Hüsran kitap kapağı

1. bölüm / 1

Hüsran

1 bölüm köy

Vaveyla Yazarı: zeynep Şükür

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1 bölüm köy
  1. 1 1 bölüm köy2.084 kelime · Okuduğun bölüm

Şimdi tekrardan merhaba arkadaşlar. Kitaptaki tüm bölümleri sildim ve kitaba Yeniden başlıyorum. O kadar Rezalet bir şekilde yazmışım ki kendimden utandım o yüzden her şeyi yeniden başlıyoruz. Bana destek verirseniz çok sevinirim.

Köyde sabahlar güneşten önce başlardı.

Horozların sesi daha hava aydınlanmadan evlerin arasına yayılır, ardından ahırlardan gelen hayvan sesleri duyulurdu. Bir evin kapısı açılır, başka bir evin penceresinden ışık sızar, kadınlar kahvaltı hazırlamaya başlardı. Erkeklerin çoğu tarlalara, hayvanların yanına ya da köyün biraz dışındaki işlerine giderken çocuklar da uykulu gözlerle okula hazırlanırdı.

Köy öyle küçücük bir yer değildi ama burada herkes birbirini tanırdı. Kimin kimin çocuğu olduğu, hangi ailenin hangi tarlaya sahip olduğu, kimin dün pazara gittiği, kimin kiminle tartıştığı bilinirdi. Birinin başına bir şey gelse haber bütün köye yayılmadan öğle bile olmazdı.

Ali de bu köyde doğup büyümüştü.

O sabah her zamanki gibi erkenden uyandı. Üzerine eski gömleğini geçirip odasından çıktığında evin içi hâlâ sessizdi. Mutfağa girdiğinde annesini ocağın başında buldu. Annesi arkasını dönmeden, "Uyandın mı oğlum?" diye sordu. Ali masaya otururken, "Uyandım ana. Sen gene erkenden kalkmışsın," dedi. Annesi hafifçe gülümsedi. "Ben kalkmayım da kim kalksın?"

Ali'nin önüne peynir, zeytin, ekmek ve çay koydu. Ali daha çayına uzanmadan annesi ona bakıp, "Bugün tarlaya gidecek misin?" diye sordu. Ali omuz silkti. "Gidecem ama öğleden sonra. Sabah köyde bi işim var." Annesi kaşlarını hafifçe kaldırarak, "Ne işin var?" diye sorunca Ali, "Kadir çağırdı. Bi yere gidecez," diye cevap verdi.

Annesi Kadir'in adını duyunca başını salladı. Onun kim olduğunu sormasına gerek yoktu. Kadir'i neredeyse Ali kadar iyi tanıyordu.

Kadir, Ali'nin çocukluğundan beri hayatında olan birkaç kişiden biriydi. Köyde Ali'nin gerçekten samimi bulduğu tek kişi olduğu söylenebilirdi.

Çünkü Ali'nin çevresinde insan çoktu ama dostu yoktu.

Köydeki gençlerin çoğu onunla konuşur, selam verir, bazen beraber oturmak isterdi. Fakat Ali onların çoğunun kendisine gerçekten yakın olmak istemediğini düşünüyordu. Kimi merakından konuşuyor, kimi doğurgan olduğu için onu ilginç buluyor, kimi de sadece köyde hakkında konuşacak yeni bir şey arıyordu.

Kadir öyle değildi.

En azından Ali'nin bildiği kadarıyla.

Ali doğurgandı.

Bu, köyde olağanüstü bir şey sayılmazdı. Doğurganlık nadir görülse de bu dünyada normal kabul edilen bir durumdu. Doğurganlar çocuk taşıyabilirdi ve bu yüzden sayıları az olduğu için diğerlerinden biraz daha fazla dikkat çekerlerdi.

Ali de doğurganlardan biriydi.

Ama onun görüntüsü çoğundan farklıydı.

Yıllardır tarlada çalıştığı için vücudu iri ve kaslıydı. Omuzları geniş, kolları güçlüydü. Güneşin altında geçirdiği uzun saatler tenini iyice bronzlaştırmıştı. Köydeki diğer doğurganların çoğu daha narin bir yapıya sahipken Ali, normal erkeklerin arasında bile kolayca fark ediliyordu.

Bu yüzden insanların bakışlarına alışmak zorunda kalmıştı.

Bazen birileri ona uzun uzun bakar, sonra kendi arasında fısıldaşırdı. Bazen de hiç tanımadığı insanların onun hakkında konuştuğunu duyardı.

Ali bunların hiçbirinden hoşlanmıyordu.

Ama alışmıştı.

Kahvaltısını bitirdiğinde ayağa kalktı. "Ben çıkıyom ana," dedi. Annesi arkasından, "Akşam çok geç kalma oğlum," diye seslendi. Ali kapıya yönelirken, "Tamam," diye cevap verdi.

Tam çıkacakken annesi tekrar seslendi. "Ali."

Ali dönüp baktı.

Annesi birkaç saniye tereddüt ettikten sonra, "Babanla bugün konuşmamaya çalış. Sabah beri keyfi yok," dedi.

Ali'nin yüzündeki ifade bir anda değişti. "Ben zaten konuşmuyom onunla," diye cevap verdi.

Annesi iç çekerek, "Oğlum..." dediğinde Ali başını salladı. "Tamam ana. Merak etme."

Daha fazla konuşmadan evden çıktı.

Babasıyla arasındaki ilişki hiçbir zaman iyi olmamıştı.

Babası onu büyütmüş, evin ihtiyaçlarını karşılamış ve çalışmasını sağlamıştı. Fakat Ali bunların hiçbirini sevgi olarak görmüyordu. Babasının yanında kendisini hep diken üstünde hissederdi.

Ona karşı çıkmaya cesaret edemezdi.

Ama bu, babasını sevdiği anlamına gelmiyordu.

Aksine, Ali babasının sesini duymaktan bile hoşlanmazdı.

Köy yoluna çıktığında güneş yeni yeni yükseliyordu. Toprak yolların kenarında tavuklar eşeleniyor, bazı evlerin önünde kadınlar birbirleriyle konuşuyor, erkekler de çoktan işlerinin başına geçiyordu.

Ali'yi görenler selam veriyordu. "Sabahın hayrı olsun Ali," diyenlere Ali başıyla karşılık verip, "Sağ ol amca," diyordu. Başka biri, "Kolay gelsin oğlum," diye seslendiğinde ise "Sağ ol," demekle yetiniyordu.

Ali kimseyi terslemiyordu. Köyde büyümüş biri olarak insanlara selam vermenin, hâl hatır sormanın normal olduğunu biliyordu.

Fakat bakkalın önüne geldiğinde durumu biraz değişti.

İçeride ve kapının önünde birkaç genç oturuyordu. İçlerinden biri Ali'yi fark edip, "Ali! Nereye gidiyon?" diye seslendi.

Ali yürümeye devam ederek, "İşim var," dedi.

Çocuk tekrar, "Ne işi?" diye sorunca Ali durdu ve arkasına baktı.

Bu çocuk Hasan'dı.

Ali onu çocukluğundan beri tanıyordu. Aynı köyde büyümüşler, bir dönem aynı okula gitmişlerdi. Aileleri de birbirini tanıyordu. Hasan kötü biri değildi ama Ali onu hiçbir zaman pek sevememişti.

Fazla meraklıydı.

Birinin ne yaptığını, nereye gittiğini, kiminle konuştuğunu öğrenmeden rahat edemezdi. Üstelik duyduğu şeyleri de içinde tutamazdı.

Ali mümkün olduğunca Hasan'la kısa konuşurdu.

"İşim var işte Hasan. Sana ne?" dedi.

Hasan gülerek, "Ne kızıyosun hemen? Sorduk sadece," diye karşılık verdi.

Ali omuz silkip, "Ben de cevap verdim," dedi.

Hasan'ın yanında oturanlardan biri gülmeye başladı. Hasan ise Ali'nin arkasından bakıp, "Sen de iyice huysuz oldun ha," diye seslendi.

Ali cevap vermeden yürüdü.

Fakat daha birkaç adım atmıştı ki Hasan yine seslendi. "Ali, bi şey soracam."

Ali durdu. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra, "Ne var?" dedi.

Hasan yanına gelip sesini biraz alçalttı. "Dün seni tarlada görmüşler."

Ali kaşlarını çattı. "E?"

Hasan biraz daha yaklaşıp, "Yanında yabancı bi araba varmış," dedi.

Ali bir an sustu.

Araba.

Evet, dün gerçekten bir araba görmüştü.

---

Bir gün önce Ali tarladan eve dönüyordu.

Güneş yavaş yavaş alçalmış, tarlaların üzerine akşamın sıcak ışığı düşmüştü. Ali elindeki aletleri toparlayıp omzuna attıktan sonra köy yoluna doğru yürümeye başlamıştı.

Tam köye yaklaşırken arkasından gelen motor sesi dikkatini çekti.

Ali başını çevirip baktı.

Köyün tozlu yolunda siyah, son derece lüks bir araba ilerliyordu.

Ali'nin adımları istemsizce yavaşladı.

Köyde doğru düzgün araba bile yoktu. Olanların çoğu yıllardır kullanılan eski araçlardı. Bu araba ise köyün ortasında fazlasıyla yabancı duruyordu.

Parlak siyah gövdesi güneşin son ışıklarını yansıtıyor, koyu camlarından içerisi hiç görünmüyordu.

Araba Ali'nin yanından geçerken Ali birkaç saniye boyunca ona baktı.

Köydeki birkaç kişi de aynı şeyi yapmıştı.

Evlerinin önünde oturan yaşlı adamlar konuşmalarını kesmiş, çocuklar yolun kenarına çekilmişti. Biraz ilerideki iki kadın da birbirlerine bakıp fısıldaşmaya başlamıştı.

Araba köyün içine doğru ilerledi.

Ali arkasından bakarken kendi kendine, "Kim bunun sahibi acaba?" diye düşündü.

Araç biraz ileride yavaşladı.

Ali dikkat kesildi.

Fakat araba yeniden hareket edip köyün içlerine doğru devam etti.

Ali omuz silkti. "Herhalde birinin misafiridir," diye düşünüp yoluna devam etti.

O an bunun üzerinde fazla durmadı.

---

"Ali?"

Hasan'ın sesiyle Ali düşüncelerinden çıktı.

Hasan hâlâ karşısında duruyordu. "Ne oldu? Daldın gittin," dedi.

Ali gözlerini kırpıştırdı. "Bi şey olmadı."

Hasan tekrar, "Araba neyin nesiydi?" diye sordu.

Ali omuz silkti. "Ben de bilmiyom. Dün gördüm sadece."

Hasan'ın yüzünde meraklı bir gülümseme oluştu. "Kimindi acaba?"

Ali iç çekti. "Hasan, vallahi bilmiyom. Bana ne?"

"Belki sana gelmiştir."

Ali ona boş boş baktı. "Sabah sabah kafamı şişirme."

Hasan gülmeye başladı. "Tamam be, ne kızıyosun?"

Ali başını iki yana sallayıp yoluna devam etti.

Arkasından Hasan'ın hâlâ bir şeyler söylediğini duyuyordu ama artık dinlemiyordu.

Köyde böyleydi.

Bir şey görürlerdi, sonra herkesin bir fikri olurdu.

Bir araba geçerdi, kimin arabası olduğunu konuşurlardı.

Birisi tarlada biriyle konuşurdu, akşama o konuşmanın on farklı şekli çıkardı.

Ali buna yıllardır alışmıştı.

Bakkalı geçtikten biraz sonra Kadir'i gördü.

Kadir yol kenarında durmuş onu bekliyordu. Ali'yi görünce elini kaldırdı. "Geç kaldın."

Ali yanına yaklaşırken kaşlarını kaldırdı. "Daha sabah oldu Kadir. Ne ara geç kaldım?"

"Ben yarım saattir burdayım," dedi Kadir.

"Kim dedi sana erkenden gel diye?"

"Ben kendim geldim."

Ali başını iki yana salladı. "Senin aklın biraz bozuk."

Kadir gülerek, "Sen de beni çok seviyon," dedi.

Ali hafifçe güldü. "Orası tartışılır."

Kadir onun yanında yürümeye başladı.

Bir süre köyün içinde dolaştılar. Kadir arada bir konuşuyor, Ali kısa cevaplar veriyor, sonra ikisi tekrar sessizleşiyordu.

Bir ara Kadir, "Dün seni tarlada gördüm," dedi.

Ali ona baktı. "E?"

"Çok çalışıyodun."

"Çalışacam tabii. Tarlayı sen mi sürcen?"

Kadir güldü. "İstersen sürerim."

"Sen önce kendi işini yap."

Kadir birkaç saniye sustu. Sonra gülerek, "Benim işim sensin zaten," dedi.

Ali ona dönüp baktı.

Kadir hemen gülümseyerek, "Şaka yaptım," diye ekledi.

Ali gözlerini devirdi. "Saçmalama."

Kadir'in yüzünde hâlâ gülümseme vardı.

Köyün meydanına geldiklerinde yaşlı kadınlardan biri onları gördü.

Kadın uzaktan elini kaldırarak, "Ali oğlum!" diye seslendi.

Ali durdu.

Kadın yanlarına geldiğinde önce Ali'ye baktı. "Nasılsın oğlum? İşler nasıl gidiyor, tarlalar iyi mi?" diye sordu.

Ali başını salladı. "İyiyim teyze. İşler de iyi gidiyo, şimdilik bi sıkıntı yok."

"İyi, iyi. Sen de kendini fazla yorma. Gençsin ama insanın bedeni bi yerde yorulur."

"Yok teyze, alıştım ben."

Kadın bu kez Kadir'e döndü. "Kadir oğlum, sen nasılsın? Seni de göremiyoz doğru düzgün. İşler nasıl gidiyor?"

Kadir gülümseyerek, "İyiyim teyze. İşler de iyi, çok şükür," dedi.

"İyi. Annen nasıl?"

"İyi. Selamını söylerim."

"Söyle oğlum. Geçen gün pazarda gördüm onu."

Kadir gülümseyerek başını salladı.

Kadın ikisine birden baktı.

Önce Ali'ye, sonra Kadir'e.

Yüzünde hafif muzip bir ifade oluştu.

"Siz de maşallah hiç ayrılmıyosunuz. Biri nereye gitse öteki de orda. Benden duymuş olmayın ama millet sizin hakkınızda konuşuyo."

Ali'nin yüzündeki gülümseme kayboldu. "Ne konuşuyolar?"

Kadın elini salladı. "Boş ver oğlum. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Ama siz de biraz dikkat edin."

Ali kaşlarını çattı. "Teyze, Kadir benim çocukluktan beri arkadaşım. Beraber gezmekte ne var?"

"Ben bi şey demiyom oğlum. Millet ne diyosa onu söylüyom."

"Milletin de başka işi gücü yok herhalde."

Kadın hafifçe güldü. "Sen de hemen kızıyosun. Neyse, ben gidiyom. Siz de kendinize dikkat edin."

Kadın arkasını dönüp yürümeye başladı.

Birkaç adım uzaklaştıktan sonra hâlâ kendi kendine söyleniyordu. Sesi önce anlaşılmadı ama biraz uzaklaşınca söyledikleri belli oldu.

"Beraber gezmekte ne varmış... Biri oğlan, biri doğurgan. Fingirdeşi fingirdeşi geziyorlar, sonra da millet bi şey demesin..."

Ali duydu.

Kadir de duydu.

İkisi birkaç saniye sessiz kaldı.

Kadın köşeyi dönüp gözden kaybolduğunda Kadir Ali'ye baktı. "Takma kafana," dedi.

Ali burnundan hafifçe soludu. "Takmıyom zaten."

Ama yüzü söylediklerinin aksini söylüyordu.

Kadir bir süre ona baktı. "İstersen gidip-"

"Yok," diye sözünü kesti Ali. "Bırak. Yaşlı kadın. Ne konuşursa konuşsun."

Kadir başını salladı.

Bir süre sessizce yürüdüler.

Sonra Kadir, "Sen gerçekten evlenmek istemiyon mu?" diye sordu.

Ali ona baktı. "Ne alaka şimdi?"

"Öylesine sordum."

Ali birkaç saniye düşündü. "Bilmem."

"Hiç düşünmedin mi?"

"Düşünmedim."

Kadir'in yüzündeki gülümseme biraz kayboldu. "Peki biri seni istese?"

Ali omuz silkti. "Bilmiyom. Önce kim olduğuna bakarım."

Kadir'in sesi biraz daha ciddi çıktı. "Ya sevmezsen?"

Ali kısa bir kahkaha attı. "Ben daha beni seven birini bulamadım ki sevmemeyi düşüneyim."

Kadir cevap vermedi.

Ali ise konuşmanın üzerinde fazla durmadı.

Onun için bu sadece sıradan bir konuşmaydı.

Kadir içinse değildi.

---

Öğleden sonra Ali tarlaya gitti.

Kadir de gerçekten onunla geldi.

Saatler boyunca beraber çalıştılar. Güneş tepede yakıyor, ikisinin de üstündeki kıyafetler toz içinde kalıyordu.

Kadir ara sıra konuşuyor, Ali de ona laf yetiştiriyordu.

Bir ara Kadir, "Yoruldun mu?" diye sordu.

Ali alnındaki teri koluyla sildi. "Yok."

"Yalan söylüyosun."

"Sen benden önce yoruldun."

Kadir güldü. "Ben en azından insanım."

Ali elindeki küçük toprak parçasını ona doğru attı.

Kadir gülerek geri çekildi. "Manyak."

"Kes sesini."

İkisi de gülmeye başladı.

Ali için Kadir'le geçirdiği bu anlar önemliydi.

Çünkü Kadir'in yanında kendisini açıklamak zorunda kalmıyordu.

Doğurganlığını, insanların bakışlarını, ailesini ya da köyde hakkında konuşulanları düşünmek zorunda kalmıyordu.

Sadece Ali olabiliyordu.

Kadir ise ona bakarken bazen Ali'nin fark etmediği şeyleri düşünüyordu.

Ali'nin başka biriyle evlenmesi.

Başka birinin onun yanında olması.

Başka birinin Ali'nin hayatında kendisinden daha önemli hâle gelmesi.

Bu düşüncelerin hiçbirinden hoşlanmıyordu.

Ama henüz bunların ne anlama geldiğini kendisine bile söylemiyordu.

Akşamüstü Ali tarladan ayrılırken Kadir de yanında yürüdü.

Köye yaklaştıklarında ikisi de yorgundu.

Kadir bir ara Ali'nin omzuna hafifçe vurdu. "Yarın yine gelcen mi?"

"Gelcem."

"Ben de gelirim."

Ali ona baktı. "Senin başka işin yok mu?"

"Yok."

"Yalancı."

Kadir güldü. "Ne yapayım, seni yalnız bırakamıyom."

Ali bu cümleyi şaka olarak kabul edip başını salladı. "Tamam, tamam."

Köyün içine girdiklerinde akşam çoktan çökmeye başlamıştı.

Evlerin önünde insanlar oturmuş, günün yorgunluğunu atıyordu. Birkaç çocuk sokakta koşuyor, kadınlar kapı önlerinde birbirleriyle konuşuyordu.

Ali eve doğru yürürken bir an arkasına baktı.

Kadir hâlâ birkaç adım gerisinden geliyordu.

"Sen de evine git artık," dedi Ali.

"Gidiyom."

"İyi."

"Yarın görüşürüz."

Ali başını salladı. "Görüşürüz."

Kadir ayrılıp kendi evine doğru giderken Ali de evine girdi.

Annesi mutfaktaydı.

"Geldin mi oğlum?"

"Geldim ana."

"Ellerini yıka, yemek hazır."

Ali başını sallayıp içeri geçti.

Babası yine masada oturuyordu.

Ali onu görünce yüzündeki ifade biraz değişti.

Babası ona bakıp, "Hoş geldin," dedi.

Ali kısa bir cevap verdi. "Sağ ol."

Aralarında başka bir konuşma olmadı.

Ali de konuşmadı.

Akşam yemeği boyunca mümkün olduğunca sessiz kaldı.

Sonra odasına geçip yatağına uzandı.

Gözlerini tavana dikti.

Günün içinde yaşananları düşündü.

Hasan'ın sorularını.

Yaşlı kadının söylediklerini.

Kadir'le geçirdiği zamanı.

Ve köyden geçen o siyah arabayı.

Hepsi sıradan şeylerdi.

En azından Ali öyle düşünüyordu.

Hayatı yıllardır aşağı yukarı aynıydı.

Sabah kalkar, tarlaya gider, akşam eve dönerdi.

Köyde birkaç kişiyle konuşur, çoğunun dedikodusunu duymazdan gelirdi.

Kadir'le vakit geçirirdi.

Annesine yardım ederdi.

Babasıyla mümkün olduğunca az konuşurdu.

Ali hayatının böyle devam edeceğini düşünüyordu.

Fakat birkaç gün sonra hayatında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Ve Ali bunun farkında bile değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18