6. bölüm · GÖRÜNMEYENLER 1:GECENİN GÖLGESİ
6.BÖLÜM:MERHAMETLİ SUİKASTÇİ
Aşırı yorgundum fakat gece olmuştu ve gecenin gölgesinin mesaisi başlamıştı. Elna erkenden uyumuştu ve bu yüzden oldukça rahattım. Yine de her ihtimale karşı iki saat bekledim ki tüm varisler uyusun ve bende işimi rahatça yapayım. Bu defa suikastçi kıyafetlerim yerine oldukça rahat bir eşofman takımı tercih ettim. Altımda siyah, oldukça bol bir eşofman ve üstümde ise siyah oldukça dar bir body vardı. Bu gece gece ile bütünleşmem gerekecekti. Uzun bir gece olacaktı. Hava çok soğuk olduğu için üstüme siyah bir hırka aldım. Son kez Elna'yı kontrol edip camı açtım. Tek ayağımın üstüne basamıyordum ve bu yüzden işim zorlaşacaktı. Bacaklarımı camdan aşağı sarkıtıp pencerenin açık olan tarafını dışarıya doğru çevirip çevik bir hareketle ters döndüm. Şans olacak ki tam ben ters döndüğümde şiddetli bir yağmur başladı. Odanın içine su girmemesi için hızlı davranmam gerekiyordu. Aceleyle camın üstüne zıpladığımda burkulan bileğimin üstüne sertçe bastım. Ayağım o kadar acıyor du ki dengemi kaybettim ve tam aşağı doğru düşecekken pencerenin pervazına tutundum. Yağmur yüzünden pervaz sırılsıklam olmuştu ve buraya tutunarak maksimum yirmi saniye düşmeden durabilirdim. Vakit kaybetmeden tekrar pencerenin pervazın çıkıp camı kapattım. Eğer cam biraz daha açık kalsaydı Elna üşüyerek uyanacaktı ve bu benim sonum olurdu. Hızlıca kulenin çatısına tırmandım ve ana binanın çatısına atladım. Profesörün kulesi ana binanın içindeydi ve o bölgeye giriş yasaktı. Bir süre içeriye nasıl gireceğimi düşündüm. Tam bir dahi olduğum için suikastçi yeteneklerimle camlardan birini hançerimi kullanarak dıştan açacaktım. Hızlıca bana en yakın olan camın pervazına atlayıp hançerimi çıkardım. Bir kaç hareketle camı kolayca açmıştım. Burası gerçekten korunmayan bir yerdi. Pek düşünmeden içeriye girdim ve tahmin ettiğim gibi içeride kimse yoktu. Burası büyük ihtimalle dans odasıydı. Hemen kapıdan çıkıp tamamen gölgelere ve karanlığın içine karıştım. Hızlıca etrafımı gözetleyip kimsenin olmadığından emin olduktan sonra Umai'nin alanına doğru koştum. Sabırsız davranıyordum çünkü Elna'nın susaması bile Astra krallığını varissiz bırakabilirdi. Tamamen ıslaktım ve bu yüzden normalin iki katı üşüyordum. Düşünmemeye çalıştım çünkü düşünseydim delirecektim. Çok geçmeden Profesör bozuntusunun alanına geldim. Tahmin ettiğim gibi burayı gece bile boş bırakmamıştı. Vay piç vay. Hemen cebime sakladığım iğneyi çıkardım ve en yakınımdaki korumanın boynuna sapladım. Ölmedi ama bayıldı-ki - şimdilik kimseyi öldüremezdim. Arkamda iz bırakamazdım. Hiç vakit kaybetmeden diğer adamı da aynı yöntemle bayıltıp ilerlemeye devam ettim. Ayağım o kadar acıyor du ki bir süre daha yürüyebileceğimden emin değildim fakat karşımda upuzun bir merdiven vardı. Şansımı sikeyim. Merdivenleri çıkarken Umai 'ye odaklanmaya çalıştım ki bileğimin acısını hissermeyeyim. Fakat ne yazık ki işe yaramadı ve merdivenlerin ortasına geldiğimde yere çöktüm. Bacağım o kadar ağrıyor du ki ayakta duracak mecalim yoktu. Devam etmek zorundaydım. Gerçekten yorulduğunu düşündüğünde henüz yolun yarısına gelmişsindir. Bu benim motivasyon verirken kullandığım meşhur sözümdü ve şimdi devam etmem gerekiyordu . Duvardan destek alarak ayağa kalktım ve aşırı hızlı bir şekilde merdivenleri çıkıp Umai'nin odasının olduğu kata geldim. Yere uzandım. Acı katlanılmaz haldeydi. Devam etmem gerekiyordu ve ettim de. Yerde sürünmeye başladım. Sürünerek Umai'nin odasının önüne geldiğimde duyduğum horlama sesiyle durdum. Kapıda yaşlı bir kadın uyuyor du. Saçları beyazlamıştı elleri ise nasır tutmuştu. Ona kıyamazdım. Ben sadece suçlulara dokunurdum . Bu kadına kıyamazdım. Boynuna batırmak için iğneyi çıkardığımda duraksadım. İğneyi batırınca canı yanar mıydı? Hisseder, korkar mıydı? Ya onu bekleyen çocukları, torunları varsa. Tam vazgeçecekken içimdeki karanlık konuştu.
"Kimseyi umursama. Umursarsan, kaybedersin. Kaybedersen Astra halkında ki masumlar da senin yüzünden araya kaynar. Umursama. Karşına çıkanı yok et!" Haklıydı olan halkıma ve babama olacak tı.
"Bir masumun ölmesi mi, binlerce masumun ölmesi mi?" Bu sefer gecenin gölgesi konuştu. Tabii ki de bir masumun ölmeseydi. Biraz daha düşünmedim. Eğer düşünseydim vazgeçerdim. Hemen iğneyi kadının boynuna saplayıp ayağa kalktım. Odanın kapısı kilitliydi fakat bu bana engel olamazdı . Hemen saçımdaki tel tokayı çıkarıp kilide soktum ve iki kez çevirmemle kapı açıldı. Sembol odanın ortasında duruyordu . Bu sembolü Astra soyluları bile binlerce yıl uğraşıp anca çözerdi. Hemen cebimdeki yıldız tozunu çıkarıp sembolün üstüne döktüm. Artık sembolü istediğim yerde seyredebilirdim. Hızlıca parmağımı şaklatmamla tozlar geri şişenin içine girdi. Hemen kapıyı kapatıp masadaki anahtarla iki kez kitledim ve camı açıp binadan çıktım.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
_____ZANE VESPER_______
Bu gece çok önemliydi. Bu gece Daphne ona verdiğimiz ilk görevi yapacaktı lakin bir sıkıntısı vardı. Öğlen buluşmaya gelirken bileğini burkmuştu ve en son üstüne basamıyordu. Bu okulda pansuman malzemesi bulamazdı ve bu yüzden ona yardım etmem gerekiyordu. Saat geç olmuştu ve tüm varisler yatalı elli beş dakika oluyordu. Artık çıkması gerekiyordu. Umarım Elna sıkıntı çıkarmazdı. Draywen 'nın odasına gitmek üzere koridora çıkmışken Draywen ile karşılaştım .
"G.G'sini gözetleme vakti geldi " Demesiyle onunla beraber odama geri döndük. Hızlıca çekmeceyi açtım ve profesörden çaldığım görünmezlik iksirlerinden birini ona verdim ve birini de kendime aldım. Aynı anda içmeye başladık. Şişelerin sonuna geldiğimiz de tam Daphne"nin odasına bedenleyecekken duraksadım. Beni durmamla Draywen da durdu. Bedenleyemiyordum. Draywen 'ı bir tek ben görebilirdim. Beni de tek Draywen görebilirdi. Hemen kapıyı açıp merdivenlerden inip ana bina ya gittik . Prenseslerin kulesine en yakın çıkışa doğru koşarken ikimiz de aynı anda durduk. Biri vardı. Havayı solumamla aldığım gece kokusu bana o kişinin kim olduğunu anlamamda yardımcı oldu. Daphne'ydi. Hemen başımı kokunun geldiği yöne çevirdiğimde sırılsıklam olmuş Daphne'yi gördüm. Ayağının üstüne basamıyordu. Hemen cebinden minik bir iğne çıkarıp Umai'nin bekçilerinin boynuna saplayarak onları bayılttı. Daphne hiç durmadan ilerledi ve Draywen 'da peşinden gitti. Yaptığımız anlaşmaya göre Draywen Daphne 'yi gözetleyecek , ben ise odada bir sonraki buluşmayı ayarlayacaktım. Fakat bu defa anlaşmaya uymayacaktım. Hemen neredeyse kimsenin yerini bilmediği revire gidip şifalı büyülerle kutsanmış bir sargı bezi alıp Daphne'nin odasına gittim. Odaya girdiğimde hemen masaya geçip bir not kağıdı ve kalem alarak Daphne 'ye bir not yazarak sargı bezinin üstüne yapıştırıp sargı bezini yatağının üstüne ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆ ______DAPHNE ASTRA_____ Odaya vardığımda hemen üstümü değiştirip kıyafetlerimi kurumaları için duşakabine astım. Hemen ardından saçımı ısıtılmış demirlerle kuruttum. Gerçekten çok üşüyodum ve artık tek bacağımın üstüne basamıyordum. Bacağım mahvolmuştu. Hemen banyodan çıkıp kendimi yatağa attım. Sırtımda bir sertlik hissettim. Hemen yatakta doğrulup yattığım yere baktığımda küçük bir notla beraber sargı bezi gördüm. Bu sargı bezi şifalıydı. Notu okumak için hemen elime aldım ve okumaya başladım.
------------------------------------
*Havada kelebek gibi süzül ama sert iniş yapma VARİS Daphne* ~gölgenin varisi
---------------------------------------
Notta tam olarak bunlar yazıyordu. Ne yapmaya çalışıyor du bu iblis. Ya dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu ya da beni riske atmak istemiyordu. Kesinlikle birinci ihtimaldi. Kağıdın arkasında bir şey yazıyor mu diye baktım ve elbette yazıyordu.
----------------------------------- *Bir sonraki buluşma hakkında bilgiler; * *Buluşma yeri: geçenki ile aynı* *Buluşma saati: gece yarısı*
------------------------ ------------Bu iblis cidden kafayı sıyırmıştı. Bir kere onlara bir şey demedim diye iyice beni köleleri haline getirmişlerdi. Normalde olsa hesap sormaya giderdim fakat aşırı yorgundum ve bacağım çok acıyor du . Hemen sargı bezini açıp burkulan bileğimi sardım ve hemen yorganı kafama kadar çekip uyuma çalıştım. Çok açtım ve götüm donuyordu fakat üşengeçliğim ağır bastığında dolayı uykuya teslim oldum. ☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Gecenin bir yarısında uyandım. Etraf hala karanlıktı . Çok açtım ve karnım deli gibi gurulduyordu. Hem üşüyordum hem de terliyordum. Bileğim önceki haline kıyasla daha iyidi fakat pekte değişen bir şey yoktu. Arkamda ise bir kaç fısıltı vardı. ARKAMDA BİRİLERİ VARDI. Yaşadığım aydınlanma ile hemen elim yastığımın altındaki hançerime gitti ve yavaşça yan döndüm. Gözlerim kapalıydı ve sadece odamdakilerin kim olduğunu anlamak için dönmüştüm. Anladığım tek şey onların erkek olduğu ve bu sesleri daha önce duyduğumdu. Beynim durmuştu ve hiç birşey algılayamıyordum. Gözlerimi hafifçe araladım ve iki tanıdık prens gördüm. İsimleri aklıma gelmiyordu. Biri gölgenin varisine benziyor du diğeri ise baş harfi D olan sessiz prense benziyordu. Benzemiyorlardı onlardı. Tam gözlerimi açacakken odanın içinde gölgeler belirledi iki prens hemen Elna'nın üstüne koruyucu bir kalkan örtüp beni korumak için önüme geçtiler. Tam yerimde doğrulacakken gölgelerin içinden bir gölge bana isabet etti ve ben neler olduğunu anlamadan bilincimi kaybettim.
-----DRAYWEN KYROS----- Gecenin bir yarısında Zane ile birlikte Daphne'nin odasında toplantı yapıyorduk. Daphne'nin bu geceki performansı hakkında tartışıyorduk . Benim fikrimce ortalama bir performanstı. Fakat bir suikastçiye yakışmayacak kadar merhametliydi. Merhametli suikastçi. Tam Daphne uyandı mı diye bakacakken odaya İmparatorun ajanları geldi ,hemen Elna'nın üzerine koruyucu bir kalkan çekip Zane ile beraber Daphne'nin önüne geçtik . Zane ile beraber tam gölgeleri püskürtecek bir hamle yapacakken gölgelerden biri Daphne'ye geldi. Daphne bilincini kaybetti
☆ ☆ ☆ ☆
