İhanet kitap kapağı

3. bölüm / 4

İhanet

2. Bölüm: Saf Bilmez

Vaveyla Yazarı: Yagmur _cyr

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm: Saf Bilmez

Tuğçe Puzsanc
27.12.2022

En arka duvar kenarında oturan Zemra, beni görünce oturduğu sırayı düşürdü. Ağzımdan küçük bir kahkaha koptu. Arkadan Beyza seslendi.
-Of, of şu hatuna bak be.
Gülerek arkamı döndüğümde Beyza sağ elini sıraya yaslamış, beni süzerek başını yukarı aşağıya doğru salladı.
Akyaz bir tanrıça gibiydi Beyza.
-Yalnız beyefendi, oldukça rahatsız oluyorum da lütfen uzak durun. Ha bu arada telefon numaranızı merak etmiş durumdayım. Numaranızı versenize?
Ben de onunla dalga geçiyordum, kafa dengi bir kızdı. Beyza'ya öpücük attım.Gülüp, geçtim.
Gidip Zemra'nın yanına oturduğumda irkilerek telefonunu sakladı. Yapmacık bir tavırla:
- Merhaba sevgili kuzenim. Nasılsın? Iyisin. Ben de çok şükür öyleyim.
Telefonda kim bilir ne işler karıştırıyordu? Ah Zemra, ah.
-Telefonunu ver.
Önce dudaklarını dişledi sonra da "Vermesem de zorla alırsın değil mi kuzen?" Diyerek beni yokladı.
-Hadi.
Telefonunu verdiğinde Kael Ashborn ile mesajlaşıyordu. Mesajlar onların özeli diye kısa bir göz gezdirdikten sonra hesabını kendime attım. "Tamam" dedim ve sınıftan ayrıldım.
Kendi şubeme kısa bir uğramam gerekiyordu.
Sınıfa gittiğimde yine Eslem'in yanağından makas aldım. Okulun en başından beri böyleydi, garip ama tatlıydı.
Sırama gittiğimde Ege'yi hafifçe kaydırıp, masaya oturdum. Ege hâlâ uyuyor.
Ardından Zemra'nın hesabından kendime attığım hesaba girerek çocuğu stalkladım. Ve bunu kendi hesabımdan yaptım, kimden korkacaktım ben? Sıkıntılı değildi ama baya bir takipçisi vardı. 15 kişiyi takip ediyor, 3,4 milyon takipçisi vardı. Takip ettiği tek kız annesi olduğunu tahmin ettiğim Essana Krsens ve Zemra'ydı. Essana Krsens'in kopyası denecek kadar benziyolardı.
Bunun kim bilir kaç fake hesabı vardı?
Takip ettiklerinde minicik profili ile gözüme bir çocuk çarptı.
Ayaz Ashborn
Türkçe isim, yabancı soyad? Bu Ayaz büyük ihtimalle Kael'in kardeşiydi. Birisinin ismi Türkçe, diğerinin yabancı. Garip...
Ayaz'ı stalkladığımda da aynı şeyler gibiydi. 3,7 milyon takipçisi ve 16 takip edileni vardı. Üç tanesi kadındı. Suzan Ashborn, Mine Celik Yazlı, Seydan Kural. Birinci annesi (oldukça benziyorlardı ve soyadları aynı.), Ikincinin ne ayak olduğunu anlamadım, üçüncü de videolardan göründüğü üzere sekreteriydi.
Kesinlikle annelerinden biri (büyük ihtimalle Suzan hanım.) cici anneydi çünkü ikisi de ortak olarak "Alaric Theron Ashborn" kullanıcısını takip ediyorlardı. Benzerlikten ve soyaddan kaynaklı olarak babası olduğunu düşünüyorum.
Bunu sonra zaten öğreneceğim.
Ayaz Ashborn'un profil fotoğrafına girdiğimde karşılaştığım manzara "Maşallah"tı. Karizmatik bir yüzü, su yeşili gözleri vardı. Neyse.
Ege hareketlendiğinde dürttüm uyanması için fakat uyanmadı. Ayağa kalkıp, masanın başını sırtıma gelecek şekilde ayarlayıp, çömeldim. Kolum koluna değecek kadar yakınlaşıp kısa bir uğraş sonunda uyandırdım.
-Efendim?
Ayılmaya çalışırken cevap verdi.
-Hadi Ege aşağıya kantine inelim, sıkıldım.
Yüzünü biraz ovuşturduktan sonra "Tamam sen nasıl istersen." Dedi ve ben kalktıktan sonra kalktı. "Tamam bir saniye." Dedim ve çantamdan para almaya yöneldiğimde ne yaptığımı anlayarak engelledi. "Para mevzuat bende sen sıkıntı etme." Oflayarak dudaklarımı büzdüm. "Çok mahcup hissediyorum ama." Kendi ağzında bir şeyler mırıldandığında ne olduğu sordum fakat bir yanıtla karşı karşıya gelemedim.
Aşağıda kantinde bana dönüp "Sen konumu iyi olan bir yere otur ben senin seveceğin bir şeyler alıp geleceğim." Dedi başımı olumlu anlamda sallayarak onayladım.
Büyük bir kafeteryamız var, avm'nin yemek yeme yerlerine oldukça benziyor. Bir tarafı sadece camdan oluşan duvarın köşesindeki masaya geçip telefonumu çıkardım. Hep sessizde olduğu için bir boktan haberim olmuyordu. Grubun aradığını görünce açtım. Açar açmaz hoparlörü kapatıp kulağıma dayadım. Oflayıp "O kadar bağırılır mı? Yanımda biri olsa rezil olurdum salak mısınız?" Mine beni umursamadan gülmeye hayır, anırmaya devam etti. Berat onu susturduktan sonra bir şey demeye hazırlanır gibi boğazını temizledi.
-Anlamadım Küçük Hanım sizin yanınızda neden birisi oluyor?
Mal çocuğun abi damarı tuttu, salak.
Ege'nin geldiğini gördüm, buraya yaklaşıyordu. Hızlıca söze başladım.
-Birincisi sana ne oluyor Berat? Ikincisi de sorunun cevabı, Ege ile oturuyoruz ben sizi sonra ararım. Başka kapıya hadi.
Dedim ve bir şey demesine izin vermeden telefonu yüzüne kapattım.
Ege yanıma geldiğinde bana sandviç ve kola kendisine simit ve ayran almıştı. Ofladım ve "Sen böyle yapınca çok mahcup kalıyorum. Borçlanıyorum." Dediğimde piç bir gülüş atıp yanağımdan makas aldı. "Borç değil ama bir şey istersem direkt seni ararım. Haberin ola." Ona gülüp "E tabii benden başka kimi arayacaksın?" Düşünmeye başladığında uzun düşünmenin ardından bana "Ararım birilerini ya." Dedi.
Ha öyle mi? Benden çekeceğin var Ege.
-Öyle mi dersin? Ben gidiyorum.
Dedim trip atarak. Kalktığımda gitmeme izin vermeyeceğini biliyordum elbet. Düşündüğüm gibi oldu ve bileğimden çekip geri yanına oturttu.
-Ne bu trip Tuğçe Hanım?
Birde dalga geçiyor. Salak. Ona göz devirip yemeğimi yemeğe başladım. O da yiyordu. Birkaç dakika sonra aklına bir şey geldiğini belli eden bir tavır takınıp "Ya uyurken panterin biri pençelerini geçirecekti bana. Ödüm koptu ya.
Ona sertçe baktım ve "Dikkat et titretmesin o panter seni." Altta yatan imayı alıp sustu.
Oldukça sevdiğim bir çocuktu Ege. Ne hissettiğimi bilmiyorum ama çok seviyordum ve emin olduğum şey onunla gönül eğlendirmediğim. Kesinlikle öyle bir şey yapacağım bir çocuk değildi, onu sadece şerefsizlere yapardım. Ege de gün geçtikçe bana uyuyordu, ilk cıvık halinden eser kalmamıştı. Ya da ben ona ön yargılıydım. Titreşime aldığım telefonunum tir tir titreyince ekranda abimin ismini gördüm. Önce sesini açtım ve kulağıma götürdüm telefonu.
-Alo ne yapıyorsun prensesim?
Gıcıklık yapardı ama bu hayatta en çok onu severdim. Abim gibisi yok.
-Iyi abi senden?
Abim annem ve babamla birlikte yaşarken kafayı mecazen kırmıştı. Çok küçükken şizofreni teşhisi alacaktı ama almadı. Abimin bana olan bu büyük sevgisi annemle babam bizi terk etmeden önce ormana götürmesine ve abimi o pislik dövecekken koluna sapladığım çakıya borçluyum. Abim ondan sonra bana kızmıştı ama ne âlâ?
-Sen beni boşver bayadır buraya gelmiyorsun fark etmedim sanma.
Haklıydı bayadır abimin yanına gitmemiştim. Benim evim Muş'un Bulanık ilçesinde okulum da Malazgirt'te. Ben İstanbulluyum ve doğma büyüme Ankaralıyım. Buraya bu okul için gelmiştim. Zaten istediğim yere tercihimi yapabileceğimi ve abimin karışmayancağını bildiğim için yazmıştım. Oldukça popüler bir okuldu ama nüfus azdı. Yalnız yaşayarak parayı da babamdan kalma Ankara'daki iddia bayi ve önceki evlerimizden gelen parayla hallediyordum. Yetmezse de abim atar.
-Yarın sabaha oradayım abicim, denize girmeyi çok özledim.
Dediğimde abimden minik bir kahkaha koptu.
-Beni mi denize girmeyi mi küçük hanım? Ayrıca ya ben yoksan öylece kalırsın.
Bu çocuk maldı.
-Abi sen olsan ne, olmasan ne? Otele beni ücretsiz almayacaklarını mı düşündün? Komiksin. Ayrıca olmazsan da rahat rahat tatlilimi yaparım.
-Göreceğiz bakalım.
Bu salak haklı çıkmak için kesin bir şey yapacak.
-Ee Tuğçe ne yapıyorsun sen? Tenefüste misiniz?
Sorgu başladı.
-Evet, arkadaşımla kafeteryadayız.
Cinsiyetinin erkek olması sıkıntı olmazdı, kızmıyordu fakat sevgiliye ne der bilmiyorum. Büyük ihtimalle önce bir kızar sonra çocukla tanışır iyiyse, hayırlıysa bir şey demez ama şerefsiz çıkarsa kızar ve çocuğu döver.
-Hangi arkadaşmış o? Versene telefonu.
Ofladım, kıskançlık damarı tuttu salağın.
-Ege diye. Sınıftan arkadaşım.
-Tamam telefonu ver.
Ege'ye telefonu uzattım. Zaten dibinde oturduğu için duyuyordu. Ege boğazını temizledi, ben de oturduğum yerden Ege'ye döndüm. Hafif stresliydi.
-Efendim abi?
Ağzımı oynatarak sessizce "Hoparlöre al." Dedim. Dediğimi yaptığında dinlemeye başladım.
-Kimsin sen aslan parçası?
-Tuğçe'nin arkadaşıyım.
Abim biraz durdu, konuşmadı. Sonunda:
-Nasıl bir arkadaş? Arkadaş olan arkadaş mı, erkek arkadaş mı?
Ege anlamayarak bana baktığında sessizce "Arkadaş mısınız, sevgili misiniz?" Diye sorduğunu söyledim.
-Arkadaşız...
Dedi ve tam bir şey diyecekken vazgeçti.
-Iyi tamam kardeşim. Kardeşime dikkatli bak.
Beni Ege'ye emanet etmişti. Ardından telefon kapandı ve Ege 33 ağacın fotosentez yaptığı havayı bıraktı.
Buna güldüm ve "Neden bu kadar stres oldun?" Diye sordum. "Anlamazsın boşver." Dediğinde "Anlardım ama boşverdim." Dedim.
-Bu havada cidden denize mi gireceksin, kızım donarsın.
Ege'nin söylediğine tebessüm ettim.
-Antalya'da hâlâ hava çok sıcak. 15 dereceye ulaşabiliyor, burası da o kadar soğuk değil.
-Hmm, sen bilirsin ama dikkatli ol. Ne kadar kalırsın?
-Bilmem, devamsızlığım fazla. Ama hallederiz rahatça kal.
Sonra zil çaldı ama umursamadık. Anadolu lisesindeyiz ama hiçbir hoca hiçbir öğrenciyi umursamıyor. Bu yüzden burada kalıp yemeklerimizi yemeye devam ettik.
Ayaz şimdi ne yapıyor acaba?
Icimden gelen sesle kendime hayret ettim. Başka bir ses "Ne alaka kızım? Daha sadece Instagram'dan gördün?" Dediğinde ona hak verdim.
Su yeşili gözleri.
Yemeğimizi bitirdiğimizde sınıfa çıktık, sıraya kafamı koyup uyuyacağım. Hâlâ cok uykum var. Kafamı koyduktan birkaç saniye sonra sırtıma hırka koydu birisi. Ege dışında birisi olduğunu sanmıyorum.

🍀
Ege'nin beni hafifçe sarsmasıyla gözlerimi açtım. Maskaram akmasın diye yüzümü ovuşturamadım. Ege'nin "Okul bitti, hadi çıkalım." Sesini başımı yukarı aşağı sallayarak kabul ettim. Çantamı alacaktım ki Ege aldı. "Ege kendine yük etme ver çantayı." Dediğimde kalktım ve gözümün kararmasıyla Ege'ye yaslandım. "Daha ayakta duramıyorsun, çantayı alacakmış, yürü küçük hanım." Eline kaskımı ve motorcu montumu almıştı. Merdivenlerden indikten sonra motorunun yanına doğru gittik. O iki yıl sınıfta kalma ile 16 yaşındaydı. Yakında A1 ehliyet sınavı olduğunu biliyordum. Rüzgardan dolayı ayılmıştım iyice. Ege'nin sesiyle irkildim.
-Sen kaçak mi kullanıyorsun bu motoru? A1 ehliyet yaşın yetmiyor, yeter bile ona da uymuyor. 750 CC bu.
-Kaçak kullanmıyorum.
Okul dışında birkaç yıl boyunca sıkı olarak Istihbarat Ekibinde eğitim aldım. Şuan eskisi kadar yoğun değil ve arada çağırıyorlar. Eğitimler telefondan oluyor. Şuan resmi olarak ajanım ve bunu sadece ekibin bilmesi gerekiyor. Ajan olduğum için sürücü kursuyla, istihbarat ekibi yoğun bir araç dersi vermişti. Ajanlığa ait ehliyetim vardı.
-Anladım, peki.
Nasıl olduğunu çok şükür sorgulamadı.
-Seni de bırakıyorum atla ama yedek kaskım yok.
Tebessüm etti ve sıkıntı olmadığını belirtti.
Arkama bindiğinde prenses prenses süreceğimi sanıyordu. Çok bekler. Ehliyetim ajan ehliyeti olduğu için hızdan ceza almıyorum.
Hayat sana güzel be Tuğçe.
Şuanlık yavaş gittiğimden dolayı elini serbest bırakmıştı. Ani bir hızla belime sarılmasını sağladım. Konuşmaması için de hızımı azaltmadım. Evi benim evimin yolundan geçtiği için sıkıntı yok.
Evin önüne geldiğimizde indi ve kaskımın camını açarak yanağımdan makas aldı. Ona gülümsedim. Vedalaştıktan sonra uzaklaştı.
Ben de sonunda eve geldiğimde hızlıca makyajımı çıkarıp, pijamalarımı giydikten sonra uyudum.
Uyandığımda saat 21.12 idi. Hemen kalkıp terliklerimi giydim. Hastalanmak istemiyorum, hele ki tatile giderken asla. Lavaboya girip işlerimi hallettim. Ardından odama geçtim ve uzerime siyah bir hoodie altıma da siyah kısa kumaş bir şort geçirdim. Ardından motor çantamı indirdim ve içine kıyafetlerimi ve bikinilerimi koydum. Sonra makyaj masama geçtim ve önce yüzümü nemlendirdim sonra yüzüme kask gececek olmasına rağmen alışkanlık olarak güneş kremi koydum. Yüzümde kapatılması gereken yerlere kapatıcı sürdüm ve pudra ile sabitledim. Hafif bir bronzer, kontur ve allık ile yüzümü renklendirdim. Kirpiklerimi kıvırıp maskaramı sürdüm. Sonra siyah bir göz kalemi ile açık mavi gözlerimi belirginleştirdim. Kaşlarımı sabitlemediğimi fark ettiğimde kaşlarımı güzelce sabitledim ve doldurdum. Kaşlarım oldukça seyrek. Dudaklarımı dudak kalemi ile çerçeveleyip o tonlarda ruj sürdüm. Sanki buff takınca hepsi gitmeyecekmiş gibi. Neyse bir yere oturduğumda tazelerim.
Üzerime motorcu montumu geçirmeden hemen önce saçlarımı taradım ve makyaj ve kişisel bakım malzemelerini bir çantaya koyup motor çantasının içine koydum.
Bitmesinin huzuru ile derin bir iç çekip aynaya baktığımda ağlayacaktım. Güzel görünmüyordum, sanki pijamalarimla tatile gidiyormuşum gibiydi. Bunu gece kumsalda giyerim diyerek çantamı açtım ve içinden kalçamın altında biten mini siyah yırtık şort, üzerime de kalın askılı sırtı ipli, göğüs dekoltesi olan belimi biraz kapatan bir üst giyip üzerine de siyah deri ceketimi attım. Üzerimi gümüş takılarla kuşadığımda hazırdım. Aynaya baktığımda görüntü hoştu. Üzerime bolca parfüm sıkıp, çantama o parfümü de ekledim. Sonra siyah parlak bir buffu kafama geçirip çantamın yanına birkaç buff ve şarj aletlerimi koydum. Kaskımı taktığımda hazırdım. Ayakkabılarımı giyip çantama birkaç terlik ve ayakkabı koydum ve aşağıya indim.
Motoru düz yola çıkardım, tam bineceğim... Lavuğun birinin "Hay yavrum be." Dediğini duydum.
Resmen beni sınıyor.
İç çekip çocuğa döndüm. "Bak," diyerek söze başladım. "Sen var ya bir kere elime düşersen seni bir daha yürüyemez hale getiririm." Kaşlarımı kaldırıp ona baktım. Kask ve buffun içinde ne kadar gözüküyor bilmem. "Halla halla yapsana bir bakayım." Dediğinde gözüne sertçe yumruk atıp motoruna binip uzaklaştım.
Hem genetik olarak hemde zamanında yıllardır aldığım dövüş eğitiminden dolayı oldukça güçlüyüm, bana bulaşan bundan dolayı pek olmaz.

🍀
Hava tamamen aydınlandığında çok az bir yolum kaldı. Otele gittiğimde abimle selamlaşıp direkt uyuyacaktım bu yüzden yemekle uğraşmak istemiyordum. Bir kafe gibi bir yer gördüğümde durdum, motoru park Edip, telefonumu ve makyaj çantamı alıp içeriye girdim.
Hızlıdan bir kahvaltı sipariş ettim.
Zemra'dan gelen "Niye gelmedin?" Mesajıyla ne gruba ne de Zemra'ya söylemediğim aklıma geldi ve önce Zemra'ya sonra gruba uzunca ne olduğunu falan yazdım. Bu sürede yemek gelmiş ve yemeğimi bitirmek üzereydim.
Yemeğim bittikten sonra makyajımı tazelemek için aşağıya indim. 5-10 dakikalık yol kalmıştı. Aşağıda makyajımı tazeleyip çıktığımda fark ettirmesem de hayatımın şokunu yaşadım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18