1. bölüm / 1
𝐀𝐝ı 𝐊𝐨𝐲𝐮𝐥𝐦𝐚𝐲𝐚𝐧 𝐁𝐢𝐫 𝐀𝐬̧𝐤Hatırlanan Yüz
Bölümler 1Şu an: Hatırlanan Yüz
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaz tatili bitmişti. Artık on yedi yaşındaydım ve lise üçe gidiyordum. Ailemin bazı işleri yüzünden taşınmıştık; yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni insanlar…
Benim için oldukça önemli bir gündü. O gece yatağıma uzandım ama ertesi günün heyecanından uyuyamadım. En son gözlerimi kapattığımı hatırlıyorum.
Sabah saat 08.18’de uyandım. Alarm çalmamıştı. Bir anda fırlayarak yataktan kalktım.
Koşarak tuvalete gittim, üstümü değiştirdim, ağzıma bir tane kurabiye attım. Saçımı taradım, hafifçe allık sürdüm, kirpiklerimi kıvırdım ve evden çıktım. Evde kimse yoktu tek çocuktum. Ailem çok meşgul insanlardı, çoğu zaman eve gelmezlerdi. İkisi de aynı iş yerinde çalışıyordu.
Ailemin bazı işleri yüzünden taşınmıştık; Kapıyı kilitledim. Telefonumu çıkarıp saate baktım: 08.32. Sonunda okula gelmiştim. Ama kapı kilitliydi. Güvenlik de yoktu.
Şaşkınlıkla ve nefes nefese etrafa baktım; kimse görünmüyordu. Bir an düşündüm, sonra kapıdan atlamaya karar verdim.
Çantamı düzelttim ve çıkmaya çalıştım.
Tam atlarken biri karşıma çıktı. Uzun boyluydu, takım elbise giymişti. Saçları özenle taranmış, cildi kusursuzdu. Bana elini uzattı ve inmeme yardım etti.
İndim, üstümü silkledim.“Teşekkür ederim,” dedim.“Bu sır aramızda kalsın,” diye ekleyip hızla oradan uzaklaştım.
Koşarak sınıfımı aradım. Sınıfa girdiğimde herkes yerinde oturuyordu, hoca ayaktaydı. Beni görünce sınıftakiler alaycı bir şekilde güldü.“Okulun ilk günü de geç kalmazsın,” dedi hoca.Aşırı utandım.
Özür dileyip boş bir sıra aradım. En arkada, yanında kimse olmayan bir yer vardı; gidip oturdum.Hoca herkesi sırayla tanıtmaya başladı. Sıra bana geldiğinde ayağa kalktım.
“Adım Afra. On yedi yaşındayım. Buraya yeni geldim, başka bir şehirden geliyorum,” dedim.Hoca, daha önce nerede yaşadığımı sordu.“Küçük bir kasabada, Muğla’da yaşıyordum,” dedim.
Sınıftan bir çocuk alaycı bir sesle,“Yani köylüsün,” dedi.Sınıf gülmeye başladı.Hoca sertçe, “Tamam, otur,” dedi ve sınıfı susturdu.
Kendimi çok garip hissediyordum. O an sınıftan kaçıp gitmek istedim. Neyse ki zil çaldı.
İkinci ders matematikti. Tenefüste herkes birbirine yaklaşmış, kaynaşmıştı. Ben sadece izledim. Tuvalete gittim, derin bir nefes aldım, üstümü düzelttim.Sınıfa doğru yürürken zil çaldı.
Yerime geçip oturdum. Sınıftakilerin konuşmalarını duydum. Matematik hocası aynı zamanda sınıf hocamızdı.Off, hiç sevmiyorum bu dersi. Nasıl yapacağım? diye geçirdim içimden.
Hoca geldi, herkes ayağa kalktı. Önümde çok uzun boylu biri oturuyordu; ayakta olsam bile hocayı göremiyordum. Ama hocanın erkek olduğunu anlamıştım.“Oturun,” dedi.
Çantamdan matematik kitabımı çıkardım. Kafamı kaldırıp hocaya baktım. O da bana bakıyordu. Göz göze geldik. Birkaç saniye öylece kaldık.
Şaşkınlıkla ona bakıyordum; o da duygularını bastırmaya çalışsa da şaşkın görünüyordu. Gözlerimi kaçırdım. O ise boğazını hafifçe temizledi.
Bölüm etkileşimi
