3. bölüm · Gül ve Barut

Karanlığın İcındeki güven

Irem Çam

Hastanedeydim. Berk beni sakinleştirmeye çalışıyordu. O sırada içeriye Ahmet abim girdi. Hemen
koşup ona saldırdım; onu hiç sevmiyordum. Berk beni kollarının arasına aldı, göğsüne yasladı ve ben de
biraz orada uyudum. Uyandığımda abimi yoğun bakıma almışlardı. Ben de içeriye girip biraz onu
gördüm. Birkaç gün hastanede kaldım. Artık Berk'e güvenim sonsuzdu.
Bu sabah abimi normal odaya çıkaracaklardı ama kalbi durmuştu... Bunu duyunca Berk'in
kollarına yığıldım. Berk, "Derin, Derin... Hadi güzelim güç ver kendine," dedi. Mezarlıkta herkes
gittikten sonra ben ve Berk tek kalmıştık. Abimin başucuna eğilerek, "Abi sen bana bunu nasıl yaptın?
Neden yaptın? Beni bu canilerin yanında yalnız bıraktın, neden abi?" deyip ağlamaya başladım. Berk
bana sarıldı.
Tam o sırada Sıla geldi: "Derin..." dedi. Ben de, "Sıla, abim öldü..." dedim. O da ben de ağladık.
Sonra üç gün taziye oldu. Berk beni hiç yalnız bırakmadı. Taziye bittikten sonra Kılıç Konağı'na gittik.
Berk'le beraber odaya girdik ve ben, "Berk, ben senin yanında biraz uzanabilir miyim? Senin kolların
bana abimin kollarını anımsatıyor," dedim. Berk de, "Tabii ki," dedi. Göğsüne uzandım, her şey çok
güzeldi.
Sabah bir anda kapı çaldı ve gir demeden içeri girildi. Berk'in annesi Sevim ablaydı. "Ya
çocuklar pardon, ben sizin uyandığınızı zannetmiştim," deyip odadan çıktı. Beni Berk'in kucağında
uzanırken görmüştü. Çok utandım. Berk de utanmıştı ama belli etmiyordu.