2. bölüm · 𝕽𝖆𝖘𝖑𝖆𝖓𝖙ı| 𝐉𝐞𝐨𝐧 𝐉𝐮𝐧𝐠𝐤𝐨𝐨𝐤

Bölüm 2

Neb ★

Jungkook okula yeni gelmişti ama anlaşılan o ki okuldaki o tayfa için gelmişti.
7 kişiydiler Jungkook ile birlikte; Jimin, Hoseok, Seokjin, Yoongi, Taehyung, Namjoon. Okulun serseri grubuydular; Seokjin, Yoongi ve Namjoon bizden bir sınıf üstteydiler.
Son günlerde -Jungkook ile geçen garip gecenin ardından- onunla pek bir iletişimimiz olmamıştı tabii bana olan bakışlarını saymazsak. Aslında ona karşı mahcup da hissediyordum bir bakıma, ona teşekkür etmeliydim ama utanıyordum o anki tavrım yüzünden. Her neyse diyip kafamı iki yana salladım, düşüncelere dalmıştım her zamanki gibi.
Bir yandan işe yetişmeye çalışıyordum, Bay Kim beni kovmazsa iyidir her zaman ucu ucuna yetişiyordum çünkü. Part-timedı işim, okuldan sonra mesaiye kalıyordum geceye kadar. Uniformayı giyip (beyaz gömlekti klasik) kafeye gittim. Aceleyle içeri girip personel odasına girdim, saçımı dağınık topuz yapmıştım bulduğum bir kalemle. Okul sonrası pek kalabalık olmuyordu burası ama bugün istisnaydı anlaşılan, bayram günü gibiydi. "Yoojin sen şu masaya bak, geliyorum hemen." diye bir ses işittim. Hemen masaya gidip siparişleri almaya başladım.
"Bir Kimchi?Tamamdır efendim."
Not defterine yazıp mutfağa iletiyordum. Siparişleri masaya götürürken Jungkook ve tayfasını da görmüştüm. Of biz bu çocukla bu kadar çok karşılaşmak zorunda mıydık diye geçirdim içimden. Onların siparişlerini almak istemiyordum fakat Nayeon Unnie bugün izinli olduğu için çoğu iş bendeydi. Onların masaya doğru gittim, hepsi oradaydı. Beni tanımışlardı tabii ki. "Oo Yoojin burda mı çalışıyodun?" dedi Seokjin. Kafamı sallayıp ona tebessüm etmiştim. "Tamam arkadaşlar herkes versin siparişlerini." dedi aralarında biraz soğuk olan Yoongi. Herkes siparişlerini verirken Jungkook'un meraklı bakışlarını üzerimde hissediyordum fazlasıyla. Not ederken başımı kaldırıp ona baktım siparişini tek söylemeyen oydu. Kendisine gelip "Americano alabilir miyim?" demişti. Aramızda geçen kısa süreli bakışmanın ardından siparişi not edip lavaboya doğru gittim, kalbim niye böylesine hızlı atıyordu anlamış değilim, Jungkook benim hiçbir şeyim değildi oysaki.

Yorucu geçen gecenin ardından etrafı biraz daha topladık, dükkanı kapatacaktık artık.
Tüm her şey tamamdı kepengi de kapatmıştık. Tam telefonumu elime aldığımda annemden 5 cevapsız çağrı olduğunu gördüm. Anlaşılan uzun bir gece olacaktı, ailemle aram kötüydü ve en son ne zaman iyi olduğunu hatırlamıyordum bile. Bugun personel eksiği olduğundan fazladan mesaiye kalmak zorunda kalmıştım ve anlaşılan bu hoşlarına gitmemiş olmalı. Kendi paramı kazanıp bu evden defolup gitmek istiyordum bir an önce...
------
(Sabah)
Jungkook'tan

Yoojin aklımdan çıkmıyordu, beni endişelendiriyordu. Bir gün mutsuzdu ertesi günse hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Onu henüz tam anlamıyla tanımasam bile benim için farklı hissettiriyordu.
Okula geleli henüz iki hafta oluyordu neredeyse, alışmıştım artık. Tüm arkadaşlarım buradaydı, iyiydi.
Yine bir okul günü her zamanki yerimizdeydik, en köşedeki bankta oturuyorduk. Tae ve Hoseok şakalaşıyordu yine, herkes bir muhabbet içerisindeydi.
Gülüşürken bir anda Yoojin'i görmemle ona bakmaya başladım, ilk defa saçlarını toplamıştı ve bu ona kesinlikle çok yakışmıştı. Bizim olduğumuz tarafa bakınca hemen kafasını geri çevirdi. Yaşadığımız raslantılar aramızdaki etkileşiminin gittikçe garipleşmesini sağlıyordu. Önce Han Nehir'ndeki karşılaşmamız sonrasında benim onların sınıfına gelmiş olmam ve dün kafede olan karşılaşmamız.. Sanki hepsi düzenlenmiş gibiydi, garip raslantılardı.

Fark etmeden dalmış olmalıyım ki Tae "Leyla olmuş gitmiş Jungkook haberimiz yok." diyip benimle alay etmeye başlamıştı bile. Jimin "Arkadaşlar kalkın ya bu ne uyuşukluk, benimle basketbola var mısınız?" demişti.
Herkes okeylerken bende az da olsa kafa dağıtmak için onlara katıldım. Okulun basketbol sahasının oraya gitmiştik. Terli ve oldukça kapışmalı geçen maçın ardından su molası vermek istemiştik. Çok terlediğim için okulun soyunma odasına gidip tişortumu değiştirmek istedim, yanımda Tae de vardı. Sınıfa girecekken Yoojin ile çarpıştık "Pardon. Görmemişim, kusura bakma." demişti. Ona gülümseyip "Sorun yok." dedim. O da gülümseyip gitmişti. Yoojin ilk defa bana GÜLÜMSEMİŞTİ. Tae, Yoojin gittiği anda ooolamaya başlamıştı bile. "Ooo birbirinize olan bakışlarınızı gördüm, yeni bir aşk mı doğuyor yoksa hee??" demişti. "Tae saçmalamaya başladın dostum, güneş vurdu galiba sana."
Tae hâlâ bana bakıp pişkin pişkin sırıtıyordu. Onu önemsemeyip yol aldım, arkamdan geliyordu. "Aman buna da bir şey demeye gelmiyor." diyip gülmüştü. İçten içe ben de mutlu olmuştum aslında garip bir şekilde..
İçimde anlamlandıramadığım hisler vardı.

------
Biraz kısa olmuş olabilir, kendimi geliştirmeye çalışıyorum🫶
Bu arada, Jisoo ve Zayn işbirliği harika olmamış mı sesleri çok uyumlu

OY VE YORUMLARINIZI EKSİK ETMEYİN LÜTFEN