3. bölüm / 3
İhanet KrallığıBölüm 2
Bölümler 3Şu an: Bölüm 2
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Toparlandım ve hızımı kesen çizmelerimi ayağımdan atarak tekrar koşmaya başladım. Peşimde bir asker olmasa bile binlerce insanın bakışları üzerimdeydi ve bu, paniğimi daha da artırıyordu.
Orada neler olmuştu?
Yedi askeri nasıl hiçbir şey yapmadan öldürmüştüm?
Koşmaya devam ederken önümde bir kılıç ıslık çalarcasına indi. Beyaz atlı bir süvari, şaşkın ve bir o kadar da öfkeli gözlerle bana baktı.
“Nereye koşuyorsun?” diye sordu.
İçimdeki güce tekrar uzandım. Bir anda etrafımdaki renkler soluklaşmaya, zaman yavaşlamaya başladı. Süvarinin bedeninden yedi ışık çıktı. Tam kalbinin üzerindeki yeşil ışığa doğru uzandım ve kendi içimdeki karanlığı ona doğru ittirdim.
Süvarinin gözleri büyüdü, nefesi kesildi. Atından düştü ve boğuk boğuk çığlıklar atmaya başladı. Bunu fırsat bilerek bembeyaz ata doğru atıldım. Hızla oradan uzaklaşırken zaman ve renkler yeniden normale döndü; ışıklar kayboldu.
Altın Meydanı’na gitmem gerekiyordu. Evim oraya yakındı. Hemen bir bavul hazırlayıp bu yerden kaçmalıydım. Onlarca asker ve Kral Ethan peşimdeydi. Bu düşünceyle atımı daha da hızlandırdım.
Beş dakika içinde Altın Meydanı’nın devasa heykelini gördüm ve meydanın tam ortasına daldım. Meydan o kadar büyük ve kalabalıktı ki birkaç insanı ezmeme ramak kaldı. Ama en sonunda evimi gördüm. Atımı son bir kez daha zorladım. Tam o anda kulakları tırmalayan bir çığlık yükseldi.
Atımın bacağına bir ok saplanmıştı. Acıyla şahlanıp hem beni üzerinden atmaya hem de kaçmaya çalışıyordu. Ve başardı. Sırtımdan yere savrulurken acıyan omzuma düştüm. Canım yanıyordu ama toparlanmaya çalıştım.
Çevremi bir düzine süvari sardı. Okçu bir süvari, “Teslim ol!” diye bağırdı. Yanındaki başka bir süvari atından atlayarak ellerimi bağladı.
Öldürülecektim.
Panik içindeydim. Kalp atışlarımı bile duyabiliyordum. Çırpınıyor, ipleri çözmeye çalışıyordum ama nafile. Çoktan tutuklanmıştım. Ellerimi bağlayan asker, beni atına attı ve saraya doğru hızla sürmeye başladı.
Kaçmaya çalışıyordum ama yapamıyordum. İçimdeki enerjiye ulaşmak istedim fakat sanki yok olmuştu. Altın Meydanı’ndan saraya on dakikalık bir yol vardı ve bu, kaçmam için sadece on dakikam olduğu anlamına geliyordu.
Ani bir hareketle atın sol bacağını tuttum ve tırnaklarımı geçirdim. Hayvan acıyla inledi ve bir anlığına durdu. O anda askerin kemerindeki hançeri gördüm. Ellerim bağlıydı ama bir şekilde onu almam gerekiyordu. Tam hareket edecekken asker geriye dönüp bana ve huysuz ata baktı. Elindeki kırbaçla ata sertçe vurdu. At bir kez daha inledi ve yeniden koşmaya başladı.
Askerin bakışlarını yola çevirmesini fırsat bilerek ağzımla hançeri almaya çalıştım. Sonunda başardım ve hançeri askerin beline saplamak için hamle yaptım.
Ama bir şeyler ters gitti.
Hançer askerin beline saplanmadı. Sadece metalsi bir ses çıkardı.
İçinde zırh vardı.
Bunu fark eden asker, aniden atı durdurdu ve hızla atından atladı. Diğer askerler de aynı şekilde davrandı. Yaralanmadan kurtulan asker, bana ölümcül bir bakış attı. Hançerini ters çevirerek kabzasıyla başıma sert bir darbe indirdi.
Beynimin içinde uğuldamalar koptu. Başım önümde düştü.
Bölüm etkileşimi
