2. bölüm / 2
HOGWARST’TA KARANLIK İTTİFAKKadehteki Huzmeler
Bölümler 2Şu an: Kadehteki Huzmeler
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güneş ışıkları gölün üstünde oynaşırken Tom güne çoktan başlamıştı. Ellerini pelerininin yakasını çekiştiriyordu. Ellerini nemli saçlarının üstünde gezdirdi. Tamamen kurutmayı asla sevmezdi. Oradaki nemi hissetmek ferahlık ve dinginlik veriyordu Tom’a.
İlk dersleri iksirdi. Ders başlamadan akşamdan kalma konumları tekrar etmek için iksir kitabına bir göz atmaya karar verdi. Kitabını çalışma masasından almaya giderken günlüğünü gördü. Onu masada unutmuştu. Neyseki daha kimse uyanmamıştı ,görmemişti. Elini günlüğünün deri cildinin üzerinde gezdirdi. Yazdığı sayfaları çevirirken dün gece kendisini muğlakta bırakan ismi işlediği yaprağa geldi. Bakışları sayfanın ortasına tek başına işlenmiş harfe takılı kaldı. Günlüğü kapattı. Günlüğü sandğının en ücra köşesine gönderdi ve iksir kitabını da alıp çıktı.
Saatine baktığında daha kahvaltı vaktine yarım saat vardı. Adımlarını Kütüphaneye yönlendirdi.
İstemediği sürece göz önünde olmaktan nefret ediyordu. Bu saatlerde kimsenin kütüphaneye gelmeyeceğinden emin olsa da güdüleri arkada oturmasını söylüyordu. Her zamanki yerine oturdu. İksir kitabını araladığında akşamdan kalma notlarına şöyle bir göz attı. Profesör Criss Sadelrey’in ilk günden iksir yapımına başlayacağına emindi. Tom bundan fazlasıyla memnundu. Derslerin ilk gün zırvalıklarıyla boşa geçmesinden nefret ederdi.
Sayfaya baktığında sağ üst köşeye resmi ilştirlmiş “Aqua vitae” iksirinin yapımını pür dikkat okumaya koyuldu.
Kazanları orta ateşte yel kovanın akrebi keşiş geçtiği sahada samyeline gelmeden kar suyunu damıtın. Buharlar yellenirken diskodaki suyu kırmızı orkide ile polenleyin. Lodos ile yıldız arasında üç at koşturduğunda ardıç baldamından at kadar dilim ekleyin. İksir yün kıvamı alınca deme bırakın. Buharlar damla olunca balmumu özünden yarım parmak ekleyin.
Tom iksirin hazırlanmasındaki şifreli bilgileri çözüp not alırken bir ses duydu. Bir esneme sesi. Başını kâğıttan kaldırdığında çapraz masada Katherine vardı. Karanlık sanatlara karşı savunma kitabına gömülmüş haldeydi. Gözleri yorgun bakıyordu ancak irislerindeki ışıltıları buna değermiş gibi parlıyordu.
Ne zamandır oradaydı? Tom görmezden gelmeye karar vererek önüne döndü. Zihnini şifrelere odaklanmaya yoğunlaştırdı. Pekala yapabiliyordu. Ancak zihninin ücra köşelerinden bir çağrı vardı. Merakın çağrısı. Neden ? Aklında şu an o kadar çok neden vardı ki hangisine çünkü bulacağını kararlaştıramıyordu. Zihni onu sorularla bunaltmadan önce Tom hep yaptığını yaptı. Görmezden geldi. Kendini bile. Şu an amacı derse hazırlanmaktı. Neden ve çünkülerle harcayacak vakti yoktu. Orada oturan kişi her kim olursa olsun Tom’u ilgilendirmiyordu.
Aqua Vitae şifresi bitince bir diğerine geçti. Bir derste başarılı olmak için diğer derslerde de bilgi sahibi olmanın önemini uzun yıllar önce öğrenmişti Tom. Tek başına. Ama üzülmüyordu Tom . Kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmişti. Diğer budalalar gibi kimseye boyun bükmeden. Zekası ve azmiyle. Doğruya daima böyle ulaşmıştı .
Bakışları bu defa kayherine’ye isteli bir şekilde kaydı. Erkenden kütüphaneye geliyorsa hedefleri olan birisiydi. Dalgalı saçlarını adeta bir yılanın dala sarıldığı gibi parmağına doluyordu. Yanına aldığı küçük not defterine kısa notlar alıyordu. Yorgunlukla gözünü ovuştururken bile hâlâ sayfaların altını çizmeye devam ediyordu. Tom onu kendi halinde bırakıp tekrardan önündeki sayfalara döndü.
Yemek vakti yaklaşınca kalktı. Katherine hâlâ kendini kaptırmış bir şekilde çalışıyordu. Tom şöyle bir göz ucuyla bakıp çıkacaktı ki odada “Riddle?” diye sorgularcasına Katherine’nin sesi yükseldi. Tom ona dönerken Katherine “Bir konu hakkında sana danışabilir miyim?” diye sordu. Tom ifadesiz bakışlarla “Sor?” dedi. “Kitapta Yunan alfabesiyle yazılmış bir bölüm var. Bir cadıdan bahsediyor.” sözlerine tereddütlü ara verdiğinde Tom devam et dercesine bekliyordu. Katherine içinde kelimelerini birleştiremeyince Tom “Zaman kaybı.” diye mırıldanıp kütüphaneyi terk etti.
Katherine normalde asla böyle kalakalacak bitirdi değildi. Ancak bam teline dokunan bir konuyu henüz kendine bile dillendiremezken başa birisine açmaya çalışmasını tam bir aptallık olarak görüyordu. Üstelik o kişi Riddle ise. Herkes ona neredeyse tapacak derecede güveniyordu. Neden kimse onun gölge tarafları olduğunu anlayamıyordu. Bu gölge taraf herkesde olduğu gibi değildi. O farklıydı. Karanlıkta kalan başkasının gölgelrini iyi sezerdi. Riddle tehlike kokuyordu. Ondan uzak durmalıydı. Hem de böyle bir şorta sahipken . Kaçınmalıydı.
Katherine kahvaltıda Griselda ve Deborah ile oturuyordu. Deborah öfkeden neredeyse kızıl rengini alacak gözlerle ileriye adeta kilitlenmişti. Çenesi öfkeden kasılıyordu. Katherine onun bakışlarını takip ettiğinde ikizi Regulus’a baktığını anlamıştı. Sürekli kavga ederlerdi. Bu kavgaları genelde abileri Sirud uğruna çıkıyordu. Black ailesine aykırı bir şekilde abileri Sirius Gryfindor binasına seçilmişti. Regulus bunu ailelerinebir hakaret olarak görüyor ve Deborah’ın okulda Sirius ile iletişime geçmesine karşıydı. Tabii Deborah onu dinlemiyor , inatla Regulus’ un gözünde sokarak Sirius ile vakit geçiriyordu.
Regulus yeşil gözlerini en az Deborah kadar ikizine öfkeyle kilitlemişti. Draco bir şeyler anlatırken kesinlikle dinlemiyor, öldürücü bakışlarıyla kardeşine meydan okuyordu. Katherine bakışlarını çekeceği esnada odağına Tom girdi. Draco’nun anlattıklarını dinliyor , kısa cümlelerle cevap veriyordu. Katherine bakışlarını yemeğine çevirdiği esnada Tom’un bakışlarının kendine değidiğinden habersizdi. Zaten Tom da çok uzun süre bakmadan sohbetine geri dönmüştü.
Derdlerin başlamasını bildiren çanların çalmasıyla öğrenciler aylakça kahvaltı masalarından mırıltıları eşliğinde kalkmaya başladı. Tom doğrudan iksir dersinin işlendiği tenha zindana doğru yok aldı. Zindanın içi renkli iksirlerle doluydu. Şimdiden altları yakılmış olan kazanlardan çeşitli dumanların sarmaladığı tuhaf kokular yayılıyordu. Öğrencilerin kimisi arkadaşlarıyla sohbet ediyor kimsi ders öncesi sın kontrollerini yapıyordu. Tom ön köşeye - her zamanki yerine - oturdu . Regulus ve Draco da biraz sonra sınıfa Profesör Sadelrey ile eş zamanlı olara girdiler. Profesör aksak ayağıyla zindanda ilerlerken zindandan fıkurdayan kazanların fokyrtusu dışında nefes sesleri dahi duyulmuyordu. Profesör boğazını temzleyip tık sesiyle yılın ilk dersine başladı.
Dersin ilerleyen esnalarında elindeki cam kadehi havaya kadırıken öğrencilerin dikkatini çekmek için yüzüğündeki karga başı tiz bir çığlık kopardı.
Şimdi herkes ona dönmüş meraklı gözlerle profesöre bakıyorlardı.
Profesör bir adım öne çıkarken ekindeki cam kadehte yeşil bir ışık huzmesi dönmeye başladı ve kayboldu. Ardından sarı bir huzme belirdi ve aynı şekilde kayboldu. “Kadeh sizi tanıyor.” diyerek öğrencilerin kabaran meraklarını perçinliyordu.
Ağzından bir nefes vererek sözlerine başladı. “ Kadeh renklerle her birinizin özünü yansıtır.” elini kaldırarak mavi ışığın dönerek kaybolmasını öğrencilerin görmesini kolaylaşırdı. “ Bir süre buralarda olmayacağım. Geri döneceğüm güne kadar iksir derslerinde kadehin eşlerdiği ikişerli gruplar olarak çalışacaksınız. Döndüğümde elle yutulur bir ilerleme elde edemeyen gruba neler olacağını şimdiden tahmin edebiliyorsunuzudur. Bir Kopoling ile eş tutulacaklar.” Yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. “ Hadi başlıyoruz.”
Beyaz ışık dönerken profesör “ Punk!” diye ilk öğrenciye seslendi ve devamında turuncu bir ışığın parlamasıyla “Dank!” diyerek ilk çifti eşleştirmiş oldu. Zaman ilerlerken kadehte koyu bir mor dönmeye başladı. Profesör “Kapnõs!” diyerek bakışlarını Katherine’ye çevirdi. Tom onun arka sırada oturduğunu o an fark etmişti. Genelde ön surlarda otururdu oysaki. Mor ılık kaybolurken bu defa koyu bir yeşil kadehi çevrelemeye başladı. “Riddle!” Tom ifadesiz bakışlarla profesöre bakarken onayladığını belli edercesine başını küçük bir hareketle salladı.
Bölüm etkileşimi
