7. bölüm · Hayal
7-Buluşmalar
Önümde duran kafeye bir bakış atıp oflayarak ayakkabılarıma baktım. Canım ayakkabılarım ya! Geçen ay indirimden almıştım ve gördükçe içime sokasım geliyordu. Bir dakika! Odağımı kaybetmemeliyim.
Daha fazla içeridekileri bekletmemek adına son bir kez dua edip Allah'a Emre'yi boğmamak için yalvardım.
Allah'ım lütfen Emre'yi boğazlayıp içeri girmeyeyim yarabbim! İçeri girersem çocuklara aramızda yaşananları anlatmak zorunda kalırdım ve bunu hiç istemiyorum.
Açıkçası Emre'den hoşlandığımı öğrenmeleri umurumda değildi, benim umurumda olan Emre'nin bana olan davranışlarını öğrendikten sonra verecekleri tepkiydi.
Emre salağı bunu anlamıyordu işte, olanları öğrenince vereceklerini tepki onun düşündüğünün aksine ona mesafe koyacaklardı, ben rezil olmayacaktım. Bense bunun olmasını istemiyordum çünkü zaten oldukça gıcık yapısı yüzünden arkadaşı yoktu ve bizimkiler de ona küsürse toptan yalnız kalacaktı.
Ama onda bunu algılayacak kafa yoktu.
Kafeye girdiğimde hemen 4 kişilik masaya oturmuş bizimkiler gözüme çarptı ve şansıma benim için ayırdıkları yerde Emre'nin yanında bulunuyordu!
Neyse en azından yüzünü görmek zorunda kalmayacağım.
Hızlı adımlarla masanın yanına geldiğimde Melike'ye sarılıp yerime oturdum. Emre'nin yüzüne hâla bakmamıştım.
Garson siparişlerimizi almaya geldiğinde sıcak americano söyledim. Melike garson gittikten sonra iğrenerek yüzüme bakıp,
"Kızım nasıl içiyorsun şunu ya! Zehir gibi tadı."
"Hayatım! İce latte içen birine göre çok iddialı konuşuyorsun, full şeker amına koyayım içtiğin şey!" Küfür edeceğim kısımda sesimi biraz kısarak kendimi sansürlemiştim çünkü kafede yaşı küçük olan çocuklar vardı.
Edep sen ne güzel şeysin!
Gediz derin bir nefes alarak sohbete katıldı,
"Yine karşınızdakinin fikirlerine zerre saygı duymayıp birbirinizi yerdiğinize göre, asıl mevzumuza gelebiliriz!" Soran gözlerle Gediz'e bakarken oda Emre ve bana bakarak konuşmasına devam etti.
"Diyorum ki şu küslüğünüze bir son mu verseniz! Eski günlerde ki gibi aramızda gerginlik olmadan rahat rahat konuşabilmek!" Dediğinde ne yapacağımı düşünerek masaya odaklandım.
Hay babasını arkadaş ya! Ne diyeceğim şimdi ben bunlara! Emre'yle barışmak aklımın ucundan bile geçmiyordu çünkü bana o kadar şeyi söylemiş, özgüvenimi kırmış ve beni kötü ve kaçık biri olarak göstermiş birini beni tüm mahalle sikse affetmezdim! Hoş, onu affetmemi isteyen bir hali de yoktu zaten.
Gerçeği açıklasam Emre'ye karşı tavır alacaklardı ve bunu istemememle beraber, Emre benim üzerime gelecekti.Bu küslüğe devam etmem durumunda da çocuklarla aram açılacaktı. İki ucu değil nereyi tutsam boklu değnekti ya!
Şimdi buradan kaçıp gitsem,hızlı bir manevrayla nolurdu ki? Hayır Hilal! Sen olgun bir bireysin ve her sıkıştığında ortamdan ayrılamazsın çünkü sen hemde kişisel gelişimini tamamlamış olgun bir bireysin!
Evet ben olgun bir bireyim,kaçmamalıyım!
Off, yalan bulmam lazım. Buldum!
"Arkadaşlar bizim Emre'yle küsme nedenimiz daha farklı bir şey, bu taşınma mevzusu falan değil." Diyerek yemi ortaya attım. Üzerimde Emre'nin de soru soran bakışlarını hissediyordum, ohh kudursun köpek!
"Anlatta bilelim o zaman Hilal!" Diyerek haklı bir isyanda bulundu Gediz. Evet şimdi sahne benimdi!
"Emre Mardin'e gittiğinde sanırım oradan olması lazım, tam emin değilim. Her neyse işte, bir sevgili yapmış. Ve kız Emre'nin instagramına bakarken benim profilimi görmüş ve benden pek haz etmemiş. Bundan dolayı da Emre'nin beni çıkarmasını istemiş! Beni? Arkadaşlar benim ne zaman başkasının kocasına, abisine, çocuğuna, sevgilisine yan baktığım görülmüş Allah aşkına! İşte Emre'de bunu kıza söylememiş, geldi bana bu açıklamayı yapıp beni engelledi! Beni! Kaç yıllık dostunu!" Dedim. Ayrıca biraz daha inandırıcı olması adına gözlerimi doldurmuş ve konuşmam bitince yukarı bakarak oyunumu sergilemeye devam etmiştim.
Ay kız! Benden de oyuncu olurmuş he! Tıpı bırakıp konservatuvar mı düşünsem acaba? Oradan da Ayşe Barım'la bir şekil iletişime geçsem, olur gibi sanki bu iş!
Ay yok! Şimdi aklıma geldi. Ben elin adamlarıyla sevişemem, midem kaldırmaz yani. Tabii karşımda Robert Pattinson falan varsa işler değişirde, Robert'ı nereden bulacağız?
Ay ya da yok! Haluk Bilginer oynadı ya Angelina Jolie'yle ben-
Hilal odaklan! Kopma konudan.
Gediz beni dinledikten sonra Emre'ye bakıp yüzünden anlattıklarımın doğruluğunu anlamaya çalıştı. Pardon! Bana güvenmiyor muydu yani? Gerçi pek haksız sayılmaz ama, neyse.
Emre, diyecek bir şey bulamadığından dolayı kafasını sallayıp dediklerimi onaylamak durumunda kalınca içimde ki nah çekme dürtüsüne engel olup, "edebimle" garsonun biraz önce getirdiği kahvemden bir yudum aldım.
Herkes bir süre sustu çünkü böyle bir mevzu beklemiyorlardı, birde gerçeğini anlatsam ne yapacaklardı kim bilir! Kahvemi bitirdikten sonra kahvenin parasını masaya bırakıp ayağa kalktım.
"Olay anlaşıldıysa ben daha fazla burada durmak istemiyorum. Sizde bu konuya kafanızı takmayın. Biz aramızda hallederiz. Hadi öptüm, bay!" Diyerek koşar adımlarla kafeden çıktım.
Yarabbim, elhamdülillah bunu da atlattık!
