1. bölüm / 1
İHTİRAS1. Bölüm
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba, ben Gece. Adımı pek sevmem ama genelde çok överler. Nedeni ise çok saçma; sadece kulağa güzel geldiği için beğenirler. Ancak bu ismin asıl hikâyesini bilmiyorlar. Bu ismi bana babam koymuş.
“Gecenin” anlamı; karanlık, gündüzden sonraki zaman dilimi, yani güneş batıp yeniden doğana kadar geçen süredir. Aynı zamanda sessizlik, gizem ve dinlenme gibi anlamlar da taşır.
Babamın bu ismi neden koyduğu gayet belli olmuştu. Sanki hayatımda dert hiç eksik olmasın, belalar peşimi bırakmasın, hep zorluklarla karşılaşayım diye koymuştu. Babamı size nasıl anlatsam bilemiyorum. Yaşadığım günden beri bana ve anneme yapmadığı kalmadı. Küçüklüğümden beri bize hep zorluk yaşattı; annemi aldattı, beni satmaya çalıştı ve daha neler neler…
Ama artık buna bir dur deme vakti gelmişti. Annemle birlikte İzmir’den ayrılmaya karar verdik. Kolay olmadı ama olsun. Babamdan gizlice kaçmıştık.
Gece saat üç sularında, babam odasında uyurken hızlıca hazırlanıp önümüze gelen ilk otobüse bindik. Babam bunu öğrense bizi yaşatmayacağını biliyorduk. Ancak artık buna bir son vermemiz gerekiyordu.
“Gece gibi karanlık olan hayatımdan çıkıp günümü güzelleştiren sabahlara dönme zamanı gelmişti.”
Artık Ankara’daydık. Babamdan ve kötülüklerinden çok uzaklardaydık. Buraya daha önce bir kez gelmiştim. O zamanlar küçüktüm; dedem vefat etmişti. Şimdi ise dedemin evinde kalacaktık. Buraları tam bilmediğimiz için kısa bir süre burada kalıp daha sonra başka bir eve taşınacaktık.
Eski eşyalar, anılarla dolu odalar…
Ertesi gün olmuştu ve artık biraz toparlandığımı hissediyordum. Bugün annem beni yeni okuluma yazdırmak için erkenden kaldırmıştı.
Zeynep:
— Gece, kalk artık kızım. Sabah oldu. Bugün okulunun ilk günü.
Gece:
— Anne, tamam… Beş dakika daha. Çok uykum var…
Zorla kalktım yataktan. Daha sabahın yedisiydi. Benim bu saatte ne işim vardı ayakta? Eski okulumda dersler saat onda başlıyordu. Bu okulda ise sekizde başlıyormuş. Her gün bu saatte nasıl kalkacaktım?
Hızlıca hazırlanıp evden çıktım. Okul evimize çok uzak değildi. Annem de bir iş bulmuştu. İş arkadaşlarından biri bu okula gitmemi önermişti. Üstelik bir kolejdi.
Eski okulum devlet okuluydu ve yalan yok, seviyordum. Ama kolejleri de hep merak etmişimdir. O arkadaş ortamı, o rahat yaşam tarzı falan… Filmlerde gördüğüm kadarıyla hoşuma gidiyordu.
Okula ilk adımımı attığımda çok şaşırmıştım. Kocaman bir spor sahası, ayrı bir piknik alanı vardı. Gerçekten güzel bir okuldu.
Binaya girdim. Yürüdükçe farklı yüzler, farklı gözler karşılıyordu beni. Sınıfım üst kattaydı ama ben o üst kata nasıl çıkacaktım?
Karşımda dört kişilik bir grup vardı. Tam da bahsettiğim türden; grup hâlinde dolaşan öğrenciler. Onları görünce başımı eğip yanlarından geçtim.
Merdivenlerden çıkarken bana baktıklarının farkındaydım ama onlara bakmak istemiyordum. Sanki bana gülecekler ya da zorbalık yapacaklarmış gibi hissediyordum. Adımlarımı hızlandırdım.
Bir de ne göreyim? Arkadan geliyorlardı.
“İnşallah beni takip etmiyorlardır.”
Hızlıca sınıfıma ulaştım. 12-C sınıfındaydım. İçeri girdiğimde farklı yüzler ve farklı hisler karşıladı beni. Bir anda herkesin bana baktığını fark ettim.
Ne bakıyorlardı ki?
Bölüm etkileşimi
