2. bölüm / 2
Güneş Karanlığa DoğarYENİ BİR SENE, BELKİ YENİ İNSANLAR...
Bölümler 2Şu an: YENİ BİR SENE, BELKİ YENİ İNSANLAR...
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni Bir Sene, Belki Yeni İnsanlar...
Sabah güneşin yüzüme vurmasıyla uyandım demek isterdim ama alarm sesiyle uyandım. Birkaç dakika tavanı izledim ve sonra telefonumu aldım. On dakika telefona baktıktan sonra ikinci alarmım çaldı ve kendimi kalkmak için zorladım.
İlk olarak yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve üstümü değiştirdim. Saçıma baktım, çok karışıktı. Anlamıyorum, gece uyurken bu saçı nasıl bu kadar dağıtabiliyordum? Neyse, zar zor açıp düzleştirdim. Düz saça bağımlıydım resmen.
Neyse, hemen odamdan çıktım ve çantamı alıp okula doğru yürümeye başladım. Okulum saat 07.30'da başlıyordu. Ben 07.10'da evden çıktım. Okulumla evimin arası on dakikaydı. Kulaklığımı takıp yürümeye başladım.
Aklıma yine o dünkü çocuk geldi. O kimdi? Yine düşünmeye başlamıştım.
"Neyse ya," dedim ve zaten okula gelmiştim. Saat 07.23'ü geçiyordu. Sınıfımın ilk katta olduğuna şükrettim ve sınıfıma girdim. Herkese göz gezdirdim. Arkadaşlarım henüz gelmemişti. Yıllardır hep duvar kenarında, en arkada arkadaşlarımla oturuyorduk. Ben de en arkaya geçtim ve kafamı sıraya koydum.
Hâlâ uykum vardı. Maalesef, her zaman okula geldiğimde uykum oluyordu. Gözlerimi kapattım ve birkaç dakika içinde uykuya daldım.
Başımın üstünde birinin bağırmasıyla uyandım.
—GÜNEŞ! SEN YİNE Mİ UYUYORSUN? SENENİN BAŞI KIZIM YA! KALK, ŞU SORUYU ÇÖZ!
Evet, bu Selma Hocaydı. Hocanın benimle bir sorunu vardı, anlamıyorum. Tek ben mi uyuyordum? Ve maalesef bu hoca her sene, ilk günlerde bile ders işlerdi.
Soruya baktım ve şükür ki en sevdiğim konuydu. Dersleri okulda dinlemez, evde kendim çalışıp anlardım.
—Çok pardon hocam, içim geçmiş bir anda.
Hocanın uzattığı tahta kalemini alıp tahtadaki soruyu çözdüm. Arkamı dönüp hocanın nerede olduğuna bakarken birine gözüm çarptı.
Oha...
Ay, ne diyorum ben?
Neyse, o dünkü çocuk değil miydi? Bir baktım ve "Onun burada ne işi var?" diye düşünmeye başladım.
Tam o sırada hoca:
—Güneş, buradayım!
dedi bıkkın bir sesle.
Hoca arkamda değil, yanımda duruyormuş. Ne yapayım? Hocanın boyu 1.40 gibi resmen. Tamam, ben de çok uzun değildim ama görememem normaldi.
—Hee, şey hocam... Doğru mu?
dedim soruyu göstererek. O da soruya bakıp:
—Hım hım, doğru. Aferin.
dedi yapmacık bir sesle.
"Aman, ben de sanki çok meraklıyım sana," diyesim geldi ama neyse.
Arkadaşlarım bana bakıyor, gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Sırama geri döndüğümde dördü birden gülüyordu. Allah'tan sessiz gülüyorlardı, yoksa hoca onları direkt sınıftan atardı. Çünkü daha önce atmışlığı vardı.
Neyse, sırama oturduğumda onun olduğu yere baktım. Gerçekten oradaydı. Ben onun zihnimin bana oynadığı bir oyun olduğunu sanmıştım.
Sonra, "Amaan Güneş, boş ver," dedim ve kafamı sıraya koydum. Ama aklıma sürekli o geliyordu. Zar zor bir şekilde uyuyabildim ve kolumun iki kişi tarafından dürtüklenmesiyle uyandım.
—Öf, he! Ne var be?
dedim.
Döndüğümde kim olacaktı tabii? Meryem ve Çağla.
—Güneeşş, kalkkk! Açııımm, kantine gidelliiim!
dedi Meryem.
Çağla da diğer yandan:
—Güneş, kalkkk! Bahçeye çıkalım!
diye beni zorluyordu.
En sonunda dayanamayıp kabul ettim. İkisi de bir koluma girdi ve kantine gittik. Üç tane tost aldık.
Bu tost fiyatları ne be? Bir tane tost 100 TL olmuş. Yuh ama!
Tostlarımızı yiyerek kantinden çıktık ve bahçede yürümeye başladık. O sırada Çağla:
—Güneeş, gördün mü yeni gelen çocuğu? İsmi Karan'mış. Tabii sen o sırada uyuyordun.
dedi.
Ben de:
—Hım, iyiymiş.
dedim.
Meryem o sırada bana baktı ve:
—Güneş, bir şey diyeceğim. Bu çocukla sen yakışıyorsunuz he. Vallahi çocuk aynı senin gibi derslerde uyuyor, sonra sessiz bir tip. Yani değişik ama yakışırsınız vallahi.
dedi.
Bir an gözlerim büyüdü.
—Ha? Ne saçmalama Meryem ya! Çocuk bir değişikmiş hem, sen söyledin.
dedim şaşkın bir hâlde.
—Güneş, bu arada Meryem haklı. Harbi yakışıyorsunuz. Çocuk hem senlik bir tip; kara kaş, kara göz... Sen demiyor muydun, "Kara kaşlı olsun, kara gözlü olsun," diye?
dediler.
Ne diyeceğimi bilemedim ve konuyu geçiştirmek için:
—Oha kızlar, Maydanoz'a bakın! Selma Hocaya yalakalık yapmak için eşyalarını taşıyor. O değil miydi derste bileğim ağrıyor diye ağlayan?
dedim.
Maydanoz, üçlü grubumuzun hiç sevmediği ve sürekli kavga ettiği kıza taktığımız isimdi.
Ve sonunda bir şekilde konuyu değiştirmiştim.
Tam o sırada içimdeki bir his, biri tarafından izlendiğimi söyledi. Etrafa baktım ve...
Bölüm etkileşimi
