5. bölüm · Göz göze

4. Bölüm

Lara Lara

Deniz

Koridordaki gürültü normalden çok daha fazlaydı. İnsanlar ders başlamasına rağmen sınıflarına girmek yerine telefonlarına bakıyor, birbirlerine bir şeyler gösteriyorlardı.

Derya hâlâ kolumu bırakmamıştı.

“Deniz bak, yeni paylaşım gelmiş.”

Telefonu elime verdi. İçimde garip bir sıkıntı oluştu. Bir an bakmak istemedim ama yine de ekrana baktım.

Yeni itiraf şöyleydi:

“Bazı çocuklar güçlü görünür ama aslında kaybetmekten korktukları için geri dönmeye çalışırlar.”

Derya kaşlarını kaldırdı.
“Bu kesin Emir.”

“Bilmiyorum,” dedim ama sesim düşündüğüm kadar sakin çıkmadı.

Tam o sırada koridorun diğer ucundan bağrışma sesleri geldi. İnsanlar dönüp bakmaya başladı.

Emir.

Yanında birkaç arkadaşı vardı ve yüzü sinirden gerilmişti. Telefonunu birine gösteriyordu.

“Kim açtıysa bu saçma sayfayı ortaya çıksın!” diye bağırdı.

Koridordaki fısıldaşmalar arttı.

Derya kulağıma eğildi.
“Bence çok fena sinirlenmiş.”

“Normal,” dedim. “Kim olsa sinirlenir.”

Ama içimde başka bir düşünce vardı.

Bu sayfayı kim açmıştı?

Ve neden sürekli Emir’le ilgili şeyler paylaşılıyordu?

O sırada biri yanımdan geçti. Tanıdık bir koku.

Rüzgar.

Yanımdan geçerken kısa bir an durdu.

“Sabah sabah dram,” dedi alçak bir sesle.

Ona baktım. Yüzü her zamanki gibi sakindi ama gözlerinde bir şey vardı. Sanki olanları sadece izlemiyordu… biliyor gibiydi.

“Sen bakmıyor musun sayfaya?” diye sordum.

Omuz silkti.

“İnsanlar boş yapıyor.”

Sonra yürümeye devam etti.

Arkasından bakarken içimde garip bir his oluştu.

Sanki bir şeyleri saklıyordu.

Rüzgar

Koridoru geçerken Emir’in bağırışını duyuyordum ama durmadım.

Beklediğim şey tam olarak buydu.

İnsanlar merak edecek, konuşacak ve sayfayı daha çok takip edecekti.

Telefonum cebimde titreşti.

Yeni bir anonim mesaj.

“Basketbol kaptanı bugün çok sessiz.”

İstemeden gülümsedim.

İnsanlar düşündüklerinden daha çok şey fark ediyordu.

Ama asıl dikkatimi çeken başka bir şeydi.

Deniz.

Koridorda dururken sayfaya baktığında yüzünde oluşan ifadeyi görmüştüm. Kafası karışmıştı.

İşte bu hoşuma gitmemişti.

Amacım onu üzmek değildi.

Sadece…

Emir’in yeniden güçlü görünmesini istemiyordum.

Telefonuma bir mesaj daha geldi.

“Bir kızın kalbini kıran biri ikinci şansı hak eder mi?”

Parmağım ekranın üzerinde durdu.

Bir saniye düşündüm.

Sonra mesajı paylaştım.

Deniz

Ders başlamıştı ama kimse gerçekten dersi dinlemiyordu.

Öğretmen tahtada bir şeyler anlatıyordu ama sınıfın yarısı gizlice telefonuna bakıyordu.

Derya önümdeki sıradan bana döndü.

“Deniz, bak yine paylaşım geldi.”

Telefonu bana uzattı.

Okudum.

“Bir kızın kalbini kıran biri ikinci şansı hak eder mi?”

Mideme bir yumruk yemiş gibi hissettim.

Bu artık tesadüf gibi gelmiyordu.

“Bu gerçekten saçma,” dedim.

Derya başını salladı.
“Evet ama herkes konuşuyor.”

Arka sıradan biri seslendi.

“Deniz, bu seninle ilgili değil mi?”

Sınıfta birkaç kişi dönüp bana baktı.

Yanaklarım ısındı.

“Hayır,” dedim kısa bir şekilde.

Ama bakışların üzerimde olduğunu hissedebiliyordum.

Tam o sırada kapı açıldı.

Rüzgar.

Geç kalmıştı.

Öğretmen ona kısa bir bakış attı.
“Yine mi geç kaldın?”

“Antrenman vardı hocam,” dedi sakin bir şekilde.

Sonra arka sıraya geçti.

Ama oturmadan önce bir an bana baktı.

Sanki bir şey söylemek istiyormuş gibi.

Bakışlarımız birkaç saniye sürdü.

Sonra gözlerini kaçırdı.

Rüzgar

Ders boyunca telefonuma bakmamaya çalıştım.

Ama sayfa büyüyordu.

Takipçi sayısı artıyordu.

Bildirimler durmadan geliyordu.

Bir mesaj daha geldi.

Bu sefer farklıydı.

“Okul birincisi sandığınız kadar masum değil.”

Kaşlarım çatıldı.

Bu mesajı gönderen kişi kimdi?

Devamı da vardı.

“Bazı kızlar iki kişi arasında kalmayı seviyor.”

Telefonu sıkıca tuttum.

Hayır.

Bu paylaşılmayacaktı.

Mesajı sildim.

Deniz’e baktım.

Başını defterine eğmişti ama yazmıyordu. Düşünüyordu.

İçimde hafif bir suçluluk hissi oluştu.

Belki de bu iş kontrolden çıkmaya başlamıştı.

Ama artık çok geçti.

Çünkü telefonum bir kez daha titreşti.

Yeni bir itiraf düşmüştü.

Ve bunu okuyunca ben bile şaşırdım.

“Basketbol kaptanı birine yıllardır âşık ama söylemeye cesaret edemiyor.”

Kalbim bir saniye durdu.

Bu mesajı ben yazmamıştım.

Ama insanlar tahmin yürütmeye başlarsa…

İlk akla gelecek kişi kim olacaktı?

Deniz başını kaldırdı.

Sınıfta bir uğultu başladı.

Birinin telefonu yüksek sesle bildirimi okumuştu.

Herkes aynı anda aynı yere bakıyordu.

Bana.

Deniz

Sınıfta bir anda uğultu yükseldi.

Herkes telefonuna bakıyordu. Fısıldaşmalar, gülüşmeler, şaşkın bakışlar…

Bir şey olmuştu.

Derya hemen telefonunu açtı ve gözleri büyüdü.

“Deniz… sen bunu gördün mü?”

Telefonu bana doğru çevirdi.

Ekranda yeni bir itiraf vardı.

“Basketbol kaptanı birine yıllardır âşık ama söylemeye cesaret edemiyor.”

Kalbim bir an durdu.

Sınıfta birkaç kişi kahkaha attı.

“Kesin Rüzgar!” dedi biri arka sıralardan.

“Kim acaba?” diye başka biri sordu.

Bir kız sesi yükseldi:
“Kesin Beyza’dır ya.”

Bir anda sınıf gülmeye başladı.

Ben istemsizce başımı kaldırdım.

Rüzgar arka sırada oturuyordu.

Yüzünde tuhaf bir ifade vardı. Ne gülüyordu ne de sinirli görünüyordu.

Sadece sessizdi.

Bir an göz göze geldik.

O bakış…

Sanki bir şey söylemek istiyordu ama söyleyemiyordu.

Hemen gözlerimi kaçırdım.

İçimde anlamsız bir huzursuzluk vardı.

Neden bilmiyorum ama bu itirafı okuyunca kalbim daha hızlı atmaya başlamıştı.

Rüzgar

Harika.

Gerçekten harika.

Bu mesajı ben yazmamıştım ama sınıfın ortasında patlamıştı.

Şimdi herkes bana bakıyordu.

Arda dirseğiyle koluma vurdu.

“Söyle lan kim?”

Başımı ona çevirdim.

“Saçmalama.”

“Olum ciddi soruyorum.”

Gözlerimi devirdim.

“Ben yazmadım.”

Arda kaşlarını kaldırdı.

“Ben yazdığını söylemedim ki.”

Bir an sustum.

Sonra istemeden Deniz’e baktım.

Başını önüne eğmişti ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm.

Şaşırmıştı.

Belki de biraz merak etmişti.

İçimde garip bir sıcaklık yayıldı.

Ama aynı anda başka bir şey daha vardı.

Korku.

Çünkü eğer insanlar düşünmeye başlarsa…

Gerçeğe yaklaşabilirlerdi.

Deniz

Ders bittiğinde koridor yine karışmıştı.

İnsanlar itiraf sayfasını konuşuyordu.

Derya heyecanla yürüyordu yanımda.

“Deniz düşünsene ya! Basket takımından biriymiş.”

“Belki de şaka,” dedim.

“Yok yok kesin gerçek.”

Tam o sırada biri önümde durdu.

Emir.

Derin bir nefes aldım.

“Ne var?” dedim.

Yüzü gergindi.

“Bu sayfayı sen mi açtın?”

Şaşkınlıkla ona baktım.

“Ciddi misin sen?”

“Bütün paylaşımlar benimle ilgili.”

Sinirlenmeye başladım.

“Benim hayatımda başka iş yok mu?”

Emir bir şey söyleyecekti ama arkamdan bir ses geldi.

“Yolu kapatıyorsun.”

Rüzgar.

Emir yavaşça ona döndü.

İkisi birkaç saniye boyunca birbirine baktı.

Hava bir anda gerilmişti.

Derya kolumu çekti.

“Deniz… bence gidelim.”

Ama ben hareket edemedim.

Çünkü Rüzgar’ın gözleri Emir’den ayrılmıyordu.

Sonunda Emir alaycı bir şekilde gülümsedi.

“Demek basket kaptanı da buradaymış.”

Rüzgar omuz silkti.

“Koridor herkesin.”

Emir bir adım yaklaştı.

“Sayfa hakkında bir şey biliyor musun?”

Rüzgar’ın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

“Hayır.”

Sonra ekledi:

“Ama okumak eğlenceli.”

Emir’in çenesi sıkıldı.

Ben ise ikisinin arasında kalan havayı hissedebiliyordum.

Bir şey olacaktı.

Ama o sırada Derya beni çekti.

“Deniz hadi.”

Koridordan uzaklaşırken içimde garip bir his vardı.

Bir yanda Emir’in yarattığı geçmiş…

Diğer yanda Rüzgar’ın anlaşılmayan bakışları.

Ve tam o anda telefonum titreşti.

Yeni bir itiraf gelmişti.

Telefonu açtım.

Ekrandaki yazıyı okuyunca adımlarım durdu.

“Bazen en sessiz kız, birinin kalbinde en büyük fırtınayı koparır.”

Derya merakla baktı.

“Ne yazıyor?”

Telefonu kapattım.

“Hiç,” dedim.

Ama içimde bir düşünce vardı.

Bu sayfayı kim yönetiyorsa…

Sanki beni tanıyordu.

Ama içimde bir düşünce vardı.

Bu sayfayı kim yönetiyorsa…

Sanki beni tanıyordu.

Telefonu cebime koydum ama aklım hâlâ o cümledeydi. Derya yanımda yürüyordu, bir şeyler anlatıyordu ama söylediklerini tam olarak duyamıyordum.

Koridorda ilerlerken herkesin hâlâ telefonuna baktığını fark ettim. Belli ki yeni itiraflar gelmeye devam ediyordu.

“Deniz!” dedi Derya aniden.

“Ne oldu?”

“Yeni bir tane daha gelmiş.”

Telefonunu bana uzattı. İstemeden ekrana baktım.

“Bazı insanlar güçlü görünür ama aslında kalbini kıran kişiyi unutamaz.”

Kaşlarımı çattım.

“Bu saçmalık artık,” dedim.

“Bence de,” dedi Derya. “Ama herkes bunu konuşuyor.”

Tam o sırada sınıfın kapısına yaklaşıyorduk ki arkamdan bir ses duyuldu.

“Deniz.”

Sesin kime ait olduğunu anlamak için dönmeme bile gerek yoktu.

Emir.

Derin bir nefes aldım ve yavaşça arkamı döndüm.

“Ne var?”

Emir birkaç saniye bana baktı. Sanki söylemek istediği çok şey vardı ama kelimeleri bulamıyordu.

“Konuşabilir miyiz?” dedi sonunda.

Derya hemen araya girdi.

“Deniz’in seninle konuşacak bir şeyi yok.”

Emir ona kısa bir bakış attı ama gözlerini tekrar bana çevirdi.

“Lütfen.”

Bir an düşündüm.

Sonra başımı iki yana salladım.

“Hayır.”

Bunu söyledikten sonra arkamı dönüp sınıfa girmek üzereydim ki bir hareket dikkatimi çekti.

Koridorun biraz ilerisinde biri duvara yaslanmış bizi izliyordu.

Rüzgar.

Kollarını göğsünde bağlamıştı. Yüzünde sakin bir ifade vardı ama gözleri dikkatle bizi izliyordu.

Emir de onu fark etmişti.

“Basket kaptanı da burada,” dedi alaycı bir gülümsemeyle.

Rüzgar omuz silkti.

“Koridor herkese açık.”

İkisi birkaç saniye birbirine baktı. Hava bir anda ağırlaşmıştı.

Sonra Rüzgar gözlerini bana çevirdi.

“Ders başlamak üzere,” dedi sakin bir sesle.

Bu cümle basitti ama Emir’in hoşuna gitmediği belliydi.

“Sen karışma,” dedi Emir.

Rüzgar bu sefer hafifçe gülümsedi.

“Karışmıyorum.”

Bir saniye durduktan sonra ekledi:

“Zaten bazı şeyler kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

Emir bir şey söylemek üzereydi ama zil çaldı.

Koridor bir anda hareketlendi. Öğrenciler sınıflarına girmeye başladı.

Ben de daha fazla tartışma çıkmadan sınıfa girdim.

Ama içimdeki huzursuzluk geçmemişti.

Derse odaklanmaya çalıştım ama aklım sürekli telefondaydı.

Tenefüs olur olmaz telefonu elime aldım.

İtiraf sayfasında yeni bir paylaşım daha vardı.

Ekranı kaydırdım.

Ve o cümleyi gördüm.

“Bazen bir insanın kalbini kıran kişi geçmişte kalır… ama onu korumaya çalışan kişi hep yanında olur.”

Kalbim hızlandı.

Neden bilmiyorum ama bu cümleyi okuyunca aklıma tek bir kişi geldi.

Rüzgar.

Başımı kaldırdım.

Sınıfın arkasında Arda’yla konuşuyordu.

Bir an başını kaldırdı.

Göz göze geldik.

Sanki beni yakalamış gibi kısa bir gülümseme belirdi yüzünde.

Hemen gözlerimi kaçırdım.

Ama içimdeki düşünceyi susturamıyordum.

Ya bu sayfayı yöneten kişi gerçekten…

Rüzgar’sa?

Sizce deniz sayfayı yöneten kişiyi bulabilecek mi ???