6. bölüm · Hatırlayan Son Kişi
6. Bölüm
6. Bölüm – Hatanın Sahibi
Arşivin kapısı içeriden açılmadı.
Açılmak zorunda kaldı.
Kerem omzuyla bir kez vurdu, kapı titredi. İkinci darbede eski kilit pes etti. Kapı gıcırdayarak açıldığında koridorun ışığı içeri doldu ve pano bir anlığına parladı.
Kerem’in ismi…
Silikleşmişti.
Ama hâlâ oradaydı.
— “Demek sıradaki benim,” dedi Kerem, sesi titremeye çalışmıyordu ama titriyordu.
Zeynep konuşamadı. İsminin yarım hâline bakıyordu. Sanki kendi varlığına uzaktan bakıyormuş gibiydi.
Lina kapının eşiğinde durdu.
— “Daha zaman var,” dedi. “Ama az.”
— “Artık saklama,” dedi Mert. “Bunu kim yaptı?”
Lina başını eğdi.
— “Bir kişiyle başlamadı,” dedi. “Ama bir kişiyle devam etti.”
Koridorda ayak sesleri duyuldu.
Düzenli. Acele etmeyen.
Bir öğretmenin ayak sesleri.
Üçü birden irkildi. Lina ise kıpırdamadı.
— “Geliyor,” dedi sadece.
Köşeden biri döndü.
Selim Bey.
Tarih öğretmeni.
Elinde bir anahtar vardı. Arşivin anahtarı. Yüzünde şaşkınlık yoktu. Korku hiç yoktu.
Sanki onları bekliyormuş gibiydi.
— “Burada olmamanız gerekiyordu,” dedi sakin bir sesle.
Kerem bir adım öne çıktı.
— “Bizi siz mi siliyorsunuz?” dedi.
Selim Bey iç çekti.
— “Keşke o kadar basit olsaydı.”
Gözlerini Lina’ya çevirdi.
— “Sen hâlâ buradasın,” dedi. “Bu bir sorun.”
Lina’nın sesi bu kez sertti.
— “Sorun sizsiniz.”
Selim Bey bir an sustu. Sonra konuştu.
— “Yıllar önce,” dedi, “bir hata yaptım.”
Duvara yaslandı.
— “Yoklamada bir isim eksikti. Düzeltmedim. Kimse fark etmedi. Sistem de…”
— “Sistem mi?” dedi Zeynep.
— “Okul,” dedi Selim Bey. “Hafızası olan bir yer. Hataları dengeler.”
Mert’in içi buz kesti.
— “Ve dengelemek için öğrencileri siliyor.”
Selim Bey başını salladı.
— “Sadece fark edenleri.”
— “Yani susarsak?” dedi Kerem.
— “Unutursanız,” dedi Selim Bey, “hiçbir şey olmaz.”
Lina güldü. Acı bir gülüştü.
— “Onlar unutamaz,” dedi. “Çünkü artık üç kişi oldular.”
Selim Bey Lina’ya yaklaştı.
— “Senin gitmen gerekiyor,” dedi. “Böylece denge kapanır.”
— “Gitmek,” dedi Lina, “yok olmak demek.”
Sessizlik çöktü.
Zeynep bir adım attı.
— “Bizi neden seçtiniz?” dedi. “Neden şimdi?”
Selim Bey gözlerini kaçırdı.
— “Ben seçmedim,” dedi. “Okul seçti.”
Mert bir şeyi fark etti.
— “Hayır,” dedi. “Yanılıyorsunuz.”
Herkes ona baktı.
— “Okul bir şey seçmiyor,” dedi Mert. “Siz seçiyorsunuz. Kolay olanı.”
Selim Bey’in yüzü gerildi.
— “Çocuklar—”
— “Hayır,” dedi Mert. “Bizi silmek kolay. Lina’yı hiç var olmamış gibi yapmak kolay. Ama hatayı kabul etmek zor.”
Lina Mert’e baktı.
İlk kez… umutla.
— “Beni geri yazarsanız,” dedi Lina, “denge değişir.”
— “Nasıl?” dedi Kerem.
Lina panoyu işaret etti.
— “Bir isim silinmeyecek,” dedi. “Ama biri… hatayı üstlenecek.”
Selim Bey’in yüzü soldu.
— “Bu mümkün değil,” dedi. “Ben—”
— “Mümkün,” dedi Lina. “Ama bedeli var.”
— “Ne bedeli?” dedi Zeynep.
Lina Selim Bey’e baktı.
— “Unutulmak,” dedi. “Tıpkı bana yaptığınız gibi.”
Selim Bey geri çekildi.
— “Benim ailem var,” dedi. “Bir hayatım var.”
— “Bizim de vardı,” dedi Lina.
Koridorun ışıkları bir kez daha titredi.
Panodaki isimler kıpırdadı.
Zeynep’in adı netleşti.
Kerem’inki durdu.
Selim Bey dizlerinin üzerine çöktü.
— “Ben sadece… kimseye zarar vermemiştim,” dedi.
Mert sakin bir sesle konuştu.
— “Bazen zarar vermemek,” dedi, “düzeltmekten kaçmaktır.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra Selim Bey başını kaldırdı.
— “Eğer kabul edersem,” dedi, “ne olacak?”
Lina yavaşça cevap verdi.
— “Sizi hatırlayan sadece biz olacağız.”
Selim Bey gözlerini kapattı.
Ve başını salladı.
Pano bir anlığına parladı.
Bir isim silindi.
Ama bu kez…
öğrenci değildi.
Koridorda zil çaldı.
Ama bu zil…
yeni bir dersin zilidir.
Mert nefes aldı.
Çünkü ilk kez şu sorunun cevabını biliyordu:
Bazen kurtulmak, yok olmak değildir.
Bazen biri, hatayı üstlendiğinde herkes kalır.
