1. bölüm / 2
IAF GÜNLÜKLERİÖlmüş Akıl hocamla konuşuyorum
Bölümler 2Şu an: Ölmüş Akıl hocamla konuşuyorum
- 1 Ölmüş Akıl hocamla konuşuyorum899 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Verandada kaliteli saatler(yalan)857 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Isaac.."
Evet ilk duyduğum şey buydu. Gözümü açtığımda hiçliğin içindeydim. Heryeri kaplayan karanlık bana doğru ilerliyordu. Aklıma başka hiçbir şey gelmedi.
Ayağa kalktım.
Ve var gücümle koşmaya başladım.
Karanlık arkamdan gelmeye devam ediyordu. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Nerdeydim lan ben? Ve nasıl buraya gelmiştim?
Herşey o kadar gerçekti ki. Neyse ki o kadar da uyku sersemi değildim.
Bunun bir rüya olduğu apaçık belliydi. Daha demin kampta yatağıma yatıp, Jake ile yatmadan önce küçüklere şarkı söylemiştik. Ve zaten rüya olduğu çok belliydi. Normalde protez bacağım ile bu kadar hızlı koşamazdım çünkü.
Bir an refleks olarak aşağı baktığımda iki bacağımın da yerinde olduğunu gördüm. Tamam, ananı avradını. Rüya bu.
Sanırım pek hızlı olamamıştım gene de. Çok geçmeden gölgeler bana yetişti ve etrafımı sardı.
"Isaaaaaaaaaacc.."
Geri çekildim. "Bismillahirrahmanirrahim. Kim var orda?!" Yanlışlıkla Yunanlı bir insandan Türklüğe geçiş yaparak.
Aniden sırtımda bir önce hissettim."Bi kere de normal rüya görsem başıma taş düşer heralde!" Hızla arkamı döndüm ve arkama bir yumruk savurdum. Ah, kahretsin.
Karanlık elimi içine çekmeye başladı. Tam bu anda gerçek bir acı hissetmeye başladım. Kolum deli gibi acımaya başladı. Acıyla haykırdım.
Gölgeden uzaklaşmaya çalıştım. Elimi kurtarmaya çalıştım. Ama olmadı.
"Isaac..~" bu sefer ses, ilk duyduğum sese hiç benzemiyordu.
Kolumu boş verip sesin geldiği yere baktım. "Anam avradım olsun ki, her kimsen ve ne yapıyorsan seni pişman edeceğim."
Ses korkunç bir kahkaha attı. "Ahh, Isaac. Çok komiksin. Zaten ölü olan birisini nasıl öldürmeyi planlıyorsun, süper zeka?"
Dondum. Gerçek anlamda dondum. Ölü mü dedi o? Dur bir dakika.
"Anlamanı beklerdim, Isaac. Nasıl olsa zeki olan sensin." Dedi ses alaycı bir şekilde.
O an kafama dank etti. Başka kim bana süper zeka diyordu ki? Çok kolaydı. Peki ölü olduğu halde nasıl buradaydı? Rüyamda ne arıyordu..
"Hâlâ eskisi gibisin, Isaac" dedi Luke Castellan bana.
Bir an ona sadece baktım. Gerçekten baktım. O yüzü görmeyeli uzun zaman olmuştu doğrusu. O sarı saçlar, mavi gözler ve sol gözünün yakınındaki kesik ile karşımdaydı.
Özlemiştim doğrusu. 6 yaşından beri tanırdım onu. Eğer Kronos tarafından manipüle edilmeseydi belki de hala hayatta olurdu. Belki de kimse ölmezdi. Belki de sol bacağımın yarısını kaybetmezdim.
Gene de bunlar hala alaycı bir yorum yapmamam için engel değildi. "Bakıyorum da Kronos olmadan baya bi yaşlı duruyorsun, Luke."
Luke güldü. Ama gerçekten güldüğünü hissetmiştim. Yani bunu bakışlarından anlayabiliyordum. Eskiden Kronos'tan önce bana nasıl bakıyorsa öyle bakıyordu. Bir abi gibi. "Hiçbir zaman sakin kalamayacaksın değil mi?" Dedi yorgun bir sırıtışla iç çekerek.
Omuz silktim. "Belki de beni bu gölgeden kurtarırsan düzgün bir konuşma yapabiliriz."
Luke bana baktı. Sonra da gölgeye. "Kusura bakma evlat, sana yardım edemem. Belki sana dokunamam bile."
Ona şöyle bir bakış attım. "Adı üstünde 'Rüya'dayız. Bence dokunabilirsin." Boşta kalan elim ile tırnak işareti yaparak.
Luke bana bakıp iç çekti. Bana doğru yürümeye başladı. Yanına geldiğinde onu daha yakından inceledim. Benden her zamanki gibi birkaç santim uzundu. Mavi gözlerinde eskiden olduğu gibi renk vardı. Ve ölürken giydiği kıyafetler yerine günlük giydiği kıyafetler içindeydi.
Soru sormak için ağzımı açtım ama o sırada kolumu tutup beni çekti. Kolumu saran gölge bir anda yok oldu. Ancak kolum deli gibi yanmaya başladı. Acıyla tısladım.
"İyi misin?" Luke beni bırakırken. Koluma baktı. Bende koluma baktım. "Evet, boşver."
Bir süre sessiz kaldık. Ardından Luke bir kolunu omzuna attı ve beni kendine çekip sarıldı. Evet bunlar tam 3 saniyede gerçekleşti. Yaşlandım galiba yetişemiyorum.
"Hâlâ aptallıklara devam ediyorsun, ha?"
"Ne demezsin."
Bende ona sarıldım. Gerçi pek duygusal bir insan değildik ikimizde. Bu yüzden saçlarımı karıştırıp benden ayrıldı. Yürümeye başladı. Peşinden gittim.
"Nereye gidiyoruz?"
"Işığa."
Sırıttım. "Kusura bakma Luke, ben ölmek için çok gencim."
Luke bana salak-yemin-ediyorum-gerizekalı bakışı attı. "Merak etme, salak herif, seni de yanımda götürmek isteseydim bunu çoktan yapardım."
Ben, Luke'a sırıtırken Luke aniden durdu ve yere oturdu. Nereye geldiğimizi fark etmemiştim bile. Ama şimdi etraf bembeyazdı. Uçsuz bucaksız bembeyaz bir hiçlik.
Luke'a baktım. Bana gel-yanıma-otur anlamında bir işaret yaptı. Bende onun yanına oturdum.
"Şimdi...napıyoruz? Ve nasıl burdasın?" Dedim ona yan gözle bakarken.
Luke ise beni süzmekle meşguldü. "Ölü özellikleri." Dedi umursamazca.
"Çok açıklayıcı oldu, teşekkürler."
Luke bir süre konuşmadı. Zaten normalde düşünürken de konuşmazdı. Ne düşündüğünü merak ediyordum doğrusu.
En sonunda iç çekip mavi gözlerini benim gözlerime dikti. "Isaac, son zamanlarda ölüleri görüyorsun..bunun farkındasın değil mi?"
Göz devirdim. "Şimdi de başıma koruyucu melek kesildin yani. Wow, tebrikler Luke."
O da bana göz devirdi. "Yarım saniye ciddi ol, Isaac. Merak etme şizofren olmuyorsun onları gördüğün için."
Tekrar sessiz kaldık. Aslında sessizlik rahatsız ediciydi. Kulaklarımda uğulduyordu. Bir süre sonra homurdanmama engel olamadım. "Öylece durmak için mi burdasın cidden?"
Luke bana sakin bir bakış attı. "Sessizlik seni rahatsız etti galiba."
"Tabiki rahatsız etti! Kim rahatsız olmaz! Ayrıca rüyamda bir ölü görüyorum. Ne kadar rahatlatıcı ama."
"Bak Isaac sana birşey anlatmaya geldim beni beş dakika dinler misi-" Luke daha cümlesini bitiremeden anında sustum. Muhtemelen Nyssa görse benle gurur duyardı şuan.
Luke şakakların ovdu. "Harika, hala olgunsun. Buda bir gelişme." Başını kaldırdı. Mavi gözleri tekrar bana dikildi. "Dinle beni, Küçük Saac."
"Kaba," diye mırıldandım. "Artık o kadar küçük değilim." Luke hayatımda gördüğüm en yorgun bakışı attı. "Pekala, dinlemedeyim komutanım." Bakın, ölü birisi rüyanıza geliyorsa iki sebep vardır: 1-muhtemelen vermediğiniz borçları isteyecektirler; 2-hayatınızı mahvedecek bir haber vermeye gelmişlerdir. (İki olasılığın da olma olasılığı %50)
Luke konuşmak için ağzını açtığı anda aniden etraf sallanmaya başladı. Işık kaybolmaya,kırılmaya başladı. Luke kayboluyordu. Uyanıyordum.
Luke ayağa kalktı. "Isaac! Dinle beni! Percy'nin yanından ayrılmaman konusunda bana bir söz vermelisin!" Gittikçe silinikleşiyordu.
Bende ayağa kalktım. Tam o anda aniden aşağı doğru düşmeye başladım. Yukarı baktığımda kaybolan Luke'un silüeti bana birşeyler söylemeye çalışıyordu..
"LUKE!"
Bölüm etkileşimi
