1. bölüm / 2
Güleser ve KaranlıkSıradan bir gün olacaktı
Bölümler 2Şu an: Sıradan bir gün olacaktı
- 1 Sıradan bir gün olacaktı625 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 İki İnsan Birbirini Düşünmekten Uyuyamadı1.121 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bugün hava o kadar güzeldi ki yazın gelişi, ilkbaharın serin esintisiyle ahenk içinde dans ediyor gibiydi.
Güleser ise her zamanki gibi evdeydi. Dışarı çıkmasını pek istemeyen annesiyle birlikte... Gerçi annesi de gezmeyi severdi ama söz konusu Güleser olunca fazla korumacı davranıyordu.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Arayan yakın arkadaşıydı.
"Ne olur benimle gelsene," dedi yalvarırcasına. "Görücü usulü biriyle buluşacağım. Tek gidemem ki..."
Güleser gözlerini devirdi.
Artık arkadaşının adım başı evlilik görüşmesine gitmesine alışmıştı. Sürekli yeni biri çıkıyordu karşısına.
"Ben gelmesem olmaz mı," dedi sıkılmış bir sesle. "Hem ben niye geliyorum bu görüşmelere? Resmen fazlalık gibi duruyorum."
Arkadaşı hemen atıldı.
"Ne olur kankam. Annem tek gitmeme izin vermez biliyorsun. Sana güveniyor sadece. Biraz oturursun sonra bizi yalnız bırakırsın."
Güleser iç çekti.
"Annem izin vermez ki..."
"Lütfen."
Telefondaki ses o kadar ısrarcıydı ki sonunda pes etti.
"Tamam, denerim."
Telefon kapanınca başını geriye yasladı.
"Of... Nereden çıktı şimdi bu?" diye söylendi kendi kendine.
Sonra annesinin yanına gidip çekinerek sordu:
"Anne... Biraz dışarı çıkabilir miyim?"
Annesi hiç düşünmeden:
"Hayır," dedi.
Güleser dudak büktü.
"Anne yaa..."
Biraz daha ısrar edince annesi sonunda pes etti ama şartını koydu.
"O zaman önce bulaşıkları yıka, çorbayı yap, çamaşırları as. Sonra düşünürüz."
Güleser içinden ofladı.
Yine iş, yine iş...
Ama mecburen kabul etti.
Arkadaşına yer ve saat sordu. Sonra ev işlerini resmen ışık hızında bitirdi.
Kısa bir duş aldıktan sonra hazırlanmak için odasına geçti.
Pembemsi tül etekli takımını giydi. Üstü önden düğmeli,kolları hafif volan detaylıydı. Başörtüsünü özenle taktıktan sonra aynanın karşısına geçti.
Minik bir baby liner... Açık tonlarda krem allık... Yarı parlak, hafif renkli bir ruj...
Abartısız ama yumuşak bir makyaj yapmıştı.
Beyaz ayakkabılarını giyip çantasını aldıktan sonra evden çıktı.
Evleri caddenin hemen yakınındaydı, bu yüzden gideceği kafe birkaç dakikalık mesafedeydi.
Eteklerinin ucu hafif rüzgârda sallanırken güneş tenini parlatıyordu.
Güleser kusursuz değildi.
Biraz balık etliydi. Şişman değildi ama zayıf da sayılmazdı. Yanakları dolgun, dudakları dikkat çekecek kadar belirgindi. Boyuysa klişe denecek kadar ortalama; tam bir altmıştı.
Ama onda insanın dönüp tekrar bakmasını sağlayan farklı bir şey vardı.
Tam ciddi bir ifadeyle caddede yürürken karşıdan gelen siyah takım elbiseli adamları fark etti.
Bazıları uzun ve iriydi. Sert bakışlı, ürkütücü adamlardı.
Güleser'in bakışları bir anlığına onların önünde yürüyen adama kaydı.
Adam diğerlerinden farklıydı.
Sessizdi.
Ama en korkutucu olan da buydu zaten.
Keskin yüz hatları, sert bakışları ve soğuk duruşuyla insanı istemsizce geriyordu.
Güleser gözlerini hemen kaçırdı.
Çünkü caddenin sonunda bekleyen arkadaşını görmüştü.
Yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. Elini kaldırıp arkadaşına zarifçe selam verdi.
Ama Güleser farkında değildi...
O kısa bakış anından beri biri onu dikkatle izliyordu.
Karşıdan gelen o sert bakışlı adam.
Güleser'in yüzündeki o anlık gülümseme, adamın içinde garip bir his bırakmıştı.
Kalbinde rahatsız edici bir çarpıntı oluşmuştu.
Ve bu durumdan hiç hoşlanmamıştı.
Güleser hiçbir şey olmamış gibi yanlarından geçip
arkadaşının yanına ulaştı.
"Selam, nasılsın?"
Arkadaşı heyecanla elini tuttu.
"İyiyim ama çok heyecanlıyım. İnşallah olur... Dua et benim için kankam."
Güleser hafifçe güldü.
Sonra birlikte kafeye doğru yürüdüler.
Olacaklardan tamamen habersiz şekilde...
Çünkü o siyah takım elbiseli adam sıradan biri değildi.
Türkiye'nin en zengin iş insanlarından biri olarak tanınıyordu.
Ama kimsenin bilmediği başka bir yüzü daha vardı.
Yeraltı dünyasının en korkulan isimlerinden biriydi.
Adam bakışlarını Güleser'den ayırmadan, belli belirsiz bir hareket yaptı.
Adamları emri anladı.
Takip edin.
Sağ kolu olan adamına ise yalnızca tek kelime söyledi: "Araştır."
Sesi soğuktu.
Her zamanki gibi kısa ve net...
Çünkü o fazla konuşmazdı.
Ama çevresindeki herkes ne istediğini anlamayı öğrenmişti.
Adam gitmesi gereken yolu değiştirdi.
Doğrudan kızların girdiği kafeye yöneldi.
Onlara yakın bir masaya oturduğunda gözleri yeniden Güleser'e kaydı.
Onu yalnızca birkaç saniye görmüştü.
Ama içinde açıklayamadığı sahip olma isteği büyümeye başlamıştı bile.
Tam o sırada masaya görüşmeye gelen adam oturdu.
Güleser ve arkadaşı nazikçe tokalaştılar.
Ve Güleser bilmiyordu...
Bu küçücük hareketin bile bir adamın içindeki karanlığı sessizce öfkelendirdiğini.
Üstelik o adamı sokakta görse bir daha asla tanıyamazdı bile.
Bölüm etkileşimi
