? Ya ben sana sevgi verdim o ne verdi ?Sadece hüzün . O aptal kız senin beynini yıkayıp terk etti ! Gerçekleri fark et artık Baybars. Ding dang Arık o salak kız yok ben varım .”
Baybars bir adım yaklaştı ve parmağını en tehdit eder hali ile kaldırdı” Eğer benim Afram , benim kadınım , benim dünyam hakkında bir kelime edersen kadın madın dinlemem cezanı farklı şekillerde elbet veririm. Onu küçümsüyorsun ya hani biliyor musun aşık olduğun insan yanında olmasa da huzur veren insandır. Sen benim hiç bir şeyimsin Nil , öyle de kalacaksın . Ama Afram benim kırmızı çizgim ,onun için dünyayı yakarım . Sen bu konuda susup haddini bileceksin .” dedi öfkeyle ve sertçe parmağını sallayıp indirdi elini yumruk yaptı .Nil’in gözleri dolmuştu ama gözleri üzgünlükle değil hırsla bürümüştü .” Beni isteyeceksin bana yalvaracaksın ve o zaman ben seni süründürecem Baybars Karahan ve o gün sen Afrayı unutup bana geleceksin . Ama şunu bil o salak kadın öldü ,defolup bu dünyadan gitti . İyi ki defolup gitti iyi ki öldü ve toprağın altına girdi.” dedi bağırarak bir adım attı .” Lan kızım beni delirtme ben Afram için dünyayı yakarım seni yakmak benim için çocuk oyuncağı . Benim her şeyim benim kalbimin yarısı onda . Şimdi sus ve defol git . Kadınlara hakaret etmem ama sen şansını zorluyorsun . “ diyip arabaya yöneldi . “ İlker ile Kıraç’a söyle taksiyle falan gelsinler. “ arabaya binip gaza basıp ilerledi .Afra onun için ne demekti? Afra en güzel çiçek demekti , Afra en güzel yaşam demekti, Afra en güzel kadın demekti. Hem de onun kadını demekti . Yani kısaca en güzel şeylerden bile daha güzel olan onun kadını demekti…
♾♾♾♾♾♾♾
Bölüm etkileşimi
