7. bölüm · Herşeye Rağmen

7. Bölüm

Balgibideolur 💕

Merhabaa;

Sabah olmuştu akşam kaan`ın söylediklerini düşünmekten pek yatamamıştım.

İki gün sonra sonunda evimize gidecektik belki burdan uzaklaşmak iyi gelirdi hem o zaman bu gizemli yabancıdan da kurtulabilirdim belki.

Daha fazla uyuyamayacağımı anlayınca yataktan doğrulup annemlerin yanına mutfağa geçtim, kahvalti hazırlıyorlardı bende yardım ettim el birliğiyle çabucak kurduk sofrayı.

Nazlıyı kaldırmak için içeri geçtim gitmeden öncede ellerimi suyun altına tutmuştum yoksa asla kaldıramazdım nazlıyı, soğuk ellerimi yüzüne sürecektim yatağa çıktım, yatakları ranzaydı altta Betül ablam üstte de nazlı ve ben yatıyorduk ikimizde zayıf olduğumuz için bir şekilde sığıyorduk gerçi ben nazlıyı biraz çiğniyordum ama neyse ellerimi hiç bir yere sürmeden yatağa çıktım ve konuşmaya başladım

"Nazlı kalkıyormusun yoksa beni mi kaldırayım." ellerimden söz ediyordum, başta hiç sesi bile vermedi, biraz dürtüp tekrar aynı şeyi söyledim onun cevabı ise

"Git başımdan ahu sabah sabah." olmuştu

"Ne sabahı be öğlen oldu hadi kalk." yalandı daha saat dokuzdu ama eğer böyle demezsem asla kalmazdı sonra tekrar konuşmaya başladım

"Nazlı hadi bak saat bir olmuş annemler kızıyor sofrayı da kurduk seni bekliyoruz hem bak ben izin alacağım deniz kenarına gidelim son günlerimizi eğlenceli geçirelim." sıkılmıştım evden nazlıya gidip biraz deniz kenarında oturmak dertleşmek istiyordum

"Tamam baş belam hadi gidelim." küçük bir çocuk gibi güldüm, onlar gibi bir neşem vardı zaten, hemen yataktan indim Nazlı ise banyoya gitmişti ben o işleri çoktan halletmiştim o yüzden hemen kahvaltıya oturdum biraz sonra zaten nazlıda geldi yanıma oturdu saate bakınca kaşları çatıldı ve konuşmaya başladı

"Teyzeciğim ben senin bu kızından bıktım en sonunda elimde kalacak."

"Yine ne yaptı sana teyzem." ben ne diyeceğini anlayınca sırıtmaya başladım

"Yine beni kandırdı saat bir dedi daha yeni dokuz buçuk olmuş." daha çok güldüm

"Deli o teyzem sen boş ver onu."

"Ask olsun anne, ayrıca ben öyle demesem senin kalkacağın falan yoktu."

"Ahum haklı, yoksa seni başka türlü kaldıramazdı ne yapsın kız." teyzem hemen beni savunmuştu

"Evet teyzem, şimdi size bir haberim var." dedim yalancı bir neşeyle gözler bana dönünce en tatlı ifademi takındım

"Bizim gitmemize iki gün kaldı ya hani, biraz sahile gidip vakit geçirmek istiyoruz beraber."

"İyi tamam evi toplayın sonra gidin."

"Zaten karşılıksız bir şeye evet diyin ben şaşarım."

"Vazgeçmek üzereyim."

"Tamam tamam birşey demedim." hızlıca kahvaltı ettikten sonra ben mutfağı Nazlıda evi topladı dün süpürdüğümüz için bugün rahattık hemen odaya geçtik o benimkilerden ben onunkilerden birşeyler giyindik aynı yaştayız ama ben ondan biraz uzunum kilomuz ise hemen hemen aynı ondan birbirimizden giyinebiliyorduk.

Galiba bu sıcakta kapalı olmak dünyanın en zor şeyi olabilir bugün İstanbul yanıyordu olabildiğince ince giyindik o elbise ben ise etek bluz kombini yapmıştık makyajımızı da hallettik

"Sence bunun üstüne bu şal olur mu?" diye sordum

"Niye olmasın lan, lacivert yakışıyor sana eteğinde lacivert hem."

"Tamam takıyorum o zaman."

"Tak tak güzel o şal." başımızı yapıp çıktık elimizi çabuk tutmaya çalışıyorduk gün bize kalsın diye ama saat on bir olmuştu bile biraz yürüyüp otobüs durağında beklemeye başladık.

Gizemli bugün hiç yazmamıştı garip, aman neyse cehenneme kadar yolu vardı mümkünse yazmasın bir daha, telefonla biraz video kaydırdıktan sonra otobüsün geldiğini gördüm oturduğumuz yerden kalktık, bindik ben geçip oturdum, nazlıda ödeyip yanıma geldi.

Biraz konuştuk gideceğim için ikimizde üzgündük bir daha Allah bilir ne zaman görüşücektik on dakika sonra gideceğimiz yere vardık otobüsten inip yürümeye başladık sonra ben konuştum

"Buralarda midyeci var mıdır ?"

"Vardır neden ki?"

"Ben hiç yemedim merak ediyorum."

"Tamam hadi önce midye alalım o zaman." gülümseyip kafamı salladım birsey demeden yürüdük bir süre, nazlı midyeci görünce beni oraya doğru sürükledi aldık parka geçtik banka oturup yemeye başladık güzeldi ama bir daha yer misin diye sorarsanız yok yemem yeter bu yediğim bana bir müddet.

Sonra kalkıp salıncağa bindik dün akşam kaan'ın bana dediği şeyleri anlattım biraz sinirlendi ama takma kafana falan dedi birbirimize hep "takma kafana geçer" diyorduk ama geçmiyordu zaten bizde herşeyi kafamıza takıyorduk biz böyle konuşurken bir çocuk geldi yanımıza üç dört yaşlarındadır en fazla bize bakıp konuşmaya başladı

"Kocamansınız birde salıncağa binmişsiniz." hafif peltek bir şekilde konuşuyordu o böyle diğince gülmeye başlamıştım cocuk haklıydı sonra ben konuştum

"Haklısın kusura bakma gel buyur sen bin." ben yerimden kalktım hâla gülüyordum

"Eyvallah abla." ben bunu yerdim çok tatlıydı salıncağa binmek için ilerledi binmeye çalıştı ama boyu yetmedi bende bunu farkedince

"İstersen yardım edeyim." bir türlü çıkmamıştı çünkü

"Gerek yok ama çok istiyorsan gel." konuşurken nefes nefeseydi çıkmaya çalışırken yorulmuştu büyük ihtimal, ona doğru ilerleyip kucağıma aldım ve salıncağa oturttum etrafa bir göz gezdirip tekrar çocuğa döndüm

"Annen nerde bakıyım senin."

"Bilmiyorum ki marketteydi galiba." Nazlı ile birbirimize baktık annesi büyük ihtimal onu arıyordu şuanda birde bundaki rahatlığa bak

"Peki numarasını biliyor musun?" en azından kadını arayalım merak etmiştir

"Yok ben bilmiyorum." nazlıya ne yapacağız anlamında baktım bilmiyorum dedi sonra polisi aramak geldi aklıma biraz öteye gidip polisi aradım durumu anlattım onlarda hemen geleceklerini söylediler sonra yanlarına döndüm

"Seni sallama mı ister misin?"

"Olur." salıncağın arkasına geçip yavaşça salladım telefonuma sürekli mesaj gelince elime aldım nazlıya işaret yaptım sen devam et diye açtım o mesaj göndermişti

"Eline çocuk yakışmış."

"Sanane sen kendi işine bak."

"Benim işim sensin."

"Boş yapma." aklıma gelen şeyle hemen tekrar yazmaya başladım"Gelsene sende yanımıza." birazdan polis amcalar da gelecek karpuz keseriz birlikte

"Zamanı değil şimdi, asıl sen gelebilecek misin çağırdığım zaman."

"Birde senin ayağına mı gelicem bok bulursun, sen gel."

"Ben gelirim sana:)" şeytan diyor bul şunu git ağzının üstüne bir tane çarp yine görüldü atıp yanlarına döndüm

"Adın ne bakıyım senin."

"Baran, senin ki ney."

"Hım güzel isim, benim adım da ahu."

"Güzelmiş ben acıktım ahu." gülümsedim birbirimize bu kadar çabuk alışacağımızı düşünmemiştim

"Ne yemek istersin." bilmem anlamında dudaklarını büktü çok tatlıydı kucağıma alıp tavuk pilav satan bir arabayı gösterdim

"Pilav yer misin?"

"Olur yerim." pilavcıya yürürken bir yandan da konuşuyorduk ellerini yüzüme koyup birşeyler anlatıyordu oradaki abiye sipariş verdim tabağa koyup uzattı ödeyip geri döndüm.

Banka oturup onuda masaya oturttum yavaşça yedirdim sonra polis arabası geldi içinden bir kadın inip bize doğru koştu bende masada oturan baranı aşağıya indirdim o da annesine koştu

"Oğlum sen niye beni bırakıp buralara kadar geldin, çok korktum."

"Anne gezmeye geldim, bak ahu ablam bana yemek yediriyordu." kadın bana minnetle bakıp

"Teşekkür ederim, ben aslı bu arada."

"Memnun oldum rica ederim kim olsa aynısını yapardı." biraz konuştuktan sonra gitmişlerdi birer pilavda biz alıp denize doğru yürüdük tekrar bildirim düştü telefonuma

"Sen polisler geliyor diye mi beni yanına çağırdın."

"Evet hazır gelmişken bir sapığı da yanlarına bindirip yollayım dedim başka soru."

"Seni bu dediklerine pişman edeceğim."

"Yav he he;)" yazıp nazlıya döndüm oturup konuştuk dertleştik kalkarken bir çiçekçi yanıma yaklaşıp

"Merhaba kızım bunu sana bir beyefendi gönderdi." bir kadının yüzüne birde çiçeğe baktım bu kadarını beklemiyordum çiçekçi abla tam arkasını dönmüştü ki

"Abla birşey sorucam bunu sana veren kişi nasıl biriydi." Kaanı tarif edip o olup olmadığını sordum

"Hayır renkli gözlü değildi, esmer uzun boylu kara kaş kara göz yakışıklı biriydi."

Tarif ettiği kişiyi tanımıyordum ama kaan olmadığı kesindi tamam teşekkürler diyip yolladım kadını.

Bundan bize rahat yok anlaşılan elimde kocaman bir buketle kalmıştım ben bunu napıyım şimdi sonra telefonum çalmaya başladı bir numaraydı kesin o.

Açıp kulağıma götürdüm nazlı hoparlörü açmam için işaret yapıyordu açtım

"Efendim." dedim

"Beğendin mi çiçeğini."

"Senden gelen hiçbir şeyi istemiyorum ben, böyle saçma sapan şeylere gerek yok yani."

"Seversin diye düşünmüştüm." sesi tanıdık geliyordu ama çıkaramadım

"Sevmedim, ayrıca hadi ben bunu kabul ettim diyelim eve nasıl sokacam, bunu da bir düşün bakalım akıl küpü." güldü sonra tekrar konuştu

"Sen gerçekten götürmek istiyorsan bulursun bir yolunu." doğru söylüyordu o yüzden telefonu suratına kapattım bunu eve götürürsem annemler sorardı kim aldı diye o yüzden ev olmaz sonra yanımızdan geçen bir çift gördüm yanlarına yaklaşıp kıza doğru baktım

"Bunu sana hediye edebilir miyim?"

"Neden ki çok güzel bu çiçekler."

"Olsun bende sana hediye etmek istiyorum." kız elimde ki çiçeği aldı ve teşekkür edip uzaklaştı bizde durağa doğru yürüdük.

Yetişirse bir bölüm daha atacağım heyecanlı bir bölüm olacak.